Bilişim Dolandırıcılığına Yargıtay’dan Önemli Karar
1. Giriş ve Olayın Özeti
Türkiye’nin hukuk gündemini yakından ilgilendiren önemli bir Yargıtay kararı, banka hesaplarının bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçlarında kullanılması ve iştirak sorumluluğu konularında dikkat çekici tespitler içermektedir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2023/185 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararı, uluslararası bir şirketin uğradığı nitelikli dolandırıcılık vakasını ele almıştır. Olayda, Singapur merkezli bir şirketin finansal sorumlusu, şirket CEO’su izlenimi veren kişi veya kişilerin gönderdiği sahte e-postalarla yönlendirilerek, sanığın banka hesabına 126.774 Dolar transfer etmiştir. Sanık ise savunmasında, Nijeryalı bir arkadaşının talebi üzerine döviz hesabı açtırdığını, bu hesaba gelen paraları çekip arkadaşına verdiğini ve karşılığında komisyon aldığını belirtmiştir. Sanık, arkadaşının kimlik ve adres bilgilerini bilmediğini, kendisinin de mağdur edildiğini iddia etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi olan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen “bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan 6 yıl 3 ay hapis ve 1.500.000,00 TL adli para cezasına çarptırmıştır. Sanık müdafiinin istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir.
2. Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, dosya üzerinde yaptığı incelemede, sanık müdafiinin temyiz sebeplerini değerlendirmiştir. Sanık müdafiinin, sanık açısından dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, suç kastının bulunmadığı, olayın gerçek faili hakkında araştırma yapılmadığı gibi iddiaları temyiz sebepleri olarak sunulmuştur.
Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararlarını değerlendirirken, sanığın savunmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği sonucuna varmıştır. Özellikle, bu kadar yüklü miktarda bir havalenin geleceği bir banka hesabının, kimlik ve adres bilgileri dahi bilinmeyen bir kişiye kullandırılması ve karşılığında komisyon alınması hususları, sanığın dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğini ortaya koymuştur. Mahkemeler, sanığın hesabını kullandırarak dolandırıcılık suçunun işlenmesini kolaylaştırdığını ve eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen “bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçuna uyduğunu kabul etmiştir. Sanığın “komisyon aldığını” ifade etmesi, suçlamayı tevil yollu ikrar olarak değerlendirilmiştir.
Yargıtay, dosya kapsamındaki banka hesap ekstreleri, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen inceleme raporu ve sanığın savunmaları doğrultusunda, atılı suçun sübuta erdiğini belirtmiştir. Sanık müdafiinin eksik soruşturma ve tanık dinlenmesi talepleri, sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle; el konulan cep telefonuna ilişkin incelemelerin tamamlanarak iade edildiği ve diğer iddiaların temyiz incelemesine konu dosya ile bağlantılı olmadığı gerekçeleriyle reddedilmiştir.
Sonuç olarak, Yargıtay 11. Ceza Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararında hukuka aykırılık görmemiş ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün oy birliğiyle onanmasına karar vermiştir.
3. Yorum
Bu Yargıtay kararı, bilişim sistemleri ve bankacılık araçlarının kullanıldığı dolandırıcılık suçlarında, kişilerin kendi banka hesaplarını dahi “kötü niyetli” üçüncü kişilere kullandırmasının ağır hukuki sonuçlar doğurabileceğini açıkça göstermektedir. Karar, dolandırıcılık suçunda doğrudan fail olmasalar bile, suça iştirak eden veya suçu kolaylaştıran kişilerin de ciddi cezalarla karşı karşıya kalacağını vurgulamaktadır. Özellikle, şüpheli görünen para transferi taleplerinde veya tanımadığınız kişilere banka hesabı kullandırma durumlarında azami dikkat ve özen gösterilmesi gerektiği bir kez daha teyit edilmiştir. “Bilgisizlik” veya “kandırılma” savunmaları, hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunda ve eyleme kasıtlı iştirak belirtileri taşıdığında mahkemelerce itibar görmemektedir. Bu karar, hem bireyler hem de kurumlar için finansal işlemlerde şeffaflık ve güvenliğin önemini bir kez daha hatırlatmıştır.
Karar Künyesi
- Mahkeme: T.C. Yargıtay 11. Ceza Dairesi
- Esas Numarası: 2023/185
- Karar Numarası: 2023/367
- Karar Tarihi: 06.02.2023
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin, uluslararası sahte e-posta (CEO dolandırıcılığı) yönteminde banka ve döviz hesaplarını kullandıran hesap sahiplerinin cezai sorumluluğuna, komisyon alma savunmalarının hukuki niteliğine ve onama kriterlerine ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:
-
Banka hesabını tanınmayan bir kişiye kullandırıp komisyon almak dolandırıcılık suçuna iştirak sayılır mı?
Evet, sayılır. Yargıtay’ın emsal kararına göre, kimlik ve adres bilgileri dahi bilinmeyen yabancı uyruklu bir şahsın talebiyle döviz hesabı açılması, hesaba gelen yüklü paranın çekilerek teslim edilmesi ve karşılığında komisyon alınması hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanığın komisyon aldığını beyan etmesi suçu ‘tevil yollu ikrar’ kabul edilir ve eylemi kolaylaştırarak suça kasten iştirak ettiğini kanıtlar.
-
Emsal davaya konu olan uluslararası nitelikli dolandırıcılık vakası nasıl gerçekleştirilmiştir?
Olayda, Singapur merkezli uluslararası bir şirketin finansal sorumlusu hedef alınmıştır. Şirket CEO’sunun kimliği taklit edilerek gönderilen sahte e-postalar (CEO fraud) vasıtasıyla finans sorumlusu yanıltılmış ve hileli yönlendirmeler sonucunda sanığın Türkiye’deki banka hesabına tam 126.774 Dolar transfer edilmiştir.
-
Bu nitelikli bilişim ve banka dolandırıcılığı suçundan sanığa ne kadar ceza verilmiştir?
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın eylemini TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen ‘bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık’ suçu kapsamında sabit görmüştür. Bu doğrultuda sanık hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası ve 1.500.000,00 TL adli para cezası tesis edilmiştir.
-
Sanık müdafiinin eksik soruşturma yürütüldüğü ve tanık dinlenmesi gerektiği yönündeki temyiz itirazları neden reddedilmiştir?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, sanığın suç ortaklığını ortaya koyan banka hesap ekstreleri ile Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün dijital inceleme raporlarının suçun sübutu için yeterli olduğunu belirtmiştir. Sanık vekilinin ek tanık dinletme taleplerinin esasa veya sonuca etki etmeyeceği, el konulan cep telefonunun da incelenip iade edildiği saptandığından bu itirazlar yerinde görülmemiştir.
-
Hesap sahibine verilen ağır ceza hükmünü kesinleştiren Yargıtay kararının künye bilgileri nelerdir?
İstanbul BAM 21. Ceza Dairesi’nin istinaf ret kararının ardından son temyiz denetimini gerçekleştiren T.C. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, yerel mahkeme kararını 06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle onamıştır. Bu emsal karar, yargı kayıtlarına 2023/185 Esas ve 2023/367 Karar sayıları ile geçmiştir.

