Finansal Kiralama (Leasing) veya Faktoring Sözleşmesinden Doğan Davalar Hangi Mahkemede Açılır?
Ticari hayatın amansız rekabet koşulları ve sürekli değişen ekonomik dinamikleri içerisinde, şirketlerin ayakta kalabilmesi ve büyüyebilmesi için kesintisiz bir nakit akışına ve modern üretim araçlarına ihtiyacı vardır. İşletmeler, yüksek maliyetli makine, ekipman veya gayrimenkul yatırımlarını peşin sermaye ile yapmak yerine “Finansal Kiralama (Leasing)” yöntemini tercih ederken; vadeli satışlardan doğan alacaklarını hızla nakde çevirmek ve tahsilat riskini bertaraf etmek için ise “Faktoring” şirketlerinin kapısını çalmaktadır. Ancak, bu son derece karmaşık finansal sözleşmeler, taraflar arasında çıkan en ufak bir ödeme krizinde veya sözleşmeye aykırılık durumunda, şirketlerin tüm mal varlığını ve ticari sicilini tehdit eden devasa hukuki savaşlara dönüşebilmektedir.
Sözleşmelerin feshedilmesi, ödenmeyen kiralama bedelleri, temlik edilen faturaların sahte çıkması veya el konulan iş makineleri gibi kriz anlarında şirket yöneticilerinin aklına gelen ilk soru şudur: “Haklarımızı korumak için hangi mahkemeye başvurmalıyız?” Hukuk sistemimizde görev ve yetki kuralları “kamu düzeninden” sayılır. Milyonlarca liralık bir leasing veya faktoring davasını yanlış mahkemede açmak, davanızın aylar sonra usulden reddedilmesine, telafisi imkansız zaman kayıplarına ve karşı tarafa ağır vekalet ücretleri ödemenize neden olur. Türkyılmaz Hukuk Bürosu’na ticari uyuşmazlıklar departmanı olarak en sık yöneltilen bu hayati konuyu; görevli ve yetkili mahkeme kurallarından sözleşmelerin fesih şartlarına, ispat yükümlülüklerinden Yargıtay’ın tavizsiz emsal kararlarına kadar 2026 yılı güncel mevzuatı ışığında tüm detaylarıyla ve derinlemesine inceliyoruz.
Finansal Kiralama (Leasing) Sözleşmelerinin Hukuki Anatomisi
Finansal kiralama (Leasing) davalarının hangi mahkemede görüleceğini belirlemeden önce, bu sözleşmelerin hukuki niteliğini doğru anlamak gerekir. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında düzenlenen leasing sözleşmeleri, klasik bir kira sözleşmesinden çok daha karmaşık, üç taraflı bir hukuki ilişkidir.
Bu ilişkinin tarafları; satıcı, finansör (kiralayan şirket) ve alıcı (kiracı şirket) olarak üçe ayrılır. Finansal kiralama sözleşmesi ile finansör (leasing şirketi), alıcının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden (satıcıdan) satın aldığı veya temin ettiği malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere belli bir süre ve kira bedeli karşılığında kiracıya bırakmayı üstlenir. Taşınır ve taşınmaz her türlü mal (iş makineleri, tıbbi cihazlar, fabrikalar, uçaklar, gemiler vb.) bu sözleşmeye konu olabilir.
Leasing Sözleşmesinin Geçerlilik ve Tescil Şartları
Kanun koyucu, bu yüksek maliyetli sözleşmelerin geçerliliğini çok sıkı şekil şartlarına bağlamıştır:
- Resmi Şekil Şartı: Finansal kiralama sözleşmesi mutlaka noterde resmi şekilde yapılmalıdır. Resmi şekilde yapılmayan sözleşmeler hukuken geçersizdir (batıldır).
- Sicile Tescil Zorunluluğu: Sözleşmeye konu olan malın türüne göre farklı sicillere tescil zorunluluğu vardır. Taşınır mallara ait sözleşmeler kiracının ikametgahındaki özel sicile, taşınmazlara ait sözleşmeler taşınmazın bulunduğu yerdeki tapu siciline, gemilere ait sözleşmeler gemi ve ticaret siciline tescil olunur (Uçaklar da hukuken taşınır mal statüsünde değerlendirilir).
- Mülkiyet ve Zilyetlik: Kural olarak malın mülkiyeti finansör şirkette (kiralayanda) kalır. Kiracı, zilyetliğini (kullanım hakkını) kesinlikle üçüncü kişilere devredemez.
- Ayıplı Mal Durumu: Sözleşmeye konu maldaki ayıptan (arızadan) finansör değil, satıcı sorumludur. Finansör açıkça izin vermedikçe kiracı, doğrudan satıcıya karşı dava açamaz (Uygulamada sözleşmelere bu izni veren özel maddeler eklenmektedir).
Sözleşmenin Feshi ve İhtar Süreleri (Kritik Aşamalar)
Kiracının kira bedellerini ödemede temerrüde düşmesi halinde, kiralayanın sözleşmeyi hemen feshetme hakkı yoktur. Kanun, kiracıya nefes aldıracak kesin ihtar süreleri öngörmüştür:
- Sözleşme sonunda mülkiyetin kiracıya devri kararlaştırılmamışsa, noterden çekilecek fesih ihtarı ile kiracıya borcu ödemesi için 30 günlük süre verilir.
- Sözleşmede mülkiyetin kiracıya devri kararlaştırılmışsa, bu süre 60 güne çıkar. Eğer kiracı bu süreler içinde borcunu ödemezse, finansör sözleşmeyi tek taraflı feshederek malın iadesini talep hakkı kazanır.
Faktoring Sözleşmelerinin Hukuki Anatomisi
Bir diğer önemli finansal enstrüman olan Faktoring, işletmelerin vadeli satışlarından doğan alacaklarını nakde dönüştürmek için kullandığı bir yöntemdir. Yine 6361 sayılı Kanun ile düzenlenen faktoring sözleşmesi; her türlü yurt içi veya yurt dışı mal ve hizmet satışlarından doğan fatura veya fatura yerine geçen belgelere dayalı, henüz tahsil edilmemiş vadeli alacakların faktoring şirketine “temlik edilmesi” (devredilmesi) esasına dayanır.
Faktoring Davalarında “Gerçek Satış” Kuralı
Faktoring şirketlerinin açtığı davalarda en çok karşılaşılan savunma ve mahkemelerin incelediği en temel unsur “Gerçek bir mal veya hizmet satışının varlığıdır”.
- Faktoring şirketleri, gerçek bir ticari satışa dayanmayan (hayali) alacakları temlik alamazlar.
- Gerçek bir mal ve hizmet satışına dayalı olmayan alacaklar için verilen “Hatır Senetleri” veya kambiyo senetleri faktoring şirketine devredilemez.
- Eğer devredilmişse, faktoring şirketi ticari hayatta “İyi niyetli üçüncü kişi” korumasından yararlanamaz. Mahkemede faktoring şirketinin, alacağın dayanağı olan faturaları, sevk irsaliyelerini ve teslim fişlerini sunarak “temel hukuki ilişkiyi” ispatlaması yasal bir zorunluluktur.
Görevli Mahkeme: Leasing ve Faktoring Davalarında Nereye Başvurulur?
İster finansal kiralama sözleşmesinin feshinden ve malın iadesinden doğan bir dava olsun, ister faktoring şirketinin devraldığı alacağı tahsil etmek için açtığı bir dava olsun; her iki sözleşme türü de doğrudan ticari işletmeleri ilgilendiren ve özel kanunla (6361 sayılı Kanun) düzenlenen mutlak ticari işlemlerdir.
Bu nedenle, finansal kiralama ve faktoring sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda görevli mahkeme kesin olarak Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Ticaret mahkemelerinin uzmanlık gerektiren yapısı, ticari defterlerin incelenmesi ve finansal hesaplamaların yapılması için özel olarak kurgulanmıştır. Bu davaların Ticaret Hukuku kuralları çerçevesinde nasıl yürütüldüğü hakkında daha detaylı bilgilere ilgili sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
- Eğer davanın açılacağı il veya ilçede müstakil bir Asliye Ticaret Mahkemesi kurulu değilse, bu durumda davaya Asliye Hukuk Mahkemeleri, “Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla” bakmakla görevlidir.
- Dava yanlışlıkla Asliye Hukuk veya Tüketici Mahkemelerinde açılırsa, mahkeme davanın esasına girmeden “Görevsizlik” kararı vererek davayı usulden reddeder. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve hakkaniyet gereği hakimin bunu re’sen (kendiliğinden) dikkate alması zorunludur.
Yetkili Mahkeme: Dava Hangi Şehirde Açılmalıdır?
Görevli mahkemenin (Asliye Ticaret) tespit edilmesinden sonra, davanın coğrafi olarak hangi il veya ilçe adliyesinde açılacağı “Yetki” kurallarına tabidir. Leasing ve Faktoring davalarında yetkili mahkemeler bazı ince farklılıklar gösterir:
Finansal Kiralama (Leasing) Davalarında Yetkili Mahkeme
Leasing uyuşmazlıklarında (malın iadesi, sözleşmenin feshi, kiralama bedellerinin tahsili) yetkili mahkemeler şunlardır:
- Davalının İkametgahı Mahkemesi: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) genel yetki kuralı gereğince, davalı konumundaki şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
- Sözleşme ile Belirlenen Yer Mahkemesi: Her iki tarafın da tacir olması koşuluyla, finansal kiralama sözleşmesinin “Yetkili Mahkeme” başlıklı maddesinde özel olarak belirlenen yer (Örn: “İstanbul Çağlayan Mahkemeleri yetkilidir”) Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkilidir. Ancak, somut uyuşmazlıkta yetki hususunun, mahkemece HMK m. 17 kapsamında “kesin yetki” kurallarını ihlal etmeyecek şekilde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Faktoring Sözleşmesinden Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme
Faktoring davaları, temelinde bir “alacağın devri” ve tahsilatı barındırdığından, yetki alanı biraz daha geniştir:
- Davalının İkametgahı Mahkemesi: Borçlu şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
- Sözleşme ile Belirlenen Yer Mahkemesi: Taraflar arasındaki faktoring sözleşmesinde veya alacağın dayanağı olan temel ticari sözleşmede belirlenen yetkili mahkemeler.
- Alacaklının İkametgahı Mahkemesi (Özel Durum): Faktoring davalarının konusu kural olarak bir “para alacağı” olduğu için, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 89 uyarınca para borçları “götürülecek borç” statüsündedir. Bu nedenle, alacaklı konumundaki faktoring şirketinin kendi merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde de dava açma hakkı yasal olarak mevcuttur.
Leasing ve Faktoring Bağlamında İcra Hukuku ve Dava Türleri
Uygulamada, bu sözleşmelerden doğan hukuki süreçler genellikle doğrudan dava açarak değil, bir icra takibi başlatarak ilerler. Ödenmeyen leasing taksitleri veya tahsil edilemeyen faktoring alacakları için şirketler İcra Hukuku yollarına başvurarak “İlamsız İcra Takibi” başlatırlar.
Borçlu şirket bu icra takibine 7 gün içinde itiraz ederse takip durur. Duran takibi devam ettirmek ve haciz aşamasına geçebilmek için finans kurumu veya leasing şirketi tarafından Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davalara İtirazın İptali Davası denir. Aksine bir senaryoda, haksız bir takibe maruz kalan borçlu şirketin, icra takibi öncesinde veya sonrasında borçlu olmadığının tespiti amacıyla açtığı dava Menfi Tespit Davası; haciz baskısı altında ödediği parayı geri almak için 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açtığı dava ise İstirdat (Geri Alım) Davasıdır.
Her üç dava türü de (İtirazın iptali, menfi tespit ve istirdat) ticari dava niteliğinde olup Yazılı Yargılama Usulüne tabidir. Dava açılırken alacak miktarı üzerinden nispi harç yatırılması zorunludur. Dahası, konusu bir miktar para olan bu ticari uyuşmazlıklarda mahkemeye gitmeden önce Zorunlu Arabuluculuk mekanizmasına başvurulması yasal bir dava şartıdır; arabulucuya gitmeden doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesine açılan davalar usulden reddedilir.
Yargıtay ve Emsal Karar Yaklaşımı
Yüksek Yargıtay, leasing ve faktoring davalarında son derece şekilci ve tavizsiz bir inceleme standartı benimsemiştir. Mahkemelerce sıklıkla yapılan ve Yargıtay tarafından “Bozma Nedeni” yapılan hususlar şunlardır:
- Leasing (Finansal Kiralama) İhtarlarında Katı Süreler: Yargıtay uygulamalarına göre; leasing şirketinin sözleşmeyi feshedip makineyi veya gayrimenkulü geri alabilmesi için, noterden gönderdiği fesih ihtarında (hesap kat ihtarı) kanunun emrettiği 30 günlük veya 60 günlük süreyi eksiksiz tanımış olması şarttır. İhtarların tebliğinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının kontrol edilmemesi, sürelere uyulmadan fesih ve malın iadesi kararı verilmesi kesin bir bozma nedenidir.
- Faktoring Davalarında Gerçek Alacak İspatı: Yargıtay, faktoring şirketlerinin ellerindeki kambiyo senedine (çeke/bonoya) dayanarak doğrudan “iyi niyetli üçüncü kişi” zırhının arkasına sığınmalarına izin vermemektedir. Eğer borçlu şirket, senedin hatır senedi olduğunu veya faturanın sahte (naylon) olduğunu iddia ederse; mahkemenin, faktoring şirketinden “Bu alacağın dayanağı olan gerçek mal ve hizmet satış faturalarını ve teslim belgelerini (sevk irsaliyesi vb.) dosyaya sun” demesi gerekir. Gerçek bir mal teslimine dayanmayan alacak temlikleri Yargıtay tarafından geçersiz kabul edilerek faktoring şirketinin davaları reddedilmektedir.
Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç
Finansal kiralama (leasing) ve faktoring sözleşmeleri, işletmelere hayati bir finansal can suyu sağlasa da, bu sözleşmelerden doğan ihtilaflar şirketin iflasına kadar gidebilecek ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Özellikle leasing ile alınan bir iş makinesinin haksız bir fesih ihtarıyla şirketin elinden alınması veya faktoring şirketinin naylon faturalar üzerinden başlattığı bir icra takibi nedeniyle banka hesaplarınıza bloke konulması, ticari hayatınızı saniyeler içinde felç edebilir.
Bu davalar, Asliye Ticaret Mahkemelerinde Yazılı Yargılama Usulü ile görülen, ticari defter incelemelerinin (bilirkişi incelemesinin) davanın kaderini belirlediği, zorunlu arabuluculuk şartlarına ve 30/60 günlük katı noter ihtarı sürelerine tabi olan yüksek donanım gerektiren hukuki süreçlerdir. Yargıtay içtihatlarının detaylı analiz edilmeden, görevli ve yetkili mahkeme tespiti yanlış yapılarak açılacak her dava, şirketinizin yüz binlerce lira mahkeme masrafı ve vekalet ücreti ödemesiyle sonuçlanacaktır.
Şirketinizin taraf olduğu finansal kiralama (leasing) veya faktoring uyuşmazlıklarında hakkınızı en güçlü şekilde savunmak, ticari varlıklarınızı korumak ve hukuki süreci doğru mahkemede sıfır hatayla başlatmak için vakit kaybetmeden İletişim sayfamız üzerinden uzman ticaret avukatı kadromuzla bağlantıya geçin; işletmenizin finansal güvencesini hukukun kalkanıyla koruyalım.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Leasing ve faktoring uyuşmazlıklarında hangi mahkemeye başvurulur?
Bu tür finansal sözleşmelerden doğan davalarda görevli mahkeme kesin olarak Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Eğer davanın açılacağı bölgede ticaret mahkemesi bulunmuyorsa, dava Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ticaret mahkemesi sıfatıyla açılmalıdır.
-
Finansal kiralama sözleşmesinin geçerli olması için noter şart mı?
Evet, leasing sözleşmelerinin hukuken geçerli sayılabilmesi için mutlaka noterde resmi şekilde yapılması gerekir. Resmi şekil şartına uyulmadan hazırlanan sözleşmeler geçersiz kabul edilir ve taşınır veya taşınmaz malın türüne göre ilgili sicillere tescil edilmesi zorunludur.
-
Borç ödenmediğinde leasing sözleşmesi hemen feshedilebilir mi?
Kiralayan şirket sözleşmeyi hemen feshedemez; borcun ödenmesi için noterden ihtar çekerek süre vermelidir. Mülkiyet devri öngörülmeyen sözleşmelerde 30 gün, mülkiyetin kiracıya geçeceği sözleşmelerde ise en az 60 günlük ihtar süresi tanınması yasal bir zorunluluktur.
-
Faktoring şirketleri her türlü faturayı tahsil edebilir mi?
Hayır, faktoring şirketleri sadece gerçek bir mal veya hizmet satışına dayanan faturalı alacakları temlik alabilir. Mahkeme sürecinde faktoring şirketinin sadece faturayı değil, sevk irsaliyesi ve teslim fişi gibi belgelerle gerçek bir ticaretin yapıldığını ispat etmesi gerekir.
-
Leasing veya faktoring davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Evet, konusu bir miktar para olan bu ticari uyuşmazlıklarda mahkemeye gitmeden önce zorunlu arabuluculuk mekanizmasına başvurulması yasal bir dava şartıdır. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan açılan davalar, mahkeme tarafından usulden reddedilmektedir.
-
Faktoring alacakları için dava hangi şehirde açılmalıdır?
Dava genel kural olarak borçlu şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Ayrıca para borçları götürülecek borç statüsünde olduğu için alacaklı faktoring şirketinin kendi merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemelerinde de dava açma hakkı bulunur.




