Polis Sizi Uyuşturucu Almaya mı İkna Etti? Deliliniz Geçersiz Olabilir
Uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla karşı karşıyaysanız ve polisle yaptığınız görüşmelerin nasıl gerçekleştiğini merak ediyorsanız, bu karar sizin için önemli. Kolluk görevlisi sizi arayıp uyuşturucu istediyse ve o an bu işe hazır değildiyseniz, elde edilen deliller hukuka aykırı sayılabilir ve mahkumiyet bozulabilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi işte tam da böyle bir olayda mahkumiyet kararını bozdu.
Gizli soruşturmacının sizi arayıp doğrudan madde talep etmesi, henüz suç hazırlığında değilseniz hukuka aykırı delil oluşturabilir ve savunmanızda kullanılabilir.
Olayın Özeti
Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi, bir sanığı uyuşturucu madde ticareti yapmaktan mahkum etmişti. Sanığın avukatının yaptığı istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesi tarafından reddedilmiş ve ilk karar onanmıştı. Sanık müdafii bu kez temyize başvurdu ve suçun unsurlarının oluşmadığını, eksik inceleme yapıldığını ve savunma hakkının kısıtlandığını öne sürdü.
Olayın perde arkasında şu vardı: Küçükçekmece’de uyuşturucu ticareti yapan kişileri tespit etmek için mahkeme kararıyla gizli soruşturmacı görevlendirilmişti. Ancak kolluk görevlileri, belirlenen bir GSM hattı üzerinden sanığı bizzat arayarak buluşma öncesinde “kanki ben bi 50’lik sana zahmet” diyerek uyuşturucu istemişti.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, CMK’nın 139. maddesinde düzenlenen gizli soruşturmacı görevlendirmesinin sınırlarını hatırlattı. Buna göre, kolluk görevlileri alıcı rolüne girip uyuşturucu talep edebilir, bu hukuka uygun bir delil elde etme yöntemidir. Ama burada kırmızı çizgi şudur: Görevli, kişiyi suça teşvik eden bir kışkırtıcı ajana dönüşemez. Yani sanığın iradesini etkileyip onu suça yönlendiremez.
Somut olayda kolluk görevlisinin telefonla arayıp doğrudan uyuşturucu talep etmesi, sanık henüz böyle bir eylem hazırlığında değilken gerçekleşmiş ve bu, sanığın iradesi üzerinde etkili olma olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay ayrıca, böyle durumlarda önce CMK 135. madde kapsamında iletişimin tespiti tedbiriyle delil toplanmaya çalışılması gerektiğini vurguladı. Sonuç olarak elde edilen delil hukuka aykırı bulundu ve hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamayacağı ilkesi gereği mahkumiyet kararı bozuldu.
CMK’nın 139. maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirme kararı en fazla üç ay için verilebilir; 135. maddedeki iletişimin tespiti tedbiri de benzer şekilde azami üç ay ile sınırlı olup gerekirse uzatılabilir.
Kolluk görevlisinin kışkırtıcı ajana dönüşüp dönüşmediği değerlendirilirken, ilk temastan suç hazırlığına kadar geçen süre önemlidir; bu süre bazı dosyalarda bir saat, bazılarında bir ay ya da daha uzun olabilir.
Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
Bu karar, uyuşturucu davalarında savunma yaparken delillerin nasıl elde edildiğinin önemli olduğunu gösteriyor. Eğer bir kolluk görevlisi sizi arayıp doğrudan uyuşturucu talep ettiyse ve siz o anda böyle bir şey yapmaya hazır değildiyseniz, bu delilin hukuka aykırı olduğunu öne sürebilirsiniz. Böyle bir dava sürecindeyseniz, gizli soruşturmacının sizinle iletişime geçiş şeklini, kim aradığını, ne söylendiğini ve o anki durumunuzu detaylı biçimde ortaya koymak savunmanız için büyük önemde olabilir.
Alıcı rolü hukuka uygundur
Kolluk görevlisinin uyuşturucu almak isteyen biri gibi davranması tek başına hukuka aykırı değildir.
Teşvik ve kışkırtma yasaktır
Görevli, henüz suça hazır olmayan kişiyi arayıp doğrudan uyuşturucu talep ederse bu kışkırtıcı ajanlık sayılır.
Hukuka aykırı delil hükme esas alınamaz
Bu şekilde elde edilen deliller mahkemece kullanılamaz ve mahkumiyet kararı bozulur.
Karar Künyesi
| Daire | Esas No | Karar No | Tarih | Konu |
|---|---|---|---|---|
| Yargıtay 10. Ceza Dairesi | 2023/16840 | 2025/3578 | 25.03.2025 | Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma |
Uyuşturucu Suçlamasıyla mı Karşı Karşıyasınız?
Delillerin hukuka uygunluğunun incelenmesi davanızın seyrini değiştirebilir. Uzman ceza hukuku ekibimizle durumunuzu birlikte değerlendirelim.
WhatsApp’tan yazınHemen İletişime GeçinSIKÇA SORULAN SORULAR
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin, uyuşturucu madde ticareti suçlarında kışkırtıcı ajan yöntemleriyle elde edilen delillerin geçersizliğine ve gizli soruşturmacıların yasal sınırlarına ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:
-
Ceza muhakemesinde ‘gizli soruşturmacı’ ile ‘kışkırtıcı ajan’ arasındaki temel fark nedir?
Gizli soruşturmacı, CMK m. 139 uyarınca hakim kararıyla görevlendirilen, suça azmettirmeden veya teşvik etmeden sadece pasif bir şekilde bilgi ve delil toplayan kamu görevlisidir. Kışkırtıcı ajan ise, henüz suç işleme iradesi veya eylem hazırlığı net olmayan bir kişiyi aktif hareketlerle suça yönlendiren, onun iradesini etkileyerek suça teşvik eden eylemler bütünüdür ve bu yolla delil toplanması hukuka aykırıdır.
-
Kolluk görevlilerinin uyuşturucu davasında ‘alıcı’ rolüne girmesi her durumda hukuka aykırı mıdır?
Hayır, her durumda hukuka aykırı değildir. Adli kolluk görevlilerinin uyuşturucu madde ticareti suçunu açığa çıkarmak için ‘alıcı’ rolüne bürünmesi yasal bir delil toplama yöntemidir. Ancak bu faaliyetin meşru sayılabilmesi için, kolluğun sanığı suça azmettirmemesi, onu suça teşvik edecek nitelikte aktif ve ısrarcı adımlar atmaması şarttır.
-
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, somut olaydaki gizli soruşturmacı eylemlerini neden ‘kışkırtıcı’ bulmuştur?
Soruşturma dosyasında, gizli soruşturmacıların sanıkla önceden belirlenen bir GSM hattı üzerinden bizzat iletişim kurduğu ve telefon görüşmesinde ‘kanki ben bi 50’lik sana zahmet’ şeklinde talepte bulunduğu saptanmıştır. Yargıtay, sanığın henüz suç teşkil eden bir eylem hazırlığında olmadığı aşamada sergilenen bu yaklaşımı, faili suça teşvik edici ve iradeyi sakatlayıcı bir eylem olarak değerlendirmiştir.
-
Yargıtay’a göre, uyuşturucu talebinden önce kolluğun hangi yasal tedbire başvurması gerekirdi?
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, bizzat irtibat kurup uyuşturucu talep etmek yerine, öncelikle CMK’nın 135. maddesi kapsamında ‘iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması’ tedbir kararına başvurulması gerektiğinin altını çizmiştir. Bu yolla önceden delil elde edilmeye çalışılmadan doğrudan kışkırtıcı tarzda arama yapılması usule aykırı bulunmuştur.
-
Hukuka aykırı bu yöntemle elde edilen deliller ceza mahkûmiyetine esas alınabilir mi?
Hayır, alınamaz. Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun emredici hükümleri uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olan hiçbir delil hükme esas alınamaz. Bu nedenle, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği ve bölge adliye mahkemesince onanan mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından oy birliğiyle bozulmuştur.

