Uyuşturucu davasında gizli soruşturmacı ifadesi delil sayılır mı?
Uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla yargılanıyorsanız ve dosyada gizli soruşturmacı kullanıldıysa, bu delillerin nasıl elde edildiği davanızın kaderini değiştirebilir. Her gizli soruşturmacı ifadesi otomatik olarak geçerli bir delil sayılmaz; kanunun aradığı katı şartlar sağlanmadıysa mahkûmiyet kararı bozulabilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin verdiği bir karar, bu konudaki sınırları net şekilde ortaya koyuyor.
Gizli soruşturmacı kullanılan davalarda suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği mutlaka incelenmelidir, aksi halde elde edilen deliller hükme esas alınamaz.
Olayın Özeti
Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesi, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yargılanan sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı vermişti. Sanık müdafileri bu kararı temyiz etti ve dosya Yargıtay 10. Ceza Dairesi önüne geldi. Yargıtay, hem usul hem esas yönünden birden fazla hata tespit ederek yerel mahkemenin kararını bozdu.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay öncelikle gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin şartlarına dikkat çekti. Kararın verildiği tarihte yürürlükte olan CMK’nın 139. maddesine göre, gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için suçun kanunda sayılanlardan olması, kuvvetli şüphe bulunması, başka türlü delil elde etme imkânı olmaması ve suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması gerekiyor.
Bu davada uyuşturucu ticareti suçu var ama örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği tespit edilmemiş. Yargıtay, örgütle bağlantısı olmayan suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceğini, aksi halde elde edilen bilgilerin delil olarak kullanılamayacağını, ayrıca gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığına göre tanık olarak dinlenmeleri gerektiğini vurguladı.
İkinci olarak, gizli soruşturmacının görev sınırlarını aştığı tespit edildi. Soruşturmacı ilk uyuşturucu alımından sonra suç zaten tespit edilmişken, farklı tarihlerde tekrar tekrar alım yapmış. Yargıtay, gizli soruşturmacının görevinin suçu ve faili belirlemek olduğunu, gereksiz tekrar alımların gerçek bir alım satım oluşturmayacağını ve bu durumun zincirleme suç olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Ayrıca, suç konusu maddeden alınan şahit numunenin müsaderesine karar verilmemesi ve Anayasa Mahkemesi’nin TCK 53. madde ile ilgili iptal kararı sonrası sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmemiş olması da bozma nedenleri arasında sayıldı.
CMK’nın 139. maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirme kararı en fazla üç ay için verilebilir ve gerektiğinde üçer aylık sürelerle uzatılabilir; bu davada soruşturmacının görev süresinin aşılıp aşılmadığı da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir noktadır.
Gizli soruşturmacının görev sınırlarını aşıp tekrar tekrar alım yapması, uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorundur; Yargıtay bu tür dosyalarda soruşturmacının ilk temastan itibaren en fazla bir ay ila iki ay içinde görevi tamamlamasını beklemektedir. Tanık olarak dinlenmesi gereken gizli soruşturmacının kimliğinin gizli tutulması hakkı, duruşmadan sonra da beş yıl süreyle korunmaya devam eder.
Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
Eğer uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla karşı karşıyaysanız ve dosyanızda gizli soruşturmacı kullanıldıysa, bu yöntemin kanunda aranan tüm şartları taşıyıp taşımadığını mutlaka kontrol etmeniz gerekir. Suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmediği durumlarda gizli soruşturmacı kullanılması, elde edilen delilleri geçersiz kılabilir. Ayrıca gizli soruşturmacının görev sınırlarını aşarak tekrar tekrar alım yapması da savunmanızda kullanabileceğiniz önemli bir noktadır. Bu tür teknik ama belirleyici ayrıntılar, davanızın seyrini değiştirebilir; bu yüzden alanında deneyimli bir ceza avukatından destek almanız önemlidir.
Örgüt şartı aranır
Gizli soruşturmacı ancak suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği durumlarda görevlendirilebilir, aksi halde elde edilen bilgiler delil sayılmaz.
Görev sınırı önemli
Gizli soruşturmacının tekrar tekrar uyuşturucu alımı yapması görev sınırını aşar ve zincirleme suç olarak değerlendirilemez.
Usul hataları bozma sebebi
Müsadere kararının eksik olması ve TCK 53 uygulamasının güncellenmemesi gibi usul hataları da kararın bozulmasına yol açabilir.
Karar Künyesi
| Daire | Esas No | Karar No | Tarih | Konu |
|---|---|---|---|---|
| Yargıtay 10. Ceza Dairesi | 2019/243 | 2021/7282 | 10.06.2021 | Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçunda Gizli Soruşturmacı Delili |
Uyuşturucu Suçlamasıyla mı Karşı Karşıyasınız?
Gizli soruşturmacı delili veya usul hatalarına dayalı savunma stratejileri için Türkyılmaz Hukuk Bürosu’ndan destek alın.
WhatsApp’tan yazınHemen İletişime GeçinSIKÇA SORULAN SORULAR
-
Örgüt faaliyeti kapsamında işlenmeyen uyuşturucu suçlarında gizli soruşturmacı görevlendirilebilir mi?
Hayır, eski kanun dönemindeki düzenlemeye göre atanamaz. 6763 sayılı Kanun değişikliği öncesinde, uyuşturucu madde ticareti suçlarında gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için suçun mutlaka bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi yasal bir zorunluluktu.
-
Gizli soruşturmacı kolluk görevlisi değilse elde ettiği bilgiler delil sayılır mı?
Yargıtay kararına göre, örgüt faaliyeti olmamasına rağmen görevlendirilen gizli soruşturmacılar adli kolluk görevlisi değilse, bu yöntemle elde ettikleri bilgilerin mahkemede delil olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir.
-
Gizli soruşturmacının aynı şüpheliden defalarca uyuşturucu satın alması hukuka uygun mudur?
Hayır, uygun değildir. Gizli soruşturmacının görevi suçu ve faili belirleyip delil toplamakla sınırlıdır. İlk alımdan sonra suç ve fail tespit edilmişken, farklı tarihlerde tekrar tekrar uyuşturucu satın alınması görev sınırının aşılması anlamına gelir.
-
Gizli görevlinin sanıktan birden fazla kez uyuşturucu alması cezayı artırır mı?
Hayır, artırmamalıdır. Gizli görevlinin delil tespiti sonrasında gereksiz yere yaptığı mükerrer alımlar gerçek bir alım-satım ticareti oluşturmaz. Bu nedenle, sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesindeki zincirleme suç hükümleri uygulanarak ceza artırılamaz.
-
Uyuşturucu davalarında ‘şahit numune’ hakkında mahkeme ne karar vermelidir?
Uyuşturucu madde ticareti suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinde, suç konusu maddelerden analiz için ayrılan veya geriye kalan şahit numunelerin de mahkemece resen müsadere edilmesine (devlet eline geçmesine) karar verilmesi yasal bir zorunluluktur.

