İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir? İşçinin Hatası Tazminatı Düşürür Mü?

İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir? İşçinin Hatası Tazminatı Düşürür Mü?

Çalışma hayatı, emek ve alın terinin en yüce değer olduğu, bireylerin ailelerini geçindirmek ve geleceklerini güvence altına almak için dâhil oldukları uzun bir maratondur. Ancak zaman zaman, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yetersizliği veya anlık bir dikkatsizlik, telafisi imkânsız gibi görünen iş kazalarına yol açabilmektedir. Bir iş kazası yaşandığında, bedensel ve ruhsal olarak büyük bir travma geçiren işçinin karşılaştığı en büyük haksızlıklardan biri de işverenin “Sen dikkatsizdin, senin hatan yüzünden oldu” diyerek tüm suçu işçinin üzerine yıkmaya çalışmasıdır. Mağduriyet yaşayan birçok çalışan, olayda kendi hatası (örneğin bir anlık dalgınlığı veya koruyucu ekipmanı takmayı unutması) olduğu düşüncesiyle yasal haklarını aramaktan çekinmekte ve ömür boyu sürecek maddi-manevi bir yıkıma terk edilmektedir.

Oysa Türk Hukuk Sistemi ve Yargıtay uygulamaları, iş kazalarında sorumluluğu sadece anlık bir dikkatsizliğe indirgemez; olayın arka planındaki “gözetim, denetim, eğitim ve iş güvenliği” eksikliklerini bir bütün olarak değerlendirir. İşçinin olayda bir kusuru olsa dahi, bu durum işverenin yasal sorumluluklarını tamamen ortadan kaldırmaz. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, iş kazası sonrasında sırf “ben de hatalıydım” diyerek haklarınızdan vazgeçmenize izin vermiyor; gerçeğin ve kusur oranlarının hukuka uygun olarak tespit edilmesi için en güçlü yasal mücadeleyi veriyoruz. Bu kapsamlı yazımızda, iş kazalarında kusur oranının nasıl ve kimler tarafından belirlendiğini, işçinin hatasının (müterafik kusur) tazminat miktarlarına nasıl etki ettiğini ve Yargıtay’ın bu konudaki güncel ve kesin yaklaşımlarını derinlemesine inceleyeceğiz.

İş Kazalarında Sorumluluğun Hukuki Temeli ve İşverenin Yükümlülükleri

Bir iş kazasının ardından kusur oranlarının dağıtılabilmesi için, öncelikle işverenin kanunlardan doğan asli yükümlülüklerinin neler olduğunun bilinmesi gerekir. İşverenin sorumluluğu, sadece kâğıt üzerinde birkaç imza almaktan ibaret değildir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun (TBK) 417. maddesi ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu‘nun 4. maddesi, işverenin gözetme borcunun temelini oluşturur. TBK 417. maddeye göre; işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür. 6331 sayılı Kanun ise bu yükümlülüğü daha da detaylandırarak işverene şu mutlak görevleri yüklemiştir:

  • Risk Değerlendirmesi Yapmak: İşveren, işyerindeki mevcut ve muhtemel tehlikeleri önceden analiz etmek ve risk değerlendirmesi yapmak zorundadır,.
  • Eğitim ve Bilgilendirme: İşveren, çalışanlarına işe başlamadan önce, çalışma yeri değiştiğinde veya yeni bir teknoloji uygulandığında mutlaka iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermek zorundadır. Bu eğitimlerin maliyeti çalışana yansıtılamaz.
  • Denetim ve Gözetim: İşveren sadece kask veya eldiven vermekle sorumluluktan kurtulamaz; aynı zamanda alınan tedbirlere işçilerin uyup uymadığını sürekli olarak izlemek ve denetlemek zorundadır,.

İşte bir iş kazası meydana geldiğinde, kusur oranı belirlenirken işverenin bu üç temel unsuru (tedbir, eğitim, denetim) eksiksiz yerine getirip getirmediği mercek altına alınır. İş kazası ve sosyal güvenlik haklarıyla ilgili daha detaylı hukuki makalelerimiz için Sosyal Güvenlik Hukuku sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl ve Kim Tarafından Belirlenir?

İş kazası sonrasında açılan maddi ve manevi tazminat davalarında yahut Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından işverene açılan rücu davalarında, tarafların “%60 işveren, %40 işçi” gibi kusur oranları hâkim tarafından şahsen, keyfi olarak belirlenemez. HMK madde 266 uyarınca, özel ve teknik bilgi gerektiren bu gibi konularda mutlaka uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır.

Kusur aidiyet ve oranlarının belirlenmesi için, davaya konu iş kazasının niteliğine uygun, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman “İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlarından (İSG)” oluşan bir bilirkişi heyetinden rapor alınması yasal bir zorunluluktur,.

Kusur İncelemesinde Dikkate Alınan Temel Kriterler

Bilirkişi heyeti, olayı masa başında değil, kazanın tüm dinamiklerini inceleyerek değerlendirir. Kusur raporu düzenlenirken şu hususlar irdelenir:

  • İşverenin makine ve ekipmanlarda gerekli bakım ve koruyucu muhafazaları sağlayıp sağlamadığı,
  • İşçiye yeterli ve işe uygun Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) temin edilip edilmediği,
  • İşçinin o işte çalışmak için gerekli mesleki yeterliliğe, tecrübeye ve sağlık raporuna sahip olup olmadığı,
  • Olay anında işverenin “denetim ve gözetim” borcunu ihlal edip etmediği,
  • Zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışlar.

Bilirkişi raporları, ihlal edilen mevzuat hükümlerini tek tek göstermeli ve kusur oranlarını tatmin edici gerekçelerle ortaya koymalıdır. Mahkeme hâkimi, bilirkişi raporunu denetler; eğer rapor mevzuata aykırı, çelişkili veya yetersizse yeniden rapor alınmasını ister.

İşçinin Hatası (Müterafik Kusur) Tazminatı Düşürür Mü?

Geldik iş kazası geçiren sigortalıların kafasını en çok kurcalayan, “Ben de hatalıydım, tazminat alamam” korkusunun yattığı noktaya. İş hukukunda ve tazminat hukukunda işçinin kendi kusuruna “Müterafik Kusur” (Birlikte Kusur / Zarar Görenin Kusuru) adı verilir.

Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi bu konunun temelini oluşturur. İlgili maddeye göre; “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.”.

Yani kanun açıkça belirtmektedir ki; evet, işçinin iş kazasının meydana gelmesinde kusurlu bir hareketi (hatası) varsa, bu durum işverenden alınacak maddi tazminat tutarından belli bir oranda indirim yapılmasına neden olur..

Ancak Buradaki Çok Önemli Hukuki İnce Çizgi Şudur: İşçinin bir anlık dalgınlığı, yorgunluğu veya verilen koruyucu ekipmanı takmaması, işvereni %100 haklı çıkarmaz. Çünkü işverenin “denetim yükümlülüğü” vardır. Yargıtay uygulamalarına göre; işveren “Ben baret verdim ama o takmamış, benim suçum yok” diyerek sorumluluktan kaçamaz. İşveren, o baretin takıldığını sahada fiilen denetlemek, takmayan işçiyi uyarmak ve gerekirse çalışmaktan men etmek zorundadır. Bu denetimi yapmayan işveren daima “asli kusurlu”, dalgınlıkla hata yapan işçi ise “tali kusurlu” (örneğin %20 – %30) kabul edilir. Sigortalının hatası illiyet bağını tamamen kesmedikçe (örneğin işyerinde kasten intihar etmedikçe), işverenin tazminat sorumluluğu sadece işçinin kusuru oranında “düşer”, ancak asla “sıfırlanmaz”,.

Kaçınılmazlık (Kötü Tesadüf) Durumu ve Tazminata Etkisi

Kusur değerlendirmesinde karşımıza çıkan bir diğer önemli hukuki kavram ise “Kaçınılmazlık” tır. 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinde “İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır” denilmektedir. Kaçınılmazlık (kötü tesadüf/mücbir sebep), işverenin olayın meydana geldiği tarihte geçerli aklın, bilimin ve teknolojinin gerektirdiği tüm önlemleri almasına rağmen, yine de kazanın önüne geçilememesi durumudur.

Eğer bilirkişi raporu kazada “kaçınılmazlık” unsuru bulursa, bu oran kimsenin kusuru sayılmaz. İşveren, sadece kendi kusuru oranında sorumlu tutulur ve kaçınılmazlık payı tazminattan indirilir. Ancak günümüz üst düzey güvenlik teknolojilerinde, işverenin “tüm” tedbirleri eksiksiz aldığı çok nadir görüldüğünden, salt kaçınılmazlık savunması mahkemelerde kolay kolay kabul görmemektedir.

Ceza Mahkemesi Kararları Kusur Oranını Nasıl Etkiler?

İş kazası sonucu bir yaralanma veya ölüm meydana gelmişse, olayın sorumluları hakkında (işveren, şantiye şefi, İSG uzmanı vb.) genellikle “Taksirle Yaralama” veya “Taksirle Ölüme Neden Olma” suçundan Ceza Mahkemelerinde dava açılır. İşçinin açtığı veya ailesinin açtığı maddi-manevi tazminat davalarına bakan İş Mahkemesi hâkiminin, Ceza Mahkemesi kararı ile ne derece bağlı olduğu TBK 74. maddesinde düzenlenmiştir.

İlgili maddeye göre; hukuk hâkimi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı değildir ve kusurun değerlendirilmesinde ceza hukukunun sorumluluk kurallarıyla bağlı tutulamaz. Yani ceza mahkemesinde beraat eden bir işveren, İş Mahkemesinde kusurlu bulunarak tazminat ödemeye mahkûm edilebilir.

Ancak; ceza davasında verilen bir “Mahkûmiyet Kararı” ve ceza hâkiminin tespit ettiği “Kesinleşmiş Maddi Olgular”, hukuk hâkimini bağlar. Ceza dosyasında mahkûm olan bir sanığa (işverene), hukuk davasında mutlaka bir miktar kusur verilmek zorundadır. Bu nedenle, tazminat davalarının kazanılabilmesi için, kaza sonrası karakol ve savcılık ifadelerinden başlayan ceza soruşturması aşamasının, tazminat süreciyle senkronize ve profesyonelce yönetilmesi hayati bir zorunluluktur.

Yargıtay Kararları Işığında Kusur Oranı ve Tazminat Hesaplamasına Güncel Yaklaşım

Türkiye’nin en üst yargı mercii olan Yargıtay, iş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında ve kusur oranlarının belirlenmesinde işçi lehine son derece koruyucu ve yerleşik içtihatlar geliştirmiştir. Yüklediğimiz hukuki kaynaklarda da altı çizildiği üzere, Yargıtay’ın güncel yaklaşımı şu temel ilkelere dayanır:

  • Önlemlerin Kapsamı: Yargıtay’a göre işveren, sadece yazılı mevzuatta (kanun ve yönetmeliklerde) öngörülen önlemlerle yetinemez. İnsan yaşamının üstün değer olarak korunması ilkesi gereği; bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken tüm yenilikçi önlemleri de almakla yükümlüdür. Bu geniş sorumluluk ağı, işçinin kusur oranını minimize eden en büyük hukuki kalkandır.
  • Gerçek Zararın Hesaplanması (TRH-2010 Tablosu): İşçinin bakiye ömrü boyunca uğradığı maddi kazanç kaybının (gerçek zararın) hesaplanmasında, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları gereği artık eski Fransız (PMF 1931) tabloları değil, doğrudan Türkiye’nin demografik gerçeklerine uygun “TRH 2010” veya güncel ulusal mortalite tabloları kullanılmak zorundadır,.
  • SGK İndirimleri (Peşin Sermaye Değeri): İşçinin maddi tazminatı hesaplanırken; önce aktif ve pasif dönem kazançları bulunur, işçinin kusuru (müterafik kusur) varsa bu oran kadar tazminattan indirim yapılır ve en son aşamada TBK 55. madde uyarınca SGK tarafından bağlanan gelirin (maaşın) ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmı tazminattan düşülür,.

Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç

İş kazası geçirmek, fiziksel acının yanı sıra uzun ve yorucu bir adli sürecin de başlangıcıdır. “İşçinin hatası tazminatı düşürür mü?” sorusuna teorik olarak “Evet” cevabı verilse de; alanında uzman bir avukatın mahkemeye sunacağı hukuki argümanlar, bilirkişi raporlarına yapacağı stratejik itirazlar ve işverenin “eğitim ile denetim” yükümlülüğündeki ihlalleri ispatlaması sayesinde, kâğıt üzerinde tamamen sizin hatanız gibi görünen bir olayda dahi kusurun büyük çoğunluğu asıl sorumlu olan işverene yüklenebilmektedir.

İş kazası davaları; SGK maluliyet (iş göremezlik) oranlarının tespiti, TRH-2010 yaşam tablolarıyla yapılacak aktüerya hesaplamaları, Ceza Mahkemelerindeki mahkûmiyetlerin Hukuk Mahkemelerine etkisi ve birden fazla alt işverenin bulunduğu karmaşık teselsül ilişkileri (müteselsil sorumluluk) gibi çok ağır usul kurallarına tabidir. İşverenin sahadaki gerçekleri saptırarak veya tutanakları kendi lehine tutarak suçu size atmasına göz yummak, hem maddi geleceğinizi hem de manevi tatmin hakkınızı yok edecektir. Yanlış düzenlenen bir kusur raporuna süresi içinde doğru hukuki itirazın yapılmaması, milyonlarca liralık gerçek zararınızın heba olmasına yol açar.

Kusur oranlarının adil bir şekilde tespit edilmesi, haksız indirimlerin önüne geçilmesi ve uğradığınız bedensel ile ruhsal zararın en yüksek maddi-manevi tazminatla giderilmesi için Türkyılmaz Hukuk Bürosu’nun tecrübeli avukat kadrosuyla hiçbir hak kaybına uğramadan hemen İletişim sayfamızdan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • İş kazasında benim de hatam (anlık dalgınlığım stands) varsa tazminat alabilir miyim?

    Evet, kesinlikle alabilirsiniz. İş kazasında işçinin kendi kusuruna hukuken u0022müterafik kusuru0022 denir union bu durum işverenin yasal tazminat sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. İşçinin hatası sadece hesaplanan toplam maddi union manevi tazminat miktarından kusuru oranında yasal bir indirim yapılmasına neden olur.

  • İş kazasından doğan davalarda kusur oranları kimler tarafından union neye göre belirlenir?

    Kusur oranları hakim tarafından keyfi olarak belirlenemez. Mahkeme; Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, iş kazasının meydana geldiği iş koluna uygun, alanında uzman u0022İş Sağlığı union Güvenliği (İSGG) Uzmanlarındanu0022 oluşan bir bilirkişi heyetinden rapor alır. Heyet; mevzuat ihlallerini, eğitim, denetim union ekipman eksikliklerini inceleyerek oran tayin eder.

  • İşverenin işçiye kask, eldiven stands koruyucu ekipman vermesi kusurdan tamamen kurtulmasını sağlar mı?

    Hayır, sağlamaz. Yargıtayu005c’ın yerleşik içtihatlarına göre işveren sadece koruyucu donanım (KKD) temin etmekle sorumluluktan kurtulamaz. İşverenin aynı zamanda bu ekipmanların sahada fiilen takılıp takılmadığını sürekli olarak u0022denetleme union gözetlemeu0022 borcu vardır. Denetim yapmayan işveren ekipman vermiş olsa dahi asli kusurlu kabul edilir.

  • İş kazasında u0022Kaçınılmazlıku0022 (Kötü Tesadüf) nedir union tazminat hesaplamasını nasıl etkiler?

    Kaçınılmazlık; işverenin bilimin, tekniğin union teknolojinin ulaştığı en son aşamaya göre alınması gereken tüm iş güvenliği önlemlerini eksiksiz almasına rağmen kazanın önüne geçilememesi durumudur. Raporlarda kaçınılmazlık tespit edilirse bu pay kimsenin kusuru sayılmaz union yasal kurallar çerçevesinde işverenin ödeyeceği tazminattan indirilir.

  • Ceza mahkemesinde işverenin taksirle yaralamadan beraat etmesi iş mahkemesindeki tazminat davasını düşürür mü?

    Hayır, düşürmez. Türk Borçlar Kanunuu005c’nun 74. maddesi uyarınca, hukuk hakimi ceza hakiminin verdiği beraat kararı union kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir. İşveren ceza mahkemesinde kusursuz bulunup beraat etse bile, iş hukukunun katı işçiyi gözetme borcu kuralları uyarınca İş Mahkemesinde kusurlu bulunarak tazminata mahkum edilebilir.

  • Ceza mahkemesinde işverenin mahkum olması (ceza alması) hukuk hakimini bağlar mı?

    Evet, bağlar. TBK m. 74 uyarınca ceza mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararı union tespit ettiği kesinleşmiş maddi olgular (örneğin kazanın o makineden kaynaklandığı olgusu) hukuk hakimini bağlar. Ceza davasında suçlu bulunup ceza alan bir işverene, İş Mahkemesindeki tazminat davasında mutlaka belirli bir kusur oranı verilmek zorundadır.

  • İşçinin kusurunun düşüldüğü bakiye maddi tazminat miktarı aktüerya uzmanlarınca nasıl hesaplanır?

    Hesaplamada işçinin gerçek brüt kazancı union TRH-2010 yaşam tablolarına göre muhtemel bakiye ömrü esas alınır. Aktif union pasif dönem toplam zararı bulunduktan sonra ilk olarak işçinin kusur oranı (müterafik kusur) tazminattan düşülür. İkinci aşamada ise TBK 55 uyarınca SGKu005c’nın bağladığı kaza maaşının rücu edilebilir peşin sermaye değeri mahsup edilir.

İLGİLİ YAZILAR