Kamu Görevlisinin İhmali Görevini Kötüye Kullanma Suçu Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Kamu hizmetlerinin sağlıklı ve etkin yürütülmesi, hukuk devleti ilkesinin temelini oluşturur. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevlerini mevzuata uygun ve zamanında yerine getirmesi büyük önem taşır. Görevini ihmal eden veya geciktiren kamu görevlilerinin sorumluluğu ise Türk Ceza Kanunu”nda “Görevi Kötüye Kullanma” suçu kapsamında düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu”nun 2018/445 E., 2021/12 K. sayılı kararı, bir Cumhuriyet Savcısı hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına ilişkindir ve bu alandaki hukuki içtihadın önemli bir örneğini teşkil etmektedir.
Davaya konu olayda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı genel soruşturma bürosunda görevli bir Cumhuriyet Savcısı hakkında, uhdesinde bulunan yaklaşık 950 soruşturma evrakından 460 adedinde makul sürede işlem yapmayarak gecikmeye sebebiyet verdiği iddia edilmiştir. Bu evrakın bir kısmında bir ila iki yıl, kalanında ise beş ila sekiz ay süreyle hiç işlem yapılmadığı tespit edilmiştir. İhbar ve denetimler sonucunda başlatılan soruşturma ve kovuşturma izinlerinin ardından, Yargıtay 5. Ceza Dairesi ilk derece sıfatıyla yaptığı yargılamada sanık hakkında TCK”nın 257/2. maddesi uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan adli para cezasıyla mahkûmiyetine ve hak yoksunluğuna karar vermiştir. Sanık müdafisi tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu”na gelmiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Ceza Genel Kurulu, dosya kapsamındaki delilleri ve ilgili mevzuat hükümlerini (5235 sayılı Kanun”un 17. ve 20. maddeleri ile 5271 sayılı Kanun”un 160. ve 161. maddeleri) titizlikle incelemiştir. Kurul, Cumhuriyet savcısının kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere soruşturma yapmak, maddi gerçeği araştırmak, delilleri toplamak ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğunu vurgulamıştır.
“Görevi Kötüye Kullanma” suçunun TCK 257. maddesinde düzenlendiği ve ikinci fıkrasında, görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanmasının suç sayıldığı belirtilmiştir. Kurul, “ihmal”in yapmama, savsama; “gecikme”nin ise işin yapılması gereken zaman geçtikten sonra yerine getirilmesi anlamına geldiğini açıklamıştır. Suçun oluşabilmesi için kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi gerekmekte olup, tek başına norma aykırı davranış yeterli değildir; kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da haksız menfaat sağlanması şarttır. Mağduriyet kavramının sadece ekonomik zararla sınırlı olmayıp, bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı kapsadığına işaret edilmiştir.
Sanığın savunmasında, katip yetersizliği, kişisel sorunlar (boşanma, trafik kazası) ve dosyaların aslında hazır olduğu iddiaları yer almıştır. Ancak Ceza Genel Kurulu, sanıktan sonra dosyaları devralan savcının, çoğu dosyanın karara çıkacak durumda olmadığını belirtmesi ve denetim yapan Başsavcı Vekillerinin tespitleriyle birlikte değerlendirerek, sanığın görevini mevzuatın öngördüğü şekilde yerine getirmediği sonucuna varmıştır. Kurul, sanığın görevini ihmal ve gecikme göstererek, gerek mağdurların yasal haklarını elde etmesini geciktirmek gerekse şüphelilerin hukuki durumunu askıda tutarak aklanma imkanının önüne geçmek suretiyle kişilerin mağduriyetine yol açtığını kabul etmiştir.
Kararda ayrıca, sanığın iddianame yazmama, ifadeye çağırma işlemlerini yapmama gibi farklı zamanlarda gerçekleşen ve her biri başlı başına suç teşkil eden işlem yapmama eylemlerinin TCK 43/1 maddesindeki “zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması için yeterli olduğu belirtilmiştir. Sanığın uyarıya rağmen eylemlerini sürdürmesi ve dosya akışının devam etmesi, bu kararın bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından verilen mahkûmiyet hükmü oy çokluğuyla onanmıştır.
Yorum
Yargıtay Ceza Genel Kurulu”nun bu kararı, kamu görevlilerinin, özellikle de yargı mensuplarının görevlerini ifa ederken gösterecekleri özen ve sorumluluğun sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Karar, görev yoğunluğu veya personel eksikliği gibi idari mazeretlerin, kişilerin mağduriyetine yol açan somut bir ihmalin önüne geçemeyeceğini göstermektedir. Kamu görevlisinin, görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi durumunda cezai sorumluluğun doğacağı, mağduriyetin yalnızca ekonomik değil, bireylerin yasal haklarının ve hukuki güvencelerinin ihlali şeklinde de ortaya çıkabileceği vurgulanmıştır. Özellikle yargılama süreçlerindeki gecikmelerin, adalet beklentisini sekteye uğratması ve şüphelilerin hukuki belirsizlik içinde kalması, “kişi mağduriyeti” kapsamında değerlendirilerek önemli bir kriter haline gelmiştir. Karar, aynı zamanda, benzer nitelikteki birden fazla ihmali eylemin, zincirleme suç hükümlerine tabi tutulabileceğine dair önemli bir içtihat niteliğindedir. Bu karar, kamu hizmetinin kalitesinin ve adalet sistemine olan güvenin korunması açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir.
Karar Künyesi
- Kararı Veren Daire: Yargıtay Ceza Genel Kurulu
- Esas Numarası: 2018/445 E.
- Karar Numarası: 2021/12 K.
- Karar Tarihi: 28.01.2021
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Cumhuriyet savcısı hangi gerekçeyle suçlu bulundu?
Uhdesinde bulunan yaklaşık 950 soruşturma dosyasından 460’ında makul süre içinde işlem yapmayarak, bir kısmında 1-2 yıl, kalanında ise 5-8 ay hiç işlem yapmayarak gecikmeye sebep olduğu için ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkum edildi.
-
u0022Görevi ihmalu0022 suçunun oluşması için ne gerekir?
Yargıtay’a göre tek başına norma aykırı davranış yeterli değildir; kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi, bunun sonucunda kişilerin mağdur olması ya da kamunun zarar görmesi gerekir.
-
Sanığın savunması (personel eksikliği, kişisel sorunlar) neden kabul edilmedi?
Kurul, sonradan dosyaları devralan savcının çoğu dosyanın karara çıkacak durumda olmadığını belirtmesini ve denetim tespitlerini birlikte değerlendirerek, bu mazeretlerin somut ihmalin önüne geçemeyeceğine karar verdi.
-
Birden fazla dosyada işlem yapmamak u0022zincirleme suçu0022 mu sayıldı?
Evet, farklı zamanlarda gerçekleşen ve her biri tek başına suç teşkil eden işlem yapmama eylemleri, TCK’nın 43/1. maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için yeterli bulundu.

