Kefil olduğum kişinin borcu için bana icra gelir mi görseli

Kefil Olduğum Kişinin Borcu İçin Bana İcra Gelir mi?

Kefil Olmak Sizi Otomatik Olarak Borçlu Yapmaz

Bir yakınınıza, bir arkadaşınıza veya bir şirkete kefil oldunuz ve o kişi ya da kurum artık borcunu ödemiyor. Kapınıza bir icra tebligatı gelebilir mi, yoksa alacaklı önce asıl borçluya mı gitmek zorunda diye merak ediyorsunuzdur. Bu sorunun cevabı, imzaladığınız kefaletin türüne göre kökten değişiyor, bu yüzden önce hangi kefil olduğunuzu netleştirmeniz gerekiyor.

Adi Kefil misiniz, Müteselsil Kefil misiniz?

Türk hukukunda iki temel kefalet türü vardır ve aralarındaki fark sizin için çok büyük bir pratik sonuç doğurur. Türk Borçlar Kanunu‘nun 585. maddesine göre adi kefalette alacaklı, önce asıl borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez.

Alacaklının doğrudan doğruya size başvurabilmesi için borçlu hakkında yapılan takibin kesin aciz belgesiyle sonuçlanmış olması, borçlu hakkında Türkiye’de takip yapmanın imkansız hale gelmesi, borçlunun iflasına karar verilmiş olması veya borçluya konkordato mehli verilmiş olması gerekir. Yani adi kefilseniz, alacaklının önce gerçekten asıl borçlu üzerinde denemesi ve sonuç alamamış olması şarttır.

Aynı kanunun 586. maddesi ise müteselsil kefaleti düzenler. Kefalet sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiyseniz, alacaklı borçluyu hiç takip etmeden doğrudan sizi takip edebilir.

Bunun için tek şart, borçlunun ödemede gecikmesi ve kendisine gönderilen ihtarın sonuçsuz kalması ya da borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olmasıdır. Uygulamada kira sözleşmelerinde ve kredi kefaletlerinde en sık karşılaşılan tür, işte bu müteselsil kefalettir, çünkü bankalar ve ev sahipleri genellikle bu daha güçlü teminatı tercih eder.

Kefaletinizin türü, alacaklının size ne zaman başvurabileceğini belirler
ÖzellikAdi KefilMüteselsil Kefil
DayanakTBK m.585TBK m.586
Alacaklı önce kime başvurmalıÖnce asıl borçluyaDoğrudan kefile başvurabilir
Kefili takip şartıBorçlu hakkındaki takip kesin aciz belgesiyle sonuçlanmalı (veya iflas/konkordato)Borçlunun ödemede gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması yeterli

Yargıtay’ın Bu Konudaki Yaklaşımı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bir kararı, bu ayrımın uygulamada neye mal olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Bir kira sözleşmesine ek olarak imzalanan bir sözleşmede adi kefil olarak yer alan kişi hakkında, asıl borçlu kiracıya hiç takip yapılmadan doğrudan dava açılmıştır.

Yargıtay, adi kefilin sorumluluğunu düzenleyen TBK m.585 uyarınca borçlunun borcundan kefilin sorumlu tutulabilmesi için borçlunun iflas etmesi veya hakkındaki icra takibinin sonuçsuz kalmış olması gerektiğini, somut olayda asıl borçlu hakkında hiç takip işlemi yapılmadan doğrudan kefile karşı dava açıldığını tespit ederek, kefil hakkındaki istemin reddine karar vermek gerekirken kısmen kabul edilmesini hatalı bulmuş ve kararı bozmuştur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2015/5594 Esas, 2016/1337 Karar, 25.02.2016).

Bu karar, adi kefil olan biri için gerçek bir güvence sunuyor. Sizden önce asıl borçlu denenmemişse, hakkınızdaki talebin reddedilmesini isteyebilirsiniz.

Kefaletinizin Hiç Geçerli Olmama İhtimali de Var

Kefil olup olmadığınızı ve hangi türde kefil olduğunuzu netleştirmeden önce, imzaladığınız kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olup olmadığını da kontrol etmelisiniz. Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi uyarınca, kefil olduğunuz sözleşmede sorumlu olacağınız azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olmanız halinde bu sıfatınızı kendi el yazınızla belirtmemişseniz, kefalet sözleşmesi baştan geçersiz sayılabilir.

Bu konuda gerçek bir Yargıtay örneğini daha önce ele almıştık: matbu bir kira sözleşmesine sadece imza atmak, kanunun aradığı el yazısı şartını karşılamıyor ve bu eksiklik sonradan da giderilemiyor.

Elinize İcra Tebligatı Ulaştıysa Ne Yapmalısınız?

Kefil olduğunuz bir borç için icra takibi başlatıldığını gösteren bir ödeme emri elinize ulaştıysa, harekete geçmeniz gereken süre çok kısadır. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine veya icra mahkemesine itiraz etmezseniz, takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilebilir.

İtirazınızda hem borcun kendisine hem de kefaletin geçerliliğine, sırasına veya kapsamına ilişkin itirazlarınızı birlikte ileri sürebilirsiniz. Adi kefilseniz ve asıl borçluya hiç başvurulmadan doğrudan size takip yapıldıysa, bu durumu itiraz dilekçenizde açıkça belirtmeniz gerekir, aksi halde süre geçtikten sonra bu itirazı ileri sürmeniz zorlaşır.

İtiraz ederken, itirazınızın türünü de doğru seçmeniz gerekir. Borca itiraz ettiğinizde borcun varlığını, miktarını veya kefaletin geçerliliğini tartışmış olursunuz, imzaya itiraz ettiğinizde ise sözleşmedeki imzanın size ait olmadığını ileri sürersiniz ve bu iki itiraz farklı usul kurallarına tabidir. İmzaya itirazınız varsa bunu ayrıca ve açıkça belirtmeniz gerekir, aksi halde imzayı kabul etmiş sayılabilirsiniz.

İtirazınız üzerine alacaklı, itirazın iptali davası açabilir. Bu davada, hem kefaletinizin geçerli şekilde kurulup kurulmadığı hem de alacaklının size başvurma sırasına uyup uymadığı mahkeme tarafından incelenir. Kefalet ve itirazın iptali davalarında vekalet ücretine ilişkin bir Yargıtay kararını da daha önce incelemiştik, bu tür davaların sonucunun sadece borcun varlığına değil, yargılama giderlerine de etkisi olabiliyor.

Kendi Dosyanız İçin

Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.

Alacaklıyı Harekete Geçmeye Zorlayabilirsiniz

Az bilinen ama pratikte çok işe yarayan bir hakkınız daha var. Süresi belirtilmemiş bir kefalet verdiyseniz ve asıl borç muaccel hale geldiyse, yani ödeme vakti geldiyse, Türk Borçlar Kanunu’nun 601. maddesi uyarınca alacaklıdan bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını isteyebilirsiniz.

Adi kefilseniz bu talebi her zaman yapabilirsiniz, müteselsil kefilseniz kanunun öngördüğü hallerde bu hakka sahipsiniz. Alacaklı, sizin bu talebinizi bir ay içinde yerine getirmez, yani borçluyu takip etmeye başlamazsa, kanun gereği kefaletten kurtulursunuz. Bu, borcun sizin üzerinizde belirsiz bir süre asılı kalmasını önlemenin somut bir yoludur, ama bu talebi yazılı ve ispat edilebilir şekilde alacaklıya iletmeniz gerektiğini unutmamalısınız.

Kefil Olarak Ödediğiniz Parayı Geri Alabilir Misiniz?

Kefil sıfatıyla alacaklıya bir ödeme yapmak zorunda kaldıysanız, bu paranın sonsuza kadar sizde kalması gerekmez. Türk Borçlar Kanunu’nun 596. maddesi uyarınca, alacaklıya ödemede bulunduğunuz ölçüde onun haklarına halef olursunuz, yani alacaklının borçludan alacağını tahsil etmek için sahip olduğu hakları artık siz kullanabilirsiniz.

Bu haklarınızı, asıl borç muaccel olduğunda, yani ödeme vakti geldiğinde kullanabilirsiniz. Alacaklının alacağı bir rehinle güvence altına alınmışsa, ödediğiniz miktar ölçüsünde bu rehin hakkına da halef olursunuz. Pratikte bu, borçluya kendi adınıza icra takibi başlatarak ödediğiniz parayı geri isteyebileceğiniz anlamına gelir.

Sık Karşılaşılan Durumlar

Kefillik meselesinde pratikte sıkça karşılaşılan birkaç durum daha var, bunları da bilmekte fayda var.

  • Borçlu hakkında zaten bir icra takibi yapılmış ve haczedilecek malı çıkmamışsa, yani kesin aciz belgesi alınmışsa, adi kefil olsanız bile artık doğrudan sizden istenebilir.
  • Borçlunun elinde haczedilebilir bir malı olsa bile, haline münasip tek evi haciz dışı tutulur, bu durum kesin aciz belgesi alınmasını kolaylaştırabilir ve dolayısıyla adi kefile başvurulmasını hızlandırabilir.
  • Kefil olduğunuz borç için hacze maruz kaldıysanız ve aslında sorumlu olduğunuz miktarın aşıldığını düşünüyorsanız, menfi tespit davası açarak borçlu olmadığınızın tespitini isteyebilir, dosya borcunu depo ederek hacizlerin kaldırılmasını sağlayabilirsiniz.
  • Birden fazla kişi aynı borca birlikte kefil olduysa, her biri kendi payından adi kefil gibi, diğer kefillerin payından ise kefile kefil gibi sorumludur. Müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren birden fazla kişiden her biri borcun tamamından sorumlu tutulabilir, ancak kendisiyle birlikte yükümlü olan ve Türkiye’de takip edilebilen diğer kefillere hiç takip yapılmadıysa, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilirsiniz.
  • Kefil olduktan sonra asıl borçlunun mali durumu, kefalet kurulduğu sıradaki iyi niyetli varsayımınızdan çok daha kötü çıkarsa ve borç henüz doğmadıysa, alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak kefalet sözleşmesinden dönebilirsiniz.

Kefil Olmadan Önce Dikkat Etmeniz Gerekenler

Henüz bir icra süreciyle karşılaşmadıysanız ama birine kefil olmanız istendiyse, aşağıdaki noktaları önceden düşünmeniz ileride büyük bir sıkıntıyı önleyebilir.

İmzalayacağınız belgede müteselsil kefil sıfatının açıkça yazılıp yazılmadığına dikkat edin, çünkü bu tek kelime, alacaklının size hangi koşulda başvurabileceğini kökten değiştirir. Sorumlu olacağınız azami miktarın ve kefalet tarihinin sözleşmede kendi el yazınızla belirtilip belirtilmediğini kontrol edin, aksi halde kefaletiniz geçersiz sayılabilir ama bu durumun tersine dönüp alacaklı lehine bir belirsizlik yaratmasını da istemezsiniz.

Kefalet süresiz mi yoksa süreli mi verildiğine bakın, süreli bir kefalette sürenin bitiminde borçtan kurtulursunuz. Son olarak, asıl borçlunun mali durumu hakkında elinizden geldiğince bilgi edinin, çünkü kefil olduktan sonra bu durumun beklenmedik şekilde kötüleştiğini öğrenirseniz, borç henüz doğmamışsa kefaletten dönme hakkınızı kullanabilirsiniz.

Sonuç

Kefil olduğunuz bir borç için icra takibiyle karşılaştıysanız, önce hangi tür kefil olduğunuzu, yani adi mi yoksa müteselsil mi kefil olduğunuzu netleştirmeniz gerekir. Adi kefilseniz, alacaklının önce asıl borçluyu denemiş ve sonuç alamamış olması şarttır, bu şart yerine getirilmeden size yapılan bir takibe süresinde itiraz ederek durdurabilirsiniz. Müteselsil kefilseniz, borçlunun ödemede temerrüde düşmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması yeterlidir, doğrudan sizden istenebilir.

Her iki durumda da, kefalet sözleşmenizin geçerli şekilde kurulup kurulmadığını kontrol etmek ve süresi belirsiz bir kefalette alacaklıyı harekete geçmeye zorlama hakkınızı kullanmak, elinizdeki en güçlü savunma araçlarından bazılarıdır. Diğer icra hukuku yazılarımızda bu süreçlerin farklı aşamalarını daha detaylı ele alıyoruz, size özel durumunuz için hukuki destek almak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

  • Adi kefilsem alacaklı doğrudan benden isteyebilir mi?

    Hayır, adi kefil olduğunuzda alacaklı önce asıl borçluya başvurmak zorundadır. Ancak borçlu hakkındaki takip kesin aciz belgesiyle sonuçlanmışsa, borçlu iflas etmişse veya borçluya konkordato mehli verilmişse, alacaklı doğrudan sizden isteyebilir.

  • Müteselsil kefil olduğumu nereden anlarım?

    İmzaladığınız kefalet sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğinizi kendi el yazınızla belirtmiş olmanız gerekir. Bu ibare açıkça yoksa kefaletiniz adi kefalet sayılır.

  • Kefil olarak ödediğim parayı asıl borçludan geri alabilir miyim?

    Evet, alacaklıya ödemede bulunduğunuz ölçüde onun haklarına halef olursunuz ve asıl borçluya karşı kendi adınıza icra takibi başlatarak ödediğiniz parayı geri isteyebilirsiniz.

  • Kefile icra gelir mi?

    Kefaletin türüne göre değişir. Adi kefalette alacaklı, önce asıl borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez (TBK m.585). Müteselsil kefil olduysanız alacaklı asıl borçluya başvurmadan doğrudan sizi takip edebilir.

  • Kefil olduğum kişi borcunu ödemiyorsa ne yapmalıyım?

    Önce kefaletinizin türünü ve geçerli olup olmadığını kontrol edin. Ödeme emri tebliğ edilirse yedi gün içinde itiraz etmezseniz takip kesinleşir. Süresi belirtilmemiş kefalette borç muaccel olduysa TBK m.601’e göre alacaklıdan bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını isteyebilirsiniz.

  • Kefalet sözleşmesi hangi şartlarla geçerli olur?

    Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesine göre sorumlu olacağınız azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olmanız halinde bunun kefalet sözleşmesinde yazılı olması gerekir.

  • Kefile haciz gelir mi?

    Kefil olduğunuz borç için icra takibi başlatılıp ödeme emri size tebliğ edilirse ve yedi gün içinde itiraz etmezseniz takip kesinleşir. Bu durumda haciz aşamasına geçilebilir.

İLGİLİ YAZILAR