Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Olası Kastla Öldürmeye YCGK’dan Önemli Karar

Giriş ve Olayın Özeti

Ceza hukuku alanında emsal niteliğinde bir karar olan T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/451 E., 2019/456 K. sayılı kararı, “olası kastla öldürme” ve “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçları arasındaki hassas ayrımı bir kez daha gözler önüne sermiştir. Karara konu olay, İstanbul Sultanbeyli’de IŞİD’in Kobani’deki eylemlerini protesto eden bir grup ile bu eylemlere tepki gösteren karşıt görüşlü başka bir grup arasındaki çatışmalarda meydana gelmiştir.

Olay günü, sanık, iş yerinde çalışırken protestocuların esnaf vitrinlerine ve araçlara zarar verdiğini öğrenince karşı gruba katılmıştır. Elindeki demir çubuğu, protestocu gruba doğru fırlatmış ancak çubuk, kendi grubunda, kendisinden 5-10 metre önde bulunan maktulün başına isabet etmiştir. Maktul, aldığı ağır kafa travması sonucunda hastanede tedavi gördüğü sırada vefat etmiştir.

Yerel Mahkeme (İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi), sanığın eylemini “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” (TCK 87/4) suçu olarak nitelendirmiş ve 10 yıl hapis cezası vermiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yerel Mahkeme’nin kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın eyleminin “olası kastla öldürme” suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Daire, sanığın demir çubuğu fırlatırken yakınındakilere isabet edebileceğini öngördüğünü ancak bu neticeyi istememesine rağmen sonucu kabullenmek suretiyle eylemini gerçekleştirdiğini belirtmiştir. Daire, sanığın kastının maktulü yaralamaya yönelik olmadığının altını çizmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise Dairenin bozma kararına itiraz ederek yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiğini savunmuştur. Başsavcılık ve Dairenin karşı oy kullanan üyeleri, sanığın ne karşı gruptan ne de kendi grubundan birini öldürme kastı taşımadığını, elindeki demir parçasını gelişigüzel attığını, demir parçasının karşı gruba ulaşmasının bile zayıf bir ihtimal olduğunu ve öldürme sonucunu öngörüp kabul ettiğinin “varit bulunmadığını” ileri sürmüşlerdir. Bu görüş, sanığın eyleminin “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçuna daha yakın olduğu argümanını taşımıştır.

T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, uyuşmazlığı çözmek üzere toplanmıştır. Genel Kurul, sanığın eyleminin “olası kastla öldürme” suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Kararın gerekçesinde;

  • “Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” (TCK 87/4) suçunun oluşabilmesi için failin yaralama kastı ile hareket ederek doğrudan hedef aldığı belirli bir kişiye yönelik davranışta bulunması gerektiği, ancak sanığın kendi grubundan birisini yaralamaya yönelik kastının bulunmadığı belirtilmiştir.
  • Sanığın kalabalık bir grubun ortasında, atış hızı ve cismin ağırlığına göre, karşı gruba doğru fırlattığı demir çubuğun kendi grubundan birisine de isabet edebileceğini, bu durumda muhtemel bazı neticelerin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlediği vurgulanmıştır. Sanığın bu neticeye “olursa olsun” düşüncesiyle kayıtsız kaldığı kabul edilmiştir.
  • “Olası kast netice ile belirlenir” kuralına atıf yapılarak, en ağır sonuç olan ölüm neticesinin meydana gelmesi durumunda, sanığın olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
  • Sanığın maktulü yaraladıktan sonraki yardım etme davranışlarının, olası kastla hareket ettiği sonucunu değiştirmeyeceği, ancak cezanın TCK’nın 62. maddesi (takdiri indirim nedenleri) kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmiştir.

Yorum

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu kararı, Türk Ceza Hukuku’nda “olası kast” ve “bilinçli taksir” arasındaki ince çizgiyi ve “neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç” kavramının uygulanma esaslarını bir kez daha netleştirmiştir. Karar, özellikle eylemin gerçekleştiği kalabalık ortamlar ve failin öngörülebilir sonuçlara karşı takındığı tutumun hukuki nitelendirmedeki önemini vurgulamaktadır.

Olası kastın tespitinde failin “olursa olsun” diyerek neticeyi kabullenmesi, bilinçli taksirden ayrılan temel unsur olarak öne çıkmaktadır. Sanığın eylem sonrasındaki yardım çabaları, eylemin başlangıcındaki manevi unsuru değiştirmemekle birlikte, ceza tayininde bir hafifletici neden olarak dikkate alınabilecek insani bir tepki olarak değerlendirilmiştir. Bu karar, benzer olaylarda faillerin hukuki sorumluluğunun belirlenmesi açısından önemli bir rehber niteliğindedir.

Karar Künyesi

  • Kararı Veren Makam: T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu
  • Esas Numarası: 2018/451
  • Karar Numarası: 2019/456
  • Karar Tarihi: 28.05.2019
  • İlgili Kanun Maddeleri: Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 21/2 (Olası Kast), TCK m. 81 (Kasten Öldürme), TCK m. 87/4 (Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olma), TCK m. 22/3 (Bilinçli Taksir)

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Olası kast nedir ve bu kararda nasıl uygulanmıştır?

    Olası kast, kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi durumudur. Bu olayda sanık, kalabalığa demir çubuk fırlatırken birinin ölebileceğini öngörmüş ancak ‘olursa olsun’ diyerek eylemine devam ettiği için olası kastla sorumlu tutulmuştur.

  • Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma ile olası kast arasındaki fark nedir?

    Kasten yaralamada failin amacı doğrudan belirli bir kişiyi yaralamaktır. Ancak bu kararda sanığın kendi grubundaki maktulü yaralama amacı olmadığı, buna rağmen tehlikeli bir eylemi kabullenerek gerçekleştirdiği vurgulanarak suçun ‘olası kastla öldürme’ olduğuna hükmedilmiştir.

  • Sanığın olay sonrası maktule yardım etmesi cezayı etkiler mi?

    Yargıtay’a göre sanığın yardım etmesi, suçun işlendiği andaki manevi unsuru (olası kastı) değiştirmez. Ancak bu durum TCK 62. madde kapsamında ‘takdiri indirim nedeni’ olarak ceza miktarında bir azalma sağlayabilir.

İLGİLİ YAZILAR