Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Polisin Silahı Kazayla Ateş Alıp Birini Öldürürse Suç Sayılır Mı?

Bir polis memurunun görev sırasında, saldırıya uğrarken silahının kazayla ateş alması sonucu bir kişinin hayatını kaybettiği durumlarda, bunun cezai bir sorumluluk doğurup doğurmayacağını merak edebilirsiniz. Yargıtay’ın bu kararı, görev sırasında meydana gelen istemsiz bir olayın ne zaman hukuka uygun sayıldığını gösteriyor.

Bilgi

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 16. maddesi, polisin silah kullanabilmesi için belirli prosedürlere, örneğin dur çağrısı ve uyarı ateşi gibi, uyulmasını da düzenlemektedir, bu prosedürlere uyulup uyulmadığı her olayda ayrıca incelenir.

Olayın Özeti

İki grup arasındaki husumete polisin müdahale ettiği bir olayda, emniyet binası önünde toplanan 90-100 kişilik bir kalabalık polis memurlarına saldırmıştır. Görevli bir polis memuru, meslektaşına saldıran kişileri engellemek için havaya ateş açmış, saldırının devam etmesi üzerine bir şahsı uzaklaştırmaya çalışırken bu kişi polisin boğazını sıkmıştır.

Kurtulmak için silahını yeniden havaya kaldırdığı sırada başka bir kişinin eline vurması sonucu silah ateş almış ve kalabalıktaki bir kişi hayatını kaybetmiştir. Yerel mahkeme, polis memurunu taksirle öldürme suçundan mahkum etmiştir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Anayasa’nın yaşama hakkını düzenleyen 17. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin, meşru müdafaa ve kanunun emrini yerine getirme gibi belirli koşullarda kuvvete başvurulmasını hukuka uygun saydığını hatırlatmıştır. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 16. maddesi, polisin direnişle karşılaştığında ve kendisine silahla saldırı teşebbüs edildiğinde duraksamadan silah kullanabileceğini düzenlemektedir.

Yargıtay, somut olayda polis memurunun görevini ifa ederken kanun hükmünü yerine getirdiğini, silahın eline darbe alması sonucu istemsiz şekilde ateş almasının olağan bir durum olduğunu, kastının bulunmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle hukuka uygunluk nedeninin sınırının aşılmadığına, mahkumiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmederek yerel mahkemenin kararını bozmuştur.

Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

Bir kolluk görevlisinin, kendisine yönelik fiili bir saldırı sırasında, silahının dışarıdan gelen bir müdahale sonucu istemsiz şekilde ateş alması ve bunun sonucunda bir kişinin ölmesi, her zaman cezai sorumluluk doğurmaz. Görevlinin kastının bulunmadığı ve yasal yetkisinin sınırları içinde hareket ettiği tespit edilirse, bu tür istemsiz sonuçlar hukuka uygunluk nedeni kapsamında değerlendirilebilir.

1

Kanun Hükmünü Yerine Getirme Bir Hukuka Uygunluk Nedenidir

Polisin, kanunda tanınan yetkiler çerçevesinde hareket ederken meydana gelen istenmeyen sonuçlar, her zaman suç sayılmaz.

2

Kast Bulunup Bulunmadığı Belirleyicidir

Silahın dışarıdan gelen bir müdahale sonucu istemsiz ateş alması gibi durumlar, görevlinin kastının bulunmadığını gösterebilir.

3

Somut Olayın Koşulları Titizlikle İncelenir

Kolluk kuvvetinin ne tür bir saldırıyla karşılaştığı, hangi prosedürlere uyduğu gibi detaylar, hukuka uygunluk değerlendirmesinde belirleyicidir.

Karar Künyesi

DaireEsas NoKarar NoTarihKonu
Yargıtay 12. Ceza Dairesi2021/17422021/419625.05.2021Görev sırasında silahın istemsiz ateş alması sonucu ölüm olayında polis memurunun cezai sorumluluğu

Kolluk Kuvvetiyle İlgili Bir Olayda Hukuki Destek Alın

Durumunuzu birlikte değerlendirelim.

WhatsApp’tan yazınHemen İletişime Geçin

SIKÇA SORULAN SORULAR

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin, kolluk görevlilerinin toplumsal olaylar ve ani saldırılar esnasında PVSK 16 kapsamında silah kullanma yetkilerine, istemsiz ateş alma durumlarındaki kusur durumuna ve kanun hükmünü yerine getirme hakkına ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:

  • Görevi başında saldırıya uğrayan bir polis memurunun silah kullanma yetkisinin yasal dayanağı nedir?

    Polis memurlarının silah ve zor kullanma yetkileri, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun (PVSK) 16. maddesinde detaylıca düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca polis; direnişi kırmak, şüpheliyi yakalamak veya kendisine ya da başkasına yönelik silahlı bir saldırı teşebbüsünü engellemek amacıyla, meşru savunma hükümleri çerçevesinde duraksamadan silah kullanma yetkisine sahiptir.

  • Saldırıyı defetmeye çalışan polisin eline vurulması sonucu silahın ateş alması ceza sorumluluğu doğurur mu?

    Yargıtay’ın emsal kararına göre, doğrudan ceza sorumluluğu doğurmaz. Meşru bir müdahale sırasında dışarıdan gelen fiziki bir darbe (örneğin eline vurulması) neticesinde silahın irade dışı/istemsiz şekilde ateş alması durumunda, sanığın taksirle öldürme suçundan mahkûm edilmesi hukuka aykırıdır. Bu hal, TCK’nın 24. maddesindeki ‘kanun hükmünü yerine getirme’ kuralı kapsamında hukuka uygunluk sınırının aşılmadığını gösterir ve beraat gerektirir.

  • Emsal karara konu olan toplumsal olay ve ölüm vakası tam olarak nasıl gerçekleşmiştir?

    Olay, emniyet binası önünde toplanan 90-100 kişilik öfkeli bir grubun polis memurlarına taş, sopa ve silahlarla saldırmasıyla başlamıştır. Görevli polis, meslektaşına saldıranları engellemek için havaya ateş açmış; ancak arbede esnasında bir şahsın boğazını sıkması üzerine silahını tekrar havaya kaldırmak isterken üçüncü bir kişinin eline vurması sonucu silah istemsizce ateş almış ve kalabalıktan bir kişinin ölümüne yol açmıştır.

  • İlk derece mahkemesi polis memuru hakkında hangi maddelerden mahkûmiyet hükmü kurmuştur?

    Ağır Ceza Mahkemesi, sanık polis memuru hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 85/1 (Taksirle Öldürme), 27/1 (Sınırın Aşılması), 62/1 (Takdiri İndirim), 50/1-a (Seçenek Yaptırımlara Çevirme) ve 52/2-4 (Adli Para Cezası) maddeleri uyarınca mahkûmiyet kararı tesis etmiştir. Bu karar Yargıtay tarafından hatalı bulunarak bozulmuştur.

  • Polisin taksirle öldürme davasında beraat etmesi yönünde karar veren Yargıtay dairesi ve künyesi nedir?

    Yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünü esastan bozan ve sanığın beraat ettirilmesi gerektiğine hükmeden merci T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’dir. Karar, 25.05.2021 tarihinde oy birliğiyle verilmiş olup yargı kayıtlarına 2021/1742 Esas ve 2021/4196 Karar numaraları ile geçmiştir.

İLGİLİ YAZILAR