Zorunlu Müdafi Atanmadan Yargılama Yapılması İstinafın Bozma Yetkisini Doğurur mu?
Ağır bir suçlamayla yargılanırken avukatınız olmadan duruşmaya devam edildiyse, bu durum tek başına hükmün bozulması için yeterli bir sebep olabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, zorunlu müdafi atanmadan yapılan yargılamanın istinaf mahkemesi tarafından bozulabileceğini netleştirdi. İşte bu kararın detayları ve sizin için ne anlama geldiği.
Cezasının alt sınırı beş yıldan fazla olan suçlarda avukat talebiniz olmasa bile mahkeme size müdafi atamak zorundadır. Duruşmalarda müdafiinizin hazır bulunup bulunmadığını mutlaka takip edin.
Olayın Özeti
Kayseri 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde nitelikli hırsızlık suçlamasıyla yargılanan bir sanık, 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak yargılama sırasında, kanunun zorunlu kıldığı müdafi ataması yapılmamıştı. Sanığın istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, bu eksiklik nedeniyle hükmü bozdu. İlk derece mahkemesi yeniden yargılama yaptı ama sonuç değişmedi, sanık yine cezalandırıldı ve istinaf bu kez başvuruyu reddetti.
Dosya Yargıtay 2. Ceza Dairesi’ne gidince, daire farklı bir değerlendirme yaptı. Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilk bozma kararının, kanunda sayılan bozma nedenleri arasında yer almadığını belirterek hükmü bozdu. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etti ve uyuşmazlık Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun önüne geldi.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Ceza Genel Kurulu, meseleyi şu soru üzerinden ele aldı: Zorunlu müdafi atanmadan yargılamaya devam edilmesi, istinaf mahkemesinin bozma yetkisini kullanabileceği hallerden biri midir?
Kurul, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280. maddesinde istinaf mahkemelerinin bozma yetkisinin sınırlı sayıldığını, ancak bu sınırlı hallerden birinin duruşmada mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması olduğunu hatırlattı. Zorunlu müdafiin yokluğunda yapılan duruşma da bu kapsama giriyor.
Kanun, cezasının alt sınırı beş yıldan fazla hapis olan suçlarda müdafi görevlendirilmesini adaletin selameti için zorunlu kılıyor ve müdafiin duruşmada hazır bulunmasını şart koşuyor. Bu nedenle Kurul, zorunlu müdafi atanmadan hüküm kurulmasının mutlak bir hukuka aykırılık oluşturduğuna ve istinaf mahkemesinin bu gerekçeyle bozma kararı vermesinin usule uygun olduğuna karar verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı kabul edildi ve Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin bozma kararı kaldırıldı.
Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
Eğer cezasının alt sınırı beş yıldan fazla olan bir suçla yargılanıyorsanız, avukatınız olmadan duruşmaya devam edilmesi kabul edilemez. Bu bir usul eksikliği değil, mutlak hukuka aykırılık sayılır ve tek başına hükmün bozulması için yeterlidir. Yargılama sürecinde avukatınızın hazır bulunup bulunmadığını, atanmışsa müdafiin duruşmalara katılıp katılmadığını mutlaka kontrol edin. Bu tür bir eksiklik fark ederseniz, istinaf ya da temyiz aşamasında bunu açıkça dile getirmeniz gerekir.
Beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda müdafi zorunlu
Sanık istemese bile, kanun gereği avukat görevlendirilmesi şarttır
Müdafisiz yargılama mutlak hukuka aykırılıktır
Bu eksiklik, başka hiçbir gerekçe aranmaksızın hükmün bozulmasını gerektirir
İstinaf mahkemesi bu gerekçeyle bozma kararı verebilir
Kanunda sayılan sınırlı bozma nedenlerinden biri de budur
Karar Künyesi
| Daire | Esas No | Karar No | Tarih | Konu |
|---|---|---|---|---|
| Yargıtay Ceza Genel Kurulu | 2025/606 | 2026/158 | 11.03.2026 | Zorunlu müdafi atanmadan yargılama yapılmasının istinaf mahkemesinin bozma yetkisine etkisi |
Savunma Hakkınız İhlal Edildiyse Yanınızdayız
Ceza yargılamasında usul hatalarının tespiti ve itiraz süreçleri hakkında uzman desteği için bize ulaşın.
WhatsApp’tan yazınHemen İletişime GeçinSIKÇA SORULAN SORULAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, zorunlu müdafi atanmadan veya duruşmada hazır bulundurulmadan yargılama yapılması durumunda bölge adliye mahkemelerinin bozma yetkisine ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:
-
Hangi durumlarda sanığa istemi aranmaksızın zorunlu müdafi atanması yasal bir zorunluluktur?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 150. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan yargılamalarda, sanığın talebi olup olmadığına bakılmaksızın kendisine zorunlu bir müdafi görevlendirilmesi emredici bir yasal zorunluluktur.
-
Zorunlu müdafiin duruşmada hazır bulundurulmaması yargılamayı nasıl etkiler?
CMK’nın 188/1. maddesi uyarınca, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin duruşmada hazır bulunması şarttır. Bu zorunluluğa uyulmadan yargılamaya devam edilmesi, CMK m. 289/1-e kapsamında ‘duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması’ anlamına gelir ve mutlak hukuka aykırılık teşkil eder.
-
İstinaf mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) avukatsız yapılan hırsızlık yargılamasını doğrudan bozabilir mi?
Evet, bozabilir. CMK’nın 280/1-e maddesi, CMK m. 289’daki mutlak hukuka aykırılık hallerine atıfta bulunmaktadır. Zorunlu müdafi eksikliği mutlak hukuka aykırılık kapsamında yer aldığından, Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilk derece mahkemesi hükmünü doğrudan bozma yetkisi bulunmaktadır.
-
Yargıtay Özel Dairesi ile Ceza Genel Kurulu arasındaki hukuki uyuşmazlık ne şekilde çözülmüştür?
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, müdafi eksikliğinin istinaf mahkemesinin sınırlı bozma nedenleri arasında yer almadığını savunarak yerel mahkeme kararını bozmuştu. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, zorunlu müdafi yokluğunun mutlak bir hukuka aykırılık olduğunu ve BAM’ın bozma yetkisinin bulunduğunu belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazını haklı bulmuş ve Özel Dairenin kararını kaldırmıştır.
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu kararının savunma hakkı açısından önemi nedir?
Bu emsal karar, zorunlu müdafi tayini gerektiren durumlarda bu usuli eksikliğin yargılamanın seyrine ve sonucuna doğrudan etki eden mutlak bir hukuka aykırılık olduğunu kesin olarak tescillemiştir. Karar, adaletin selameti ve savunma hakkının eksiksiz korunması adına yargı pratiğinde önemli bir referans niteliği taşımaktadır.

