Avukatsız Yargılandıysanız Bu Karar Hakkınızı Kurtarabilir mi?
Ağır bir suçlamayla yargılanırken yanınızda avukat olmadıysa, verilen hükmün hukuken sakat olabileceğini biliyor muydunuz? Yargıtay Ceza Genel Kurulu, zorunlu müdafi atanmadan yapılan yargılamaların baştan geçersiz sayılacağını netleştirdi. Bu karar, savunma hakkının nasıl güvence altına alındığını somut bir örnekle gösteriyor.
Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren bir suçtan yargılanıyorsanız, avukatınız yoksa mahkemenin size zorunlu müdafi ataması gerekir. Bu yapılmadıysa hüküm bozulabilir.
Olayın Özeti
Mersin 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nde nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan bir sanık, avukatı olmadan altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Sanık istinafa başvurunca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi, zorunlu müdafi atanması gerekirken bu yapılmadığı gerekçesiyle hükmü bozdu. Ancak ilk derece mahkemesi bozmaya rağmen kendi kararında direndi ve Bölge Adliye Mahkemesi bu kez istinaf başvurusunu reddetti.
Dosya temyiz için Yargıtay’a gitti. Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise, Bölge Adliye Mahkemesinin ilk bozma gerekçesinin kanunda sayılan bozma nedenleri arasında olmadığını söyleyerek kararı bozdu. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, zorunlu müdafi eksikliğinin aslında en ağır hukuka aykırılık türlerinden biri olduğunu ileri sürerek bu karara itiraz etti.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Ceza Genel Kurulu, konuyu Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili maddeleri üzerinden değerlendirdi. Kanuna göre, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda sanığın isteği aranmaksızın müdafi görevlendirilmesi zorunludur. Nitelikli hırsızlık suçu da bu kapsamdadır. Ayrıca kanun, zorunlu müdafiin duruşmada mutlaka hazır bulunmasını da şart koşar. Kurul, kanunda sayılan mutlak hukuka aykırılık hallerinden birinin, duruşmada mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda yargılama yapılması olduğunu hatırlattı ve zorunlu müdafiin de bu kişilerden biri olduğunu vurguladı.
Bu nedenle zorunlu müdafi olmadan yapılan yargılamanın, kanunun aradığı anlamda mutlak bir hukuka aykırılık teşkil ettiğine karar verdi. Bölge Adliye Mahkemelerinin, işte tam da bu tür mutlak hukuka aykırılık hallerinde hükmü bozma yetkisi bulunduğunu belirtti. Sonuç olarak Kurul, Başsavcılığın itirazını kabul ederek Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin bozma kararını kaldırdı ve Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği ilk bozma kararının usule uygun olduğuna hükmetti.
Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
Bu karar, ağır suçlamalarla karşı karşıya kalan hiç kimsenin avukatsız yargılanamayacağını bir kez daha güvence altına alıyor. Eğer siz veya yakınınız, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren bir suçtan yargılanıyor ve avukat olmadan duruşmaya girdiyseniz, verilen hükmün bu gerekçeyle bozulması mümkündür. Böyle bir durumla karşılaşırsanız, dosyanızda müdafi eksikliği olup olmadığını mutlaka bir avukatla kontrol ettirmelisiniz.
Zorunlu müdafi kimler için geçerli
Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda sanığın isteği aranmaksızın avukat atanması zorunludur.
Avukatsız yargılama geçersizdir
Zorunlu müdafi olmadan yapılan duruşma, kanunun en ağır saydığı hukuka aykırılık türlerinden biri kabul edilir.
Bölge Adliye Mahkemesi bozabilir
Bu tür durumlarda Bölge Adliye Mahkemeleri, ilk derece mahkemesinin hükmünü bu gerekçeyle bozma yetkisine sahiptir.
Karar Künyesi
| Daire | Esas No | Karar No | Tarih | Konu |
|---|---|---|---|---|
| Yargıtay Ceza Genel Kurulu | 2025/663 E. | 2026/166 K. | 11.03.2026 | Zorunlu müdafi atanmamasının mutlak hukuka aykırılık olup olmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesinin bozma yetkisi |
Savunma hakkınız ihlal edildiyse yanınızdayız
Zorunlu müdafi eksikliği veya benzeri usul hatalarıyla verilmiş bir hükmünüz varsa, haklarınızı korumak için hemen bizimle iletişime geçin.
WhatsApp’tan yazınHemen İletişime GeçinSIKÇA SORULAN SORULAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, zorunlu müdafi atanmadan veya duruşmada hazır bulundurulmadan yargılama yapılması durumunda bölge adliye mahkemelerinin bozma yetkisine ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:
-
Hangi durumlarda sanığa istemi aranmaksızın zorunlu müdafi atanması yasal bir zorunluluktur?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 150. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan yargılamalarda, sanığın talebi olup olmadığına bakılmaksızın kendisine zorunlu bir müdafi görevlendirilmesi emredici bir yasal zorunluluktur.
-
Zorunlu müdafiin duruşmada hazır bulundurulmaması yargılamayı nasıl etkiler?
CMK’nın 188/1. maddesi uyarınca, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin duruşmada hazır bulunması şarttır. Bu zorunluluğa uyulmadan yargılamaya devam edilmesi, CMK m. 289/1-e kapsamında ‘duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması’ anlamına gelir ve mutlak hukuka aykırılık teşkil eder.
-
İstinaf mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) avukatsız yapılan hırsızlık yargılamasını doğrudan bozabilir mi?
Evet, bozabilir. CMK’nın 280/1-e maddesi, CMK m. 289’daki mutlak hukuka aykırılık hallerine atıfta bulunmaktadır. Zorunlu müdafi eksikliği mutlak hukuka aykırılık kapsamında yer aldığından, Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilk derece mahkemesi hükmünü doğrudan bozma yetkisi bulunmaktadır.
-
Yargıtay Özel Dairesi ile Ceza Genel Kurulu arasındaki hukuki uyuşmazlık ne şekilde çözülmüştür?
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, müdafi eksikliğinin istinaf mahkemesinin sınırlı bozma nedenleri arasında yer almadığını savunarak kararı bozmuştu. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, zorunlu müdafi yokluğunun mutlak bir hukuka aykırılık olduğunu ve BAM’ın bozma yetkisinin bulunduğunu belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazını haklı bulmuş ve Özel Dairenin kararını kaldırmıştır.
-
Yargılama sürecinden sonra yürürlüğe giren kanun değişiklikleri (7571 sayılı Kanun) bu kararı etkilemiş midir?
Hayır, etkilememiştir. Ceza Genel Kurulu, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren kanun değişikliklerinin, usul hukukundaki ‘hemen ve derhal uygulama’ ilkesi gereği karar tarihi itibarıyla uygulanacak usul kurallarını değiştirmeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle bölge adliye mahkemesinin karar tarihindeki hukuki durum geçerli kabul edilmiştir.

