Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Tapu Kaydı Düzeltmede Dava Şartının Kalkmasına HGK Kararı

Giriş ve Olayın Özeti

Tapu kayıtları, taşınmaz mülkiyetinin ve üzerindeki hakların belirlenmesinde hayati öneme sahiptir. Ancak zaman zaman kadastro çalışmaları veya ilk tescil süreçlerinde maliklerin kimlik bilgilerinde, özellikle isim ve baba adında hatalar meydana gelebilmektedir. Bu tür hataların düzeltilmesi, taşınmaz sahipleri için önemli bir hukuki süreçtir. Hukuk Genel Kurulu’nun yakın tarihli bir kararı, tapu kaydında yapılan bu tür düzeltim davalarında izlenecek yolu önemli ölçüde netleştirmiştir.

İncelemeye konu olan olayda, davacı, mirasbırakanının tapu kaydında baba adının nüfus kaydına (“Ali”) aykırı olarak “Mehmet” olarak yazıldığını belirterek, bu yanlışlığın düzeltilmesi ve mirasçılar adına tescilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi (Sulh Hukuk Mahkemesi), davacının murisi ile tapu kaydındaki kişinin aynı olduğu ve nüfusta “Mehmet kızı Emine Acarkurt” adında bir kişinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.

Ancak davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2013 yılında yürürlüğe giren Tapu Sicili Tüzüğü’nün 75. maddesi uyarınca, tapudaki hataların idari yoldan düzeltilmesi için öncelikle tapu müdürlüklerine başvurulmasının zorunlu olduğunu, bu prosedür izlenmeden açılan davanın dinlenemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. İlk derece mahkemesi ise, yargılama sırasında davacının tapu müdürlüğüne başvurduğunu ve talebinin reddedildiğini, dolayısıyla idari başvuru şartının yerine geldiğini belirterek önceki kararında direniş (ısrar) göstermiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlık, tapu kaydında malik kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemiyle açılan davalarda, Tapu Sicili Tüzüğü’nün 75. maddesi ve 26. maddesinde düzenlenen idari başvuru ve itiraz yollarının tüketilmesinin bir “dava şartı” niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmıştır.

Kurul, öncelikle tapu sicilinin hukuki niteliğini ve Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 1027. maddesindeki tapu sicilindeki yanlışlıkların düzeltilmesi ilkesini vurgulamıştır. Yeni Tapu Sicili Tüzüğü’nün 75. maddesinin 4. fıkrası, kadastro çalışmaları sırasında oluşan ad, soyad ve baba adına ilişkin yazım hatalarının düzeltilmesi için tapu müdürlüklerine başvuru zorunluluğu getirmiştir. Ayrıca Tüzük’ün 26. maddesi, müdürlük kararlarına karşı bölge müdürlüğüne ve ardından Genel Müdürlüğe itiraz yollarını düzenlemektedir.

Hukuk Genel Kurulu, bu düzenlemeleri normlar hiyerarşisi ilkesi ve Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan “hak arama özgürlüğü” ile “mahkemeye erişim hakkı” çerçevesinde değerlendirmiştir. Kurul, Anayasa’nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetlerin ancak “kanunla” sınırlanabileceğine dikkat çekmiştir. Tüzüklerin ise normlar hiyerarşisinde kanunların altında yer aldığını ve kanunlara aykırı veya kanunların öngörmediği şekilde hak kısıtlayıcı düzenlemeler getiremeyeceğini belirtmiştir.

Bu bağlamda, Tapu Sicili Tüzüğü’nün 75/4. maddesindeki tapu müdürlüğüne başvuru zorunluluğunun ve buna bağlı olarak idari itiraz sürecinin tamamlanmasının, TMK’nın 1027. maddesine göre açılacak davalar bakımından bir “dava şartı” niteliğinde olmadığını kesin olarak karara bağlamıştır. Zira bir tüzükle, Anayasa’nın güvencesi altındaki mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması mümkün değildir.

Dolayısıyla, Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, tapu kayıtlarındaki basit kimlik bilgisi yanlışlıklarının düzeltilmesi davalarında vatandaşların doğrudan yargı yoluna başvurabilmesinin önünü açmıştır.

Yorum

Hukuk Genel Kurulu’nun bu emsal niteliğindeki kararı, tapu kaydı düzeltme davaları açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Karar, idari yolların işlevselliğini inkar etmemekle birlikte, bireylerin mahkemeye erişim hakkını üst norm olan Anayasa ve kanunlar çerçevesinde korumaktadır. Uygulamada, tapu müdürlüklerinin Tüzük’ün 75. maddesindeki yetkilerini yeterince kullanmadığı veya başvuruları gereksiz yere reddederek vatandaşları mahkemelere yönlendirdiği durumlar sıklıkla yaşanmaktaydı. Bu karar sayesinde, vatandaşların basit bir kimlik bilgisi düzeltimi için uzun ve meşakkatli idari süreçleri tüketmek zorunda kalmadan doğrudan yargı yoluna başvurabilmesi sağlanmıştır. Bu durum, hukuki süreçlerin sadeleşmesi, hızlanması ve gereksiz bürokratik engellerin ortadan kalkması açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, Anayasal hakların alt düzenleyici metinlerle kısıtlanamayacağı ilkesi bir kez daha teyit edilmiş, hukuk devleti ve mahkemeye erişim hakkı güvence altına alınmıştır.

Karar Künyesi

  • T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
  • Esas No: 2017/3165
  • Karar No: 2021/211
  • Karar Tarihi: 04.03.2021
  • Konu: Tapu kaydında düzeltim davası – İdari başvuru zorunluluğunun dava şartı niteliğinde olmaması.

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Tapu kaydındaki isim ve baba adı hatalarının düzeltilmesi davası doğrudan mahkemede açılabilir mi?

    Evet, açılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal kararına göre, tapu kayıtlarındaki kimlik bilgisi hatalarının düzeltilmesi için doğrudan yargı yoluna başvurulması hukuken mümkündür.

  • Tapu Sicili Tüzüğü’nün 75. maddesinde öngörülen idari başvuru süreci bir dava şartı mıdır?

    Hayır, dava şartı değildir. Hukuk Genel Kurulu, Tüzük’ün 75/4. maddesinde yer alan idari başvuru ve itiraz yollarının tüketilmesini, Türk Medeni Kanunu’nun 1027. maddesi uyarınca açılacak davalar bakımından mutlak bir dava şartı olarak kabul etmemiştir.

  • Yargıtay, Tapu Müdürlüğü’ne başvuru zorunluluğunu anayasal açıdan nasıl değerlendirmiştir?

    Yargıtay, normlar hiyerarşisi ilkesine dikkat çekerek, tüzük gibi alt düzenleyici metinlerin Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan ‘mahkemeye erişim hakkı’ ve ‘hak arama özgürlüğü’nü kanuni bir dayanak olmaksızın kısıtlayamayacağını belirtmiştir.

  • Yargılama devam ederken Tapu Müdürlüğü’ne yapılan başvurunun reddedilmesi dava sürecini nasıl etkiler?

    Eğer yerel mahkeme idari başvuru eksikliğini fark eder ve dava sürerken davacı taraf Tapu Müdürlüğü’ne başvurup ret cevabı alırsa, idari prosedür fiilen tamamlanmış sayılır. Bu durumda mahkeme, usuli bir ret kararı vermeden doğrudan işin esasına girerek karar vermelidir.

  • Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı tapu tashihi süreçlerinde vatandaşlara ne gibi kolaylıklar sağlamaktadır?

    Bu karar sayesinde vatandaşlar, tapu müdürlükleri, bölge müdürlükleri ve Genel Müdürlük arasındaki uzun ve meşakkatli idari bürokrasiyi tüketmek zorunda kalmadan, basit yazı ve tescil hataları için doğrudan Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açarak hak kayıplarını hızlıca giderebilmektedir.

İLGİLİ YAZILAR