Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Polis Sizi Suça Teşvik Ettiyse O Delil Mahkemede Geçerli Sayılır mı?

Uyuşturucu ya da benzeri bir suçlamayla karşı karşıyaysanız ve deliller gizli soruşturmacı denilen kolluk görevlileri tarafından toplandıysa, bu delillerin nasıl elde edildiği davanızın kaderini belirleyebilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin yakın tarihli bir kararı, gizli soruşturmacının sınırlarını aşarak sanığı suça teşvik etmesi durumunda elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını ve bu durumda beraat kararı verilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Dikkat

Kolluk sizi arayıp suç işlemeye yönlendirdiyse, bu şekilde elde edilen delillerin hukuka aykırı olup olmadığını mutlaka bir avukata danışarak değerlendirin.

Olayın Özeti

Ağır Ceza Mahkemesi, bir sanığı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkum etmişti. Dosyaya göre kolluk görevlileri, olay öncesinde sanığın kimliğini, kullandığı telefon hattını ve uyuşturucu satış yöntemini zaten biliyordu. Buna rağmen gizli soruşturmacılar sanıkla telefonda irtibat kurup buluşma ayarlamış ve sanıktan bizzat eroin satın almışlardı. Sanık bu mahkumiyet kararını temyiz etti ve dosya Yargıtay önüne geldi.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, CMK’nın 139/1. maddesini hatırlattı. Bu maddeye göre gizli soruşturmacı ancak somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması ve başka türlü delil elde etme imkanı olmaması halinde, hakim kararıyla görevlendirilebilir. Dairenin dikkat çektiği nokta şuydu; kolluk zaten sanığın kimliğini ve yöntemini biliyordu, dolayısıyla genel soruşturma usulleriyle veya diğer koruma tedbirleriyle delil toplamak mümkündü. Gizli soruşturmacı, şüphelisi belli olmayan suçlar için öngörülmüş istisnai bir tedbirdir.

Ayrıca gizli soruşturmacılar burada sadece pasif şekilde suçu izlemekle kalmamış, sanığı arayıp buluşma ayarlayarak ve uyuşturucu isteyerek onun iradesi üzerinde etkili olmuş, onu adeta suça teşvik etmişti. Sanık henüz suç teşkil eden bir eylem hazırlığında değilken bu şekilde delil toplanması hukuka aykırı bulundu. Anayasa’nın 38/6. maddesi ve CMK’nın 206/2-(a) maddesi gereği hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz. Bu nedenle Yargıtay, mahkumiyet kararını oy birliğiyle bozdu ve beraat kararı verilmesi gerektiğine işaret etti.

Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

Bu karar, gizli soruşturmacı yönteminin ancak son çare olarak ve kanunda belirtilen sıkı koşullarda kullanılabileceğini gösteriyor. Kolluk sizi suça teşvik ederek, yani normalde yapmayacağınız bir eylemi yapmanız için yönlendirerek delil topladıysa, bu deliller hukuka aykırı sayılabilir ve mahkumiyete dayanak yapılamaz. Böyle bir durumla karşılaşan kişilerin, delillerin elde ediliş şeklini mutlaka bir avukatla birlikte incelemesi gerekir.

1

Son çare ilkesi

Gizli soruşturmacı ancak başka türlü delil elde etme imkanı yoksa görevlendirilebilir, kolluk zaten bilgi sahibiyse bu yola başvurulamaz.

2

Suça teşvik yasağı

Gizli soruşturmacının sanığı arayıp buluşma ayarlaması ve uyuşturucu istemesi, pasif gözlemin ötesine geçen ve hukuka aykırılık doğuran bir teşviktir.

3

Hukuka aykırı delilin sonucu

Anayasa ve CMK gereği hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller hükme esas alınamaz, bu da beraat kararını gerektirir.

Karar Künyesi

DaireEsas NoKarar NoTarihKonu
Yargıtay 10. Ceza Dairesi2019/27832025/618628.05.2025Gizli soruşturmacı yoluyla hukuka aykırı delil elde edilmesi ve uyuşturucu ticareti suçundan beraat

Hukuka Aykırı Delil İddianız mı Var?

Ceza davanızda delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediğini birlikte inceleyelim.

WhatsApp’tan yazınHemen İletişime Geçin

SIKÇA SORULAN SORULAR

Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin, uyuşturucu davalarında kimliği zaten bilinen şüphelilere karşı gizli soruşturmacı tedbirine başvurulmasının geçersizliğine ve suça teşvik yöntemleriyle elde edilen eroin alımı delillerinin reddine ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:

  • Kimliği ve uyuşturucu satma yöntemi önceden bilinen bir şüpheliye karşı gizli soruşturmacı görevlendirilebilir mi?

    Hayır, görevlendirilmemelidir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin emsal kararına göre, gizli soruşturmacı müessesesi genellikle şüphelisi henüz belli olmayan suçların tespiti için öngörülmüş istisnai bir tedbirdir. Eğer kolluk görevlileri olay öncesinde sanığın kimliğini, telefonunu ve satış yöntemini zaten biliyorsa, gizli soruşturmacı yerine genel soruşturma usulleri ve diğer kanuni koruma tedbirleri uygulanmalıdır.

  • Gizli soruşturmacıların sanığı bizzat arayıp eroin talep etmesi hukuken nasıl değerlendirilir?

    Bu durum ‘suça teşvik’ (provokasyon) ve hukuka aykırı delil olarak değerlendirilir. Gizli soruşturmacıların görevi pasif davranışlarla suç fiillerini izleyip tespit etmekle sınırlıdır. Sanığın henüz suç teşkil eden aktif bir eylem hazırlığında olmadığı bir aşamada, görevlilerin telefonla ulaşıp buluşma sağlaması ve madde istemesi sanığın iradesini sakatlayan hukuka aykırı bir yöntemdir.

  • Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre gizli soruşturmacı tedbirine başvurmanın kesin şartı nedir?

    CMK’nın 139/1. maddesi uyarınca, gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için soruşturma konusu suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve ‘başka surette delil elde edilememesi’ şarttır. Yani bu tedbir, başvurulabilecek hukuki hiçbir yol kalmadığında sadece ‘son çare’ olarak işletilmelidir.

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği mahkûmiyet kararını hangi gerekçeyle bozmuştur?

    Yargıtay, kolluğun sanığa yönelik aktif suça teşvik yöntemleriyle elde ettiği eroin alımı delillerini hukuka aykırı ilan etmiştir. Anayasa’nın 38/6. maddesi ve CMK’nın 206/2-(a) maddesi gereğince hukuka aykırı delillerin hiçbir şekilde mahkûmiyete esas alınamayacağını hatırlatan daire, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kurulmasını usul ve yasaya aykırı bularak hükmü oy birliğiyle bozmuştur.

  • Emsal karara konu olan davanın yerel mahkeme künyesi ve Yargıtay dosya bilgileri nelerdir?

    Söz konusu dava Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/214 Esas ve 2015/30 Karar sayılı dosyasıdır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da bozma yönündeki tebliğnamesine uyarak, 28.05.2025 tarihinde 2019/2783 Esas ve 2025/6186 Karar sayılı ilamı ile mahkûmiyet kararının bozulmasına hükmetmiştir.

İLGİLİ YAZILAR