Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Aile Hekimlerinin Emekli Aylığı Kesintisi

Giriş ve Olayın Özeti

Sosyal güvenlik hukuku, çalışma hayatı ve emeklilik arasındaki karmaşık ilişkileri düzenler. Özellikle emeklilik aylığı alan kişilerin kamu sektöründe yeniden çalışmaya başlaması durumu, çeşitli yasal yorum farklılıklarına yol açabilmektedir. Bu bağlamda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) yakın tarihli bir kararı, aile hekimi olarak çalışan emeklilerin yaşlılık aylıklarının durumu hakkında önemli bir açıklık getirmiştir.

Davacı, 01.09.2002 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almakta iken, 06.12.2008 tarihinde aile hekimi olarak Sosyal Güvenlik Destek Primine (SGDP) tabi çalışmaya başlamıştır. Bu çalışma üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 10.05.2016 tarihli yazısıyla davacının aylığını durdurmuş ve yersiz ödeme olarak 111.855,42 TL borç tahakkuk ettirmiştir. SGK, bu işlemini 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesi uyarınca emeklilerin kamu sektöründe 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında çalışmasının aylık kesintisini gerektirdiği gerekçesine dayandırmıştır.

Davacı vekili ise, 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesindeki değişikliklerle Sağlık Bakanlığı tabip ve uzman tabip kadrolarına atananların aylık kesintisi kapsamından çıkarıldığını ve 5258 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre de Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilenlerin yaşlılık aylıklarının kesilmemesi gerektiğini ileri sürerek Kurum işleminin iptalini ve aylıklarının yeniden bağlanarak faiziyle ödenmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi davanın kabulüne karar verirken, Bölge Adliye Mahkemesi de aile hekimlerinin kendi adına bağımsız çalışan statüsünde olduğunu ve aylıklarının devam etmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını esas yönünden onamıştır. Ancak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, aile hekimlerinin 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 4. fıkrasındaki istisnalardan olmadığını belirterek kararı bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi ise bozmaya direnmiştir. Bunun üzerine dosya, Hukuk Genel Kurulu’na gelmiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlık, yaşlılık aylığı almakta iken aile hekimi olarak çalışmaya başlayan davacının 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 4. fıkrasında yer alan istisnalar arasında olup olmadığı ve buradan varılacak sonuca göre ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanun’un 96/1-b maddesi kapsamında iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmıştır.

Kurul, öncelikle aile hekimliğinin hukuki niteliğini incelemiştir. 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ve Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda aile hekimliği hizmetlerinin, Devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu asli ve sürekli kamu hizmetlerinden olduğu ve aile hekimlerinin de Anayasa’nın 128. maddesinde ifade edilen “diğer kamu görevlisi” kapsamında kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Ardından, 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. maddesi detaylı olarak ele alınmıştır. Bu madde, genel kural olarak herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin kamuda çalışamayacaklarını hükme bağlamaktadır. Madde, bazı istisnalar öngörmekte olup, ilk fıkra “açıktan atamaları” düzenlerken, dördüncü fıkra ise emeklilik/yaşlılık aylığı kesilmeksizin kamuda istihdam edilebilecek kişileri sınırlı sayıda sayma yöntemiyle belirtmektedir.

Hukuk Genel Kurulu, davacının aile hekimi olarak çalışmasının bir kamu hizmeti niteliğinde olduğunu ve bu kapsamda kamu görevlisi statüsünde kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak, 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 4. fıkrasında sayılan ve emeklilik aylığı kesilmeksizin çalışma imkanı tanıyan istisnalar arasında aile hekimliğinin yer almadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, davacının yaşlılık aylığı almakta iken aile hekimi olarak çalışmasının, kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiği ve aylığının kesilmesinin Kurum işlemi açısından yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Yersiz ödenen aylıkların iadesi konusunda ise, davacının kasıtlı veya kusurlu bir davranışının bulunmadığı göz önüne alınarak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96/1-b maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiğine hükmedilmiştir. Bu madde, Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan yersiz ödemelerde daha lehe bir düzenleme öngörmektedir.

Sonuç olarak Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire’nin bozma kararını benimseyerek, Bölge Adliye Mahkemesi’nin direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Bu karar ile aile hekimlerinin emeklilik aylığı kesintisi konusunda Yargıtay nezdinde son nokta konulmuştur.

Yorum

Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, aile hekimlerinin hukuki statüsü ve emeklilik aylıkları üzerindeki etkileri açısından büyük önem taşımaktadır. Karar, aile hekimliğinin bir kamu hizmeti niteliğinde olduğunu ve aile hekimlerinin de diğer kamu görevlileri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha teyit etmiştir. En kritik nokta ise, 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesindeki istisnaların sınırlı olduğu ve aile hekimlerinin bu istisnalar arasında yer almadığı yönündeki tespittir. Bu durum, emeklilik aylığı almakta iken aile hekimliği yapmak isteyen veya yapmakta olan tabip ve uzman tabipler için yasal bir zorunluluğu ortaya koymaktadır: ya emeklilik aylığından feragat ederek aile hekimliği yapacaklar ya da emeklilik aylıklarının kesilmesini kabul edeceklerdir.

Karar aynı zamanda, yersiz ödenen aylıkların geri istenmesi sürecinde, ilgili kişinin kusurunun veya kastının bulunmaması hâlinde 5510 sayılı Kanun’un 96/1-b maddesinin uygulanacak olmasının, emekliler açısından bir nebze koruyucu bir mekanizma sunduğunu göstermektedir. Bu, en azından faizsiz ödeme imkanı ve daha uzun bir geri ödeme süresi sağlayarak mağduriyeti bir ölçüde hafifletebilir.

Bu karar, sosyal güvenlik mevzuatının karmaşıklığını ve farklı kanunlar arasındaki uyumu sağlamanın güçlüğünü bir kez daha gözler önüne sermektedir. Hukuki riskleri minimize etmek ve hak kayıplarının önüne geçmek adına, bu tür durumlarda profesyonel hukuki danışmanlık almak büyük önem taşımaktadır.

Karar Künyesi

  • Kararı Veren Organ: T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
  • Esas No: 2025/23
  • Karar No: 2026/116
  • Karar Tarihi: 25.02.2026
  • Direnme Kararını Veren Mahkeme: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
  • Özel Daire Bozma Kararı: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.12.2023 tarihli ve 2022/533 Esas, 2023/13146 Karar sayılı

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Emekli bir doktor aile hekimi olarak çalışırsa emekli maaşı kesilir mi?

    Evet, kesilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre, aile hekimliği hizmeti asli ve sürekli bir kamu hizmetidir. Bu nedenle emekli aylığı alan hekimlerin, kamu sektöründe çalışmayı yasaklayan mevzuat gereğince emekli maaşlarının kesilmesi gerekir.

  • Aile hekimleri emekli aylığı kesilmeksizin çalışabilecek istisnalar kapsamında mıdır?

    Hayır, değildir. Kanunda emekli aylığı kesilmeden kamuda görev yapabilecek bazı istisnai kadrolar sınırlı olarak sayılmıştır; ancak aile hekimleri bu istisnai meslek grupları arasında yer almamaktadır.

  • SGK emekli aylığını geriye dönük kesip borç çıkarırsa bu yersiz ödeme nasıl iade edilir?

    Hem emekli maaşı alıp hem aile hekimliği yapanlara ödenen paralar SGK tarafından yersiz ödeme olarak geri istenir. Eğer hekimin bu süreçte kasıtlı veya kusurlu bir davranışı yoksa, borç tahakkukunda sigortalı lehine olan TCK/5510 sayılı Kanun’un 96/1-b maddesi hükümleri uygulanır.

  • Aile hekimlerinin hukuki statüsü nedir, serbest meslek sayılırlar mı?

    Hayır, serbest meslek sayılmazlar. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarına göre aile hekimliği, Devletin yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmetidir ve aile hekimleri de hukuki statü olarak ‘diğer kamu görevlisi’ kapsamında kabul edilir.

  • Maaş kesintisi ve yersiz ödeme borçlarıyla karşılaşmamak için ne yapılmalıdır?

    Yaşlılık veya emeklilik aylığı alan tabip ve uzman tabiplerin, aile hekimliği sözleşmesi imzalamadan önce sosyal güvenlik mevzuatını dikkate alması gerekir. Hak kaybı yaşamamak adına ya emekli aylığından feragat edilmeli ya da süreç hakkında profesyonel hukuki danışmanlık alınmalıdır.

İLGİLİ YAZILAR