Başkasının Sigortası Üzerinden Çalıştırıldım, Kendi Hakkımı Nasıl Alırım?

Başkasının Sigortası Üzerinden Çalıştırıldım, Kendi Hakkımı Nasıl Alırım?

Başka birinin sigortası üzerinden çalıştırıldıysanız, gerçekte çalıştığınızı ispatlayarak kendi haklarınızı almanız mümkün. Bu durum, işverenlerin maliyet düşürmek için sıkça başvurduğu yasadışı bir uygulama.

Yargıtay ve Emsal Kararlar Işığında Aidiyet Davalarına Yaklaşım

Türkiye’nin en üst dereceli mahkemesi olan Yargıtay, aidiyet (kayıt düzeltme) davalarında suiistimalleri önlemek adına yerel mahkemelere çok ağır inceleme yükümlülükleri getirmiştir. Yüklediğimiz hukuki kaynaklarda ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere:

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2010/7708 Esas, 2012/1173 Karar ile 2008/18512 Esas, 2010/2811 Karar sayılı emsal kararlarında açıkça belirtildiği üzere; “Sigortalıların; isim ya da sicil numaralarındaki hatalar nedeniyle başka isim ya da sicillerle bildirilen çalışmaların, kendilerine ait olduğunun tespitine ilişkin açtıkları davalarda. bu kimlik bilgilerine sahip biri varsa hak alanını ilgilendirdiğinden davaya yöntemince dâhil edilmesi veya beyanına başvurulması gerekeceği unutulmamalıdır.

Hem davacının hem de kayıtlarda yer alan kişinin kayıtlardaki benzer ve ayrık olan hususları tespit edilerek buna ilişkin inceleme yapılması gereği, bu kapsamda belgelerdeki imzaların ya da fotoğrafların aidiyetlerinin belirlenmesinin kayıtların aidiyetini belirlemeye de yardımcı olacağı göz önüne alınmalıdır.”.

Yine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2022 Tarih, 2021/10948 Esas, 2022/2927 Karar sayılı güncel ilamında; “Aidiyet davaları hakkın kötüye kullanılmasına müsaittir. Çıkar karşılığı sigortalılığını başkalarına devretmeye çalışan örnekler vardır. Bu dava türünde de resen araştırma ilkesi kapsamında gerçeğin tam olarak saptanması için, tanık sözlerinden ayrı olarak işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği bulunmaktadır.

Öncelikle Kurumdan tüm belgeler asılları ile celbedilerek, gerektiği takdirde Adli Tıp Kurumu marifetiyle imza incelemesi yaptırılmalı. çekişme konusu hizmetlerin, gerçekte kime ait olduğu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenmelidir.” diyerek davanın hassasiyetini ve adli tıp incelemelerinin gerekliliğini kesin bir dille hükme bağlamıştır.

Bu kararlar göstermektedir ki; “Ben başkasının kimliğiyle çalıştım, o da bunu kabul ediyor” diyerek mahkemeye gitmek davanın kazanılmasını sağlamaz. İddianın mutlaka Adli Tıp imza incelemesi, resmi kurum yazışmaları ve nitelikli bordro tanıklarıyla desteklenmesi yasal bir zorunluluktur.

Aidiyet davasının hangi şartlarda açıldığını, kendi sigortalılığınızı hangi delillerle ispatlayacağınızı ve Yargıtay’ın bu davalara yaklaşımını anlatıyoruz.

Başkasının Sigortası Üzerinden Çalıştırılma (Aidiyet) Nedir ve Hukuki Altyapısı Neye Dayanır?

Sosyal güvenlik hakkı, Anayasamız ile güvence altına alınmış, kişiye sıkı sıkıya bağlı, devredilemez ve vazgeçilemez en temel insan haklarından biridir. Bir işçinin fiilen çalışarak elde ettiği sigortalılık hakkı, başkasına kullandırılamayacağı gibi, başkasının çalışmaları da haksız yere bir başkasına mal edilemez.

Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız üzere; işe giriş tarihinde yaş küçüklüğü, kimlik belgelerinin ibraz edilememesi, işverenin dikkatsizliği sonucu ad, soyadı veya anne/baba adı benzerliği gibi nedenlerle davacının fiili çalışması SGK kayıtlarına bambaşka bir gerçek kişi adına kaydedilebilmektedir. Bazen de işçinin bizzat kendisi, çeşitli sebeplerle (adres sorunları, icra takipleri veya akrabalık ilişkileri) işverenin de bilgisi dâhilinde bir yakınının kimlik bilgilerini kullanarak çalışabilmektedir.

İşte SGK kayıtlarına geçmiş olan ancak fiilen çalışan gerçek kişiye değil de kâğıt üzerinde başka bir isme yazılmış olan bu sigortalı hizmetlerin, asıl sahibine (gerçekte fiilen çalışan kişiye) aktarılması talebiyle açılan davalara “Aidiyet Davası” (Kurum Kayıtlarının Düzeltilmesi Davası) adı verilir.

Bu dava türü, klasik bir “hizmet tespiti” davasından farklıdır; zira ortada Kuruma hiç bildirilmemiş (tamamen kayıt dışı) bir çalışma değil, Kuruma bildirilmiş ancak yanlış kişiye mal edilmiş bir çalışma söz konusudur. Konunun daha geniş hukuki altyapısı ve sosyal güvenlik haklarınızla ilgili detaylı bilgi için Sosyal Güvenlik Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.

SGK Kayıtlarının Düzeltilmesi İçin Aidiyet Davası Açma Şartları Nelerdir?

Aidiyet davasının başarıyla sonuçlanabilmesi ve başkası adına yatan primlerin sizin hanenize geçirilebilmesi için belirli usuli ve maddi şartların yerine getirilmesi zorunludur. Sosyal Güvenlik Kurumu, “Bu primler aslında benimdi” şeklindeki basit bir dilekçeyle kayıtları doğrudan değiştirmez; mutlak surette bir iş mahkemesi ilamına (kararına) ihtiyaç duyar. Aidiyet davasının temel şartları şunlardır:

Fiili Çalışma OlgusuDavacı işçinin, başkası adına prim yatan dönemde o işyerinde bizzat ve fiilen çalıştığını kanıtlaması gerekir. Sigortalılığın temel taşı fiili çalışmadır.
Hizmetin Başkasına Yazılmış OlmasıKurum kayıtlarında, davacının iddia ettiği dönemde, iddia ettiği işyerinden yapılmış prim bildirimlerinin bulunması, ancak bu bildirimlerin bir başkasının sicil numarası veya T.C. kimlik numarası üzerinden yapılmış olması şarttır.
Dava Şartı (Kuruma Başvuru)Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle aidiyet talebiyle dava açmadan önce, SGK’ya başvurarak yanlışlığın düzeltilmesinin talep edilmesi gerekmektedir. SGK’nın ret işlemi veya zımni reddi sonrasında dava yoluna gidilmelidir.
Görevli ve Yetkili MahkemeBu uyuşmazlıklarda görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise davalı işverenin yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesidir.

Aidiyet davası, kayıt düzeltmenin mahkeme ilamına bağlanması gerekliliği bakımından 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesindeki genel çerçeveye dayanır. Bu madde, Kuruma bildirilmeyen veya yanlış kişi adına bildirilen çalışmaların ancak iş mahkemesi kararıyla düzeltilebileceğini öngörür. Aidiyet davasını klasik hizmet tespiti davasından ayıran, çalışmanın hiç bildirilmemiş değil, başka bir kişi adına bildirilmiş olmasıdır.

Davanın Tarafları Kimlerdir ve Husumet Kime Yöneltilir?

Aidiyet davalarında en çok yapılan hukuki hata, davanın taraflarının (husumetin) yanlış belirlenmesidir. Yanlış kişilere açılan bir dava, yıllar süren yargılamanın usulden reddedilmesiyle sonuçlanır. Tarafların tespiti şu şekilde yapılmalıdır:

Gerçek Bir Kişi Yoksa (Sadece Harf/Rakam Hatası)Eğer SGK kayıtlarında isim, soyisim veya sicil numaralarındaki hatalar nedeniyle primler yanlış bir sicile gitmişse, ancak bu hatalı kimlik bilgilerine sahip dünyada yaşayan “gerçek bir kişi” yoksa, bu durum mahkemece nüfus müdürlüğünden araştırılarak teyit edilir. Sadece bir yazım hatası varsa, davanın yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK Başkanlığı) yöneltilmesi yeterlidir.
Kayıtlarda Gözüken Gerçek Bir Kişi VarsaDavacının çalışmaları, ad-soyad benzerliği veya kasten kimlik kullandırma nedeniyle yaşayan veya ölmüş gerçek bir kişi üzerinde gözüküyorsa, o kişi (vefat etmişse yasal mirasçıları) mutlaka davalı olarak gösterilmelidir. Çünkü mahkemenin vereceği kayıt silme ve düzeltme kararı, o kişinin doğrudan sosyal güvenlik haklarını (hak alanını) etkileyecektir.
İşverenin Durumuİhtilaflı dönemde sigortasız çalıştırıldığınızı ve adınıza başkasının gösterildiğini iddia ettiğiniz işyerinin resmi işvereni de davada taraf olarak yer almalıdır.
Kendi Dosyanız İçin

Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.

Kendi Sigortalılığımı Nasıl İspatlarım? Yargılama Usulü ve Deliller

Aidiyet davaları, Anayasa ile güvence altına alınmış sosyal güvenlik hakkına dayandığı için doğrudan kamu düzenini ilgilendiren davalardır. Sosyal güvenlik hakkı devredilemeyeceğinden, başkasına ait hizmetlerin satın alınması veya sahte sigortalılık yaratılması ihtimaline karşı mahkemeler son derece şüpheci ve titiz yaklaşır.

Bu nedenle, yargılamada “kendiliğinden (resen) araştırma ilkesi” geçerlidir. Davalı işveren mahkemeye gelip “Evet, aslında davacı çalışıyordu ama ben yanlışlıkla kardeşinin kimliğiyle sigorta yaptım” diyerek iddiayı kabul etse bile (ikrar), davanın taraflarından olan SGK yönünden bu kabul bağlayıcı değildir ve mahkeme sırf bu beyanla davayı kabul edemez. Hâkim, maddi gerçeği ortaya çıkarmak zorundadır.

Peki, fiilen sizin çalıştığınızı kanıtlayacak hayati deliller nelerdir?

  • İmza ve Fotoğraf İncelemesi: En güçlü yazılı delillerin başında, işe girerken SGK’ya verilen “İşe Giriş Bildirgeleri” gelir. Mahkeme bu bildirgelerin asıllarını SGK’dan getirtir. Bildirge üzerindeki imzanın davacı işçiye mi yoksa kayıtlarda gözüken diğer kişiye mi ait olduğu Adli Tıp Kurumu veya uzman kriminal polis laboratuvarları aracılığıyla incelenir. Varsa bildirge üzerindeki fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı netleştirilir.
  • İşyeri Özlük Dosyası ve Resmi Evraklar: Davalı işyerinde o döneme ait puantaj kayıtları, vizite kâğıtları, maaş ödeme dekontları, varsa SGK müfettiş tutanakları mahkemece toplanır.
  • Bordro ve Komşu İşyeri Tanıklarının Dinlenmesi: Yazılı belgelerin yetersiz kaldığı aidiyet davalarında, şüpheleri ortadan kaldıracak en önemli unsur tanıklardır. Ancak sıradan arkadaş veya akraba tanıklığı yetmez. Mahkeme, o dönemde aynı işyerinde sigortalı olarak gözüken (bordro tanığı) kişileri, işyerinin ustabaşısını, şefini veya müdürünü bularak dinler. “O dönemde kimlikte adı geçen Ahmet mi çalışıyordu, yoksa davacı Mehmet mi?” sorusunun cevabı, işyerindeki gerçek çalışma düzenini bilen resmi kayıtlı çalışanlardan alınır. Gerekirse komşu işyeri sahipleri ve çalışanları da emniyet marifetiyle tespit edilip dinletilir.

Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç

Sigorta primlerinizin başkası adına yatırıldığını öğrenmek emeklilik hakkınızı tehdit eden ağır bir durum. Aidiyet (kayıt düzeltme) davası bu yılları gerçek sahibine, yani size iade edebiliyor.

Ama bu dava SGK’nın da müdahil olduğu, gerektiğinde Adli Tıp Kurumu raporlarına ve doğru tanık stratejisine bağlı teknik bir süreç. Davalı tarafın eksik gösterilmesi veya SGK kayıtlarıyla örtüşmeyen tanıklar davayı kaybettirebilir.

Başkasının sigortası üzerinden çalıştırılmak, hukuken sigortasız çalıştırılmakla aynı sonucu doğurur: sizin adınıza Kuruma hiçbir bildirim yapılmamıştır. Bu nedenle izlenecek yol hizmet tespiti davasıdır ve 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesindeki beş yıllık hak düşürücü süre burada da işler; süre, çalışmanın geçtiği yılın sonundan başlar. Bu dosya türünün kendine özgü bir avantajı vardır: adına bildirim yapılan kişi, gerçekte o işyerinde çalışmadığını beyan ettiğinde iddianız kendiliğinden güçlenir, çünkü Kurum kayıtları ile fiili durum arasındaki çelişki açığa çıkar.

İşyerinin o dönemki puantaj ve giriş çıkış kayıtları, adınıza yapılan ödemelerin banka hareketleri ve aynı dönemde orada çalışan tanıkların beyanları bu çelişkiyi somutlaştırır. Hizmet tespiti davasının nasıl açılacağını ve sigortasız çalışmanın ispat yollarını ayrı yazılarda anlattık. Sosyal Güvenlik Hukuku alanındaki deneyimimizle, çalışmanızın gerçek sahibi olarak kayda geçirilmesi için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Fiilen çalıştığım günlerin sigorta primleri başkasının T.C. kimlik numarası üzerinden yattıysa ne yapmalıyım?

    Fiilen çalışmanıza rağmen sigorta primlerinizin isim benzerliği, harf hatası veya kasıtlı olarak başkasının sicil numarası üzerinden bildirilmesi durumunda İş Mahkemesinde “Aidiyet Davası (Kurum Kayıtlarının Düzeltilmesi Davası)” açmanız gerekir. Bu dava ile başkasına ait görünen primlerin gerçek sahibinin siz olduğunun tescili ve aktarılması sağlanır.

  • Aidiyet (kayıt düzeltme) davası açmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yapmak şart mıdır?

    Evet, yasal bir zorunluluktur. Hizmet akdine tabi çalışmaların aidiyetinin tespiti için doğrudan mahkemeye gidilemez. Öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yazılı bir dilekçe ile başvurarak kayıtların düzeltilmesi talep edilmelidir. Kurumun bu talebi reddetmesi veya 60 gün içinde cevap vermeyerek zımnen reddetmesi üzerine dava açılabilir.

  • Başkasının sigortası üzerinden çalıştırılma durumunda davanın tarafları (husumet) kimler olmalıdır?

    Dava, ilgili dönemin resmi işverenine ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) karşı açılır. Ancak en kritik detay; primlerin üzerinde göründüğü, ad ve soyadı benzerliği olan veya kimliği kullanılan o “gerçek kişi” (vefat ettiyse yasal mirasçıları) de mutlaka davalı olarak gösterilmelidir; aksi halde dava usulden reddedilir.

  • Mahkeme, başkasının adına yatan primlerin aslında bana ait olduğunu nasıl araştırır ve kesin delil olarak neyi arar?

    Aidiyet davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim resen (kendiliğinden) araştırma yapar. En kesin ispat aracı, ihtilaflı döneme ait işe giriş bildirgelerinin asılları SGK’dan getirtilerek Adli Tıp Kurumu marifetiyle yapılan imza ve fotoğraf kriminal incelemesidir. Bildirgedeki imza ve fotoğrafın size ait olduğu kesinleşirse davanın temeli atılmış olur.

  • İşveren mahkemede gelip “Evet, hata bende, yanlış kişinin kimliğiyle sigorta yaptım” derse dava doğrudan kazanılır mı?

    Hayır, doğrudan kazanılmaz. İşverenin hatasını ve davacının fiili çalışmasını mahkeme huzurunda kabul etmesi (ikrar), davanın taraflarından olan Sosyal Güvenlik Kurumu’nu (SGK) bağlamaz. Suiistimalleri ve sahte sigortalılık devirlerini önlemek adına hâkim, işverenin kabulüne rağmen Adli Tıp raporları ve resmi bordro tanıklarıyla maddi gerçeği resen araştırmaya devam eder.

  • Yazılı belgelerin ve işe giriş bildirgesindeki imzaların yetersiz kalması durumunda hangi tanıklar dinlenir?

    Yazılı belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme sıradan akraba veya arkadaş beyanlarıyla yetinmez. Kurumdan o döneme ait işyeri dönem bordroları celbedilerek, orada resmi olarak çalışan ve iş uyuşmazlığını bizzat gözlemlemiş olan “bordro tanıkları” ile komşu işyerlerinin resmi sigortalı çalışanları dinlenerek gerçekte kimin fiilen eylemli çalıştığı saptanır.

  • Başkasının sigortası üzerinden çalıştırılma davası kazanıldığında prim günlerim ve gerçek maaşım doğrudan bana geçer mi?

    Evet, aidiyet davası lehinize kesinleştiğinde mahkeme kararında yer alan aylar itibarıyla prim ödeme gün sayıları ve o dönemdeki gerçek günlük brüt kazançlarınız (prime esas kazancınız) başkasının hanesinden silinerek doğrudan sizin SGK sicilinize aktarılır. Böylece gasp edilen tüm emeklilik ve prim haklarınız eksiksiz korunmuş olur.

İLGİLİ YAZILAR