Boşandığı Eşiyle Birlikte Yaşayanların Dul ve Yetim (Ölüm) Aylığı Kesilir Mi?

Boşandığı Eşiyle Birlikte Yaşayanların Dul ve Yetim (Ölüm) Aylığı Kesilir Mi?

Boşandığınız eşinizle birlikte yaşamaya devam ediyorsanız, aldığınız dul veya yetim aylığının kesilip kesilmeyeceği merak edilen bir konu. SGK bu durumu tespit ederse geriye dönük borç bile çıkarabiliyor.

Aylığın kesilmesi için aranan şartları, SGK’nın fiili birlikteliği hangi kriterlerle tespit ettiğini ve geriye dönük borç çıkarma süresini anlatıyoruz.

Fiilen Birlikte Yaşama Nedeniyle Aylığın Kesilmesinin Hukuki Altyapısı

Ölüm aylığına hak kazanabilmenin en temel ve değişmez koşullarından birisi evli olmamaktır. Sosyal güvenlik felsefesinde, bir eşin veya kız çocuğunun evlenmekle yeni bir ekonomik güvenceye kavuşacağı, dolayısıyla ölen sigortalının desteğine (devletin bağladığı aylığa) artık ihtiyaç duymayacağı varsayılır.

Ancak zaman içinde, toplumda eşlerin veya kız çocuklarının evlenmelerine rağmen bu aylıktan mahrum kalmamak adına resmi nikâh yapmadan fiilen birlikte yaşamaya başlamaları ya da evliyken “görünüşte (kâğıt üzerinde)” boşanarak aynı evde yaşamaya devam etmeleri gibi hukuka karşı hile yöntemleri yaygınlaşmıştır.

Devletin sınırlı sosyal güvenlik fonlarının bu şekilde haksız yere sömürülmesini engellemek amacıyla kanun koyucu çok kesin bir tedbir almıştır.

01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve sosyal güvenlik sistemimizin omurgası olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Gelir ve Aylık Bağlanmayacak Haller” başlıklı 56. maddesinin 2. fıkrasında şu emredici hüküm yer almaktadır: “Eşinden boşandığı hâlde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır”.

Bu düzenleme ile mevzuatımıza yeni bir aylık bağlama şartı ve aynı zamanda aylık bağlanmış ise bir “kesme nedeni” girmiştir. Konunun genel çerçevesi ve itiraz prosedürleri hakkında daha geniş bilgi edinmek için Sosyal Güvenlik Hukuku sayfamızı mutlaka incelemelisiniz.

Anayasa Mahkemesi’nin “Hakkın Kötüye Kullanılması” Yaklaşımı

5510 sayılı Kanun’un 56/2. maddesinin yürürlüğe girmesinin ardından, bu hükmün özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği ve anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal davaları açılmıştır. Ancak Türkiye’nin en üst yargı mercii olan Anayasa Mahkemesi, (28.04.2011 tarih, 2009/86 Esas, 2011/70 Karar sayılı ilamıyla) iptal istemini reddetmiştir.

Yüksek Mahkeme ret gerekçesinde çok net bir ilkeyi ortaya koymuştur: “Ölüm aylığı alabilmek için öngörülen koşulun hakkın kötüye kullanılarak sağlanmak istenmesi sosyal güvenlik hakkıyla bağdaştırılamaz”-. Yani hukuk, bir hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak, hileli yollarla elde edilmesini veya sürdürülmesini kesinlikle korumaz. Kâğıt üzerinde gerçekleşen bir boşanma işleminin ardından fiili evlilik hayatının kesintisiz devam etmesi, Türk Medeni Kanunu’nun temel ilkelerine ve sosyal güvenlik şemsiyesinin “ihtiyaç sahibi olma” kuralına açıkça aykırıdır.

Kanun Geriye Yürür Mü? (1 Ekim 2008 Öncesi Durum)

Sosyal Güvenlik Hukukunda en çok tartışılan konulardan biri de kanunların zaman bakımından uygulanmasıdır. Kanunların kural olarak geriye yürümemesi ilkesi karşısında 56. madde, 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihi sonrasına uygulama olanağına sahiptir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK 11.09.2013 tarih, 2013/10-174-1074 sayılı) yerleşik içtihatlarına göre; SGK’nın kesme nedeni ve borç çıkarma işlemi, 1 Ekim 2008 tarihinden öncesine götürülemez ve bu tarihten önce ödenen gelir/aylıkların istirdadı (geri ödenmesi) istenemez-.

Ancak, Kanun’un yürürlük tarihinden önce bağlanan aylıklar “kazanılmış hak” kavramı içerisinde değerlendirilemez. Yani boşanma ve birlikte yaşama eylemi 2005 yılında başlamış olsa bile, eylem 1 Ekim 2008’den sonra da devam ediyorsa, SGK bu tarihten (01.10.2008) sonraki ödemeleri kesme ve geri alma hakkına mutlak surette sahiptir.

Aylığın Kesilmesi İçin Gereken Şartlar Nelerdir?

Mevzuata ve yargı kararlarına göre, ölüm (dul/yetim) aylığının iptal edilebilmesi için şu üç şartın bir arada gerçekleşmesi zorunludur:

Eşinden Boşanmış OlmaOrtada kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla gerçekleşmiş resmi bir boşanma işlemi bulunmalıdır.
Boşandığı Eşiyle Fiilen Birlikte YaşamaBoşanılan eşle aynı evi, aynı çatıyı bedensel ve ruhsal bir birliktelik (aile hayatı) çerçevesinde paylaşmaya devam etme iradesi olmalıdır. Sadece zorunlu nedenlerle aynı binada bulunmak veya ortak çocukların bakımı için kısa süreli bir araya gelmek, fiili birlikte yaşama sayılamaz.
Fiilen Birlikte Yaşamanın Kurumca BelirlenmesiBu eylemli durumun, SGK denetmenleri tarafından somut, şüpheden uzak ve denetlenebilir delillerle resmi bir tutanağa bağlanmış olması şarttır.
Kendi Dosyanız İçin

Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.

SGK Fiili Birlikteliği Nasıl Tespit Eder? Yargıtay’ın İspat Kriterleri Nelerdir?

Kural olarak, boşanan eşlerin ayrı yaşayacakları açıktır; yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı bunu gerektirir. Bu nedenle, boşanan eşlerin fiilen birlikte yaşadıklarının kanıtlanması yükümü (ispat külfeti) Sosyal Güvenlik Kurumu’na aittir.

SGK, bu durumu genellikle komşu ihbarları (özellikle husumetli olunan kişiler), CİMER şikâyetleri veya rutin denetimler vasıtasıyla öğrenir. 5510 sayılı Kanun’un 59/2. maddesi gereğince, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanaklar “aksi sabit oluncaya kadar geçerli” resmi belge niteliğindedir. Yani mahkeme önünde SGK’nın tutanağı kural olarak doğru kabul edilir; “Biz birlikte yaşamıyoruz, bu tutanak yalandır” diyerek aksini güçlü delillerle ispat etme yükümlülüğü ise davacı vatandaşa (aylığı kesilen kişiye) düşer.

Ancak Türkiye’nin en üst derece mahkemesi olan Yargıtay, sosyal güvenlik davalarını doğrudan kamu düzenine ilişkin saydığı için “resen araştırma ilkesini” benimsemiştir. Yargıtay; SGK’nın sadece iki komşuya sorarak veya muhtardan tek taraflı belge alarak maaş kesmesini hukuka uygun bulmamakta, İş Mahkemesi hâkimine “maddi gerçeği hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde araştırma” görevi yüklemektedir.

Yargıtay kararlarında, fiili birlikte yaşama olgusunun tespiti için mahkemelerce mutlaka araştırılması öngörülen hayati deliller şunlardır-:

Adres Kayıt Sistemi (MERNİS) İncelemesiHak sahibi kadın ile boşandığı eşinin Nüfus Müdürlüğündeki resmi yerleşim yeri adreslerinin ve geçmişe dönük adres hareketlerinin detaylı tespiti.
Aboneliklerin Kontrolüİlgililerin su, elektrik, doğalgaz ve ev telefonu aboneliklerinin hangi adreste, hangi tarihte ve kimin adına tesis edildiğinin ilgili kurumlardan celbedilmesi.
Seçmen Bilgi KayıtlarıSeçim dönemlerinde şahısların hangi adreste kayıtlı göründükleri ve hangi sandıkta oy kullandıklarının Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kayıtlarından getirtilmesi.
Banka ve Kredi Kartı KayıtlarıBankalara bildirilen güncel iletişim ve ikametgâh adreslerinin aynı olup olmadığının incelenmesi.
Medula Sağlık Sistemi İncelemesiBoşanan eşlerin hastaneye, aile hekimliğine veya eczaneye gittiklerinde Medula sistemine hangi adresi beyan ettikleri ve özellikle acil durumlarda birlikte tedavi kaydı olup olmadığının SGK’dan sorulması.
Geniş Çaplı Zabıta (Kolluk) AraştırmasıEmniyet veya jandarma marifetiyle her iki eşin iddia edilen adreslerinde fiili araştırma yapılması.
Tutanak Tanıklarının Mahkemede DinlenmesiSGK Müfettiş veya denetmen tutanağında “birlikte yaşıyorlar” diye beyanı alınan kişilerin bizzat mahkemeye çağrılarak yeminli olarak tanık sıfatıyla dinlenmesi ve ifadeleri arasındaki çelişkilerin giderilmesi.
Çevre ve Komşu Tanıklarıİhtilaflı adreslerdeki apartman yöneticisi, kapıcı, kapı komşuları ve çevredeki esnafın (bakkal, manav vb.) tarafsız tanık olarak dinlenilmesi.
Muhtar ve Azaların Bilgisine BaşvurulmasıÖzellikle küçük yerleşim yerlerinde (köy veya beldelerde) tarafları yakından tanıyan mahalle muhtarı ve ihtiyar heyeti azalarının dinlenmesi.
Ceza Dosyalarının İrdelenmesiTaraflar arasında kadına şiddet, hakaret veya aile içi uyuşmazlıklardan kaynaklı bir ceza davası varsa, o dosyalardaki beyan ve delillerin bu davada değerlendirilmesi.

İşte ancak bu kadar derinlemesine ve çok yönlü bir araştırmanın sonucunda “fiili birlikte yaşama” olgusu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanırsa aylığın kesilmesine hükmedilebilir.

SGK’nın Geriye Dönük Borç Çıkarması (İstirdat) ve 10 Yıllık Süre

Aylığın kesilmesi yeterince büyük bir mağduriyetken, asıl yıkıcı etki SGK’nın “Bugüne kadar sana ödediğim paraları geri ver” demesiyle başlar. 5510 sayılı Kanun’un 56/2. maddesinde “Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır” denilmektedir.

5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca; fazla veya yersiz ödemeler “Kasıtlı veya kusurlu davranışlardan doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on (10) yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte. genel hükümlere göre geri alınır.”-.

SGK, muvazaalı boşanmayı açık bir “kasıtlı davranış” (devleti kandırma eylemi) olarak nitelendirir. Bu nedenle, Kurum geriye dönük 10 yıl boyunca ödediği tüm dul/yetim aylıklarını, bayram ikramiyelerini ve hatta bu sürede yararlandığınız sağlık (hastane/ilaç) giderlerini yasal faiziyle birlikte sizden ister. Bu meblağlar genellikle yüz binlerce, bazen milyonlarca lirayı bulmaktadır. Kurum bu parayı tahsil etmek için icra takibi (e-haciz) başlatabilir veya İş Mahkemelerinde doğrudan alacak davası açabilir.

Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç

Boşandığınız eşinizle birlikte yaşadığınız gerekçesiyle dul veya yetim aylığınızın kesilmesi, ekonomik olduğu kadar onurunuzu da zedeleyen bir durum. Bu kural sosyal güvenlik sisteminin kötüye kullanımını önlemek için var ama uygulamada haksız sonuçlar da doğurabiliyor.

SGK denetmeninin tuttuğu bir tutanak mahkemede aksi ispat edilene kadar geçerli sayılıyor, bu yüzden İş Mahkemesinde açılacak Kurum İşleminin İptali davasında MERNİS ve Medula kayıtları gibi delillerle bu tutanağın çürütülmesi gerekiyor.

Dul veya yetim aylığınız kesildiyse bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Boşandığım eşimle fiilen birlikte yaşadığım gerekçesiyle SGK yetim veya dul aylığımı kesebilir mi?

    Evet, kesebilir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56/2. maddesi uyarınca; eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen hak sahiplerinin bağlanmış olan gelir ve aylıkları Kurumca derhal kesilir.

  • SGK boşanan eşlerin fiilen birlikte yaşadığını nasıl tespit eder ve ispat yükü kime aittir?

    Fiilen birlikte yaşama durumunun tespiti genellikle komşu ihbarları, CİMER şikayetleri veya rutin denetimler sonucu SGK denetmenlerince yapılır. Boşanan eşlerin ayrı yaşaması asıl olduğundan birlikte yaşandığını ispat yükü Kuruma aittir. Ancak denetmen tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge sayıldığından mahkemede bu tutanağın aksini güçlü delillerle kanıtlamak gerekir.

  • Yargıtay kararlarına göre fiili birlikteliğin varlığı incelenirken mahkemeler hangi resmi kayıtları araştırır?

    Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre hakim maddi gerçeğe ulaşmak için şu kayıtları resen toplar: Nüfus adres kayıtları (MERNİS), su, elektrik, doğalgaz abonelikleri, seçim dönemlerindeki seçmen bilgi kayıtları, bankalara bildirilen iletişim adresleri ve hastane kayıtlarındaki (Medula) adres beyanları detaylıca incelenir.

  • Aylığı kesmek için sadece resmi adreslerin unionya fatura aboneliklerinin aynı olması tek başına yeterli midir?

    Hayır, tek başına yeterli değildir. Yargıtay, sadece kâğıt üzerindeki adres benzerliği veya muhtar kaydıyla maaş kesilmesini hukuka aykırı bulmaktadır. Resmi kayıtların yanında, apartman yöneticisi, kapıcı, mahalle esnafı ve kapı komşularının tarafsız tanık olarak dinlenmesi ve eşlerin bedensel-ruhsal bir aile birliği içinde yaşadığının somut olarak kanıtlanması şarttır.

  • Muvazaa iddiasıyla aylığı kesilen kişiden SGK geriye dönük kaç yıllık maaşları ve ödemeleri geri isteyebilir?

    5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi uyarınca, yersiz ödemenin hak sahibinin kasıtlı veya kusurlu davranışından (hukuka karşı hileli eyleminden) kaynaklandığı kabul edildiğinden, Kurum hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla 10 (on) yıllık sürede yapılan tüm maaşları, bayram ikramiyelerini ve sağlık giderlerini yasal faiziyle geri talep eder.

  • Boşanılan eşle aynı binada altlı üstlü oturmak veya ortak çocukların bakımı için bir araya gelmek maaşın kesilme sebebi midir?

    Hayır, tek başına kesilme sebebi değildir. Boşanmış eşlerin ortak çocuklarının eğitimi veya gelişimi için insani olarak görüşmeleri, aynı apartmanda farklı dairelerde oturmak zorunda kalmaları veya ticari ortaklıkları olması hayatın olağan akışına uygundur. Ortada bedensel ve ruhsal bir karı-koca hayatı (fiili evlilik) olmadığı sürece maaş kesilemez.

  • Haksız yere kesilen ölüm aylığımı geri almak ve SGK’nın çıkardığı borcu iptal ettirmek için ne yapmalıyım?

    SGK ödeme emrine karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde unionya doğrudan Kurum işleminin iptali amacıyla İş Mahkemesinde “Aylığın Yeniden Bağlanması ve Borcun İptali (Menfi Tespit)” davası açmanız gerekir. Bu davalarda Kuruma ön başvuru veya zorunlu arabuluculuk şartı bulunmamaktadır; doğrudan dava yoluna gidilebilir.

İLGİLİ YAZILAR