Geçmişe Dönük Sigorta (Hizmet Tespiti) Davasında 5 Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
Hizmet tespiti davası açmak için elinizde 5 yıllık bir süre var, ama bu sürenin ne zaman başladığını doğru bilmeniz gerekir. Yanlış hesaplama, haklı bir talebinizi bile zamanaşımına uğratabilir.
5 yıllık hak düşürücü sürenin hangi tarihten itibaren işlediğini, bu sürenin hiç işlemediği istisnai durumları ve Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımını anlatıyoruz.
Geriye Dönük Sigorta (Hizmet Tespiti) Davasının Hukuki Altyapısı
Hizmet tespiti davası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı sayılan işlerde çalışan ancak SGK tarafından bu çalışmaları tespit edilemeyen veya eksik bildirilen hizmetlerin kayıt altına alınması amacıyla açılan bir tespit davasıdır. Sosyal güvenlik hakkı anayasal bir hak olup, bu haktan feragat edilemez veya bu hak devredilemez.
Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve çalışma hayatımızı şekillendiren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘nun 86. maddesinin 9. fıkrasıdır.
İlgili kanun maddesi oldukça nettir: Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından Kuruma verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, fiilen çalıştıklarını iş mahkemesine başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, mahkeme kararında belirtilen kazanç toplamları ve prim ödeme gün sayıları SGK tarafından dikkate alınmak zorundadır.
Uyuşmazlık şayet 01.10.2008 tarihinden önceki bir döneme, yani eski sisteme aitse, bu durumda mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10. maddesi uygulama alanı bulacaktır. Hangi kanun dönemine denk gelirse gelsin, iş mahkemeleri bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkemedir. Hizmet tespiti davalarının usulü, arabuluculuk şartından muafiyeti ve dava açmadan önce SGK’ya başvuru zorunluluğunun bulunmaması gibi detaylar hakkında daha fazla bilgi edinmek için Sosyal Güvenlik Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Hizmet Tespiti Davasında 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Nedir?
Sosyal güvenlik sistemimizde, Kuruma hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışmaların sonradan dava yoluyla tespit edilebilmesi için kanun koyucu beş yıllık bir hak düşürücü süre öngörmüştür. 5510 sayılı Kanun m. 86/9 ve mülga 506 sayılı Kanun m. 79/10 hükümlerinde yer alan “hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde” ibaresi, bu davaların açılabilmesi için öngörülen süreyi ifade eder.
Buradaki 5 yıllık süre, hukuki niteliği itibarıyla bir “zamanaşımı” değil, bir “hak düşürücü süre” (sukut-u hak) olarak kabul edilmektedir. Bu ayrım son derece önemlidir. Zamanaşımı süreleri sadece taraflarca itiraz olarak ileri sürüldüğünde dikkate alınırken; hak düşürücü süre, davanın her aşamasında hâkim tarafından resen (kendiliğinden) gözetilmek zorundadır.
Yani işveren bu sürenin geçtiğini iddia etmese bile, hâkim dosyayı incelerken sürenin aşıldığını tespit ederse davayı usulden reddedecektir. Ancak bu katı kuralın, işçiyi mağdur etmemesi adına çok titiz sınırları ve istisnaları çizilmiştir.
5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Ne Zaman İşlemeye Başlar?
Sigortasız çalışan bir işçinin hak kaybına uğramamak için bilmesi gereken en önemli husus, bu 5 yıllık sürenin hangi tarihte işlemeye başlayacağıdır. Kural olarak, tespiti istenen hizmetin niteliğine ve işçinin çalışma periyoduna göre sürenin başlangıç anı değişmektedir:
1. Kural: Hizmetin Geçtiği Yılın Sonu
Kanun metnine göre, şayet işçi bir işyerinde kısa bir süre çalışıp ayrılmışsa, 5 yıllık süre o hizmetin fiilen verildiği yılın 31 Aralık tarihinden (yılın sonundan) itibaren işlemeye başlar. Örneğin, 2018 yılının Mart ayında bir işyerinde 3 ay sigortasız çalışıp ayrılan bir işçi için 5 yıllık dava açma süresi, 31 Aralık 2018 tarihinde işlemeye başlar ve 31 Aralık 2023 tarihinde sona erer.
2. Kesintisiz Çalışma (Blok Çalışma) Kuralı
Uygulamada işçilerin en çok yanıldığı ve “süreyi kaçırdım” sanarak dava açmaktan çekindiği senaryo budur. Eğer sigortalı, aynı işyerinde sigortasız olarak veya eksik bildirimle kesintisiz (aralıksız) olarak uzun yıllar çalışmaya devam etmişse, 5 yıllık hak düşürücü süre, ara yıllardan itibaren ayrı ayrı İŞLEMEZ. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; kesintisiz çalışma söz konusu ise, 5 yıllık hak düşürücü süre, kesintisiz çalışmanın en son sona erdiği (işten ayrılma) yılın sonundan itibaren işlemeye başlar.
Örnek: Bir işçi aynı işverene ait işyerinde 2005 yılından 2020 yılına kadar aralıksız ancak sigortasız çalışmıştır. İşçi, 2021 yılında geçmişe dönük dava açmak istediğinde “2005 yılı için 5 yıl geçti” denilemez.
Çalışma 2020’de bittiği için, tüm o 15 yıllık dönemi kapsayan 5 yıllık dava açma süresi 31 Aralık 2020’de başlar ve 31 Aralık 2025’e kadar devam eder. İşten ayrıldıktan sonra tekrar aynı işyerine girip çıkmak veya işyeri devri gibi durumlarda da kesintisiz çalışma sona ermediği sürece hak düşürücü süre başlamayacaktır.
Mevsimlik Çalışmalar ve Askerlik Durumu
Yargıtay uygulamalarına göre, çalışma hayatının doğası gereği işe ara verilmesini zorunlu kılan durumlar (askerlik, mevsimlik işler) kesintisiz çalışma olgusunu bozmaz.
- Mevsimlik işlerde, çalışılmayan dönemlerde hizmet akdinin (iş sözleşmesinin) “askıda” olduğu kabul edilir. Hak düşürücü süre askı dönemlerinde işlemez.
- Askerlik görevi nedeniyle işten ayrılan ve askerlik dönüşü makul bir süre içinde aynı işyerinde tekrar çalışmaya başlayan işçi için de hizmet akdi askıda sayılır. Bu durumda da 5 yıllık süre, askerlik öncesi dönem için ayrı hesaplanmaz; dönüşte çalışılan en son işten ayrılış tarihine göre belirlenir.
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
5 Yıllık Sürenin Hiç İşlemediği (Süreyi Kesen) İstisnai Durumlar
Kanun, “5 yıl geçtiyse hakkın yanar” derken, bu kuralı sadece SGK’nın işçinin çalışmasından hiçbir şekilde haberdar olmadığı tamamen kayıt dışı “merdiven altı” senaryolar için öngörmüştür. Eğer SGK, o işçinin o işyerinde çalıştığına dair ufacık bir resmi belgeye, karineye veya tespite sahipse, Kurumun artık haberdar olduğu kabul edilir ve 5 yıllık hak düşürücü süre kuralı tamamen ortadan kalkar. Bu durumda işçi, üzerinden 10 yıl, 20 yıl geçse dahi her zaman hizmet tespiti davası açabilir.
Süreyi kesen ve davanın her zaman açılmasına imkân tanıyan bu cankurtaran istisnalar şunlardır:
| İşe Giriş Bildirgesinin Verilmiş Olması | İşveren, işçiyi işe alırken Kuruma “Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi” vermiş, ancak sonrasında primlerini hiç yatırmamış veya günlerini sıfır (“0”) bildirmişse hak düşürücü süre işlemez. |
| Kısmi (Eksik) Bildirim Yapılması | İşçinin aynı işyerinde ayda 30 gün tam zamanlı çalışmasına rağmen, SGK’ya verilen “Aylık Prim ve Hizmet Belgesi” veya “Dört Aylık Dönem Bordrosu”nda ayda 5 gün, 10 gün gibi eksik gösterildiği (part-time gösterildiği) durumlarda hak düşürücü süre söz konusu olmaz. |
| Kurum Müfettiş veya Denetmen Tespiti | SGK denetmenleri, Çalışma Bakanlığı müfettişleri veya kolluk kuvvetleri tarafından işyerinde yapılan denetimlerde tutulan resmi tutanaklarda işçinin o işyerinde çalıştığı tespit edilmişse süre engeli aşılır. |
| Ücret Bordrolarında Sigorta Kesintisi Bulunması | İşveren tarafından işçiye imzalatılan ücret tediye bordrolarında (maaş fişlerinde) sigorta prim kesintisi yapıldığı açıkça gösterilmişse (özellikle kamu kuruluşlarında veya kurumsal firmalarda) Kurumun bilgisi olduğu varsayılır ve süre kesilir. |
| İhtilaf Konusu Dönemde Kesilmiş Ücret Bordrolarının Varlığı | İmzalı ve usulüne uygun ödeme evraklarının varlığı halinde de Yargıtay sürenin işlemeyeceğine hükmetmektedir. |
Yargıtay ve Emsal Kararlar Işığında 5 Yıllık Süre Yaklaşımı
Üst derece mahkemesi olan Yargıtay, anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkının korunması adına hizmet tespiti davalarına büyük bir özenle yaklaşmakta ve “kamu düzeni” ilkesini merkeze almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin bu davalardaki güncel bakış açısı, sürenin dar değil geniş yorumlanması gerektiği yönündedir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2020/9977 Esas, 2023/9701 Karar sayılı güncel ilamında 5 yıllık sürenin sınırları çok net çizilmiştir: “506 Sayılı Kanun’un 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir.
Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.”. Yargıtay bu kararıyla, belge verilen veya tespiti olan hallerde sürenin işlemeyeceğinin altını kalın bir çizgiyle çizmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) 2020/10-681 E., 2023/1086 K. sayılı kararında ise kanunların zaman bakımından uygulanması değerlendirilmiş ve hizmet tespiti davasının sadece gün tespiti değil, aynı zamanda ücrete (prime esas kazanca) ilişkin bir tespit olduğu vurgulanmıştır.
Kararda; “01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet tespiti uyuşmazlıklarında 506 Sayılı Kanun; bu tarihten sonraki dönem bakımından ise 5510 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Mahkemenin hizmet tespitine ilişkin ilamı ise işverenin Kuruma vermediği bildirgeler yerine geçecek belge niteliğindedir.” denilerek mahkeme kararının bağlayıcılığı kanıtlanmıştır.
Bir diğer hayati içtihat olan Yargıtay 10. HD’nin 2022/6927 Esas, 2023/9824 Karar sayılı ilamında, kamu düzeni ilkesine vurgu yapılarak ispat araçlarının genişliği ele alınmıştır: “Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.”.
Yargıtay, hak kaybının önlenmesi için hâkimin resmi belgeler olmasa bile “bordro tanıkları” veya “komşu işyeri tanıkları” vasıtasıyla eylemli çalışmayı ve dolayısıyla kesintisiz hizmeti araştırması gerektiğini emretmektedir.
Profesyonel Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç
Hizmet tespiti davasında 5 yıllık hak düşürücü süre aşılması zor bir engel gibi görünse de, kesintisiz çalışmanın doğru kurgulanması ve süreyi kesen işe giriş bildirgesi, kısmi bordro veya SGK denetim tutanağı gibi belgelerin dosyaya kazandırılması bu süreyi aşmayı mümkün kılabiliyor.
SGK’nın da tarafı olduğu bu davada hakim kamu düzeni gereği kendiliğinden araştırma yapıyor; yanlış tanık bildirilmesi veya eksik delil, haklı bir davayı kaybettirebiliyor.
Özetle beş yıllık süre bir zamanaşımı değil hak düşürücü süredir ve başlangıç anı nettir: hizmetin geçtiği yılın sonu. 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesindeki bu kural, sürenin durması ya da kesilmesine izin vermez. Buna karşılık uygulamada sürenin hiç işlemediği kabul edilen haller vardır ve bunlar dosyanızı kurtarabilir.
İşveren sizin için Kuruma herhangi bir bildirim yapmış, yani çalışmanız kısmen de olsa kayda girmişse ya da müfettiş raporu, işe giriş bildirgesi veya ücret bordrosu gibi resmî bir belge Kurum kayıtlarına geçmişse, hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı kabul edilir.
Aynı şekilde kısmen bildirilen bir çalışmanın eksik kalan kısmı için de süre işlemez. Sigortasız çalışmanın nasıl ispatlanacağını ve gerçek ücretin tespiti davasını ayrı yazılarda anlattık. Sosyal Güvenlik Hukuku alanındaki deneyimimizle, dosyanızda hak düşürücü süreyi durduracak bir kayıt bulunup bulunmadığını araştırmak için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Geriye dönük sigorta davasında (Hizmet Tespiti) aranan 5 yıllık süre sınırı tam olarak nedir?
Hizmet tespiti davalarında Kuruma hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışmaların dava yoluyla kazanılabilmesi için yasal bir süre sınırı öngörülmüştür. Kanuna göre bu davaların, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak kesinlikle 5 (beş) yıl içinde açılması gerekir. Bu süre bir zamanaşımı olmayıp kesin “hak düşürücü” süredir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
-
Aynı işyerinde uzun yıllar aralıksız (kesintisiz) çalıştıysam 5 yıllık dava açma süresi ne zaman başlar?
Eğer sigortalı aynı işyerinde hiç ara vermeden kesintisiz olarak uzun yıllar çalışmışsa, 5 yıllık yasal hak düşürücü süre her bir çalışma yılı için ayrı ayrı veya geriye dönük olarak geriye doğru işlemeye başlamaz. Yargıtay içtihatlarına göre süre, o işyerindeki kesintisiz çalışmanın tamamen sona erdiği (işten ayrıldığınız) yılın sonundan itibaren işlemeye başlar.
-
İşyerinde mevsimlik çalışılması veya askerlik nedeniyle işe ara verilmesi kesintisiz çalışmayı bozar mı?
Hayır, bozmaz. Yargıtay uygulamalarına göre mevsimlik işlerde çalışılmayan dönemlerde ve askerlik görevi nedeniyle ayrılmalarda hizmet akdinin askıda kaldığı kabul edilir. İşçi askerlik dönüşü makul sürede aynı yerde tekrar işe başlarsa kesintisiz çalışma olgusu devam eder ve 5 yıllık süre askerlik öncesi için ayrı hesaplanmaz; en son ayrılış yılı esas alınır.
-
5 yıllık katı hak düşürücü sürenin tamamen ortadan kalktığı ve davanın her zaman açılabileceği durumlar nelerdir?
Eğer SGK kayıtlarında o işyerinde çalıştığınıza dair ufacık bir resmi evrak varsa Kurum durumdan haberdar sayılır ve 5 yıllık süre kalkanı tamamen çöker. İşveren Kuruma “İşe Giriş Bildirgesi” vermiş ancak prim yatırmamışsa, ayda 30 gün yerine 5-10 gün gösterilen eksik (kısmi) bildirimler varsa ya da SGK müfettişlerince denetim tutanağı düzenlendiyse dava her zaman açılabilir.
-
Hizmet tespiti davası açmadan önce arabulucuya gitmek veya SGK’ya resmi başvuru yapmak zorunlu mudur?
Hayır, zorunlu değildir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti (hizmet tespiti) talepleri zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Ayrıca, diğer sosyal güvenlik uyuşmazlıklarının aksine geçmişe dönük sigorta davası açılmadan evvel SGK’ya idari başvuru yapma şartı da bulunmamaktadır; doğrudan dava açılabilir.
-
Yargıtay kararlarına göre geriye dönük sigorta davasında hakimin araştırması gereken ispat araçları nelerdir?
Hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim resen (kendiliğinden) araştırma ilkesini benimsemek zorundadır. Yargıtay içtihatlarına göre mahkeme sadece tarafların sunduğu delillerle yetinmemeli; eylemli çalışmayı ortaya çıkarmak amacıyla ihtilaflı dönemde resmi sigortalı olan “bordro tanıkları” ile çevre adresteki “komşu işyeri tanıkları”nı dinlemelidir.
-
Hizmet tespiti davası kazanıldığında sigortasız günlerin yanında yüksek olan gerçek maaşım da tescillenir mi?
Evet, hizmet tespiti davası sadece prim gün sayısının değil, aynı zamanda Kuruma eksik bildirilen prime esas kazancın (gerçek ücretin) tespiti hakkını da korur. Ancak Yargıtay standartlarına göre işçi maaşının asgari ücretten yüksek olduğunu iddia ediyorsa, asgari ücreti aşan bu yüksek meblağı banka kayıtları ve imzalı ücret bordroları gibi yazılı ve kesin delillerle ispat etmek zorundadır.





