Borçlu Şirketini veya Dükkanını Başkasına Devrederse Alacağımı Nasıl Tahsil Ederim?

Borçlu Şirketini veya Dükkanını Başkasına Devrederse Alacağımı Nasıl Tahsil Ederim?

Borçlu şirketin bir gecede işletmesini veya dükkanını başkasına devrettiğini öğrenmek, alacağınızın buharlaştığı hissini verebilir.

Şirket ve dükkan devirlerinin iptali için gereken ön şartları, organik bağ kavramını ve Yargıtay’ın dördüncü kişiye devir yaklaşımını anlatıyoruz.

Ticari İşletme ve Dükkan Devirlerinde Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Tasarrufun iptali davalarının temel amacı; borçluların henüz tasarruf yetkilerinin kısıtlanmamış olduğu şüpheli dönemde (yani haklarında fiili bir haciz veya iflas kararı verilmeden önce), alacaklılarından mal kaçırmak amacı ile kötü niyetle yapmış oldukları hukuki işlemlerin, davacı alacaklı bakımından hükümsüz sayılmasını sağlamaktır.

Söz konusu bir dükkanın, fabrikanın veya ticari şirketin devri olduğunda, bu davanın amacı o devrin tamamen iptal edilip şirketin eski sahibine döndürülmesi değildir. Dava kazanıldığı takdirde davacı alacaklı, o dükkan, emtia veya ticari işletme hiç devredilmemiş gibi (davalı üçüncü şahıs üzerindeki kayıtların düzeltilmesine dahi gerek kalmadan) doğrudan doğruya cebri icra yolu ile o malların haciz ve satışını isteyebilir. Yani yeni kurulan şirketin malları, sizin alacağınız için icradan satılır.

İİK Madde 280: Ticari Devirlerde “Mal Kaçırma Kastı” Karinesi

İcra ve İflas Kanunu, sıradan bir vatandaşın evini satması ile bir tacirin ticari işletmesini satması arasında alacaklıları korumak adına çok büyük bir fark yaratmıştır. İİK’nın 280. maddesi uyarınca, malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme (mal kaçırma) kastıyla yaptığı işlemler iptal edilebilir.

Konu ticari bir işletme (dükkan, fabrika, şirket) olduğunda yasa koyucu davacı alacaklıya büyük bir ispat kolaylığı getirmiştir. Kanuna göre; ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını zarara uğratma kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde zarar verme kastıyla hareket ettiği yasal bir karine (ön kabul) olarak kabul olunur.

Diğer bir ifadeyle, borçlu borca batık durumdayken dükkanını veya içindeki malların önemli bir kısmını bir başkasına devrederse, devlet “Burada mal kaçırma amacı vardır” der. Bu olgunun, davacı alacaklı tarafından ayrıca ispat edilmesine gerek dahi bulunmamaktadır.

Bu yasal varsayımın (karinenin) çürütülebilmesi, yani dükkanı devralan kişinin “Ben iyi niyetliyim, mal kaçırma niyetini bilmiyordum” diyerek kurtulabilmesi kanunen son derece zor şartlara bağlanmıştır. Dükkanı veya şirketi devralan kişinin bu iddiadan kurtulabilmesi için; devir veya satış tarihinden en az üç ay evvel durumu yazılı olarak alacaklılara bildirdiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhalar asmakla beraber durumu Ticaret Sicili Gazetesi ile ilan ettiğini ispatlaması şarttır.

Borçlular mal kaçırırken elbette bu ilanları yapmadıkları için, ticari işletme devirleri tasarrufun iptali davalarında alacaklının en güçlü olduğu durumlardır. Bu tür karmaşık ticari muvazaa ve şirket birleşme/devir ihtilafları için Ticaret Hukuku alanındaki tecrübelerimizden her zaman faydalanabilirsiniz.

Şirket ve Dükkan Devirlerinin İptali İçin Gereken Ön Şartlar

Borçlunun dükkanını veya şirketini devretmesinin iptal edilebilmesi için, Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde davanın esasına girilebilmesini sağlayan bazı sıkı “dava şartlarının” kusursuz şekilde sunulması gerekir. Bu şartlar şunlardır:

Gerçek Bir Alacak ve Kesinleşmiş İcra TakibiDavacı alacaklının, dükkanını devreden borçludan muvazaalı (danışıklı) olmayan, hukuken geçerli gerçek bir alacağının bulunması gerekir. Ayrıca, borçlu hakkında icra dairelerinde başlatılan icra takibinin itiraz edilmeden veya itirazın kaldırılması yoluyla kesinleşmiş olması zorunludur. İcra takibinin başlatılması ve kesinleştirilmesi süreçleri hakkında İcra Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Borcun Doğumunun Tasarruftan Önce OlmasıBelki de davanın kaderini belirleyen en kritik kural budur. İptali istenilen dükkan veya emtia devrinin, sizin alacağınızın (borcun) doğum tarihinden sonra yapılmış olması zorunludur. Ticari hayatta borç genellikle fatura, cari hesap veya sözleşme tarihi ile doğar. Borç doğmadan yıllar önce yapılmış olan ticari devirler kural olarak bu davaya konu edilemez.
Aciz Belgesinin Alınmış Olmasıİptal davası açan alacaklının elinde borçlu hakkında alınmış “kesin” veya “geçici” aciz belgesi bulunmalıdır. Borçlu şirketin veya şahsın adresinde icra memuru aracılığıyla yapılan haciz işlemi sonucunda hacze kabil mal bulunmadığını veya dükkanın boşaltıldığını belgeleyen haciz tutanağı da “geçici aciz belgesi” hükmündedir ve dava açmak için yeterlidir.
5 Yıllık Hak Düşürücü Süreİptal davası, borçlunun dükkanı veya ticari işletmesini devrettiği tarihten itibaren en geç 5 yıl içinde açılmalıdır. İİK madde 284 uyarınca bu süre bir zamanaşımı değil, kesin hak düşürücü süredir ve mahkemece resen dikkate alınır.
Kendi Dosyanız İçin

Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.

“Organik Bağ” Kavramı ve Paravan Şirketlerle Mal Kaçırma

Uygulamada borçlular, ticari işletmelerini veya dükkanlarını devrederken resmi Ticaret Sicil kayıtlarında doğrudan bir “devir sözleşmesi” yapmaktan kaçınırlar. Genellikle borçlu şirket kapatılır (veya içi boşaltılır), aynı adreste, aynı iş kolunda, aynı telefon numaralarıyla ve borçlunun bir çalışanı, yakın akrabası veya arkadaşı adına yepyeni bir “paravan şirket” kurulur.

Yargıtay kararlarında bu duruma “Organik Bağ” denilmektedir. Tüzel kişiler (şirketler) bakımından organik bağ; yeni kurulan şirket ile borçlu şirketin aynı grup çatısı altında olması, şirket ortaklarının birbiriyle akraba veya yakın arkadaş olması, şirketler arasında faaliyet alanı, müşteri portföyü, personel veya adres yönünden hukuksal ya da fiili bir bağlantı bulunması şeklinde ispatlanmaktadır.

Yargıtay içtihatları, “mal kaçırma kastı”nın kişinin iç dünyasına ait bir durum olduğunu kabul ederek alacaklılara “yaklaşık ispat” kolaylığı tanımıştır. Davacı alacaklı olarak siz, dükkanı devralan yeni şirket ile borçlu şirket arasındaki organik bağı (aynı adreste faaliyete başlanması, işçilerin aynı olması, tabelanın benzerliği vb.) ispat ettiğinizde; yeni şirketin borçlunun alacaklılara zarar verme kastını bildiği ve bu hileli devre bilerek katıldığı kabul edilir.

Borçlu ile işlem yapan paravan şirket yetkilisi veya çalışanı, borçlunun borca batık mali durumunu bilmediğini iddia edemez. (Eğer dükkanı devralan kişi, borçlunun eski eşi veya bir yakınıysa, uyuşmazlığın Aile Hukuku boyutlarına temas eden muvazaalı işlemler hakkında Aile Hukuku sayfamıza da göz atabilirsiniz.)

Yargıtay ve Emsal Karar Yaklaşımı: Dördüncü Kişiye Devir ve “Bedele Dönüşme”

Borçlular, mal kaçırma oyununu tek bir devirle sınırlı bırakmazlar. Borçlu, dükkanını veya içindeki tüm ticari emtiayı önce paravan bir şirkete (üçüncü kişi) devreder. Alacaklının dava açıp malları haczettireceğini anlayan paravan şirket ise, malları apar topar piyasadan habersiz, tamamen iyi niyetli bir başka yabancıya (dördüncü kişiye) satar.

Eğer dördüncü kişinin borçlunun mal kaçırma niyetinden habersiz, gerçek bir alıcı (iyi niyetli) olduğu mahkemece tespit edilirse, Yargıtay içtihatları ve hukukun mülkiyeti koruma prensibi gereği o dördüncü kişinin elindeki mallara dokunulmaz. Ancak alacaklının hakkı asla yok olmaz. İİK’nın 283/2. maddesine göre dava “bedele dönüşür”.

Bedele dönüşme şudur: Dükkanı devralan kötü niyetli üçüncü kişi (paravan şirket veya danışıklı devralan), o ticari emtiayı veya işletmeyi dördüncü kişiye elinden çıkardığı tarihteki “gerçek piyasa değeri” üzerinden, davacı alacaklının alacağı ile sınırlı olmak üzere nakden tazminat ödemeye mahkûm edilir. Böylelikle alacaklı, o dükkandaki malları fiilen haczettiremese bile, mal kaçırma organizasyonuna alet olan üçüncü kişiden o malların nakdi bedelini icra yoluyla tahsil etme hakkına kavuşur.

Görevli Mahkeme, Yetki ve Yargılama Usulü

Ticari işletme, dükkan veya şirket emtiasının devrinin iptali için açılacak tasarrufun iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Her ne kadar konu “ticari bir devir” gibi görünse de, yasa koyucu bu davaları malvarlığı haklarına ilişkin şahsi davalar olarak gördüğünden Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Yetkili mahkeme ise genel kural gereği davalıların (borçlu veya dükkanı devralan üçüncü kişinin) ikametgahı veya muamele merkezi mahkemesidir.

Yargılama sürecinin hızlı ilerlemesi ve alacaklının daha fazla mağdur olmaması adına bu davalar İİK madde 281/1 uyarınca basit yargılama usulü ile görülür. Hakimin, yargılama sürecinde dükkandaki malların bir kez daha el değiştirmesini önlemek amacıyla, davacı alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verme yetkisi bulunmaktadır.

Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç

Borçlu şirketin işletmesini veya dükkanını organik bağ kurduğu bir başka firmaya devretmesi karşısında çaresiz değilsiniz. İcra ve İflas Kanunu’nun 280. maddesi, ticari devirleri doğrudan mal kaçırma kastı olarak karine kabul ediyor.

Ama davanın kazanılması, 5 yıllık hak düşürücü sürenin doğru hesaplanmasına, aciz belgesinin dosyaya usulüne uygun sunulmasına ve şirketler arasındaki organik bağın ticaret sicil kayıtları, faturalar ve tanıklarla mahkemeye kanıtlanmasına bağlı.

Borçlunun işletmesini ya da dükkânını devretmesi halinde kanun alacaklıya özel bir karine tanır. İcra ve İflas Kanunu’nun 280. maddesi, ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını ya da mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını alıp işyerini sonradan işgal eden kişinin, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiğini kabul eder. Yani devralanın kötü niyetini ayrıca ispat etmeniz gerekmez; devrin kapsamını ve işyerinin fiilen kim tarafından işletildiğini göstermek yeterlidir.

Dava kazanıldığında sonuç 283. maddede yazılıdır: devir iptal edilip işletme geri dönmez, siz o mallar üzerinde cebri icra yoluyla hakkınızı alma yetkisi kazanırsınız. Mallar elden çıkmışsa dava bedele dönüşür ve devralan, alacağınızı aşmamak üzere nakden tazmine mahkûm edilir. Ticari işletme devrinde kastın nasıl anlaşıldığını ayrı bir yazıda ele aldık. Tasarrufun İptali Davaları alanındaki deneyimimizle, devrin kapsamını belgelendirip talebinizi kurmak için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Borçlu şirket tabelayı indirip dükkanı veya işletmeyi bir başkasına devrettiyse ne yapabilirim?

    Borçlu şirketin alacaklılarından mal kaçırmak, icra takibini sonuçsuz bırakmak amacıyla dükkanını, ticari işletmesini veya mallarını başkasına devretmesi halinde Tasarrufun İptali Davası açabilirsiniz. Davayı kazandığınızda o dükkan ve içindeki emtialar hiç devredilmemiş sayılır; tapu veya sicil yeni şirketin üzerinde olsa bile doğrudan icra yoluyla haciz ve satış isteyebilirsiniz.

  • Aynı adreste borçlu şirketin çalışanı veya akrabası adına yeni şirket kurulduysa mal kaçırma nasıl ispatlanır?

    Yargıtay uygulamalarında bu duruma “Organik Bağ” denilmektedir. Yeni kurulan paravan şirket ile borçlu şirket arasında aynı adresin kullanılması, aynı iş kolunda faaliyet gösterilmesi, personellerin, telefon numaralarının veya müşteri portföyünün aynı olması organik bağı kanıtlar. Bu bağ tespit edildiğinde mahkeme devralan şirketin kötü niyetli olduğunu kabul ederek işlemi iptal eder.

  • Dükkanı devralan yeni şirket “Ben borçlardan habersizim, dükkanı bedeliyle satın aldım” diyerek davadan kurtulabilir mi?

    Hayır, kural olarak kurtulamaz. İcra ve İflas Kanunu (İİK md. 280) uyarınca bir ticari işletmenin veya iş yerindeki malların önemli bir kısmını devralan kişinin, borçlunun mal kaçırma ve alacaklıları zarara uğratma kastını bildiği yasal bir karine (ön kabul) olarak kabul edilir. Yeni şirketin bundan kurtulabilmesi için devri 3 ay önceden alacaklılara bildirdiğini veya Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan ettiğini kanıtlaması gerekir.

  • Borçlu dükkandaki malları paravan bir şirkete devretti, o şirket de malları iyi niyetli bir 4. kişiye sattıysa ne olur?

    Eğer ticari işletmeyi veya malları son satın alan dördüncü kişi piyasadan habersiz, tamamen iyi niyetli biriyse kanun onun mülkiyet hakkını korur ve mallar haczedilemez. Ancak bu durumda davanız “bedele dönüşür”. Mahkeme, malı borçludan ilk devralan kötü niyetli üçüncü kişiyi (paravan şirketi), dükkanı veya malları elinden çıkardığı tarihteki gerçek piyasa değeri üzerinden size nakden tazminat ödemeye mahkum eder.

  • Hileli şirket ve dükkan devirlerini iptal ettirmek için yasal süre sınırı ne kadardır?

    Tasarrufun iptali davası, borçlu şirketin dükkanı veya ticari işletmeyi resmi olarak devrettiği tarihten itibaren en geç 5 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir; durdurulması veya kesilmesi mümkün olmadığı gibi 5 yıllık kesin süre geçtikten sonra durum fark edilse dahi açılan dava hakim tarafından doğrudan reddedilir.

  • Şirket içi boşaltma ve tabela değiştirme eylemlerine karşı iptal davası açabilmenin ön şartları nelerdir?

    Davanın açılabilmesi için borçlu aleyhine başlatılmış ve kesinleşmiş bir icra takibinizin bulunması, alacağınızın gerçek olması ve borcun doğum tarihinin bu hileli ticari devirden önce olması şarttır. Ayrıca borçlunun adresinde yapılan hacizlerde dükkanın boşaltıldığını veya hacze kabil mal kalmadığını gösteren bir kesin veya geçici aciz belgesinin (haciz tutanağının) mahkemeye sunulması zorunludur.

  • Ticari işletme ve dükkan devrinin iptali davası hangi mahkemede açılır?

    Uyuşmazlık özü itibarıyla ticari bir devri veya şirketi ilgilendiriyor olsa da, tasarrufun iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Kanun koyucu bu davaları malvarlığı haklarına ilişkin şahsi nitelikte davalar olarak kabul ettiğinden Asliye Ticaret Mahkemeleri bu davalarda görevli değildir.

İLGİLİ YAZILAR