Borçlunun Evini Eşine veya Çocuğuna Devretmesi İptal Edilebilir mi?

Borçlunun Evini Eşine veya Çocuğuna Devretmesi İptal Edilebilir mi?

Borçlunuzun evini eşine veya çocuğuna devrettiğini öğrenmek, alacağınızı asla tahsil edemeyeceğiniz düşüncesini akla getirebilir, ama bu tür yakın devirler mahkemede kolayca çürütülüyor.

Eş veya çocuğa devredilen evin geri alınması için gereken şartları ve Yargıtay’ın aile içi devirlerdeki ispat yükü yaklaşımını anlatıyoruz.

Aile İçi Mal Devirlerinin Hukuki Altyapısı (Temel Kavramlar)

Tasarrufun iptali davalarının temel amacı, borçluların henüz tasarruf yetkilerinin kısıtlanmamış olduğu dönemde (yani haklarında fiili bir haciz veya iflas kararı verilmeden önce), alacaklılarından mal kaçırmak amacı ile kötü niyetle yapmış oldukları hukuki işlemlerin davacı alacaklı bakımından hükümsüz sayılmasını sağlamaktır. Borçlular, mallarını genellikle güvendikleri kişilere devretmek isterler; bu nedenle mal kaçırma girişimlerinin büyük bir çoğunluğu eş, çocuk, anne-baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlara yapılmaktadır.

Ancak İcra ve İflas Kanunu, aile içi yapılan devirleri “olağan bir ticari satış” olarak değerlendirmez. Kanun koyucu, bu tür devirlerin arkasında yatan asıl niyetin alacaklıdan mal kaçırmak olduğunu peşinen öngörmüş ve alacaklıyı koruyan çok güçlü yasal karineler (varsayımlar) getirmiştir. Aile içi devirlerin iptali, temelde iki farklı hukuki sebebe (İİK m. 278 ve İİK m. 280) dayanmaktadır.

İvazsız Tasarruflar ve Eş/Çocuğa Devirlerde “Bağışlama” Karinesi (İİK Md. 278)

Borçlunun geçici veya kesin aciz belgesinin düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten geriye doğru 1 (bir) yıl içinde yaptığı bütün bağışlamalar ve karşılıksız (ivazsız) devirler iptale tabidir. Kanun, eş ve çocuklara yapılan devirleri doğrudan “bağışlama” kategorisinde değerlendirerek iptal edilmesini emretmektedir.

İİK’nın 278. maddesinin güncel hükmüne göre; gerçek değerine uygun olarak bir bedel (ivaz) ödendiği ispatlanmadıkça; borçlunun altsoyu (çocukları, torunları), üstsoyu (anne, babası), üçüncü derece dâhil kan hısımları ile son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları arasında yapılan tasarruflar bağışlama sayılır ve mutlak surette iptal edilir.

Burada dikkat edilmesi gereken iki kritik husus vardır:

  1. Fahiş Fiyat Farkı Gerekmez: Akraba dışı kişilere yapılan satışlarda işlemin iptali için genellikle tapudaki bedel ile gerçek bedel arasında fahiş bir fark (“bir kat fark”) aranırken; eşe veya çocuğa yapılan devirlerde bedel tam gösterilmiş olsa dahi, paranın gerçekten ödenip ödenmediği (banka dekontu vb.) kanıtlanamadığı sürece işlem bağışlama sayılarak iptal edilir.
  2. Hileli Boşanmaların Önüne Geçilmesi: Borçlular, malları eşlerine devrettikten sonra “anlaşmalı” olarak boşanarak hukuki bir kalkan yaratmaya çalışmaktadırlar. Ancak yasa, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eski eşe yapılan devirleri de bağışlama kapsamında görerek iptale tabi tutmaktadır. Hileli mal rejimleri tasfiyesi ve boşanma süreci uyuşmazlıkları için Aile Hukuku alanındaki uzmanlığımıza başvurabilirsiniz.

Alacaklıya Zarar Verme Kastının Bilindiği Varsayımı (İİK Md. 280)

Eğer borçlunun eşine veya çocuğuna yaptığı devir, yukarıdaki 1 yıllık süreden daha eski bir tarihte yapılmışsa ne olacaktır? Borçlu kurtulacak mıdır? Hayır. Bu noktada İİK’nın 280. maddesi devreye girmektedir.

Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme (mal kaçırma) kastıyla yaptığı tüm işlemler, işlemin yapıldığı tarihten geriye doğru 5 (beş) yıl içinde borçlu aleyhine icra takibi başlatılmış olması şartıyla iptal edilebilir. Bu maddenin işleyebilmesi için normal şartlarda alıcı konumundaki üçüncü kişinin, borçlunun mal kaçırma niyetini “bildiği veya bilmesi gerektiği” ispatlanmalıdır.

Ancak devir eşe veya çocuğa yapılmışsa, yasa alacaklıyı çok ağır bir ispat yükünden kurtarır. İİK madde 280/3 uyarınca; borçlu ile işlem yapan üçüncü kişi, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu (anne-babası veya çocukları) ile üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımları ise, bu kişinin borçlunun mal kaçırma kastını bildiği farz olunur.

Yani çocuğun veya eşin, “Benim borçtan haberim yoktu, iyi niyetli olarak bedelini ödeyip evi satın aldım” şeklindeki savunmaları hukuken bir değer taşımaz; zarar verme kastını bildikleri kanuni bir karine (varsayım) olarak kabul edilir.

Bu hileli devirler bazen sadece ev veya araba ile sınırlı kalmayıp, borçlunun ticari şirketini veya işletmesini çocuğunun ya da eşinin üzerine devretmesi şeklinde de görülebilir. Bu tür ticari mal kaçırma senaryolarına karşı Ticaret Hukuku alanında sunduğumuz stratejik çözümlerden faydalanabilirsiniz.

Eş veya Çocuğa Devredilen Evin Geri Alınması İçin Gereken Dava Şartları

Borçlunun eşine veya çocuğuna yaptığı devrin iptal edilebilmesi için, kanunun aradığı usuli şartların eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesi zorunludur. Aksi takdirde, mal kaçırma olgusu ne kadar bariz olursa olsun dava usulden reddedilir. Bu temel dava şartları şunlardır:

Gerçek Bir Alacak ve Kesinleşmiş TakipDavacı alacaklının, borçludan danışıklı (muvazaalı) olmayan, gerçek bir alacağının bulunması zorunludur. Ayrıca, borçlu hakkında icra daireleri nezdinde başlatılan icra takibinin itiraz edilmeyerek veya itirazın bertaraf edilmesi yoluyla kesinleşmiş olması şarttır. Kesinleşme süreçlerine dair teknik bilgileri İcra Hukuku sayfamızda bulabilirsiniz.
Borcun Doğumunun Tasarruftan (Devirden) Önce OlmasıBelki de davanın belkemiğini oluşturan en önemli kural budur. İptali istenilen ev devrinin, sizin alacağınızın (borcun) doğum tarihinden sonra yapılmış olması zorunludur. Borç doğmadan yıllar önce eşe veya çocuğa yapılmış bir tapu devri, bu davaya konu edilemez.
Aciz Belgesinin Varlığıİptal davası açan alacaklının elinde borçluya ait bir “aciz belgesi” bulunmalıdır. Borçlunun adresinde haciz işlemi yapılmışsa ve hacze kabil (haczedilebilir) hiçbir mal bulunamamışsa, icra memurunun tuttuğu haciz tutanağı da geçici aciz belgesi hükmündedir.
5 Yıllık Hak Düşürücü Süreİptali talep edilen hileli devrin yapıldığı tarihten (tapu işlem tarihinden) itibaren en geç 5 (beş) yıl içinde dava açılmalıdır. Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir ve bir gün bile geçirilirse dava hakkı sonsuza dek ortadan kalkar.
Kendi Dosyanız İçin

Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.

Yargıtay ve Emsal Karar Yaklaşımı: Aile İçi Devirlerde İspat Yükü ve Kötü Niyet

Tasarrufun iptali davalarında kural olarak ispat yükü davacı alacaklıdadır. Ancak konu, borçlunun evini eşine veya çocuğuna devretmesi olduğunda, yüksek mahkeme olan Yargıtay’ın yerleşik içtihatları alacaklıya büyük bir “ispat kolaylığı” sağlamaktadır.

Yargıtay kararlarında açıkça vurgulandığı üzere, kişinin iç dünyasına ait olan “mal kaçırma kastının” tam ve kesin olarak ispatı imkansız olduğundan, “yaklaşık ispat” yeterli kabul edilmektedir. Eş veya çocuk ile borçlu arasında hayatın olağan akışından kaynaklanan kuvvetli bir “Organik Bağ” bulunmaktadır. Yargıtay, kan hısımlığı veya evlilik bağı bulunan bu kişiler arasındaki devirlerin, mal kaçırma amacı taşıdığını bir ön kabul (karine) olarak değerlendirir.

Yani siz davacı olarak sadece borçlu ile evi devralan kişi arasındaki eş, çocuk veya yakın akraba bağını Nüfus Kayıt Örneği ile dosyaya sunduğunuzda ispat yükünü büyük ölçüde yerine getirmiş olursunuz. Bu aşamadan sonra top davalı tarafa (eşe veya çocuğa) geçer. Davalı taraf, borçlunun mali durumunu bilmediğini ve evin gerçek bedelini banka kanalıyla (dekontlarla) eksiksiz olarak ödediğini ispatlamak zorundadır ki bu, hayatın olağan akışında ve aile içi ilişkilerde kanıtlanması neredeyse imkansız bir durumdur.

Ev Çocuğa, Çocuktan da Bir Başkasına Satılmışsa Ne Olacak? (Bedele Dönüşme)

Borçlular mal kaçırma planlarını genellikle tek adımlı yapmazlar. Borçlu, evi önce kendi çocuğuna (üçüncü kişi) devreder. Alacaklının dava açma ihtimalini sezen çocuk ise evi apar topar hiçbir şeyden haberi olmayan, dışarıdan bir yabancıya (dördüncü kişiye) satar.

Eğer dördüncü kişi tapu siciline güvenerek alan, borçlunun mal kaçırma oyunlarından tamamen habersiz “iyi niyetli” biriyse, mahkeme dördüncü kişinin tapusunu iptal etmez. Ancak alacaklının hakkı burada zayi olmaz.

İİK madde 283/2 uyarınca, kötü niyetli çocuk (üçüncü kişi), evi elinden çıkardığı tarihteki “gerçek değeri” üzerinden davacı alacaklıya nakden tazminat ödemeye mahkum edilir. Buna hukukta davanın “bedele dönüşmesi” denir. Böylece evi bizzat sattıramasanız bile, evin parasını mal kaçırma operasyonuna ortak olan çocuktan veya eşten icra yoluyla tahsil etme hakkına kavuşursunuz.

Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç

Borçlunun evini eşine veya çocuğuna devretmesi, kanunun bağışlama ve zarar verme kastının bilindiği karinesi sayılan güçlü bir iptal sebebi. Ama yine de dava 5 yıllık hak düşürücü süreye, aciz belgesi şartına ve bedele dönüşme kurallarına (İİK md. 283/2) tabi.

Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun unutulması veya sürelerin kaçırılması gibi küçük bir usul hatası, haklı bir davayı kaybettirebilir.

Eşe veya çocuğa yapılan devirlerde kanun alacaklıya iki ayrı kolaylık tanır ve bunlar 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla genişletildi.

Birincisi 278. maddedeki bağışlama karinesidir: gerçek değerine uygun biçimde ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik sona ermiş olsa bile eş, üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar bağışlama sayılır. Kayın hısımları ile ortak konutta yaşayanlar bu listeye yeni eklendi.

İkincisi 280. maddedeki bilme karinesidir: üçüncü şahıs borçlunun eşi, usulü, füruu, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımı, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun mali durumunu bildiği varsayılır. Her iki karinede de ispat yükü devri savunan tarafa geçer; siz kötü niyeti kanıtlamak zorunda kalmazsınız. Bedelsiz devirlerin durumunu ve mal kaçırma kastının nasıl ispatlandığını ayrı yazılarda ele aldık. Tasarrufun İptali Davaları alanındaki deneyimimizle, devrin tarihini ve tarafların yakınlığını değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Borçlu icradan mal kaçırmak için evini eşine veya çocuğuna devrettiyse bu işlem iptal edilebilir mi?

    Evet, kesinlikle iptal edilebilir. İcra ve İflas Kanunu uyarınca borçlunun eşine, çocuklarına veya yakın akrabalarına yaptığı devirler doğrudan şüpheli işlem (bağışlama) sayılır ve alacaklının açacağı Tasarrufun İptali Davası ile bu hileli satışlar mahkemece iptal edilir.

  • Borçlu malı eşine veya çocuğuna devrettiğinde tapu kaydı doğrudan borçlu adına geri mi döner?

    Hayır, mülkiyet borçlu adına geri dönmez çünkü bu dava bir tapu iptal tescil davası değildir. Ev veya araba hukuken yine eşin veya çocuğun üzerinde kalmaya devam eder; ancak mahkeme size o malı sanki hiç devredilmemiş gibi doğrudan icra yoluyla sattırma yetkisi verir.

  • Borçlu malı çocuğuna devredip, çocuk da bunu yabancı birine (4. kişiye) satarsa hakkımı kaybeder miyim?

    Hakkınızı kaybetmezsiniz ancak davanın şekli değişir. Eğer son satın alan dördüncü kişi tamamen iyi niyetliyse onun tapusu korunur; fakat davanız “bedele dönüşür”. Mahkeme, malı borçludan devralan kötü niyetli çocuğu veya eşi, malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek piyasa değeri üzerinden size nakden tazminat ödemeye mahkum eder.

  • Borçlu icradan kaçmak için anlaşmalı olarak eşinden boşanıp malı ona devrettiyse dava açılabilir mi?

    Evet, açılabilir. Kanun bu tür hileli hamlelerin önüne geçmek amacıyla, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eski eşler arasında yapılan tüm mal devirlerini ve kazandırmaları doğrudan bağışlama kapsamında kabul eder ve alacaklıya iptal hakkı tanır.

  • Eşim/çocuğum “Borçtan haberim yoktu, parasını verip aldım” derse mahkeme davayı reddeder mi?

    Hayır, reddetmez. Kanun gereği borçlunun eşi, çocukları, anne-babası veya yakın akrabaları, borçlunun mali durumunu ve alacaklılarından mal kaçırma (zarar verme) kastını “bilen kişi” olarak farz edilir. Dolayısıyla “İyi niyetliydim, borcu bilmiyordum” şeklindeki savunmaları hukuken geçersizdir.

  • Eşe veya çocuğa yapılan hileli devirleri iptal ettirmek için yasal süre sınırı ne kadardır?

    Dava açmak için yasal süre, hileli devir veya satış işleminin tapuda yapıldığı tarihten itibaren en geç 5 yıldır. Bu süre bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir; yani 5 yıl geçtikten sonra durumu yeni öğrenmiş olsanız dahi hakim davayı doğrudan reddetmek zorundadır.

  • Aile içi mal kaçırma davasını kazanabilmek için alacaklının elinde hangi belgeler olmalıdır?

    Öncelikle borçlu aleyhine başlatılmış ve kesinleşmiş bir icra takibinizin bulunması, borcun mal devrinden önceki bir tarihte doğmuş olması gerekir. En önemlisi de borçlunun adresinde yapılan hacizlerde üzerine kayıtlı mal bulunmadığını ispatlayan bir kesin veya geçici aciz belgesinin (haciz tutanağının) mahkemeye sunulması şarttır.

İLGİLİ YAZILAR