Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

İşyerinde patronunuz size cinsel saldırıda bulunduysa haklarınızı biliyor musunuz?

İş yerinde patronunuzun ya da amirinizin size karşı sözlü veya fiziksel cinsel içerikli davranışlarda bulunması, iş ilişkiniz yüzünden karşı koyamadığınız bir baskıya dönüşebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yeni kararı, bu tür durumların ceza hukukunda nasıl daha ağır değerlendirileceğini net biçimde ortaya koyuyor. Karar, işveren-işçi ilişkisindeki güç dengesizliğinin mağdur lehine nasıl yorumlandığını gösteriyor.

Önemli Not

İş yerinde yaşanan cinsel saldırı ve tacizlerde, işveren-çalışan arasındaki güç dengesi mahkemece dikkate alınarak cezanın ağırlaştırılabileceği unutulmamalıdır.

Olayın Özeti

Bir iş yerinde yaklaşık bir haftadır tezgahtar olarak çalışan mağdur kadın, işvereni olan sanık tarafından önce cinsel içerikli sözlü tacizlere maruz kalmış, ardından fiziksel temasla kalçasına dokunulmuştur. İstanbul Anadolu 27.

Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı TCK’nın 102/1 ve 3-b maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmıştır. Ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi, hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuzun kötüye kullanılma koşullarının oluşmadığını belirterek hükmü bozmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise bu bozmaya itiraz ederek yerel mahkeme kararının onanmasını istemiştir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Ceza Genel Kurulu, uyuşmazlığın özünde TCK 102/3-b maddesindeki “hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması” hükmünün somut olayda uygulanıp uygulanamayacağının yattığını belirtmiştir. Kurul, nüfuz kavramını “sözü geçer olma durumu” ve “istediğini yaptırabilme gücü” olarak tanımlamış, bunun işverenin çalışan üzerindeki izin, disiplin, ücret, işten çıkarma gibi yetkilerinden doğan üstünlük olduğunu vurgulamıştır. Ancak bu nitelikli halin uygulanabilmesi için sadece hizmet ilişkisinin sağladığı kolaylıktan yararlanmanın yeterli olmadığı, nüfuzun doğrudan mağdurun iradesini etkileyip direncini kırmış olması gerektiği belirtilmiştir.

Somut olayda işveren sanık ile işçi mağdur arasındaki hizmet ilişkisinin, sanığa tartışmasız bir güç ve otorite sağladığı, mağdurenin de iş ilişkisi nedeniyle çekinerek eyleme karşı koyamadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle Kurul, Başsavcılığın itirazını kabul ederek yerel mahkeme kararının onanmasına oy çokluğuyla karar vermiştir. Bazı üyeler ise olayın sadece bir “kolaylıktan faydalanma” olduğunu, nüfuzun kötüye kullanılması düzeyine ulaşmadığını savunarak karşı oy kullanmıştır.

Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

Bu karar, iş yerinde patron veya amir konumundaki kişilerin çalışanlar üzerindeki otoritesini cinsel amaçlarla kullanmasının, sıradan bir cinsel saldırıdan daha ağır cezalandırılacağını gösteriyor. Eğer iş yerinde amiriniz ya da işvereniniz tarafından cinsel içerikli sözlü ya da fiziksel bir davranışa maruz kaldıysanız, bu durumun sadece cinsel saldırı değil, nitelikli hâliyle değerlendirilebileceğini bilmelisiniz.

İş ilişkisi nedeniyle karşı koyamama durumu, mahkemeler tarafından sizin lehinize bir delil olarak kabul edilebiliyor. Böyle bir mağduriyet yaşadıysanız, vakit kaybetmeden bir avukatla görüşüp şikayet ve dava sürecinizi doğru şekilde yürütmeniz önemlidir.

1

İşveren otoritesi ağırlaştırıcı sebep

Patron ya da amirin çalışan üzerindeki yetkisi, cinsel saldırı suçunda nitelikli hal olarak değerlendirilebilir.

2

Direncin kırılması esas alınıyor

Sadece iş ilişkisinden yararlanmak değil, mağdurun karşı koyamama durumuna düşürülmesi aranıyor.

3

Mağdurun çekinmesi delil sayılabiliyor

İş ilişkisi nedeniyle sesini çıkaramama durumu, mahkemece mağdur lehine yorumlanabiliyor.

Karar Künyesi

DaireEsas NoKarar NoTarihKonu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu2023/449 E.2026/87 K.11.02.2026Hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle cinsel saldırı

İş Yerinde Cinsel Saldırıya Maruz Kaldıysanız Yalnız Değilsiniz

Haklarınızı korumak ve doğru hukuki adımları atmak için hemen uzman desteği alın.

WhatsApp’tan yazınHemen İletişime Geçin

SIKÇA SORULAN SORULAR

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, iş yerinde işveren tarafından çalışanına yönelik gerçekleştirilen cinsel saldırı eylemlerinde “hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması” nitelikli hâlinin uygulanma şartlarına ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:

  • İş yerinde işverenin çalışanına yönelik cinsel saldırısında ceza neden artırılır?

    Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 102. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi uyarınca, cinsel saldırı suçunun ‘hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle’ işlenmesi nitelikli bir hâl kabul edilir. İşveren ile işçi arasındaki hiyerarşik bağ, failin mağdur üzerinde mutlak bir otorite ve güç kullanmasına imkan tanıdığı için yasa koyucu bu durumlarda cezanın artırılmasını öngörmüştür.

  • Yargıtay’a göre hizmet ilişkisinden kaynaklanan ‘nüfuz’ tam olarak ne anlama gelir?

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre nüfuz, sözü geçer olma durumu ve istediğini yaptırabilme gücüdür. Hizmet ilişkisinde ise bu kavram; işverenin işçiye iş ve para sağlaması, onun üzerinde izin, ücret, disiplin ve işten çıkarma gibi yasal yetkilere sahip olmasından doğan üstünlük, otorite ve tasarruf gücünü ifade eder.

  • Cinsel saldırı suçunda bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için mağdurun direncinin kırılması şart mıdır?

    Evet, Ceza Genel Kurulu’na göre sadece hizmet ilişkisinin getirdiği kolaylıktan yararlanmak bu ceza artırımı için yeterli değildir. Failin sahip olduğu bu otorite ve nüfuzun, doğrudan mağdurun iradesini etkilemiş olması, onu iş kaygısıyla çekinmeye itmesi ve böylece saldırıya karşı koyma ya da göstereceği direnci kırmış olması gerekir.

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Özel Daire bu dosyada neden görüş ayrılığına düşmüştür?

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi, somut olayda hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması koşullarının oluşmadığını savunarak yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Ancak Ceza Genel Kurulu, sanığın işveren sıfatıyla sahip olduğu gücün tezgâhtar olarak çalışan mağdurenin karşı koyma direncini kırdığını ve iş ilişkisi nedeniyle çekinerek eyleme engel olamadığını kabul ederek Özel Dairenin kararını kaldırmıştır.

  • Ceza Genel Kurulu bünyesindeki karşı oy gerekçesi hangi hukuki argümana dayanmaktadır?

    Karara muhalif kalan bazı Ceza Genel Kurulu üyeleri, yaşanan cinsel saldırı olayının hizmet ilişkisinin işverene sağladığı bir ‘kolaylıktan faydalanma’ aşamasında kaldığını savunmuşlardır. Muhalif üyelere göre olayda, mağdurenin iradesini tamamen sakatlayan ve direncini doğrudan ortadan kaldıran esaslı bir ‘nüfuz suistimali’ boyutunun oluşmadığı ileri sürülmüştür.

İLGİLİ YAZILAR