Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Aynı Kazaya Çoklu Dava Mahkeme Hakkının Kötüye Kullanımı

Giriş ve Olayın Özeti

Türk hukuk sisteminde adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, zaman zaman kötüye kullanılabilecek uygulamalarla karşılaşabilmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 09.04.2025 tarihli ve 2023/9773 E., 2025/5472 K. sayılı emsal nitelikteki kararı, aynı trafik kazasından kaynaklanan farklı tazminat kalemleri için birden fazla dava açılmasının, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması ve “yargısal taciz” kapsamında değerlendirilebileceğine hükmetmiştir. Bu karar, usul ekonomisi ilkesinin ve dürüstlük kuralının yargılama pratiğindeki önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Söz konusu olayda, 16.10.2021 tarihli bir trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı sürücü, sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle dava açmıştır. Ancak davacı vekilinin, aslında tek bir dosya ile talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ve sürekli iş göremezlik tazminatı gibi kalemleri üç ayrı dosya halinde yargı önüne taşıdığı anlaşılmıştır. Bu durum, her bir dosya için davalı aleyhine ayrı vekalet ücretlerine hükmedilmesine neden olmuştur.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kararında özellikle iki temel hukuki ilkeye vurgu yapmıştır: Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 30. maddesinde yer alan usul ekonomisi ilkesi.

Kararda belirtildiği üzere; TMK’nın 2. maddesi, herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymasını emreder ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını ifade eder. HMK’nın 30. maddesi ise hakimin, yargılamanın makul süre içinde, düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğunu belirtir. Usul ekonomisi ilkesi, davaların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözülmesini amaçlar ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki adil yargılanma hakkı ile doğrudan ilişkilidir.

Yargıtay, davacının gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci ve üçüncü kez dava açarak; davalıyı icapsız yere her dava dosyası için ayrı vekalet sözleşmesi yapmak zorunda bırakmasını, ilave yargılama giderine yol açmasını ve gereksiz yere emek ve mesai harcamasına sebebiyet vermesini, “yargısal taciz” (yıldırma, tedirgin etme) olarak nitelendirmiştir. Bu durum, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamındadır.

Daire, ayrıca, en ziyade tek davaya konu olabilecek uyuşmazlıkların zincirleme davalara konu yapılmasının usul ekonomisi ilkesinin de ihlali olduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu çerçevede, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti bakımından yeniden değerlendirme yapılması amacıyla kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Kararda dikkat çeken diğer bozma nedenleri ise; maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmemesi ve daha önce hüküm altına alınan geçici iş göremezlik süresinin aktüer hesaplamasında mükerrer olarak dikkate alınması olmuştur.

Yorum

Yargıtay’ın bu kararı, hukuk sistemimizde dava açma özgürlüğünün sınırsız olmadığına ve bu hakkın kötüye kullanımının yargı mercileri tarafından korunmayacağına dair önemli bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle trafik kazası gibi tazminat davalarında, aynı olaya ilişkin tüm zarar kalemlerinin tek bir dosya içinde, bütüncül bir yaklaşımla talep edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu karar, avukatların dava stratejilerini belirlerken, müvekkillerinin haklarını korumanın yanı sıra, yargılama sürecinin etkinliğini ve usul ekonomisi ilkesini de gözetmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır. Aksi takdirde, gereksiz yere birden fazla dava açılması, hem davalı taraf için ek maliyet ve yükümlülük yaratmakta hem de yargı sisteminin iş yükünü artırarak adil yargılanma hakkının özüne zarar vermektedir.

Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimize hukuki süreçlerde şeffaf, etkin ve usul ekonomisine uygun çözümler sunmayı hedeflemekteyiz. Bu tür emsal kararların ışığında, müvekkillerimizin haklarını en doğru ve eksiksiz şekilde savunurken, gereksiz yargılama maliyetleri ve zaman kayıplarından kaçınarak hukuki süreçlerini yönetiyoruz.

Karar Künyesi

  • T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
  • Esas Numarası: 2023/9773
  • Karar Numarası: 2025/5472
  • Karar Tarihi: 09.04.2025

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Hukukta yargısal taciz ne anlama gelir?

    Yargıtay kararına göre yargısal taciz; aynı olaydan kaynaklanan taleplerin bilinçli olarak parçalara bölünerek birden fazla dava açılması, karşı tarafın gereksiz yargılama gideri ve vekalet ücreti ile karşı karşıya bırakılarak yıldırma ve tedirgin edilmesidir.

  • Aynı trafik kazası için farklı zamanlarda birden fazla tazminat davası açılabilir mi?

    Kural olarak tüm zarar kalemlerinin tek bir davada talep edilmesi gerekir. Zarar kalemlerini bilerek ayırıp ayrı davalar açmak, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması ve usul ekonomisinin ihlali olarak kabul edilmektedir.

  • Usul ekonomisi ilkesi nedir ve neden önemlidir?

    HMK 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi; davaların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözülmesini amaçlar. Gereksiz yargılama giderlerinin ve zaman kaybının önlenmesi için hayati önem taşır.

  • Dürüstlük kuralının yargılamadaki etkisi nedir?

    TMK 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymalıdır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılması durumunda hukuk düzeni bu durumu korumaz ve haksız vekalet ücreti gibi talepleri reddeder.

İLGİLİ YAZILAR