Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Dolandırıcılık Davasında Banka Hesabı Sahibinin Sorumluluğu

Giriş ve Olayın Özeti

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2021/16909 Esas, 2024/3732 Karar sayılı güncel kararı, dolandırıcılık suçlarında banka hesabı sahiplerinin sorumluluğu konusunda önemli bir içtihadı ortaya koymaktadır. Bu kararda, kendisini emniyet mensubu olarak tanıtan bir şahsın hileli eylemleriyle mağdurun parasını sanığın hesabına yatırmasını sağladığı bir olay ele alınmıştır. Sanık, suçlamayı reddederek banka kartını kaybettiğini iddia etse de, savunmasını destekleyici delil sunamaması ve dosyadaki diğer veriler ışığında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Hukuki süreç, Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014 tarihli basit dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kararıyla başlamıştır. Bu karar, hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile TCK 158/1-L maddesine eklenen nitelikli dolandırıcılık düzenlemesi nedeniyle Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından bozulmuş, dosya görev yönünden Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen davada, uzlaşmanın sağlanamaması üzerine sanık hakkında yine basit dolandırıcılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmiştir.

Sanığın temyiz dilekçesinde, atılı suçla ilgisinin bulunmadığını, banka kartını kaybettiğini ve haksız yere cezalandırıldığını ileri sürmesi üzerine dosya Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin önüne gelmiştir. Daire, sanığın savunmasını destekler mahiyette delil elde edilememesini, katılanın beyanını, sanığın nüfus cüzdanını kaybettiğini suç tarihinden sonra ilgili mercilere bildirmesini ve hesaba yatırılan paranın bir kısmının ATM’den çekilmesini esas alarak mahkûmiyet hükmünü onamıştır. Kararda ayrıca, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesindeki hak yoksunlukları ile ilgili Anayasa Mahkemesi iptal kararları ve 7242 sayılı Kanun değişikliklerinin infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği, bu nedenle bozma nedeni yapılmadığı belirtilmiştir. Gerekçeli karardaki bazı tarih hatalarının ise mahallinde düzeltilebileceği kaydedilmiştir.

Yorum

Bu Yargıtay kararı, özellikle “telefonla dolandırıcılık” gibi yaygın suç türlerinde, suçtan elde edilen paranın aktarıldığı hesap sahiplerinin yasal sorumluluğu açısından önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, sanığın sadece “bilgisizim” veya “kartımı kaybettim” şeklindeki savunmalarının, somut delillerle desteklenmediği takdirde yeterli görülmeyeceğini vurgulamaktadır. Hesap sahibinin, hesabının suçta kullanıldığını gösteren güçlü deliller karşısında, savunmasını çürütecek veya şüphe yaratacak somut ve inandırıcı kanıtlar sunması beklenir. Aksi halde, mağdurun beyanı, para transferi ve paranın çekilmesi gibi olgular, mahkûmiyet için yeterli kabul edilebilmektedir. Bu durum, bireylerin banka hesaplarını ve kimlik bilgilerini koruma konusunda azami dikkat göstermelerinin ne denli kritik olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Karar Künyesi

  • Yargıtay: 11. Ceza Dairesi
  • Esas No: 2021/16909
  • Karar No: 2024/3732
  • Karar Tarihi: 19.03.2024
  • Suç: Dolandırıcılık (TCK 157/1)
  • İlk Derece Mahkemesi: Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesi

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin, telefon dolandırıcılığı suçlarında haksız kazancın aktarıldığı banka hesabı sahiplerinin cezai sorumluluk sınırlarına ve “kartımı/kimliğimi kaybettim” savunmalarının hukuki geçerliliğine dair verdiği emsal karara dair merak edilenler:

  • Telefon dolandırıcılığında banka hesabı sahibinin ‘kartımı kaybettim’ savunması hangi durumlarda yetersiz kalır?

    Yargıtay’ın emsal kararına göre, sanığın sadece banka kartını veya şifresini kaybettiğini ileri sürmesi mahkûmiyeti engellemeye yetmez. Hesap sahibinin bu iddiasını destekleyici somut ve inandırıcı yasal deliller sunması gerekir. Mağdurun parayı o hesaba yatırması, paranın bir kısmının ATM’den fiilen çekilmesi ve sanığın kayıp bildirimlerini suç tarihinden sonra yapması halinde bu savunma geçersiz kabul edilir.

  • Emsal davaya konu olan telefon dolandırıcılığı vakası nasıl gerçekleşmiştir?

    Dava konusu olayda, kimliği belirlenemeyen bir şahıs mağduru (katılanı) telefonla arayarak kendisini emniyet mensubu (polis) olarak tanıtmıştır. Gerçekleştirdiği hileli ve ikna edici beyanlarla mağdurun korku veya güven duygusunu istismar etmiş, parayı sanık adına açılmış olan banka hesabına yatırmasını sağlamıştır.

  • Dava sürecinde Asliye Ceza ile Ağır Ceza Mahkemeleri arasında nasıl bir görev değişimi olmuştur?

    Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi ilk olarak basit dolandırıcılıktan mahkûmiyet kurmuştur. Ancak hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’la, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtıp dolandırıcılık yapma fiili TCK 158/1-L maddesiyle nitelikli hal kapsamına alındığından, Yargıtay kararı bozmuş ve dosyayı görev yönünden Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermiştir.

  • Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen davada sanığa ne kadar ceza verilmiştir?

    Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada, taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır. Mahkeme, sanığın eylemini sabit görerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu uyarınca sanığa 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 5.000,00 TL adli para cezası vermiştir.

  • Hesap sahibinin cezasını onayan Yargıtay daire bilgisi ve resmi karar künyesi nedir?

    Yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmüne karşı yapılan temyiz başvurusunu inceleyen T.C. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 19.03.2024 tarihinde verdiği kararla hükmü oy birliğiyle onamıştır. Hukuk literatürüne giren bu karar, 2021/16909 Esas ve 2024/3732 Karar sayıları ile kayıt altındadır.

İLGİLİ YAZILAR