Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Kartınızı Akrabanıza Verdiyseniz Onun Suçundan Siz de Sorumlu Olur Musunuz?

Banka kartınızı bir yakınınızın isteği üzerine, onun ne için kullanacağını bilmeden verdiyseniz ve bu kart bir dolandırıcılıkta kullanıldıysa, sizin de suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacağınızı merak edebilirsiniz. Yargıtay’ın bu kararı, akrabalık ilişkisinin tek başına suç ortaklığı anlamına gelmediğini gösteriyor.

Dikkat

Bu davada, olayı asıl yönlendiren dava dışı bir şahsın varlığı da tespit edilmiştir, bu da hesap sahibi dışındaki kişilerin sorumluluğunun ayrıca ve dikkatle araştırılması gerektiğini göstermektedir.

Olayın Özeti

Kendisini Cumhuriyet Savcısı olarak tanıtan kimliği belirsiz bir kişi, mağduru telefonla arayarak bir operasyona yardımcı olması gerektiğini söylemiş ve 8.000 TL’yi bir sanığın hesabına göndermesini istemiştir. Mağdur parayı gönderdikten sonra, hesap sahibi sanık parayı çekip yakını olan diğer sanığa teslim etmiştir. Yerel mahkeme, ikinci sanığın da fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğini kabul ederek onu da mahkum etmiştir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, hesap sahibi sanık hakkındaki mahkumiyeti onamıştır. Ancak, kartını kullandıran ikinci sanık için farklı bir sonuca varmıştır. Bu sanığın, yalnızca akrabası olan diğer sanığın isteği üzerine banka kartını olaydan habersiz şekilde kullandırdığı yönündeki savunmasının, diğer sanığın beyanlarıyla da doğrulandığını tespit etmiştir.

Ayrıca dosyada, olayı yönlendiren dava dışı bir şahsın ve diğer sanığın başka benzer bir dolandırıcılık suçundan da kesinleşmiş mahkumiyeti bulunduğu görülmüştür. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, ikinci sanığın suçu işlediğine dair mahkumiyet için yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına karar verilmiş, hüküm bu sanık yönünden bozulmuştur.

Dolandırıcılık suçunda dava zamanaşımı süresi, Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesi uyarınca sekiz yıldır; nitelikli hallerde ceza artsa da bu süre genellikle değişmez.

Banka kartını kullandıran ancak suçtan habersiz olduğu tespit edilen sanık için mahkumiyet kurulabilmesi, iştirak kastını gösteren somut delil gerektirir; bu tür dosyalarda bilirkişi ve tanık incelemesi genellikle bir ay ila iki ay sürer. Dava dışı bırakılan şahsın ayrı soruşturması da genellikle altı ay içinde tamamlanır.

Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

Banka kartınızı bir yakınınıza, onun ne amaçla kullanacağını bilmeden verdiyseniz ve bu kart bir suçta kullanıldıysa, salt akrabalık ilişkisi sizi otomatik olarak suç ortağı yapmaz. Mahkumiyet için, suçtan haberdar olduğunuzu ve kasıtlı olarak katkı sağladığınızı gösteren somut ve kesin deliller gerekir.

1

Akrabalık Tek Başına İştirak Kastı Göstermez

Bir yakınınıza kartınızı vermeniz, onun işlediği suçtan haberdar ve kasıtlı olarak yardımcı olduğunuz anlamına otomatik olarak gelmez.

2

Tutarlı Savunmalar Dikkate Alınır

Sanıkların birbirini destekleyen ve olay boyunca değişmeyen savunmaları, mahkemece ciddiye alınması gereken bir delil niteliğindedir.

3

Somut Delil Olmadan Mahkumiyet Kurulamaz

Sadece şüphe uyandıran bir bağlantı, kesin ve şüpheden uzak delil şartını karşılamadığı sürece mahkumiyete yeterli değildir.

Karar Künyesi

DaireEsas NoKarar NoTarihKonu
Yargıtay 11. Ceza Dairesi2021/270072025/712412.06.2025Banka kartını yakınına kullandıran kişinin dolandırıcılığa iştirakinin delille ispatı

Bir Yakınınızın Suçundan Dolayı mı Suçlanıyorsunuz?

İştirak iddiasına karşı savunmanızı birlikte değerlendirelim.

WhatsApp’tan yazınHemen İletişime Geçin

SIKÇA SORULAN SORULAR

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin, sahte savcı unvanıyla yürütülen telefon dolandırıcılığı davalarında akrabaya banka kartı kullandırmanın hukuki boyutuna, iştirak iradesinin sınırlarına ve infaz ihtarlarındaki usul hatalarına ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:

  • Telefon dolandırıcılığında banka kartını iyiniyetle akrabasına kullandıran kişi doğrudan suç ortaklığıyla cezalandırılır mı?

    Hayır, cezalandırılamaz. Yargıtay’ın emsal kararına göre, bir kişinin banka kartını veya hesabını yakın bir akrabasının ricası üzerine, dolandırıcılık planından tamamen habersiz şekilde kullandırması tek başına suça iştirak ettiğini kanıtlamaz. Sanığın suç kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı müddetçe ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerekir.

  • Emsal davaya konu olan uyuşmazlıkta mağdur hangi hileli yöntemle dolandırılmıştır?

    Kimliği belirsiz bir şahıs, katılanı (mağduru) telefonla arayarak kendisini ‘Cumhuriyet Savcısı’ olarak tanıtmıştır. Şüpheli, dolandırıcıları yakalamak amacıyla gizli bir operasyon yürütüldüğünü iddia ederek katılana bu operasyona destek olması gerektiği hilesini yöneltmiştir. Katılan bu beyanlara inanarak operasyon gereği istenen 8.000 TL tutarındaki parayı sanıklardan birinin hesabına göndermiştir.

  • Yargıtay, parayı hesaptan çekip teslim eden asıl sanık hakkındaki mahkûmiyet kararını neden onamıştır?

    Parayı hesaptan fiilen çeken ve suçu organize eden diğer sanığa teslim eden sanık hakkındaki dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş ancak uzlaşma sağlanamamıştır. Yargıtay, yerel mahkemenin CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmadaki delillerden edindiği vicdani kanı doğrultusunda kurduğu mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik görmemiş ve bu kararı oy birliğiyle onamıştır.

  • Kartını kullandıran sanığın olaydan habersiz olduğu dosyada hangi delillerle desteklenmiştir?

    Sanık, akrabasının istemesi üzerine kartını olaydan habersiz verdiğini savunmuştur. Parayı çeken diğer sanık da bu savunmayı doğrulamış, dava dışı bir yönlendiricinin talimatıyla sadece kartı kullandıklarını, akrabasının olayla hiçbir ilgisi ve haberi olmadığını ikrar etmiştir. Ayrıca, bahsi geçen dava dışı şahıs ile parayı teslim alan sanık hakkında benzer suçlardan kesinleşmiş başka bir mahkûmiyet hükmünün bulunması da savunmayı güçlendirmiştir.

  • Mahkemenin adli para cezasını doğrudan ‘hapse çevirme ihtarı’ vermesi neden bozma nedeni sayılmıştır?

    Yasal düzenlemeler uyarınca, ödenmeyen adli para cezalarının infaz aşamasında öncelikle ‘kamuya yararlı bir işte çalışma’ tedbirine çevrilmesi ihtimali gözetilmelidir. Yerel mahkemenin kararında doğrudan ‘hapse çevrilecektir’ şeklinde kesin ihtar yazması, infaz savcılığının yasal yetkisini kısıtlar nitelikte bir usul hatası sayılmış ve yasaya aykırı bulunarak bozma gerekçelerinden biri yapılmıştır.

İLGİLİ YAZILAR