Gazetede Veya Haber Sitesinde Hakkımda Yalan Haber Çıktı, Tazminat Nasıl Alınır?
Hakkınızda çıkan asılsız bir haberin binlerce kişiye ulaştığını görmek, itibarınızın bir gecede zedelenmesi demek, ama bu haberin bedelini ödetmenin yolları var.
Manevi tazminat alabilmenin şartlarını, basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengeyi ve Yargıtay’ın unutulma hakkına yaklaşımını anlatıyoruz.
Basın Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırı ve Hukuki Sorumluluğun Temeli
Kişinin adı, onuru, şeref ve haysiyeti, özel yaşamı ve sır alanı gibi değerler, insan olmasından güç alan ve hukuk sistemimiz tarafından mutlak surette korunan “kişilik hakları” kapsamındadır. Bir gazete veya haber sitesinin, hakkınızda gerçek dışı, karalayıcı veya aşağılayıcı bir haber yapması, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 58. maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 24. maddesi kapsamında doğrudan “kişilik haklarına saldırı” ve bir haksız fiil niteliği taşır.
Ancak basın davalarında husumetin (davanın kimlere yöneltileceğinin) belirlenmesi son derece teknik bir konudur. Hakkınızda yalan haber çıkan bir yayın organında, sadece o yazıyı yazan muhabire değil, çok daha geniş bir sorumlular zincirine karşı dava açma hakkınız bulunmaktadır.
5187 Sayılı Basın Kanunu ve İnternet Haber Sitelerinin Sorumluluğu
Hukuki sorumluların tayininde, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 13. maddesi esas alınır. Bu maddeye göre; basılmış eserler veya internet haber siteleri yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda;
- Eser sahibi (haberi yapan muhabir/yazar),
- Yayın sahibi (imtiyaz sahibi),
- Varsa temsilcisi,
- Tüzel kişi şirketse, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde en üst yönetici, müştereken ve müteselsilen (zincirleme olarak) sorumludur.
Özellikle 18.10.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7418 sayılı Kanun ile Basın Kanunu‘na “internet haber siteleri” de açıkça eklenmiş ve dijital haber platformları süreli yayın kapsamına alınarak bu katı sorumluluk zincirine dâhil edilmiştir. Dolayısıyla, yalan haberi yayınlayan bir internet sitesinin sahibinden ve yöneticisinden de tazminat talep etme hakkınız yasal güvence altındadır. Uygulamada, hukuken sorumlu olan kişilerin tespitinde genellikle gazetenin veya sitenin “künyesinden” yararlanılır.
TCK 217/A: Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu
Tazminat boyutunun yanı sıra, 7418 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’na eklenen 217/A maddesi, yalan haber yayanlar için ciddi bir cezai yaptırım öngörmüştür. Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, gerçeğe aykırı bir bilgiyi alenen yayan kimse hapis cezası ile cezalandırılır. Bu ceza davasından çıkacak bir mahkûmiyet kararı, sizin hukuk mahkemesinde açacağınız tazminat davasının kazanılmasını neredeyse garanti altına alacak kesin bir delil niteliği taşır.
Bu tür ihlallerde profesyonel bir destek almak için Haksız Fiilden Kaynaklı Tazminat Davaları süreçlerimizi işleterek, yalan haberin tüm sorumlularına karşı maddi ve manevi tazminat davası açmaktayız. Hukuk büromuz, haksız fiil alanındaki geniş tecrübesiyle; ister trafikte yaşanan bir mağduriyet sonrası Trafik Kazası Tazminatı Hesaplama süreçlerinde, ister aracınızda oluşan malvarlığı eksilmelerinin telafisi için Araç Değer Kaybı Hesaplama adımlarında, isterse de basın yoluyla uğradığınız kişilik hakları ihlallerinde müvekkillerine “tam tazmin” ilkesiyle hizmet vermektedir.
Basın Davalarında Manevi Tazminat Alabilmenin Şartları Nelerdir?
Gazetede veya haber sitesinde çıkan bir yalan haber neticesinde manevi tazminata hükmedilebilmesi için, aşağıdaki haksız fiil unsurlarının somut olayda bir arada bulunması şarttır:
| Hukuka Aykırı Fiil | Haber veya eleştirinin, kişilik haklarınızı (onur, şeref, özel hayatın gizliliği) ihlal etmiş olması gerekir. |
| Manevi Zarar | Yapılan yalan haber neticesinde, toplum içindeki itibarınızın zedelenmesi, küçük düşürülmeniz, acı, keder ve elem duymanız gerekir. |
| Kusur (Kast veya İhmal) | Haberi yapan kişi veya kuruluşun, haberi yayınlarken gerekli araştırma yükümlülüğünü ihlal etmesi veya kasten sizi karalamak istemesi. |
| İlliyet Bağı | Uğradığınız itibar kaybı ve ruhsal çöküntünün, doğrudan doğruya söz konusu yalan haberden kaynaklanması. |
Basın Özgürlüğü vs. Kişilik Hakları: “Hukuka Uygunluk Sebepleri”
Basın organlarına karşı açılan tazminat davalarında, davalı gazetelerin ve haber sitelerinin en temel ve klasik savunması “Biz basın özgürlüğü kapsamında, halkı bilgilendirmek için haber yaptık” şeklindedir. Anayasa’nın 28. maddesinde basının hür olduğu güvence altına alınmışsa da, bu özgürlük sınırsız değildir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, bir haberin “hukuka uygun” sayılabilmesi ve tazminat gerektirmemesi için basının aşağıdaki 4 katı şarta uymuş olması zorunludur:
| 1. Görünürdeki Gerçeklik Kuralı | Haberin veriliş anı itibarıyla, veriliş biçimiyle görünürdeki gerçeğe uygun olması gerekir. Haber eğer resmi belgelere (örneğin savcılık iddianamesine, vukuat raporlarına veya Anadolu Ajansı gibi resmi kaynaklara) dayanıyorsa görünürdeki gerçeğe uygundur. Ancak gazeteci, duyuma dayalı, araştırmadan ve teyit etmeden masa başında uydurduğu bir yalan haberi “gerçek sanıyordum” diyerek savunamayacaktır. |
| 2. Kamu Yararı | Haberin verilmesinde ve yayının yapılmasında toplumsal bir ilgi ve kamu yararı bulunmalıdır. Yayının asıl amacı kamuyu bilgilendirmek olmalı; kişiyi hedef alarak husumet gütmek, karalamak veya küçük düşürmek (sürüm ve sansasyon yapmak) gibi kişisel kin ve intikam amaçlarına hizmet etmemelidir. |
| 3. Güncellik | Yapılan haber, güncel bir olaya ilişkin olmalıdır. Güncelliğini kaybetmiş, unutulmuş ve üzerinden yıllar geçmiş olayların sebepsiz yere manşetlere taşınması, “unutulma hakkının” ihlali sayılır ve hukuka aykırıdır. |
| 4. Öz ve Biçim Dengesi | Yayının içeriği ile gazetecinin kullandığı açıklama yöntemi, şekli ve ifade biçimi birbirine uygun olmalıdır. Haber gerçek olsa bile, eğer haberi verirken gereksiz yere aşağılayıcı, alay edici, tahkir edici ve küçük düşürücü sıfatlar kullanılmışsa “öz ve biçim dengesi” bozulmuş sayılır ve yayın hukuka aykırı hâle gelerek tazminat sorumluluğunu doğurur. |
Eğer gazetede veya internet sitesinde çıkan haber bu dört şarttan (özellikle görünürdeki gerçeklik kuralından) birini bile ihlal ediyorsa, basın kuruluşu tazminat ödemekten kurtulamaz.
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
Yargıtay ve Emsal Karar Yaklaşımı: Unutulma Hakkı ve İtibar Suikastı
Türk hukuk sisteminin nihai denetim mercii olan Yargıtay, basın özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği davalarda, yalan veya sınırları aşan haberler yüzünden mağdur olan vatandaşları koruyan, emsal niteliğinde çok güçlü kararlara imza atmaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin (2016/10881 E. – 2018/7271 K.) Emsal Kararı: Bu çarpıcı vakada; davacı olan ve dünyaca ünlü bir eski eser koleksiyoncusu olan 70 yaşındaki şahıs, sahip olduğu tarihi eserleri bir üniversiteye bağışlamıştır.
Ancak bir gazete, bu bağış haberini yaparken davacının 20’li yaşlarındaki bir fotoğrafını kullanmış ve “Kaçakçıdan Şaşırtan Jest” başlığıyla davacıyı “dünyaca ünlü eski eser kaçakçısı” olarak nitelendirmiştir. Davalı gazete, davacının 1965 yılından bu yana kaçakçılık yaptığının internet sitelerinde yer aldığını ve haberin gerçeğe uygun olduğunu savunmuştur.
Yerel mahkeme, “haberin güncel olduğu ve kaçakçı nitelendirmesinin eski olduğunun yazıda belirtildiği, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı” gerekçesiyle tazminat davasını reddetmiştir.
Ancak Yargıtay, bu kararı mağdur lehine bozarak şu tarihi ilkelere yer vermiştir: “Davacının 1966 yılında işlediği iddia edilen bir suçun uzun yıllar sonra, davacının adına saklanan sanat eserlerinin üniversiteye bağışlanması haberi yapılırken, takdir edilecek bir faaliyetini gölgeleyecek şekilde ve ‘unutulma hakkını’ ortadan kaldıracak biçimde gündeme getirilmesi ve haber yapılması davacının kişilik haklarına saldırı oluşturur. Şu durumda, yayın hukuka aykırı olduğundan davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmelidir.”.
Bu karar açıkça göstermektedir ki; üzerinden on yıllar geçmiş, kapanmış veya beraatla sonuçlanmış bir olayın, sırf sansasyon yaratmak için asılsız veya kışkırtıcı başlıklarla yeniden haber sitelerine taşınması “unutulma hakkını” ihlal eder ve basını tazminat ödemeye mahkûm eder.
Yine benzer şekilde, Yargıtay’ın basketbol antrenörü kararına (2015/14680 E. – 2017/5783 K.) göre, kamuya mal olmuş ünlü kişilerin dahi otel koridorları gibi özel alanlarındaki güvenlik kamerası görüntülerinin basına sızdırılarak haber yapılması özel hayatın gizliliğini ihlaldir ve ağır bir manevi tazminatı gerektirir.
Manevi Tazminata Ek Olarak “Kınama Kararı” ve Yayınlatma Hakkı
Hakkınızda yalan haber çıkaran bir gazete veya haber sitesine karşı açacağınız davada, alacağınız tek hukuki kazanım bir miktar para değildir. Çoğu mağdur için adının temize çıkması, iftiranın mahkeme kararıyla tescillenmesi paradan çok daha büyük bir manevi doyum sağlar.
TBK’nın 58. maddesi, bu tür itibar suikastlarına karşı mağdurlara devasa bir güç tanımıştır. İlgili kanun maddesine göre; “Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir”.
Bu hüküm uyarınca, hakkınızda yalan haber yapan haber sitesine karşı açacağımız davada şunları talep etmekteyiz:
- Uğradığınız itibar kaybı için yüksek miktarda manevi tazminat ödenmesi.
- Davalı gazetenin veya internet sitesinin, yaptığı bu asılsız ve haksız saldırıdan dolayı mahkemece resmen kınanması.
- Alınan bu “Kınama Kararının”, masrafları tamamen karşı tarafa (gazeteye) ait olmak üzere aynı haber sitesinde, aynı gazetede veya tirajı yüksek ulusal gazetelerde tam sayfa olarak yayımlatılması.
Bu sayede, size atılan çamur temizlenir ve iftiracı basın kuruluşu, yaptığı yalan haberi ve yediği cezayı milyonlarca okuyucusuna kendi elleriyle ilan etmek zorunda kalarak kamuoyu önünde mahkûm edilir.
Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç
Bir haber sitesinin doğrulamadan yayınladığı yalan bir haber, itibarınıza ciddi zarar verebilir ve internette hızla yayılır. Haber çıktı bir kere, ne fayda demek yerine bilin ki bu hakkınızı aramak mümkün.
Bu davalarda husumetin doğru belirlenmesi, yani yazarın, imtiyaz sahibinin veya yayın kuruluşunun doğru gösterilmesi ve Yargıtay’ın görünürdeki gerçeklik ile öz ve biçim dengesi kriterlerinin doğru sunulması önemli.
Yalan habere karşı üç ayrı yol vardır ve birlikte kullanılabilir: tekzip talebi, içeriğe erişimin engellenmesi ve manevi tazminat davası. Tekzip için tanınan süre kısadır ve kaçırıldığında bu yol kapanır; tazminat ise haksız fiil zamanaşımına tabidir. Tazminat Hukuku alanındaki deneyimimizle, hangi yolu hangi sırayla kullanacağınızı belirlemek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Gazetede veya internette hakkımda yalan haber çıkarsa ne yapmalıyım?
Hukuk sistemimiz size bu durumda güçlü bir koruma sunar. Çaresizliğe kapılmadan, yasal haklarınızı arayarak maddi ve manevi tazminat talep edebilirsiniz.
-
Hakkımda çıkan yalan haberden kimler sorumlu tutulur, kime dava açabilirim?
Haberi yazan muhabir, yayın sahibi ve varsa temsilcisi sorumludur. Eğer yayın bir şirkete aitse, o şirketin en üst yöneticilerine de dava açabilirsiniz.
-
İnternet haber siteleri de yalan haberden sorumlu tutulur mu?
Evet, 2022’deki yasa değişikliğiyle internet haber siteleri de süreli yayın kapsamına alınmıştır. Bu sayede site sahibi ve yöneticisinden de tazminat talep etme hakkınız yasal güvence altındadır.
-
Yalan haber yapanlara hapis cezası verilebilir mi?
Evet, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi, halk arasında endişe veya panik yaratma amacıyla gerçeğe aykırı bilgi yayanlara hapis cezası öngörür. Bu durum, tazminat davanız için de güçlü bir delil oluşturur.
-
Yalan haber yüzünden manevi tazminat almanın temel şartları nelerdir?
Haberin kişilik haklarınızı ihlal etmesi, size manevi zarar (itibar kaybı, üzüntü) vermesi ve haberi yapanın kusurlu olması gerekir. Ayrıca zararınızın doğrudan bu haberden kaynaklandığı ispatlanmalıdır.
-
Gazeteler “basın özgürlüğü” diyerek yalan veya asılsız haber yapabilir mi?
Hayır, basın özgürlüğü sınırsız değildir ve hukukun katı şartlarına uymak zorundadır. Haberin görünürdeki gerçeğe uygun, kamu yararı taşıyan, güncel ve özle biçim dengesine sahip olması şarttır.
-
Eski bir olayın veya unutulmuş bir konunun tekrar haber yapılmasına itiraz edebilir miyim? “Unutulma hakkı” nedir?
Evet, güncelliğini yitirmiş ve üzerinden yıllar geçmiş olayların sebepsiz yere yeniden gündeme getirilmesi “unutulma hakkını” ihlal eder. Yargıtay, bu durumda basın kuruluşlarını tazminat ödemeye mahkûm etmektedir.
-
Ünlü bir kişinin bile özel hayatını ifşa eden haberler tazminat gerektirir mi?
Evet, Yargıtay’ın emsal kararlarına göre, kamuya mal olmuş kişilerin dahi özel alanlardaki görüntüleri veya sırları basına sızdırılarak haber yapılması özel hayatın gizliliğini ihlal eder. Bu durum, ağır manevi tazminatı gerektiren bir ihlaldir.
-
Yalan haber yapan gazetenin veya sitenin sadece tazminat ödemesi mi olur, başka bir yaptırım uygulanabilir mi?
Mahkeme, tazminata ek olarak, saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın aynı haber sitesinde veya gazetede yayımlanmasına hükmedebilir. Bu sayede, atılan iftira kamuoyu önünde mahkeme kararıyla temizlenir.
-
Basın hukuku davalarında profesyonel bir avukatla çalışmak neden önemlidir?
Basın hukuku davaları, sorumluların doğru belirlenmesi ve Yargıtay’ın belirlediği kriterlerin kusursuz sunulması gibi teknik uzmanlık gerektiren bir alandır. Hatalı argümanlarla açılacak bir dava, aleyhinize sonuçlanabilir ve ek masraflara yol açabilir.






