Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Görevde Uyuma Nedeniyle İş Sözleşmesi Feshine Yargıtay Kararı

Türk hukuk sisteminde Yargıtay kararları, iş yaşamında ortaya çıkan uyuşmazlıklara ışık tutan emsal niteliğindedir. İş sözleşmesinin feshi, özellikle işçinin davranışlarından kaynaklanan nedenlerle yapıldığında, hem işveren hem de işçi açısından önemli hukuki sonuçlar doğurur. Bu makalemizde, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin görev başında uyuma eyleminin iş sözleşmesinin feshine haklı neden teşkil edip etmeyeceğine dair önemli bir kararını ve bu kararın iş hukukuna etkilerini inceleyeceğiz.

Giriş ve Olayın Özeti

Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur. Davalı işveren ise işçinin iş başında uyuduğunu, bu eylemin ilk olarak 2012 yılında tespit edilip uyarı ve ücret kesintisi cezası ile sonuçlandığını, ancak 21.01.2015 tarihinde eylemin tekrarlandığını belirtmiştir. İşveren, tekrarlanan bu eylem üzerine işçinin savunmasının alınarak, yürürlükteki toplu iş sözleşmesi hükümleri ve İş Kanunu çerçevesinde iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur.

Yerel İş Mahkemesi, davacının ilk uyuma eylemi ile feshe konu eylem arasında uzun bir sürenin geçtiğini ve bu arada yeni bir toplu iş sözleşmesi imzalandığını gerekçe göstererek, işveren feshinin haklı nedene dayanmadığına hükmetmiş ve kıdem tazminatının ödenmesine karar vermiştir. Davalı işveren vekili bu kararı temyiz etmiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı, iş sözleşmesinin feshi ve kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı noktasında değerlendirmiştir.

Mahkemenin feshe konu eylemler arasındaki sürenin uzunluğunu ve yeni bir toplu iş sözleşmesi imzalanmasını feshin haksızlığına gerekçe yapmasını hatalı bulan Yargıtay, şu hususlara dikkat çekmiştir:

  • Davacı işçinin sendika üyesi olduğu ve işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinde (TİS), çalışma saatlerinde ilk defa uyuma halinde uyarma, tekrarı halinde ise işten çıkarma cezasının öngörüldüğü sabittir.
  • İşçiye 2012 yılındaki ilk uyuma eylemi nedeniyle TİS gereği yevmiye kesme cezası uygulanmıştır.
  • Yargıtay, her iki uyuma eyleminin aynı toplu iş sözleşmesi döneminde gerçekleşmesinin bir zorunluluk olmadığını vurgulamıştır. 21.01.2015 tarihinde gerçekleşen ikinci uyuma eylemine dayalı olarak, bu tarihte yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmü gereği disiplin cezası uygulanması yerindedir.
  • Davacı tanığı dahi, davacının görevi başında uyuduğunu ve yaptığı işin kısa süre de olsa uyuyarak yapılabilecek mahiyette bir iş olmadığını beyan etmiştir.
  • Yargıtay, işçinin işinin başında uyuması eyleminin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-ı maddesi uyarınca “işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü” belirtmiştir.

Bu değerlendirmeler ışığında, Yargıtay, toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmü de dikkate alındığında, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığına ve davacının kıdem tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığına karar vermiştir. Bu gerekçelerle, yerel mahkemenin davacının kıdem tazminatı talebini kabul eden kararını bozmuştur.

Yorum

Yargıtay’ın bu kararı, iş hukukunda işçinin görev başında uyuması eyleminin feshin haklı nedeni olup olmadığına dair önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, özellikle toplu iş sözleşmeleri ve iş güvenliği açısından aşağıdaki hususları ortaya koymaktadır:

  • Toplu İş Sözleşmesinin Önemi: Yargıtay, işyeri disiplin kurallarının ve TİS hükümlerinin iş ilişkisindeki bağlayıcılığını bir kez daha teyit etmiştir. TİS’teki açık hükümler, disiplin süreçlerinde ve fesih kararlarında belirleyici rol oynamaktadır.
  • Eylemler Arasındaki Zaman Farkı: Karar, işçinin benzer disiplin suçu teşkil eden eylemleri arasında uzun bir zaman geçse bile, bu durumun otomatik olarak işverenin fesih hakkını ortadan kaldırmayacağını göstermektedir. Özellikle tekrarlanan ve iş güvenliğini tehlikeye atan davranışlarda, her eylem kendi bağlamında ve yürürlükteki kurallar çerçevesinde değerlendirilmelidir.
  • İş Güvenliğinin İhlali: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-ı maddesi uyarınca işçinin işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, haklı fesih nedeni olarak kabul edilmiştir. Yargıtay, görev başında uyuma eylemini bu kapsamda değerlendirerek, işverenin işyerindeki düzeni ve güvenliği sağlama yükümlülüğünü desteklemiştir. İşin mahiyeti gereği kısa süreli dahi olsa uyumanın iş güvenliğini nasıl tehlikeye atabileceği vurgulanmıştır.

İşverenler için bu karar, işyeri disiplin yönetmeliği ve toplu iş sözleşmesi hükümlerinin doğru ve tutarlı bir şekilde uygulanmasının, olası hukuki uyuşmazlıklarda güçlü bir dayanak oluşturduğunu göstermektedir. İşçiler için ise işyeri kurallarına ve görev sorumluluklarına uyumun ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.

Karar Künyesi

T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/25494
Karar No: 2020/11826
Karar Tarihi: 14/10/2020

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • İş yerinde uyumak tazminatsız kovulma sebebi midir?

    Evet, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin kararına göre görev başında uyumak, iş güvenliğini tehlikeye düşürdüğü için İş Kanunu 25/2-ı maddesi uyarınca tazminatsız haklı fesih nedeni sayılabilir.

  • İlk kez uyuyan işçi hemen işten çıkarılabilir mi?

    Genellikle Toplu İş Sözleşmesi (TİS) veya disiplin yönetmeliklerine bakılır. Emsal kararda ilk eylemde uyarı ve ücret kesintisi verilmiş, eylemin tekrarı üzerine haklı fesih yoluna gidilmiştir.

  • Eski bir disiplin cezası yıllar sonra feshe temel olabilir mi?

    Yargıtay’a göre iki eylem arasında uzun süre geçmesi veya yeni bir sözleşme imzalanması feshin haklılığını ortadan kaldırmaz; eylemin tekrarı disiplin kuralları çerçevesinde değerlendirilir.

İLGİLİ YAZILAR