Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Sanığın Savunma Hakkı ve Son Sözü Kısıtlanamaz

Giriş ve Olayın Özeti

T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2025/218 E., 2026/142 K. sayılı kararı, ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan savunma hakkı ve sanığa son söz hakkının önemini bir kez daha teyit etmiştir. Bu emsal niteliğindeki karar, yargılamanın usuli güvencelerinin ne denli hayati olduğunu gözler önüne sermektedir. Karara konu olan dava, çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarına ilişkin karmaşık bir hukuki süreci içermektedir.

Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ilk hükümleri sonrası, dosya istinaf ve ardından temyiz süreçlerinden geçerek Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne ulaşmıştır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ilk bozma kararında sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının tartışılması ve değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi’nin bozmaya direnmesi üzerine dosya tekrar Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne gitmiş ve bu kez Bölge Adliye Mahkemesi’nin direnme kararının aslında yeni hüküm niteliğinde olduğu ve eksik kovuşturma yapıldığı gerekçeleriyle yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin ikinci kez direnmesi üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun gündemine gelmiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, dosyanın esasına girmeden önce önemli bir ön sorun üzerinde durmuştur: savunma hakkının kısıtlanması. İncelenen dosya kapsamından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince bozmadan sonra yapılan yargılamada, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünden sonra duruşmada hazır bulunan sanık … ve sanık müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkanı tanınmadığı ve sanık …’e hükümden önceki son söz hakkı verilmeden yargılamaya son verilerek hüküm kurulduğu tespit edilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 33, Madde 216 ve Madde 307’de yer alan düzenlemeler açıkça belirtmektedir ki; hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilmeli ve delillerin tartışılması aşamasında taraflara sırasıyla söz hakkı tanınmalıdır. CMK’nın 216/3 maddesindeki “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.” kuralı, savunma hakkı ile yakından ilgili, emredici nitelikte ve uyulmaması mutlak bozma sebebi olan bir hükümdür. Bu kuralın, bozmadan sonra başlayan yargılamalarda da kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkeleri gereği aynen geçerli olduğu vurgulanmıştır.

Ceza Genel Kurulu, iddianın makamının esas hakkındaki mütalaasından sonra hazır bulunan sanık ve müdafilerine söz hakkı verilmemesini ve hazır bulunan sanık …’e son sözünün sorulmamasını, CMK’nın 216/1-2-3. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu oy birliğiyle belirtmiştir. Bu usule aykırılıklar nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi’nin direnme kararında isabet bulunmadığına ve kararın diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

Yorum

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu kararı, Türk hukuk sisteminde adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının ne denli vazgeçilmez olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Ceza yargılamasının temelini oluşturan silahların eşitliği, yüzyüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkelerinin güvencesi olan usul kurallarına riayet edilmesi, maddi gerçeğe ulaşmada ve insan onuruna yaraşır bir yargılama sürecini temin etmede kritik öneme sahiptir. Sanığın hazır bulunduğu oturumda son söz hakkının verilmemesi, yargılamanın bütünlüğünü bozan ve adil yargılanma prensiplerini ihlal eden mutlak bir hukuka aykırılıktır.

Bu karar, mahkemelerin, en ağır suçlamalarla dahi karşı karşıya kalan sanıkların savunma haklarını titizlikle koruma yükümlülüğünü hatırlatmaktadır. Usul kurallarına uyulmaması, yargılamanın sonucunu etkileyebilecek ciddi hukuki hatalara yol açabilir. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimizin haklarını korurken, hukuki süreçlerin her aşamasında bu temel ilkelerin eksiksiz uygulanmasının takipçisi olmaktayız.

Karar Künyesi

  • Kararı Veren: Yargıtay Ceza Genel Kurulu
  • Esas Numarası: 2025/218 E.
  • Karar Numarası: 2026/142 K.
  • Karar Tarihi: 11.03.2026

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, direnme duruşmalarında hazır bulunan sanığa son söz hakkı verilmesi ve savunma makamına mütalaaya karşı beyan imkânı tanınması zorunluluğuna ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:

  • Duruşmada hazır bulunan sanığa son söz hakkı verilmemesinin hukuki sonucu nedir?

    Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 216. maddesinin 3. fıkrasına göre, ‘Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.’ Bu kural emredici nitelikte olup, sanığa son söz hakkı sorulmadan yargılamanın bitirilmesi savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve üst mahkemelerce davanın esasına girilmeksizin mutlak bozma sebebi sayılır.

  • Yargıtay’ın ilk bozma kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesi’nde (BAM) süreç nasıl gelişmiştir?

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını sanıklar hakkında TCK m. 30 (Hata) hükümlerinin tartışılması gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi bu bozmaya direnmiş; ancak bu direnme kararı da usul hataları ve eksik kovuşturma nedeniyle Yargıtay tarafından yeniden bozulmuştur. BAM’ın ikinci kez direnmesi üzerine dosya Ceza Genel Kurulu’na taşınmıştır.

  • Ceza Genel Kurulu dosyada esasa girmeden önce hangi ön sorunu ve usul hatasını tespit etmiştir?

    Ceza Genel Kurulu, Bölge Adliye Mahkemesi’nin son direnme kararını kurduğu oturumda, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra duruşmada hazır bulunan sanığa ve müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadığını ve sanığın son sözü sorulmadan hüküm kurulduğunu saptamıştır.

  • Bozma kararından sonraki direnme duruşmalarında da son söz kuralına uyulması zorunlu mudur?

    Evet, zorunludur. Ceza Genel Kurulu, kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkeleri gereğince, ilk derece mahkemelerinde olduğu gibi Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde bozma veya yerleşik usul işlemleri sonrasında yapılan direnme yargılamalarında da hazır bulunan sanığa son sözün mutlaka sorulması gerektiğini emretmektedir.

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu usuli bozma kararından sonra dava nasıl ilerleyecektir?

    Ceza Genel Kurulu, bu ağır usul hatası nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi’nin direnme kararını davanın esasına hiç girmeden oy birliğiyle bozmuştur. Dosya, usul kurallarına uygun şekilde savcı mütalaasının alınması, sanık avukatlarının savunmalarının dinlenmesi ve sanığa son söz hakkının tanınması amacıyla BAM’a geri gönderilecektir.

İLGİLİ YAZILAR