Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Duruşmada son sözünüz alınmadan mı hüküm kuruldu?

Bir ceza davasında mahkeme salonundan çıkmadan önce son sözünüzü söylemenize fırsat verilmediyse, kurulan hüküm hukuken sakat sayılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığa son söz hakkı tanınmadan verilen bir kararı bu nedenle bozdu. Bu karar, savunma hakkının ne kadar ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor.

Dikkat

Duruşma tutanağında son söz hakkının size sorulup sorulmadığını mutlaka kontrol edin; bu eksiklik başlı başına bir bozma nedenidir.

Olayın Özeti

Dava, çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarına ilişkindi. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği ilk hükümler istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne kadar geldi. Daire, ilk bozmasında sanıklar hakkında hata hükümlerinin tartışılması gerektiğini belirtti.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi bu karara direnince dosya yeniden Yargıtay’a gitti, bu kez direnme kararının aslında yeni bir hüküm niteliğinde olduğu ve eksik kovuşturma yapıldığı gerekçesiyle tekrar bozuldu. Bölge Adliye Mahkemesi’nin ikinci kez direnmesi üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun önüne geldi.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Ceza Genel Kurulu, dosyanın esasına girmeden önce ciddi bir usul sorunu tespit etti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde yapılan yargılamada, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünden sonra duruşmada hazır bulunan sanık ve müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkanı tanınmamış, sanığa hükümden önce son söz hakkı verilmeden hüküm kurulmuştu.

Kurul, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 216. maddesindeki hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir kuralının emredici olduğunu ve buna uyulmamasının mutlak bozma sebebi sayıldığını vurguladı. Bu kuralın, bozmadan sonra başlayan yargılamalarda da kamu davasının kesintisizliği ilkesi gereği aynen geçerli olduğu belirtildi. Sonuç olarak, hazır bulunan sanığa son sözünün sorulmaması ve savunma imkanı tanınmaması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülerek direnme kararı bozuldu.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 216. maddesi uyarınca sanığa son söz hakkının verilmemesi mutlak bozma sebebidir; bu kural, dosya bozmadan sonra yeniden görülse bile, hatta iki defa, üç defa direnme yaşansa bile aynen geçerlidir.

Ceza Genel Kurulu’na taşınan direnme kararları genellikle bir yıl ila iki yıl içinde karara bağlanır; bu süre boyunca hüküm kesinleşmediği için sanığın tutukluluk durumu da ayrıca değerlendirilir.

Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

Bir ceza yargılamasında son söz hakkı, sadece bir formalite değil, savunma hakkının özünü oluşturan emredici bir güvencedir. Eğer bir davada siz veya avukatınız, hüküm kurulmadan önce söz almadıysanız ya da son sözünüz sorulmadıysa, bu durum tek başına kararın bozulması için yeterli bir usul hatasıdır. Bu tür bir eksiklik fark edildiğinde, istinaf veya temyiz aşamasında mutlaka gündeme getirilmelidir. Yargılamanın her aşamasında savunma haklarınızın tam olarak kullandırılıp kullandırılmadığını takip etmek, hukuki sürecin sonucunu doğrudan etkileyebilir.

1

Son söz hakkı emredicidir

CMK 216/3 gereği hükümden önce son söz mutlaka hazır bulunan sanığa verilmelidir, bu bir formalite değildir.

2

Bozma sonrası da geçerlidir

Dosya bozmadan sonra yeniden görülse bile, kamu davasının kesintisizliği ilkesi gereği son söz hakkı kuralı aynen uygulanır.

3

İhlal mutlak bozma sebebidir

Sanığa veya müdafiine esasa ilişkin söz hakkı verilmemesi, kararın diğer yönleri incelenmeden bozulmasına yol açar.

Karar Künyesi

DaireEsas NoKarar NoTarihKonu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu2025/218 E.2026/142 K.11.03.2026Sanığa son söz hakkı verilmeden hüküm kurulması nedeniyle savunma hakkının kısıtlanması

Savunma hakkınızın korunduğundan emin olun

Ceza yargılamasında usul hatalarının tespiti ve itirazı için alanında deneyimli bir ekiple çalışmak önemlidir.

WhatsApp’tan yazınHemen İletişime Geçin

SIKÇA SORULAN SORULAR

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, direnme duruşmalarında hazır bulunan sanığa son söz hakkı verilmesi ve savunma makamına mütalaaya karşı beyan imkânı tanınması zorunluluğuna ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:

  • Duruşmada hazır bulunan sanığa son söz hakkı verilmemesinin hukuki sonucu nedir?

    Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 216. maddesinin 3. fıkrasına göre, ‘Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.’ Bu kural emredici nitelikte olup, sanığa son söz hakkı sorulmadan yargılamanın bitirilmesi savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve üst mahkemelerce davanın esasına girilmeksizin mutlak bozma sebebi sayılır.

  • Yargıtay’ın ilk bozma kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesi’nde (BAM) süreç nasıl gelişmiştir?

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını sanıklar hakkında TCK m. 30 (Hata) hükümlerinin tartışılması gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi bu bozmaya direnmiş; ancak bu direnme kararı da usul hataları ve eksik kovuşturma nedeniyle Yargıtay tarafından yeniden bozulmuştur. BAM’ın ikinci kez direnmesi üzerine dosya Ceza Genel Kurulu’na taşınmıştır.

  • Ceza Genel Kurulu dosyada esasa girmeden önce hangi ön sorunu ve usul hatasını tespit etmiştir?

    Ceza Genel Kurulu, Bölge Adliye Mahkemesi’nin son direnme kararını kurduğu oturumda, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra duruşmada hazır bulunan sanığa ve müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadığını ve sanığın son sözü sorulmadan hüküm kurulduğunu saptamıştır.

  • Bozma kararından sonraki direnme duruşmalarında da son söz kuralına uyulması zorunlu mudur?

    Evet, zorunludur. Ceza Genel Kurulu, kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkeleri gereğince, ilk derece mahkemelerinde olduğu gibi Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde bozma veya yerleşik usul işlemleri sonrasında yapılan direnme yargılamalarında da hazır bulunan sanığa son sözün mutlaka sorulması gerektiğini emretmektedir.

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu usuli bozma kararından sonra dava nasıl ilerleyecektir?

    Ceza Genel Kurulu, bu ağır usul hatası nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi’nin direnme kararını davanın esasına hiç girmeden oy birliğiyle bozmuştur. Dosya, usul kurallarına uygun şekilde savcı mütalaasının alınması, sanık avukatlarının savunmalarının dinlenmesi ve sanığa son söz hakkının tanınması amacıyla BAM’a geri gönderilecektir.

İLGİLİ YAZILAR