yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Yargıtay’dan Boşanmada Kusur Tespiti: Reddedilen ve Affedilen Vakıalar

Giriş ve Olayın Özeti

Türk Medeni Kanunu”nda düzenlenen evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayalı boşanma davaları, karmaşık hukuki süreçleri ve derin kişisel boyutları nedeniyle dikkatli bir değerlendirme gerektirir. Yargıtay”ın bu konudaki içtihatları, uygulamaya yön veren temel referans noktasıdır. Bu makalemizde, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi”nin 2025/5069 E., 2025/11564 K. sayılı kararı başta olmak üzere güncel boşanma kararları ışığında, kusur tespiti, ispat yükü ve tazminat konularındaki önemli hukuki prensipleri inceleyeceğiz.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından verilen ve davalı erkek vekili tarafından temyiz edilen 2025/856 K. sayılı boşanma davasında, İlk Derece Mahkemesince erkeğe yüklenen bazı vakıaların (“seni sevmiyorum, senden tiksiniyorum, s..git” şeklinde aşağılayıcı sözler söylediği, evden kovduğu, boşanmak istediğinde ise boşanamazsın diye baskı uyguladığı) ispatlanamadığı, tehdit vakıasının ise dava tarihinden sonra gerçekleştiği tanık beyanlarından anlaşılarak erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği belirtilmiştir. Ancak buna rağmen, kararda erkeğin kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu sonucuna varılarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay”ın güncel kararları, boşanma davalarında kusur tespitinin ne denli detaylı ve delile dayalı yapılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Kararlarda öne çıkan temel prensipler şunlardır:

  • İspat Yükü ve Delillerin Niteliği: İlk kararda da görüldüğü üzere, taraflara kusur olarak yüklenecek vakıaların kesin ve somut delillerle ispatlanması zorunludur. “Seni sevmiyorum, senden tiksiniyorum, s..git” gibi aşağılayıcı sözler söylediği, evden kovduğu, boşanmak istediğinde baskı uyguladığı iddiaları ispatlanamadığı için erkeğe kusur olarak yüklenmemiştir. Aynı şekilde, bir başka kararda (2025/210 E., 2025/375 K.) kadına yüklenen “seni sevmiyorum, senden nefret ediyorum” söylemine yönelik tanık beyanlarının soyut nitelikte olup yer ve zaman unsuru içermediği için kusur olarak yüklenemeyeceği vurgulanmıştır. Duyuma dayalı veya olaya müdahale imkânı olmayan tarafın sorumluluğunda olmayan (kadının babasının erkeğin annesini tehdit etmesi gibi) vakıalar da kusur olarak kabul edilmemiştir.
  • Dava Tarihi Sonrası Gerçekleşen Olaylar: Yargıtay, boşanma davasına esas kusurlu davranışların dava tarihinden önce gerçekleşmiş olması gerektiği prensibini benimsemiştir. İlk karardaki “öldürürüm diyerek tehdit ettiği” vakıasının dava tarihinden sonra gerçekleştiği anlaşıldığından, bu eylem erkeğe kusur olarak yüklenmemiştir.
  • Affetme ve Hoşgörü İlkesi: Yargıtay, evlilik birliğinin devam ettiği süre boyunca tarafların birbirlerine karşı gösterdiği bazı kusurlu davranışları affetmiş veya hoşgörü ile karşılamış olabileceği ilkesini uygulamaktadır. 2024/8627 E., 2025/5360 K. sayılı kararda, kadının “eski hakim olan ağabeyi ile tehdit ettiği, cezaevinden çıksın sana gösterecek dediği, erkeği yatak odasından kovarak seni istemiyorum, sevmiyorum dediği” iddialarından sonra bir süre daha evliliğin devam etmesi nedeniyle bu olayların erkek tarafından affedildiği ya da hoşgörü ile karşılandığı kabul edilmiş ve bu vakıalar kadına kusur olarak yüklenmemiştir.
  • Usul Hukuku Kurallarına Uygunluk: Kararlarda usul hukukunun titizlikle uygulanması gerektiği de belirtilmiştir. Örneğin, davacı erkek vekilinin lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden istinaf yoluna başvurulmadığı durumlarda bu hususun temyiz edilemeyeceği (2025/210 E., 2025/375 K.) veya Mahkemece tarafların dilekçeler aşamasında dayanmadığı vakıaların (kadının kayınvalidesine “kör, başımıza bela oldu” demesi veya erkeğin annesinin müdahalesine sessiz kalması) kusur olarak yüklenemeyeceği (2024/8627 E., 2025/5360 K.) ifade edilmiştir.
  • Nafaka Miktarının Hakkaniyet İlkesi Çerçevesinde Değerlendirilmesi: Ortak çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakalarının, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile günün ekonomik koşulları ve Türk Medeni Kanunu”nun 4. maddesindeki “hakkaniyet ilkesi” dikkate alınarak daha uygun miktarda belirlenmesi gerektiği, aksi takdirde bozma sebebi olacağı (2024/8627 E., 2025/5360 K.) vurgulanmıştır.
  • Karşılıklı Kusur ve Boşanma: Kadının başkalarının yanında eşini kastederek “Ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz demek suretiyle eşini aşağıladığı ve ben eşimi sevmiyorum sevgim bitti” dediği gibi durumların erkeğe de dava açma hakkı tanıdığı ve karşılıklı boşanmaya karar verilmesi gerektiği (2016/21816 E., 2018/9487 K.) belirtilerek, kusurların değerlendirilmesinde karşılıklılık ilkesinin önemine dikkat çekilmiştir.

Yorum

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi”nin bu içtihatları, boşanma davalarında kusur tespiti ve delil değerlendirmesi sürecine ışık tutmaktadır. Mahkemelerin, ileri sürülen her iddiayı somut, yer ve zaman unsurları içeren delillerle desteklenmiş olarak kabul etmesi gerektiği anlaşılmaktadır. İspatlanamayan vakıalar, duyuma dayalı bilgiler veya dava tarihinden sonra gerçekleşen olaylar kusur olarak yüklenemez. Özellikle “affetme ve hoşgörü” ilkesi, evlilik birliğinin devam ettiği süre zarfında meydana gelen bazı olayların hukuki sonuçlarını ortadan kaldırabilmektedir.

Bu kararlar, boşanma süreçlerinin sadece duygusal değil, aynı zamanda sıkı hukuki kurallara tabi olduğunu göstermektedir. Tarafların iddialarını doğru bir şekilde temellendirmeleri, delillerini usulüne uygun sunmaları ve hatta geçmişteki davranışlarının affedilip affedilmediği durumlarını göz önünde bulundurmaları büyük önem taşır. Ayrıca, istinaf ve temyiz süreçlerinde hukuki yolların doğru kullanılması, tazminat ve nafaka miktarlarının belirlenmesinde hakkaniyet ilkesine uyulması da hayati öneme sahiptir. Bu nedenle, boşanma davalarında profesyonel hukuki destek almak, sürecin hatasız ve en etkin şekilde yönetilmesi için vazgeçilmezdir.

Karar Künyesi

T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Esas No: 2025/5069

Karar No: 2025/11564

Karar Tarihi: 22.12.2025

Mahkemesi: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/29 E., 2025/856 K.

DAVA TÜRÜ: Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 10. Aile Mahkemesi

SAYISI: 2022/294 E., 2023/889 K.

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR