Yetersiz Bilirkişi Raporuna İtirazsızlık Usuli Hak Doğurur mu
Giriş ve Olayın Özeti
Türk yargı sisteminde, davaların seyri ve alınan kararlar üzerinde önemli bir etkiye sahip olan bilirkişi raporları, zaman zaman hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Özellikle, hazırlanan bilirkişi raporlarının teknik veya hukuki açıdan yetersiz ya da hatalı olması durumunda, taraflarca bu raporlara itiraz edilmemesinin usuli kazanılmış hak doğurup doğurmayacağı sorunu, yargı mercileri nezdinde sıklıkla tartışılmaktadır. Bu konuda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen güncel kararlar, önemli bir ilkeyi netleştirmiştir: Yetersiz bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olması, mahkemeyi bağlayıcı bir usuli kazanılmış hak oluşturmaz.
İncelediğimiz ilk olayda, taraflar arasında gayrimenkul satışına ilişkin geçersiz bir sözleşmeye dayanarak taşınmazın rayiç değerinin tahsili talep edilmiştir. Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporu, geçerli hukuki ilke olan denkleştirici adalet prensibine göre satış bedelinin iadesi yerine, taşınmazın rayiç değerini hesaplamıştır. Davalı taraf bu rapora itiraz etmemiş, ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, itiraz edilmeyen bu raporun davacı lehine usuli kazanılmış hak doğurduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur. Yerel mahkeme ise bu bozma kararına direnerek, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirtmiştir. Uyuşmazlık, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne taşınmıştır.
İkinci olay ise, bir trafik kazası sonucu meydana gelen cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Davacı vekili, davalı tarafın, müvekkilinin maluliyet oranını belirleyen ve belirli bir tarihteki Yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığı iddia edilen bilirkişi raporuna itiraz etmemesinin davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargıtay uygulamalarıyla geliştirilen usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki istikrarı sağlamak ve kararlara olan güveni korumak amacıyla benimsenmiştir. Bu ilke, bir usul işlemi sonucunda taraflardan biri lehine doğan ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder.
Ancak, bilirkişi incelemesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca hâkimin takdiri delillerinden biridir. HMK’nın 282. maddesi açıkça belirtmektedir ki, hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir. Bu, hâkimin, bilirkişi raporundaki tespitlerin dosya kapsamındaki vakıalara, hukuk kurallarına ve emsal içtihatlara uygun olmadığını düşündüğünde, yeni rapor alabileceği gibi, gerekçelerini açıkça ortaya koymak suretiyle raporun aksine de karar verebileceği anlamına gelir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.2023 tarihli, 2022/508 E., 2023/226 K. sayılı kararı, tam da bu noktada önemli bir açıklık getirmiştir. Genel Kurul, geçersiz satış sözleşmesinde uygulanması gereken denkleştirici adalet ilkesi yerine, taşınmazın rayiç bedelini hesaplayan ilk bilirkişi raporunun hukuken hükme esas almaya elverişli olmadığına hükmetmiştir. Böyle bir durumda, rapor taraflarca itiraz edilmemiş olsa dahi, bu durumun davacı lehine usuli kazanılmış hak doğurmayacağını ve mahkemenin hukuki yanılgıyı fark ettiğinde kendiliğinden yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak doğru hukuki ilkeye göre karar vermesinin yerinde olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla, hukuki nitelendirme hatası içeren bir rapora itiraz edilmemesi, mahkemeyi hatalı rapora göre hüküm kurmaya zorlamaz.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 23.12.2024 tarihli, 2022/2435 E., 2024/1448 K. sayılı kararı da bu ilkeyi destekler niteliktedir. Mahkeme, kaza tarihinde geçerli olmayan bir Yönetmelik doğrultusunda davacının maluliyet oranının belirlendiği rapora davalılarca itiraz edilmemiş olsa dahi, bunun usuli kazanılmış hak oluşturmayacağına karar vermiştir. Çünkü, yetersiz ve hukuka uygun olmayan bir rapora dayalı hüküm kurulması, maddi gerçeğe ulaşma amacıyla bağdaşmaz ve hakimin takdir yetkisini kısıtlamaz.
Yorum
Bu kararlar, Türk yargı pratiğinde bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi ve usuli kazanılmış hak ilkesinin uygulanışına dair önemli bir yol göstericidir. Esasen, bilirkişi raporu, hâkimin yargısal yetkisini devrettiği bir belge değil, uyuşmazlığın çözümü için teknik bilgi sağlayan bir yardımcı araçtır. Hâkim, her ne kadar bilirkişinin uzman görüşüne başvursa da, raporun hukuki ve maddi gerçeğe uygunluğunu denetlemek ve nihai kararı kendi vicdani kanaatine göre vermekle yükümlüdür.
Bu içtihatlar, özellikle tarafların bilirkişi raporlarını dikkatle incelemeleri ve hukuki/teknik açıdan eksik veya hatalı buldukları kısımlara süresi içinde itiraz etmelerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Ancak daha da önemlisi, itiraz edilmemiş olsa bile, mahkemenin hatalı veya hükme esas olmaya elverişli olmayan bir raporla bağlı kalmayacağı, gerektiğinde re’sen yeni rapor aldırabileceği veya mevcut raporun aksine gerekçeli karar verebileceği teyit edilmiştir. Bu durum, adaletin tecellisi ve maddi gerçeğe ulaşılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Hukuki süreçlerde bilirkişi raporlarının doğru bir şekilde değerlendirilmesi ve olası hataların tespiti, davanın sağlıklı ilerlemesi için kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, uzman bir hukuk bürosundan alınacak danışmanlık, müvekkillerin hak kaybına uğramasının önüne geçecektir.
Karar Künyesi
- T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Tarih: 15.03.2023
Esas No: 2022/508 E.
Karar No: 2023/226 K. - T.C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Tarih: 23.12.2024
Esas No: 2022/2435 E.
Karar No: 2024/1448 K.
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Bilirkişi raporuna itiraz edilmezse bu durum usuli kazanılmış hak oluşturur mu?
Hayır, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre hukuken yetersiz veya hatalı bir bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olması, mahkemeyi bağlayan bir usuli kazanılmış hak oluşturmaz.
-
Hâkim bilirkişi raporuyla bağlı mıdır?
6100 sayılı HMK’nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporu takdiri bir delildir. Hâkim, raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir ve raporun aksine karar verebilir.
-
Hangi durumlarda itiraz edilmeyen rapor kazanılmış hak doğurmaz?
Raporun maddi gerçeğe aykırı olması, yanlış hukuki ilkelere dayanması (örneğin denkleştirici adalet yerine rayiç bedel hesaplanması) veya güncel olmayan mevzuata göre hazırlanması durumunda kazanılmış hak oluşmaz.
-
Bilirkişi raporu hatalıysa mahkeme ne yapmalıdır?
Mahkeme, raporun hukuki yanılgı içerdiğini veya hükme esas alınamayacağını fark ettiğinde, taraflar itiraz etmemiş olsa bile re’sen yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir.

