Hangi Durumlarda Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılamaz?
Miras kalan bir mülkü paylaştırmak için dava açmaya karar verdiniz, ama bazı istisnai durumlarda bu davanın önü daha en baştan kapalı olabilir.
Hangi sözleşme ve hukuki işlemlerin bu davanın önünü kapattığını, kanundan doğan sınırlamaları ve Yargıtay’ın özel durumlara yaklaşımını anlatıyoruz.
Ortaklığın Giderilmesi Hakkının Hukuki Temeli ve Sınırları
Ortaklığın giderilmesi davaları; paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda, paydaşlar arasında mevcut olan birlikte mülkiyet ilişkisine son verip, ferdi (bireysel) mülkiyete geçmeyi amaçlayan, iki taraflı ve taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 698. maddesine göre kural olarak paydaşlardan her biri, malın paylaşılmasını isteyebilir. Ancak aynı kanun maddesi, bu kuralın hemen ardından davanın açılamayacağı temel sınırları da çizmiştir: Hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça paylaşma istenebilir.
Yani yasa koyucu, bazı durumlarda mülkiyetin bütünlüğünün korunmasını, ortaklığın bitirilmesinden daha üstün bir menfaat olarak görmüştür. Mülkiyetin genel yapısı ve paydaşların sınırları hakkında daha geniş bir hukuki perspektif edinmek için Gayrimenkul Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Hukuki İşlemler ve Sözleşmeler Nedeniyle Davanın Açılamadığı Durumlar
Paydaşlar kendi özgür iradeleriyle, kanunun kendilerine tanıdığı “ortaklığı bitirme” hakkından belirli şartlar altında ve belirli sürelerle vazgeçebilirler. Bu durumda açılacak bir dava hukuken dinlenmez.
1. İdame-i Şüyu (Paydaşlığın Devamı) Sözleşmesinin Bulunması
Ortaklığın giderilmesini isteme hakkının, paydaşların kendi aralarında düzenledikleri bir sözleşme ile sınırlandırılmasına İdame-i Şüyu (paydaşlığın devamı) sözleşmesi denir.
| Süre Sınırı | Paydaşların, on seneyi geçmemek üzere, paylı malın ortaklığının devamına dair yaptıkları sözleşme geçerlidir. Eğer sözleşme 10 yıldan fazla bir süre için yapılmışsa, yasal süreyi (10 yılı) aşan kısım tarafları bağlamaz. |
| Resmi Şekil Şartı ve Yeni Maliklere Etkisi | Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmelerin mutlaka noter huzurunda “resmi şekilde” yapılması zorunludur ve bu sözleşmeler tapu kütüğüne şerh verilebilir. Tapuya şerh edildiğinde, bu sözleşmede imzası olmasa dahi sonradan o taşınmazdan hisse satın alan yeni malikleri de bağlar ve dava açmalarını engeller. |
2. Uygun Olmayan Zamanda Paylaşma İsteminin Yasak Olması
TMK’nın 698/3. maddesi uyarınca paydaşlar, “uygun olmayan bir zamanda” ortaklığın giderilmesi talebinde bulunamazlar.
- Paylaştırmanın yapılması halinde kalan paydaşların tamamına veya birine önemli derecede yükümlülük yüklenecekse veya paydaşlar için telafisi güç, önemli zararlara neden olacaksa, paylaşmanın uygun olmayan zamanda istendiği kabul edilir.
- Bu kuralın tespiti hâkimin takdirindedir ve temelinde Medeni Kanun’daki dürüstlük kuralı yatmaktadır.
3. Taşınmazın Sürekli Bir Amaca Özgülenmesi (Tahsis Şeklinin Belirlenmesi)
Ortaklığın giderilmesi davasına konu olan mal, tarafların ortak iradesi ile sözleşmede yazılı bir süre boyunca kiraya verilmiş ve bu durum bir amaca özgüleme niteliği taşıyorsa, kural olarak kira sözleşmesinin süresi dolmadan dava açılamaz. Yargıtay içtihatlarına göre, örneğin taşınmazın tüm paydaşların muvafakatiyle 10 yıl müddetle bir bankaya kiralanması durumunda taşınmaz bir amaca özgülenmiş sayılır ve bu süre zarfında tarafların mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunduğundan dava reddedilir.
Kanunlardan Doğan Kesin Sınırlandırmalar
Bazen taraflar kendi aralarında hiçbir sözleşme yapmamış olsalar dahi, ilgili taşınmazın hukuki niteliği veya tabi olduğu özel kanunlar, ortaklığın giderilmesi davasının açılmasına kesin bir engel teşkil eder.
1. Miras Taksim (Paylaşma) Sözleşmesinin Yapılmış Olması
Mirasçılar, TMK’nın 676. maddesi uyarınca terekeye dâhil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete çevirmek ve payları oluşturmak amacıyla “miras taksim (paylaşma) sözleşmesi” yapabilirler.
- Bütün mirasçıların katılımıyla ve yazılı şekilde yapılmış bir paylaşma sözleşmesi geçerlidir.
- Eğer mirasçılar kendi aralarında malların kime kalacağı yönünde yazılı bir miras taksim sözleşmesi yapmışlarsa, elbirliği hâli sona ermiş ve nasıl paylaşılacağı kesinleşmiş demektir. Bu aşamadan sonra mirasçılar “ortaklığın giderilmesi davası” açamazlar.
- Bu sözleşmeye uymayan bir mirasçı varsa, diğerlerinin açması gereken dava İzale-i Şüyu değil; sözleşmenin ifası talepli “Tapu İptal ve Tescil” davasıdır.
2. Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan Doğan Engeller
Ana taşınmaz (arsa) üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş olması durumunda, arsa üzerindeki ortaklığın giderilmesi (ana taşınmazın paylaştırılması) istenemez.
- Çünkü arsa payı, kat mülkiyeti ya da kat irtifakından ayrı olarak değerlendirilemez ve bağımsız bölümler ferdi mülkiyete geçmiş sayılır.
- Ancak dikkat edilmelidir ki; ana taşınmazın değil, o binadaki belli bir bağımsız bölümün (örneğin sadece 5 numaralı dairenin) kendi içindeki ortaklığının giderilmesi her zaman dava edilebilir.
- Devre mülk hakkı kurulan taşınmazlarda da kural olarak ortaklığın giderilmesi istenemez (KMK m. 63); ancak paydaşlar aralarındaki sözleşmede aksini kararlaştırmışlarsa bu istisna aşılabilir.
3. Gecekondu Kanunu ve Tahsisli Araziler
775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 34/1. maddesi uyarınca, belediyelerce bu kanun hükümlerine göre tahsis edilmiş arsalar, yapılar ve meydana gelen taşınmaz mallar, tahsis tarihinden itibaren 10 yıl süre ile taksim ve satış yoluyla ortaklığın giderilmesi davasına konu olamazlar. Bu süre dolmadan açılan davalar yasa gereği reddedilir.
4. Kamulaştırma Kanunu Kapsamındaki Engeller
Bir taşınmazın tamamı idare tarafından kamulaştırılmış ve mülkiyet kamulaştırmayı yapan idareye geçmişse, taşınmazdaki toplu mülkiyet ilişkisi bittiği için ortaklığın giderilmesi davası açılamaz.
- Eğer taşınmazın sadece belli bir kısmı kamulaştırılmış ise; kamulaştırılan o kısmın mutlaka ifrazı (ayrılması) gerekir. İfraz yapılmadan taşınmazın tamamının satışına karar verilmesi hukuken imkânsızdır. Mahkeme davacıya bu ifraz işlemlerini tamamlaması için süre verir.
5. Aile Konutu Şerhi Bulunan Taşınmazlar
Ortaklığın giderilmesi talep edilen taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunması, davaların reddine neden olabilecek önemli bir detaydır.
- Taşınmaz eş ile birlikte 3. kişiler adına kayıtlı ise, dava açan eş, aile konutu olan bu taşınmazla ilgili TMK m. 194 uyarınca diğer eşinin davaya muvafakatini (rızasını) sağlamak zorundadır. Rıza sağlanamazsa dava reddedilir.
- Aile konutu şerhi bulunan taşınmaz sadece eşler adına paylı mülkiyete konu ise (üçüncü bir ortak yoksa), açılan ortaklığın giderilmesi davasının doğrudan reddine karar verilmesi gerekir.
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
Mülkiyetin ve Davanın Niteliğinden Kaynaklanan Diğer Engeller
Sadece Belirli Bir Payın veya Muhdesatın Davaya Konu Edilememesi
Ortaklığın giderilmesi davasında, birlikte mülkiyete konu olan malın tamamının dava konusu edilmesi zorunludur.
- Örneğin bir arsadaki sadece %20’lik hissenin kendi içinde paylaştırılması için dava açılamaz.
- Aynı şekilde, taşınmaz üzerinde bir “muhdesat” (bina, ev, ağaç vb.) varsa, muhdesat taşınmazın ayrılmaz bir parçası (bütünleyici parçası) olduğundan, arsadan bağımsız olarak sadece üzerindeki binanın ortaklığının giderilmesi talep edilemez. (Satış kararı verilmesi halinde doğacak harç ve devir maliyetlerini planlamak için Tapu Harcı Hesaplama aracımızdan bilgi alabilirsiniz.)
Tapusuz Taşınmazlar ve Nakit Paranın Durumu
- Ortaklığın giderilmesi davalarına konu olan taşınmazların mutlak suretle tapu siciline kayıtlı olması şarttır. Tapusuz taşınmazlar veya yalnızca tasdiksiz yoklama (zilyetlik) kayıtlarına dayanılarak bu dava açılamaz. Önce tapu tescil davası açılması gerekir.
- Terekeye dâhil olan “nakit para” veya “alacaklar” için ortaklığın giderilmesi davası açılamaz; bu değerler için alacak davası açılarak ya da elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete çevrilerek çözüm aranmalıdır.
Kesin Hüküm İtirazı
Aynı taraflar arasında, aynı taşınmaz için daha önceden görülmüş ve kesinleşmiş bir ortaklığın giderilmesi davası (örneğin satış veya aynen taksim kararı) varsa, bu karar “kesin hüküm” teşkil eder. Satış kararının infazı (icrada satılması) için tanınan 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan, aynı mallar hakkında yeniden ortaklığın giderilmesi davası açılamaz; açılırsa dava kesin hüküm sebebiyle reddedilir.
Yargıtay ve Emsal Karar Yaklaşımı (Özel Durumlar)
Yargıtay, kamu düzenini, idari sınırları ve mülkiyetin özünü korumak adına İzale-i Şüyu davalarında davanın dinlenemeyeceği durumları net içtihatlarla belirlemiştir:
| Kamu Malları ve Mezarlıklar | Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; tapu kaydında kargir cami ve avlusu olarak geçen veya eylemli (fiili) olarak köy genel mezarlığı niteliğinde kullanıldığı anlaşılan taşınmazlar kamu malı sayılır. Bu tür alanların ortaklığının giderilmesi istenemez. Mahkemece bu kısımların ifrazı (ayrılması) yoluna gidilir, mümkün değilse dava tamamen reddedilir. |
| Tapu Tahsis Belgeli Yerler (2981 Sayılı Yasa) | Yargıtay 14. Hukuk Dairesi kararlarına göre; taşınmaz üzerinde tarafların miras bırakanı adına 2981 sayılı Kanun uyarınca verilmiş bir “tapu tahsis belgesi” bulunuyorsa ve şartların gerçekleşmesi halinde mülkiyeti elde etme imkânı henüz devam ediyorsa, uygun olmayan bir zamanda açıldığı gerekçesiyle davanın reddi gerekir. |
| Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri | Taşınmaz üzerinde resmi şekilde yapılmış ve geçerliliğini koruyan bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunuyorsa, taşınmaz o amaca özgülenmiş sayıldığından inşaat süreci tamamlanmadan İzale-i Şüyu istenemez. |
| Kentsel Dönüşüm Süreci (6306 Sayılı Yasa) | Dava konusu binanın riskli yapı ilan edilip yıkılması sonrasında, malikler kurulunca 6306 sayılı kanun kapsamında “yeni bina yapılmasına” karar verilmişse, bu özel yasa hükümleri işleyeceği için artık doğrudan genel yoldan satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilemez. |
Tüm bu süreçlerin teknik detayları ve dava şartları hakkında geniş bir çerçeve incelemek isterseniz, büromuzun Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davaları rehberine göz atabilirsiniz.
Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç
Ortaklığın giderilmesi davası her koşulda açılabilecek mutlak bir hak değil. Kat mülkiyeti engeli, kamulaştırma şerhi, miras taksim sözleşmesi, aile konutu güvencesi veya tahsis belgesi gibi kısıtlamalar davanın yıllar sonra reddedilmesine yol açabilir.
Bu yüzden dava açmadan önce tapu sicilindeki şerhlerin, beyanlar hanesindeki kayıtların ve paydaşlar arasındaki geçmiş işlemlerin dikkatle incelenmesi gerekiyor.
Ortaklığın giderilmesi davası kural olarak her zaman açılabilir; ancak Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesi üç engel sayar. Birincisi hukuki bir işlem gereğince ya da paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğünün bulunmasıdır. İkincisi paydaşların yaptığı sınırlama sözleşmesidir: paylaşmayı isteme hakkı hukuki bir işlemle en çok on yıllık süreyle sınırlandırılabilir, taşınmazlarda bu sözleşmenin resmi şekilde yapılması ve tapu kütüğüne şerh verilmesi gerekir.
Üçüncüsü uygun olmayan zamandır; aynı madde, uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamayacağını söyler. Bunların dışında, taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyeti varsa önce mirasın paylaşımına ilişkin usul işletilir. Ayrıca 18/B maddesindeki dava şartı arabuluculuğa başvurulmamış olması da davanın usulden reddine yol açar; bu teknik anlamda bir dava engeli değildir ama sonucu aynıdır. Paylaşma biçimlerini ayrı bir yazıda ele aldık. Ortaklığın Giderilmesi alanındaki deneyimimizle, önünüzde bir engel bulunup bulunmadığını değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Hisseli tapulu bir malı hemen satıp paramı alabilir miyim?
Hayır, hisseli bir malı istediğiniz zaman satmak veya paylaştırmak her zaman mümkün olmayabilir. Bazı yasal veya sözleşmesel engeller nedeniyle dava açsanız bile reddedilebilir.
-
Ortaklığın giderilmesi davası neden reddedilebilir?
Kamu düzeni, imar mevzuatları, daha önce yapılmış sözleşmeler veya malın özel kullanım amacı gibi sebeplerle ortaklığın giderilmesi davası açılamaz veya açılsa bile mahkeme tarafından reddedilebilir. Bu yüzden dava açmadan önce malınızın yasal durumunu kontrol etmek çok önemlidir.
-
Hisseli mülkiyeti bitirmek her zaman mümkün müdür?
Hisseli mülkiyeti bitirmek ve payları ayırmak genellikle mümkündür, ancak bazı özel durumlarda yasa veya yapılan anlaşmalar gereği ortaklığı sürdürme zorunluluğu olabilir. Bu durumlarda ortaklığı sonlandırma davası açılamaz.
-
Ortaklar kendi aralarında anlaşarak ortaklığı bitirmemeyi kabul edebilir mi?
Evet, paydaşlar kendi özgür iradeleriyle “İdame-i Şüyu” denilen bir sözleşme yaparak belirli şartlar altında ve belirli sürelerle ortaklığı bitirme hakkından vazgeçebilirler. Böyle bir sözleşme varsa açılan dava mahkemece kabul edilmez.
-
Ne zaman ortaklığın giderilmesi davası açılamaz? Yani “uygun olmayan zaman” ne demek?
Türk Medeni Kanunu’na göre, paydaşlar “uygun olmayan bir zamanda” ortaklığın giderilmesini isteyemezler. Bu genellikle malın ekonomik değerini düşürecek, büyük zararlara yol açacak veya mevcut kullanımı ciddi şekilde aksatacak dönemleri ifade eder.
-
Kirada olan hisseli bir gayrimenkul için ortaklığın giderilmesi davası açılabilir mi?
Eğer hisseli gayrimenkul tüm paydaşların onayıyla uzun süreli bir amaca, örneğin 10 yıllığına bir bankaya kiralanmışsa, kira süresi dolmadan ortaklığın giderilmesi davası açılamaz ve reddedilir. Bu durum, malın belirli bir amaca özgülenmesi olarak kabul edilir.
-
Mirasçılar arasında paylaşım sözleşmesi yapılmışsa yine de ortaklığın giderilmesi davası açılabilir mi?
Eğer mirasçılar arasında tereke mallarının nasıl paylaşılacağına dair geçerli bir “miras taksim sözleşmesi” yapılmışsa, bu sözleşmeye aykırı olarak ortaklığın giderilmesi davası açılamaz. Sözleşme hükümleri önceliklidir.
-
Kat mülkiyeti veya kat irtifakı olan bir arsa için ortaklığın giderilmesi davası açılabilir mi?
Hayır, üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş olan ana taşınmazın (arsanın) ortaklığının giderilmesi davası açılamaz. Bu durum, Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan kesin bir engeldir.
-
Gecekondu Kanunu kapsamındaki tahsisli araziler için ortaklığın giderilmesi davası açılır mı?
Belediyeler tarafından Gecekondu Kanunu’na göre tahsis edilen araziler ve üzerindeki yapılar, tahsis tarihinden itibaren 10 yıl boyunca ortaklığın giderilmesi davasına konu edilemez. Bu süre dolmadan açılan davalar yasa gereği reddedilir.
-
Kamulaştırılan bir taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açılabilir mi?
Hayır, eğer bir taşınmazın tamamı devlet veya ilgili idare tarafından kamulaştırılmış ve mülkiyeti idareye geçmişse, o taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açılamaz. Çünkü artık toplu mülkiyet ilişkisi sona ermiştir.
-
Hisseli bir eve “aile konutu” şerhi konulmuşsa, bu evin satışını veya paylaşımını isteyebilir miyim?
Eğer ortaklığın giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde “aile konutu şerhi” bulunuyorsa, bu şerh davanın reddedilmesine neden olabilecek çok önemli bir detaydır. Bu durumda eşlerden birinin onayı olmadan satış veya paylaşım davası açılamaz.
-
Ortak bir malın sadece benim payımın veya üzerindeki binanın paylaşılmasını isteyebilir miyim?
Hayır, ortaklığın giderilmesi davasında, paylaşıma konu olan malın tamamı dava konusu edilmek zorundadır. Sadece belirli bir payın veya malın üzerindeki eklentinin (muhdesatın) tek başına paylaşılması istenemez.
-
Daha önce açtığım ve sonuçlanan bir ortaklığın giderilmesi davası varsa, aynı mal için tekrar dava açabilir miyim?
Hayır, aynı taraflar arasında ve aynı taşınmaz için daha önce açılmış, kesinleşmiş bir ortaklığın giderilmesi davası varsa, bu karar “kesin hüküm” sayılır. Bu durumda, satış kararının uygulanması için tanınan 10 yıllık süre dolmadan aynı mallar hakkında yeniden dava açılamaz ve açılırsa reddedilir.




