Akrabaya Yapılan Tapu Devrinin İptali Mümkün mü? Mal Kaçırma Nasıl Engellenir?
Borçlunuzun tapusunu bir akrabasına devrettiğini öğrenmek, alacağınızın artık havada kaldığını düşündürebilir.
Akrabaya yapılan devrin iptali için gereken şartları ve Yargıtay’ın akraba arası devirlerdeki ispat yükü yaklaşımını anlatıyoruz.
Akrabaya Yapılan Hileli Tapu Devirleri ve Hukuki Boyutu
Tasarrufun iptali davalarının temel varlık sebebi, borçluların haklarında kesinleşmiş bir haciz veya iflas kararı bulunmadan hemen önceki dönemde, malvarlıklarını kötü niyetle elden çıkararak alacaklıları zarara uğratmalarını engellemektir. Borçlular, mallarını kaçırmak istediklerinde bunu genellikle en çok güvendikleri kişilere, yani birinci derece yakınlarına ve kan hısımlarına devrederek yaparlar.
İcra ve İflas Kanunu (İİK), akrabalar arasında yapılan bu tapu devirlerini olağan bir “ticari alım-satım” olarak değerlendirmez. Kanun koyucu, ticari hayatın olağan akışında bir kişinin borca batıkken evini kardeşine ya da amcasına satmasını şüpheli bulur ve bu tür işlemleri, alacaklıyı korumak adına peşinen “mal kaçırma” olarak kabul eden çok güçlü yasal varsayımlar (karineler) öngörür.
1. Yakın Akrabalara Yapılan Devirlerde “Bağışlama” Karinesi (İİK Md. 278)
İcra ve İflas Kanunu’nun 24/12/2025 tarihinde 7571 sayılı Kanun ile güncellenen 278. maddesi, akrabalara yapılan devirler konusunda son derece kesin ve net bir kural koymuştur. Kanuna göre; borçlunun aciz belgesinin düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten geriye doğru 1 (bir) yıl içinde yaptığı ivazsız (karşılıksız) tasarruflar ve bağışlamalar kesin olarak iptale tabidir.
Borçlu, tapuda satış göstermiş olsa bile, kanun aşağıdaki kişilerle yapılan tapu devirlerini doğrudan “bağışlama” sayar ve iptal eder:
- Borçlunun altsoyu (çocukları, torunları) ve üstsoyu (anne, babası) ile yapılan devirler.
- Üçüncü derece dâhil kan hısımları (kardeş, amca, dayı, hala, teyze ve yeğenler) ile yapılan devirler.
- Son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları ile yapılan devirler. (Eşler arası hileli mal rejimleri veya anlaşmalı boşanma yoluyla mal kaçırma girişimlerine dair kapsamlı uyuşmazlıklar için Aile Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.)
- Evlat edinenle evlatlık veya ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan işlemler.
Bu 1 yıllık şüpheli dönem içinde akrabaya yapılan tapu devirlerinde, akrabanın “Ben bu evin parasını gerçekten ödedim, iyi niyetliyim” demesi hukuken sonucu değiştirmez. Yasa bunu mutlak bir bağışlama olarak kabul ettiğinden, hâkimin burada işlemi iptal etmekten başka bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.
2. Alacaklıya Zarar Verme Kastının Bilindiği Varsayımı (İİK Md. 280)
Eğer borçlu, mal kaçırmak için tapuyu akrabasına 1 yıldan daha uzun bir süre önce (örneğin 3 yıl önce) devretmişse ne olacaktır? Hukuk sistemimiz borçlunun bu hamlesini de İİK’nın 280. maddesiyle bertaraf eder.
Malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, işlemin yapıldığı tarihten geriye doğru 5 (beş) yıl içinde icra takibi başlatılmış olması şartıyla iptal edilebilir. Kanun, borçlunun eşi, usul veya füruu (anne-babası, çocukları) ile üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarının, borçlunun “alacaklıdan mal kaçırma niyetini” bildiğini kanuni bir karine (varsayım) olarak kabul eder.
Yani amcaya, kardeşe veya kayınpedere yapılan devirlerde, davacı alacaklının “bu akrabalar mal kaçırma niyetini biliyordu” diye ekstra bir ispat külfeti altına girmesine gerek yoktur. Aksini ispat etmek (ki bu son derece zordur) işlemi yapan davalı akrabalara düşer.
Bu durum bazen sadece bir evin devri değil, ticari bir işletmenin veya şirketin tüm emtiasının paravan bir akraba şirketine devri şeklinde de tezahür edebilir. Bu tür karmaşık ticari devirlerde Ticaret Hukuku alanındaki dava tecrübelerimiz, uyuşmazlığın çözümünde kilit rol oynamaktadır.
Mal Kaçırma Amacıyla Akrabaya Yapılan Devrin İptali İçin Gereken Şartlar
Borçlunun kardeşine veya amcasına yaptığı her tapu devri anında iptal edilebilir demek hukuken doğru olmaz. İptal davasının Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından esastan incelenebilmesi ve alacaklının o mal üzerinden icra yetkisine kavuşabilmesi için, yasada sayılan sıkı şekil şartlarının eksiksiz sağlanması gerekir:
| Gerçek Bir Alacak ve Kesinleşmiş İcra Takibi | Davacı alacaklının, davalı borçludan muvazaalı (danışıklı) olmayan gerçek bir alacağı bulunmalıdır. Ayrıca, borçlu hakkında başlatılan icra takibinin itiraz edilmeden veya itirazın kaldırılması yoluyla kesinleşmiş olması şarttır. Bu icra süreçlerinin nasıl yürütüldüğüyle ilgili teknik detaylara İcra Hukuku sayfamızdan ulaşabilirsiniz. |
| Borcun Doğum Tarihinin Tasarruftan Önce Olması | İptali istenilen akrabaya devir işleminin, alacaklının borcunun doğum tarihinden sonra yapılmış olması zorunludur. Borç doğmadan yıllar önce yapılmış olan devirler kural olarak bu davaya konu edilemez. |
| Aciz Belgesinin Alınmış Olması | İptal davası açan alacaklının elinde borçluya ait bir “aciz belgesi” bulunmalıdır. Borçlunun adresinde haciz işlemi yapılmışsa ve hacze kabil (haczedilebilir) hiçbir mal bulunamamışsa, icra memurunun tuttuğu bu haciz tutanağı da “geçici aciz belgesi” hükmündedir ve davanın açılması için yeterlidir. |
| 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre | Dava, iptali istenen hileli tapu devrinin yapıldığı tarihten itibaren en geç 5 yıl içinde açılmalıdır. Bu 5 yıllık süre bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir; durmaz, kesilmez ve mahkemece kendiliğinden (resen) dikkate alınır. Sürenin 1 gün dahi aşılması davanın usulden reddine sebep olur. |
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
Yargıtay ve Emsal Karar Yaklaşımı: Akraba Arası Devirlerde İspat Yükü
Tasarrufun iptali davalarında kural olarak ispat yükü, davanın davacısı olan alacaklıdadır. Ancak yüksek mahkeme olan Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, “mal kaçırma kastı”nın kişinin iç dünyasına ait bir olgu olduğunu kabul ederek, alacaklılara büyük bir ispat kolaylığı sağlamaktadır.
Yargıtay uygulamalarına göre; borçlu ile tapuyu devralan kişi arasında kanunda sayılan doğrudan akrabalık (eş, çocuk, kardeş, amca vb.) bulunduğunda, bu kişilerin borçlunun “alacaklıdan mal kaçırma kastını” bildiği yasal bir karine (varsayım) olarak kabul edilir. Davacı alacaklının sadece bir Nüfus Kayıt Örneği ile taraflar arasındaki bu kan veya kayın hısımlığını dosyaya sunması, ispat yükünü büyük ölçüde yerine getirdiği anlamına gelir.
Eğer işlemi yapan kişi kanunda sayılan derecedeki bir akraba değilse (örneğin daha uzak bir akraba, yakın arkadaş, iş ortağı veya komşu ise), bu durumda Yargıtay “Organik Bağ” kriterini devreye sokar. Taraflar arasındaki ticari bağlantılar, adres ortaklıkları, eskiye dayanan komşuluk veya iş arkadaşlığı ilişkileri “organik bağ” olarak değerlendirilir ve bu kişilerin de borçlunun mal kaçırma niyetini bildiği “yaklaşık ispat” kuralları çerçevesinde kabul edilir.
Ayrıca, akrabaya yapılan satışlarda malın tapudaki devir bedeli ile gerçek piyasa değeri arasında “bir kat” gibi fahiş bir fark varsa, Yargıtay bu durumu İİK 278 uyarınca mutlak bağışlama nedeni sayarak tapu devrini derhal iptal etmektedir.
Taşınmaz Akrabadan Dördüncü Kişiye Satılmışsa Ne Olur? (Bedele Dönüşme)
Borçlular mal kaçırırken genellikle çok katmanlı planlar kurarlar. Borçlu, icradan kurtulmak için evini önce kardeşine (üçüncü kişi) satar. Durumun ciddiyetini anlayan kardeş ise, davanın açılmasını zorlaştırmak için evi apar topar piyasadan habersiz, tamamen iyi niyetli bir yabancıya (dördüncü kişiye) devreder.
Eğer dördüncü kişinin borçlunun mal kaçırma oyunundan tamamen habersiz “iyi niyetli” biri olduğu tespit edilirse, hukuk sistemi tapu siciline güven ilkesi gereği dördüncü kişinin tapusuna dokunmaz. Ancak bu durumda alacaklının hakkı zayi olmaz; Yargıtay içtihatları ve İİK 283/2 maddesi gereği dava “bedele dönüşür”.
Kötü niyetli akraba (örneğin kardeş), o taşınmazı dördüncü kişiye elinden çıkardığı tarihteki “gerçek piyasa değeri” üzerinden davacı alacaklıya nakden tazminat ödemeye mahkûm edilir. Böylece alacaklı, doğrudan evin satışı olmasa bile nakdi yollarla alacağına kavuşmuş olur.
Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç
Borçlunun evini, dükkanını veya şirket hisselerini akrabalarına devretmesi, kanunun alacaklı lehine bağışlama ve zarar verme kastı karinesi tanıdığı bir durum. Ama Tasarrufun İptali Davası yine 5 yıllık hak düşürücü süreye, aciz belgesi şartına ve bir kat fark araştırmasına bağlı.
Akraba dışı kişilere kadar uzanan zincirleme devirlerin de bedele dönüştürülerek Asliye Hukuk Mahkemesinde süresinde dava edilmesi gerekiyor, aksi halde alacağınız kalıcı olarak kaybolabilir.
Akrabaya yapılan devirlerde ispat yükü size değil karşı tarafa düşer ve bu, davanın en büyük avantajıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun 278. maddesi bir karine getirir. Buna göre, gerçek değerine uygun biçimde ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, eş, üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasındaki tasarruflar bağışlama sayılır. 280. madde ise aynı yakınlık çevresi için bilme karinesi getirir.
Yani kardeşe, amcaya ya da kayınbiradere yapılan bir devirde sizin göstermeniz gereken şey yalnızca akrabalık ilişkisi ve devrin tarihidir; bedelin gerçekten ödendiğini ve borçlunun durumundan haberdar olunmadığını ispat etmek devralana düşer.
Mal kaçırmayı önlemenin en etkili yolu ise davadan önce harekete geçmektir: takip başlatıp tapuya haciz konulması ve 281. madde uyarınca ihtiyati haciz talebinde bulunulması, devrin fiilen yapılmasını zorlaştırır. Eş ve çocuğa yapılan devirleri ayrı bir yazıda ele aldık. Tasarrufun İptali Davaları alanındaki deneyimimizle, şüphelendiğiniz devri değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Borçlu icradan mal kaçırmak için evini veya dükkanını akrabasına devrettiyse ne yapabilirim?
Borçlunun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla akrabalarına yaptığı bu hileli devirleri geçersiz kılmak için Tasarrufun İptali Davası açabilirsiniz. Davayı kazandığınızda, taşınmazın tapusu akrabanın üzerinde kalmaya devam etse bile, mahkemeden aldığınız yetkiyle o malı doğrudan icra yoluyla sattırıp alacağınızı tahsil edebilirsiniz.
-
Borçlu malı kardeşine veya amcasına satıp tapuda bedelini tam gösterdiyse dava yine de kazanılır mı?
Evet, kazanılır. Kanun gereği borçlunun kardeş, amca, dayı, teyze gibi üçüncü dereceye kadar olan yakın akrabalarına yaptığı devirler doğrudan şüpheli işlem (bağışlama) sayılır. Tapuda bedel tam görünse bile paranın gerçekten ödenip ödenmediği banka kayıtlarıyla ispatlanamadığı sürece mahkeme devri iptal eder.
-
Akrabaya yapılan mal kaçırma davasında alacaklının ispat yükü nedir, süreç nasıl kolaylaşır?
Normalde mal kaçırma kastını ispat etmek zor olsa da, devir akrabaya yapıldığında kanun alacaklıya büyük kolaylık sağlar. Kardeş, amca veya eş gibi yakın akrabaların borçlunun mali durumunu ve mal kaçırma niyetini peşinen “bildiği” varsayılır. Alacaklının sadece nüfus kayıt örneğiyle akrabalık bağını kanıtlaması dava için yeterlidir.
-
Borçlu malı devrettiği akrabası da o malı başka bir yabancıya (4. kişiye) satmışsa hakkımı kaybeder miyim?
Hakkınızı kaybetmezsiniz ancak davanın işleyişi değişir. Eğer son satın alan dördüncü kişi tamamen iyi niyetliyse onun tapusu korunur; fakat davanız “bedele dönüşür”. Mahkeme, malı borçludan ilk devralan kötü niyetli akrabayı, o malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek piyasa değeri üzerinden size nakden tazminat ödemeye mahkum eder.
-
Borçlunun akrabalarına yaptığı bu hileli devirleri dava etmek için yasal süre sınırı ne kadardır?
Hileli tapu devrinin yapıldığı tarihten itibaren en geç 5 yıl içinde davanızı açmanız gerekir. Bu süre bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Dolayısıyla, durdurulması veya kesilmesi mümkün olmadığı gibi 5 yıllık süre geçtikten sonra durumu yeni öğrenmiş olsanız dahi açacağınız dava doğrudan reddedilir.
-
Akrabaya yapılan tapu devrinin iptal edilebilmesi için icra takibinin durumu ne olmalıdır?
Davayı açabilmek için borçlu aleyhine başlatılmış ve kesinleşmiş bir icra takibinizin bulunması, alacağınızın muvazaalı olmaması ve borcun doğum tarihinin bu hileli devirden önce olması şarttır. Ayrıca borçlunun üzerine kayıtlı başka malı olmadığını gösteren bir aciz belgesi veya haciz tutanağının mahkemeye sunulması gerekir.
-
Borçlu malını kardeşine sattıysa tapu iptali davası nasıl açılır?
Bu dava tasarrufun iptali davasıdır ve icra takibinizin dayanağı olan alacak belgesiyle birlikte Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Akrabaya yapılan devirlerde kanun, devrin alacaklıya zarar verme kastıyla yapıldığını kolaylaştırılmış biçimde kabul eder. Dava dilekçesinde devri gösteren tapu kaydını ve icra dosyasını mutlaka sunmalısınız.
-
İcradan mal kaçırma nasıl ispatlanır?
Devrin tarihi, bedeli ve borçlunun o günkü mali durumu en önemli ipuçlarıdır. Haciz veya takipten hemen önce yapılan, rayiç değerin çok altında satışlar ile borçlunun başka malı kalmaması güçlü delildir. Akraba arası devirlerde ispat yükü borçlu ve kardeşi gibi yakın kişiler lehine yönlendirilebildiği için alacaklı açısından avantajlı bir tablo oluşur.




