İcra İnkar Tazminatı Nedir, Nasıl Alınır? Şartları Nelerdir?
Borçlunuzun gerçekte borcu olduğunu bile bile haksız yere itiraz ettiğini gördüğünüzde, bu oyalama taktiğinin cezasız kalmayacağını bilmek can sıkıntınızı hafifletebilir.
%20 tazminat almanın kesin şartlarını, likit alacak kriterini ve alacaklının kötü niyet tazminatı ödemesi ihtimalini anlatıyoruz.
İcra İnkar Tazminatı Nedir ve Hukuki Amacı Nelerdir?
İcra inkar tazminatı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen, ilamsız icra takibinde ödeme emrine haksız yere itiraz ederek takibi durduran borçlunun, itirazın iptali davası sonucunda haksız çıkması halinde, hükmolunan borç miktarının en az yüzde yirmisi (%20) oranında ödemeye mahkum edildiği yasal bir tazminat türüdür.
Kanun koyucu bu müesseseyi düzenlerken iki temel amacı hedeflemiştir:
- Borçluyu Caydırmak: Borçlunun, aslında borçlu olduğunu çok iyi bildiği halde, sırf icra sürecini uzatmak, mahkeme yoğunluğundan faydalanarak zaman kazanmak veya bu sürede malvarlığını elden çıkarmak amacıyla “kötü niyetli” veya “haksız” itirazlarda bulunmasını engellemek.
- Alacaklıyı Korumak: Hakkına kavuşması haksız bir itirazla aylar veya yıllarca geciktirilen, bu süreçte mahkeme masrafları yapmak zorunda kalan ve enflasyon karşısında parası değer kaybeden alacaklının zararını bir nebze olsun telafi etmek.
Önemle belirtmek gerekir ki; İİK’nın 67. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan tazminat oranı eskiden “%40” iken, 6352 sayılı Kanun ile yapılan ve 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle “%20” seviyesine indirilmiştir. Ancak kanun metnindeki ifade “yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere” şeklindedir. Yani mahkeme, somut olayın özelliklerine ve borçlunun haksızlığının derecesine göre %20’nin üzerinde bir tazminata hükmetme yetkisine de sahiptir.
%20 İcra İnkar Tazminatı Almanın Kesin Şartları
Bir davanın kazanılmış olması, doğrudan icra inkar tazminatının da kazanılacağı anlamına gelmez. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış yerleşik içtihatlarına göre, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için kanunun aradığı usul ve esas şartlarının eksiksiz olarak, bir arada bulunması zorunludur.
Bu şartları şu şekilde detaylandırabiliriz:
| Geçerli Bir İlamsız İcra Takibi Bulunmalıdır | Öncelikle ortada usulüne ve yasaya uygun olarak başlatılmış, yetkili icra dairesinde açılmış bir ilamsız icra takibi olmalıdır. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ve bu itiraz haklı bulunmuşsa, geçerli bir takip olmadığından tazminata da hükmedilemez. |
| Süresi İçinde Yapılmış Bir İtiraz Olmalıdır | Borçlu, icra dairesi tarafından kendisine gönderilen ödeme emrine, yasal 7 günlük süresi içinde itiraz etmiş ve icra takibini durdurmuş olmalıdır. |
| 1 Yıllık Hak Düşürücü Süre İçinde Dava Açılmış Olmalıdır | Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren tam bir yıl içinde İtirazın İptali Davaları yoluna başvurmuş olmalıdır. Bu bir yıllık süre kaçırılırsa, alacaklı genel mahkemelerde normal bir “alacak davası” açıp parasını tahsil edebilir ancak icra inkar tazminatı talep etme hakkını kesin olarak kaybeder. |
| Dava Dilekçesinde Açıkça Talep Edilmiş Olmalıdır | İcra inkar tazminatı mahkeme tarafından resen (kendiliğinden) verilen bir karar değildir. Alacaklının veya vekilinin, itirazın iptali davası dilekçesinin “talep ve sonuç” (netice-i talep) kısmında bu tazminatı açıkça istemiş olması şarttır. |
| Borçlu İtirazında Haksız Çıkmalıdır | Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda, borçlunun icra dairesine yaptığı itirazın haksız olduğuna (yani aslında borçlu olduğuna) kanaat getirilmiş ve itirazın iptaline karar verilmiş olmalıdır. |
| Alacak “Likit” (Muayyen/Belirlenebilir) Olmalıdır | Yargıtay uygulamalarında tazminatın kaderini belirleyen en kritik ve tartışmalı şart budur. Takibe konu alacağın nitelik itibarıyla “likit” olması kanuni bir zorunluluktur. |
Borçlunun Kötü Niyetli Olması Şart mıdır?
Uygulamada sıkça sorulan “Borçlu borcu olmadığını zannediyorsa, yani kötü niyetli değilse yine de tazminat öder mi?” sorusunun cevabı kanunda çok nettir: İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için kural olarak borçlunun itirazını “kötü niyetle” yapmış olması şartı aranmaz.
Borçlu iyi niyetli dahi olsa, dava sonucunda haksız çıkarsa ve alacak likitse bu tazminatı ödemek zorundadır. Bunun tek istisnası; itiraz eden kişinin veli, vasi veya mirasçı olması durumudur. İlgili kanun maddesine göre, itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, bunlar hakkında tazminata hükmedilebilmesi ancak kötü niyetli olduklarının açıkça ispat edilmesine bağlıdır.
Davanın Esası: “Likit Alacak” Kriteri Nedir?
| Alacak türü | Likit sayılır mı | İcra inkar tazminatı |
|---|---|---|
| Çek, bono, poliçe gibi kambiyo senetleri | Evet | İstenebilir |
| Kredi sözleşmesi ve cari hesap ekstresine dayalı banka alacağı | Evet | İstenebilir |
| Süresinde itiraz edilmemiş fatura (irsaliye ve kayıtlarla desteklenirse) | Evet | İstenebilir |
| Bedeli rakamla belirlenmiş sözleşme veya protokol alacağı | Evet | İstenebilir |
| Bordroda görünen ücret alacağı | Evet | İstenebilir |
| Fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil alacakları | Hayır (hesap tartışmalı) | İstenemez |
| Trafik kazası ve haksız fiil zararları | Hayır (kusur ve takdire bağlı) | Kural olarak istenemez |
| Manevi tazminat | Hayır (tamamen hâkim takdiri) | İstenemez |
| Cezai şart talepleri | Tartışmalı (hâkim indirim yetkisi var) | Riskli |
İcra ve İflas Kanunu m.67 uyarınca tazminat oranı hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden az olamaz ve hesapta takip talebi ya da davadaki talep esas alınır; sonradan yapılan artırmalar dikkate alınmaz.
Bir alacaklının icra inkar tazminatına hak kazanabilmesinin kilit noktası, alacağın “likit” olduğunu mahkemeye ispatlamasıdır. Alacak likit değilse, davayı %100 oranında kazansanız dahi mahkeme icra inkar tazminatı talebinizi reddedecektir.
Peki likit alacak ne demektir? Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre genel bir kavram olarak likit alacak; “tutarı belli, bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır”.
Daha hukuki ve teknik bir tanımla; bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının en başından beri belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması şarttır. Yani borçlu, icra dairesine gidip itiraz etmeden önce, elindeki verilere, sözleşmelere veya ticari ilişkiye bakarak yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tahkik ve tayin etmesi mümkün ise, o alacak likit sayılır.
Eğer alacağın varlığı ve miktarı ancak mahkemede yapılacak uzun bir yargılama, şahit dinlenmesi, kusur oranlarının belirlenmesi ve kapsamlı bilirkişi incelemeleri sonucunda ortaya çıkacaksa (örneğin bir hakaret davasından doğan manevi tazminat veya kusur oranının belli olmadığı bir trafik kazası zararı), bu tür alacaklar likit değildir.
Yargıtay Kararları Işığında Likit Alacak İncelemeleri
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri, ticari hayatın ve bireysel ilişkilerin farklı alanlarından doğan uyuşmazlıklarda hangi alacakların likit olup hangilerinin olmadığını net emsal kararlarla belirlemiştir:
| Faturaya ve Ticari Satıma Dayalı Alacaklar | Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, ticari satımdan kaynaklanan ve faturaya dayanan alacaklar, malın alıcısı (borçlu) tarafından bilinebilecek durumda olduğundan tartışmasız olarak likit kabul edilir. Borçlu faturaya konu malı teslim almışsa ne kadar ödeyeceğini bilir, dolayısıyla itirazında haksız çıkarsa %20 tazminat öder. |
| Sözleşme ve Protokole Dayalı Alacaklar | Taraflar arasında serbest iradeyle düzenlenmiş bir borç tasfiye protokolüne, ek protokole veya yazılı bir sözleşmeye dayanan alacaklar hesap edilebilir, belli ve likittir. Yargıtay, bu tür belgelere dayalı takiplere yapılan haksız itirazlarda doğrudan tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmektedir. |
| Kredi ve Kefalet Sözleşmeleri | Bankalarla yapılan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklar ve bu sözleşmelere atılan kefalet imzalarından doğan kefil borçları bilinebilir ve hesap edilebilir niteliktedir. Bu sebeple banka veya finans kuruluşlarının başlattığı takiplere yapılan itirazların iptalinde icra inkar tazminatına hükmedilir. |
| İşçi Ücret ve İzin Alacakları | İş Hukukunda, işçinin kayda dayalı olarak belirlenebilen maaş ücret alacakları ile iş sözleşmesinde kararlaştırılan yıllık izin alacakları likit kabul edilir. |
| Kıdem Tazminatı Gibi Tartışmalı İşçi Hakları (Likit Olmayan) | İşçinin kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, iş sözleşmesinin kim tarafından ve haklı nedenle mi yoksa haksız nedenle mi feshedildiği gibi konular derin bir mahkeme yargılamasını ve tanık dinlenmesini gerektirir. Yargıtay, hakkın varlığının baştan belli olmadığı ve tartışmalı olduğu bu tür durumları likit alacak olarak kabul etmez ve icra inkar tazminatına hükmetmez. |
| Haksız Fiil Tazminatları (Kural Olarak Likit Olmayan) | Bir trafik kazası veya haksız eylem sonucu doğan zararın bedeli kural olarak mahkemede belirleneceğinden likit değildir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun çok önemli bir kararına göre; taraflar haksız fiilden sonra aralarında zararın miktarını kesin olarak belirleyen bir “mutabakatname” veya “ibraname” imzalamışlarsa, alacak o belgenin imzalandığı tarih itibarıyla likit hale gelir ve bu belgeye rağmen yapılan itiraz tazminat gerektirir. |
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
İcra İnkar Tazminatında Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Detaylar
Dava sürecinin başarıyla yönetilebilmesi için kanunun ince ayrıntılarına çok dikkat edilmelidir. Uygulamada alacaklıların sıklıkla mağduriyet yaşadığı bazı spesifik durumlar şunlardır:
1. Dava Sırasında Borçlunun Ödeme Yapması Tazminatı Düşürür Mü?
Borçluların icra inkar tazminatından kurtulmak için en sık başvurdukları kurnazlık, dava açıldıktan sonra haksız çıkacaklarını anlayıp icra dosyasına veya alacaklının hesabına alelacele ödeme yapmaları veya itirazlarını geri çekmeleridir. Birçok kişi “borç ödendiğine göre davanın konusu kalmadı, tazminat da alamam” yanılgısına düşer.
Ancak hukuki gerçeklik çok farklıdır. Takip konusu alacak likitse ve dava açma şartları usulüne uygun yerine getirilmişse; borçlunun, itirazın iptali davası devam ederken itirazını geri alması veya takibe konu borcu dava sırasında ödemesi, davacı alacaklıyı icra inkar tazminatı hakkından mahrum bırakmaz. Alacaklı, mahkemedeki tazminat talebinden açıkça feragat etmediği (vazgeçmediği) sürece, mahkeme konusuz kalan asıl alacak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verse dahi, alacaklı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek zorundadır.
2. Yabancı Para (Döviz) Alacaklarında Tazminatın Hesaplanması
Ticari ilişkilerde takipler sıklıkla Dolar veya Euro gibi yabancı para cinsinden başlatılabilmektedir. Ancak Türk Hukuku kuralları gereğince, mahkemeler yabancı para üzerinden icra inkar tazminatına hükmedemez. Takip konusu alacak yabancı para olsa dahi, tazminat miktarı; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın “takip tarihindeki” döviz kurlarına göre belirlenecek Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınır.
3. Kısmi İtirazın İptalinde Tazminat
Borçlu, borcun tamamına değil de sadece bir kısmına itiraz etmiş olabilir (Örneğin 100.000 TL’lik borcun 30.000 TL’lik kısmına itiraz etmek). Bu durumda itirazın iptali davası sadece itiraz edilen kısım için açılır.
Yargıtay uygulamalarına göre alacağın likit olması şartıyla, borçlunun itirazının kısmen iptal edilmesi (kısmen kabul) halinde dahi, mahkemece kabul edilen ve iptal edilen bu kısım üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi yasal bir zorunluluktur. Ancak tazminat sadece asıl alacak üzerinden hesaplanır, işlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Karşı Senaryo: Alacaklının Kötü Niyet Tazminatı Ödemesi
Hukuk sistemimiz sadece alacaklıyı değil, haksız takiplere maruz kalan borçluyu da koruyan dengeli bir yapıya sahiptir. İİK madde 67’nin ikinci fıkrası sadece “icra inkar tazminatını” değil, aynı zamanda “Kötü Niyet Tazminatını” da düzenler.
Eğer açılan itirazın iptali davasında mahkeme, alacaklının aslında hiçbir alacağı mevcut olmadığını, asılsız bir borç iddiasıyla borçluya karşı takip başlattığını tespit eder ve davanın reddine karar verirse yaptırım devreye girer. Şayet davalı borçlu talep etmişse ve alacaklının bu takibi “haksız ve kötü niyetle” yaptığı kanısına varılırsa, mahkeme bu kez davacı alacaklıyı, takip konusu meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum eder.
Buradaki en büyük fark şudur: Borçlunun tazminat ödemesi için “kötü niyetli” olması aranmazken, alacaklının tazminat ödemesi için sadece haksız çıkması yetmez. Alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde bile isteye icra takibine girişmiş olması (kötü niyetli olması) şarttır. Kötü niyetin varlığı borçlu tarafından açıkça kanıtlanmalı veya dosya kapsamından bariz bir şekilde anlaşılmalıdır.
Avukat Değerlendirmesi: Hak Kaybı Yaşamamak İçin Profesyonel Destek
İcra inkar tazminatı almak, 1 yıllık hak düşürücü sürenin tebligat hukukuna göre doğru hesaplanmasına, yetkili mahkeme ve icra dairesinin doğru tespitine ve en önemlisi alacağın likit olduğunun Yargıtay kriterlerine uygun delillerle ispatına bağlı.
Dava dilekçesinde tazminatın açıkça talep edilmemesi veya borçlu ödeme yaptı diye davadan feragat edilmesi, yüzde 20’lik bu hakkı kaybettirebilir. Ticari defterlerin usulüne uygun sunulmaması da davanın reddine yol açabilir.
İcra inkar tazminatının şartları ve oranı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde birlikte düzenlenmiştir. Şartlar şunlardır: geçerli bir ilamsız takip bulunması, borçlunun bu takibe itiraz etmiş olması, itirazın iptali davasının süresinde açılması, alacağın likit olması ve tazminatın talep edilmiş olması.
Bu şartlar sağlandığında ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verildiğinde borçlu, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
Bu oran 2012 yılında 6352 sayılı Kanunla yüzde kırktan yüzde yirmiye indirilmiştir. Aynı maddenin son fıkrası hesaplama ölçüsünü de verir: icra inkar tazminatının tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır, sonradan yapılan artırmalar dikkate alınmaz. Likit alacak kavramını ayrı bir yazıda ele aldık. İtirazın İptali Davaları alanındaki deneyimimizle, tazminat talebinizin şartlarını değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Haksız icra itirazına karşı alacaklıyı koruyan %20 İcra İnkar Tazminatı nedir?
İcra inkar tazminatı, ilamsız icra takibinde borçlunun haksız yere ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurması halinde, alacaklının açtığı İtirazın İptali Davası sonucunda borçlunun haksız çıkması üzerine borç miktarının en az %20’si oranında ödemek zorunda kaldığı yasal bir cezadır. Temel amacı borçlunun oyalama taktiklerini caydırmak ve alacaklının zararını telafi etmektir.
-
Mahkemenin borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedebilmesinin kesin şartları nelerdir?
Tazminat için geçerli bir icra takibinin bulunması, borçlunun yasal 7 gün içinde itiraz etmiş olması, alacaklının 1 yıllık hak düşürücü süre içinde davayı açmış olması ve dava dilekçesinde açıkça bu tazminatı talep etmiş olması şarttır. En kritik ve en önemli koşul ise takibe konu edilen alacağın hukuken “likit” (net, belirli) vasıfta olmasıdır.
-
Yargıtay kararlarına göre bir alacağın “likit (belirlenebilir)” sayılması ne anlama gelir?
Likit alacak; miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından başka birinin yardımına ihtiyaç duyulmadan kolayca hesaplanabilir, bilinebilir olan alacaktır. Faturaya dayalı ticari alacaklar, sözleşme veya yazılı protokollerdeki net borçlar, çek ve bono gibi kambiyo senetleri ile işçinin net maaş ve izin ücreti alacakları Yargıtay’a göre likittir ve %20 tazminat hakkı doğurur.
-
Kusur oranına göre belirlenen tazminatlar veya işçi tazminatları için icra inkar tazminatı alınabilir mi?
Kural olarak hayır. Trafik kazalarından doğan zararlar, manevi tazminatlar veya kusur oranına, şahit dinlenmesine ve derin mahkeme yargılamasına göre belirlenen kıdem/ihbar tazminatları Yargıtay tarafından likit kabul edilmez. Hakkın varlığı ve miktarı davanın başında tartışmalı olduğundan bu tür alacaklarda davayı kazansanız dahi %20 tazminat verilmez.
-
Borçlu dava devam ederken borcu öderse veya itirazını geri çekerse %20 tazminat hakkım yanar mı?
Hayır, kesinlikle yanmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, takip konusu alacak likit nitelikteyse, borçlu dava aşamasında borcun tamamını ödemiş veya itirazını geri almış olsa bile alacaklı talep ettiği sürece mahkeme borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek zorundadır. Borçlu sonradan ödeme yaparak bu cezadan kaçamaz.
-
Borçlunun itirazında kötü niyetli olmaması veya haklı olduğunu zannetmesi tazminat ödemesini engeller mi?
Hayır, engellemez. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmaz. Borçlu tamamen iyi niyetli olsa, borcu olmadığını zannetse bile dava sonucunda haksız çıkarsa ve alacak likitse bu tazminatı öder. Bu kuralın tek istisnası veli, vasi ve mirasçıların itirazlarıdır; onlardan tazminat alabilmek için kötü niyetlerinin ispatı şarttır.
-
Alacaklı haksız ve kötü niyetli olarak takip başlattıysa borçluya tazminat öder mi?
Evet, öder. Eğer açılan itirazın iptali davasında alacaklının aslında hiçbir alacağı olmadığı, asılsız bir iddiayla haksız ve kötü niyetli takip başlattığı anlaşılır ve dava reddedilirse; borçlunun talebi üzerine davacı alacaklı aleyhine en az %20 oranında “Kötü Niyet Tazminatı” hükmedilir. Alacaklının tazminat ödemesi için haksız çıkması yetmez, borçluyu zarara uğratma amacının (kötü niyetinin) ispatlanması gerekir.






