İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir? İşçinin Hatası Tazminatı Düşürür Mü?
İş kazasında kendi kusurunuzun da olduğunu düşünüyorsanız, tazminat hakkınızın tamamen yok olduğunu sanabilirsiniz, ama bu doğru değil.
Kusur oranının kim tarafından belirlendiğini, işçinin hatasının tazminatı nasıl etkilediğini ve ceza mahkemesi kararlarının kusur oranına etkisini anlatıyoruz.
İş Kazalarında Sorumluluğun Hukuki Temeli ve İşverenin Yükümlülükleri
Bir iş kazasının ardından kusur oranlarının dağıtılabilmesi için, öncelikle işverenin kanunlardan doğan asli yükümlülüklerinin neler olduğunun bilinmesi gerekir. İşverenin sorumluluğu, sadece kâğıt üzerinde birkaç imza almaktan ibaret değildir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun (TBK) 417. maddesi ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu‘nun 4. maddesi, işverenin gözetme borcunun temelini oluşturur. TBK 417. maddeye göre; işveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür. 6331 sayılı Kanun ise bu yükümlülüğü daha da detaylandırarak işverene şu mutlak görevleri yüklemiştir:
| Risk Değerlendirmesi Yapmak | İşveren, işyerindeki mevcut ve muhtemel tehlikeleri önceden analiz etmek ve risk değerlendirmesi yapmak zorundadır. |
| Eğitim ve Bilgilendirme | İşveren, çalışanlarına işe başlamadan önce, çalışma yeri değiştiğinde veya yeni bir teknoloji uygulandığında mutlaka iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermek zorundadır. Bu eğitimlerin maliyeti çalışana yansıtılamaz. |
| Denetim ve Gözetim | İşveren sadece kask veya eldiven vermekle sorumluluktan kurtulamaz; aynı zamanda alınan tedbirlere işçilerin uyup uymadığını sürekli olarak izlemek ve denetlemek zorundadır. |
İşte bir iş kazası meydana geldiğinde, kusur oranı belirlenirken işverenin bu üç temel unsuru (tedbir, eğitim, denetim) eksiksiz yerine getirip getirmediği mercek altına alınır. İş kazası ve sosyal güvenlik haklarıyla ilgili daha detaylı hukuki makalelerimiz için Sosyal Güvenlik Hukuku sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl ve Kim Tarafından Belirlenir?
İş kazası tazminatınızın ne kadar olduğunu öğrenmek istiyorsanız hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.
Hesaplama aracını açİş kazası sonrasında açılan maddi ve manevi tazminat davalarında yahut Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından işverene açılan rücu davalarında, tarafların “%60 işveren, %40 işçi” gibi kusur oranları hâkim tarafından şahsen, keyfi olarak belirlenemez. HMK madde 266 uyarınca, özel ve teknik bilgi gerektiren bu gibi konularda mutlaka uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır.
Kusur aidiyet ve oranlarının belirlenmesi için, davaya konu iş kazasının niteliğine uygun, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman “İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlarından (İSG)” oluşan bir bilirkişi heyetinden rapor alınması yasal bir zorunluluktur.
Kusur İncelemesinde Dikkate Alınan Temel Kriterler
Bilirkişi heyeti, olayı masa başında değil, kazanın tüm dinamiklerini inceleyerek değerlendirir. Kusur raporu düzenlenirken şu hususlar irdelenir:
- İşverenin makine ve ekipmanlarda gerekli bakım ve koruyucu muhafazaları sağlayıp sağlamadığı,
- İşçiye yeterli ve işe uygun Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) temin edilip edilmediği,
- İşçinin o işte çalışmak için gerekli mesleki yeterliliğe, tecrübeye ve sağlık raporuna sahip olup olmadığı,
- Olay anında işverenin “denetim ve gözetim” borcunu ihlal edip etmediği,
- Zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışlar.
Bilirkişi raporları, ihlal edilen mevzuat hükümlerini tek tek göstermeli ve kusur oranlarını tatmin edici gerekçelerle ortaya koymalıdır. Mahkeme hâkimi, bilirkişi raporunu denetler; eğer rapor mevzuata aykırı, çelişkili veya yetersizse yeniden rapor alınmasını ister.
İşçinin Hatası (Müterafik Kusur) Tazminatı Düşürür Mü?
Geldik iş kazası geçiren sigortalıların kafasını en çok kurcalayan, “Ben de hatalıydım, tazminat alamam” korkusunun yattığı noktaya. İş hukukunda ve tazminat hukukunda işçinin kendi kusuruna “Müterafik Kusur” (Birlikte Kusur / Zarar Görenin Kusuru) adı verilir.
Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi bu konunun temelini oluşturur. İlgili maddeye göre; “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.”.
Yani kanun açıkça belirtmektedir ki; evet, işçinin iş kazasının meydana gelmesinde kusurlu bir hareketi (hatası) varsa, bu durum işverenden alınacak maddi tazminat tutarından, bilirkişi heyetinin kendisine yüklediği kusur yüzdesi kadar indirim yapılmasına neden olur. Yani yüzde yirmi kusurlu bulunan işçinin hesaplanan tazminatından yüzde yirmi düşülür.
Ancak Buradaki Çok Önemli Hukuki İnce Çizgi Şudur: İşçinin bir anlık dalgınlığı, yorgunluğu veya verilen koruyucu ekipmanı takmaması, işvereni %100 haklı çıkarmaz. Çünkü işverenin “denetim yükümlülüğü” vardır. Yargıtay uygulamalarına göre; işveren “Ben baret verdim ama o takmamış, benim suçum yok” diyerek sorumluluktan kaçamaz.
İşveren, o baretin takıldığını sahada fiilen denetlemek, takmayan işçiyi uyarmak ve gerekirse çalışmaktan men etmek zorundadır. Bu denetimi yapmayan işveren daima “asli kusurlu”, dalgınlıkla hata yapan işçi ise “tali kusurlu” (örneğin %20 – %30) kabul edilir. Sigortalının hatası illiyet bağını tamamen kesmedikçe (örneğin işyerinde kasten intihar etmedikçe), işverenin tazminat sorumluluğu sadece işçinin kusuru oranında “düşer”, ancak asla “sıfırlanmaz”.
Kaçınılmazlık (Kötü Tesadüf) Durumu ve Tazminata Etkisi
Kusur değerlendirmesinde karşımıza çıkan bir diğer önemli hukuki kavram ise “Kaçınılmazlık” tır. 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinde “İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır” denilmektedir. Kaçınılmazlık (kötü tesadüf/mücbir sebep), işverenin olayın meydana geldiği tarihte geçerli aklın, bilimin ve teknolojinin gerektirdiği tüm önlemleri almasına rağmen, yine de kazanın önüne geçilememesi durumudur.
Eğer bilirkişi raporu kazada “kaçınılmazlık” unsuru bulursa, bu oran kimsenin kusuru sayılmaz. İşveren, sadece kendi kusuru oranında sorumlu tutulur ve kaçınılmazlık payı tazminattan indirilir. Ancak günümüz üst düzey güvenlik teknolojilerinde, işverenin “tüm” tedbirleri eksiksiz aldığı çok nadir görüldüğünden, salt kaçınılmazlık savunması mahkemelerde kolay kolay kabul görmemektedir.
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
Ceza Mahkemesi Kararları Kusur Oranını Nasıl Etkiler?
İş kazası sonucu bir yaralanma veya ölüm meydana gelmişse, olayın sorumluları hakkında (işveren, şantiye şefi, İSG uzmanı vb.) genellikle “Taksirle Yaralama” veya “Taksirle Ölüme Neden Olma” suçundan Ceza Mahkemelerinde dava açılır. İşçinin açtığı veya ailesinin açtığı maddi-manevi tazminat davalarına bakan İş Mahkemesi hâkiminin, Ceza Mahkemesi kararı ile ne derece bağlı olduğu TBK 74. maddesinde düzenlenmiştir.
İlgili maddeye göre; hukuk hâkimi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı değildir ve kusurun değerlendirilmesinde ceza hukukunun sorumluluk kurallarıyla bağlı tutulamaz. Yani ceza mahkemesinde beraat eden bir işveren, İş Mahkemesinde kusurlu bulunarak tazminat ödemeye mahkûm edilebilir.
Ancak; ceza davasında verilen bir “Mahkûmiyet Kararı” ve ceza hâkiminin tespit ettiği “Kesinleşmiş Maddi Olgular”, hukuk hâkimini bağlar. Ceza dosyasında mahkûm olan bir sanığa (işverene), hukuk davasında mutlaka bir miktar kusur verilmek zorundadır. Bu nedenle, tazminat davalarının kazanılabilmesi için, kaza sonrası karakol ve savcılık ifadelerinden başlayan ceza soruşturması aşamasının, tazminat süreciyle senkronize ve profesyonelce yönetilmesi hayati bir zorunluluktur.
Yargıtay Kararları Işığında Kusur Oranı ve Tazminat Hesaplamasına Güncel Yaklaşım
Türkiye’nin en üst yargı mercii olan Yargıtay, iş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında ve kusur oranlarının belirlenmesinde işçi lehine son derece koruyucu ve yerleşik içtihatlar geliştirmiştir. Yüklediğimiz hukuki kaynaklarda da altı çizildiği üzere, Yargıtay’ın güncel yaklaşımı şu temel ilkelere dayanır:
| Önlemlerin Kapsamı | Yargıtay’a göre işveren, sadece yazılı mevzuatta (kanun ve yönetmeliklerde) öngörülen önlemlerle yetinemez. İnsan yaşamının üstün değer olarak korunması ilkesi gereği; bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken tüm yenilikçi önlemleri de almakla yükümlüdür. Bu geniş sorumluluk ağı, işçinin kusur oranını minimize eden en büyük hukuki kalkandır. |
| Gerçek Zararın Hesaplanması (TRH-2010 Tablosu) | İşçinin bakiye ömrü boyunca uğradığı maddi kazanç kaybının (gerçek zararın) hesaplanmasında, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları gereği artık eski Fransız (PMF 1931) tabloları değil, doğrudan Türkiye’nin demografik gerçeklerine uygun “TRH 2010” veya güncel ulusal mortalite tabloları kullanılmak zorundadır. |
| SGK İndirimleri (Peşin Sermaye Değeri) | İşçinin maddi tazminatı hesaplanırken; önce aktif ve pasif dönem kazançları bulunur, işçinin kusuru (müterafik kusur) varsa bu oran kadar tazminattan indirim yapılır ve en son aşamada TBK 55. madde uyarınca SGK tarafından bağlanan gelirin (maaşın) ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmı tazminattan düşülür. |
Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç
İşçinin hatası tazminatı düşürür mü sorusunun cevabı teorik olarak evet ama işverenin eğitim ve denetim yükümlülüğündeki ihlaller ispatlanabilirse, kağıt üzerinde sizin hatanız gibi görünen bir olayda kusurun büyük kısmı işverene yüklenebiliyor.
SGK maluliyet oranının tespiti, TRH-2010 tablosuna göre aktüeryal hesaplama, ceza mahkemesindeki mahkumiyetin hukuk mahkemesine etkisi ve birden fazla alt işveren varsa müteselsil sorumluluk bu davanın önemli parçaları.
Kusur oranı, iş kazası tazminatını doğrudan azaltan tek unsurdur ve mahkeme bu oranı kendi başına değil bilirkişi heyeti raporuyla belirler. Heyet; işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini, gerekli eğitimin verilip verilmediğini, koruyucu ekipmanın sağlanıp sağlanmadığını, makinede güvenlik tertibatı bulunup bulunmadığını ve işçinin talimatlara uyup uymadığını ayrı ayrı değerlendirir. İşçiye yüklenen kusur oranı, hükmedilecek maddi tazminattan aynı oranda indirilir.
Bir üçüncü unsur daha vardır: 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağını söyler. Yani her önlem alınmış olmasına rağmen önlenemeyecek olaylarda sorumluluk azalır ya da tamamen ortadan kalkar. Kaçınılmazlık ilkesinin rücu davasındaki etkisini ayrı bir yazıda ele aldık. Sosyal Güvenlik Hukuku alanındaki deneyimimizle, dosyanızdaki kusur dağılımını ve rapora itiraz imkânlarını değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
İş kazasında benim de hatam (anlık dalgınlığım veya) varsa tazminat alabilir miyim?
Evet, kesinlikle alabilirsiniz. İş kazasında işçinin kendi kusuruna hukuken “müterafik kusur” denir ve bu durum işverenin yasal tazminat sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. İşçinin hatası sadece hesaplanan toplam maddi ve manevi tazminat miktarından kusuru oranında yasal bir indirim yapılmasına neden olur.
-
İş kazasından doğan davalarda kusur oranları kimler tarafından ve neye göre belirlenir?
Kusur oranları hakim tarafından keyfi olarak belirlenemez. Mahkeme; Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, iş kazasının meydana geldiği iş koluna uygun, alanında uzman “İş Sağlığı ve Güvenliği (İSGG) Uzmanlarından” oluşan bir bilirkişi heyetinden rapor alır. Heyet; mevzuat ihlallerini, eğitim, denetim ve ekipman eksikliklerini inceleyerek oran tayin eder.
-
İşverenin işçiye kask, eldiven veya koruyucu ekipman vermesi kusurdan tamamen kurtulmasını sağlar mı?
Hayır, sağlamaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre işveren sadece koruyucu donanım (KKD) temin etmekle sorumluluktan kurtulamaz. İşverenin aynı zamanda bu ekipmanların sahada fiilen takılıp takılmadığını sürekli olarak “denetleme ve gözetleme” borcu vardır. Denetim yapmayan işveren ekipman vermiş olsa dahi asli kusurlu kabul edilir.
-
İş kazasında “Kaçınılmazlık” (Kötü Tesadüf) nedir ve tazminat hesaplamasını nasıl etkiler?
Kaçınılmazlık; işverenin bilimin, tekniğin ve teknolojinin ulaştığı en son aşamaya göre alınması gereken tüm iş güvenliği önlemlerini eksiksiz almasına rağmen kazanın önüne geçilememesi durumudur. Raporlarda kaçınılmazlık tespit edilirse bu pay kimsenin kusuru sayılmaz ve yasal kurallar çerçevesinde işverenin ödeyeceği tazminattan indirilir.
-
Ceza mahkemesinde işverenin taksirle yaralamadan beraat etmesi iş mahkemesindeki tazminat davasını düşürür mü?
Hayır, düşürmez. Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca, hukuk hakimi ceza hakiminin verdiği beraat kararı ve kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir. İşveren ceza mahkemesinde kusursuz bulunup beraat etse bile, iş hukukunun katı işçiyi gözetme borcu kuralları uyarınca İş Mahkemesinde kusurlu bulunarak tazminata mahkum edilebilir.
-
Ceza mahkemesinde işverenin mahkum olması (ceza alması) hukuk hakimini bağlar mı?
Evet, bağlar. TBK m. 74 uyarınca ceza mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararı ve tespit ettiği kesinleşmiş maddi olgular (örneğin kazanın o makineden kaynaklandığı olgusu) hukuk hakimini bağlar. Ceza davasında suçlu bulunup ceza alan bir işverene, İş Mahkemesindeki tazminat davasında mutlaka belirli bir kusur oranı verilmek zorundadır.
-
İşçinin kusurunun düşüldüğü bakiye maddi tazminat miktarı aktüerya uzmanlarınca nasıl hesaplanır?
Hesaplamada işçinin gerçek brüt kazancı ve TRH-2010 yaşam tablolarına göre muhtemel bakiye ömrü esas alınır. Aktif ve pasif dönem toplam zararı bulunduktan sonra ilk olarak işçinin kusur oranı (müterafik kusur) tazminattan düşülür. İkinci aşamada ise TBK 55 uyarınca SGK’nın bağladığı kaza maaşının rücu edilebilir peşin sermaye değeri mahsup edilir.




