Arabuluculukta Müteselsil Sorumluluğa Yargıtay Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Türk Yargı sisteminin önemli mercilerinden Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yakın tarihli bir kararı, iş hukukundaki önemli tartışma konularına ışık tuttu. 2025/6197 Esas, 2025/7421 Karar sayılı bu karar, arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği ve işverenlerin işçilik alacaklarından müteselsil sorumluluğu meselelerine odaklanmaktadır.
Davacı işçi, 2014-2019 yılları arasında farklı alt işveren şirketlerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ve kendisine imzalatılan arabuluculuk tutanağının usule aykırı olduğunu iddia etmiştir. Arabuluculuk görüşmesine katılmadığını ve iradesinin fesada uğratıldığını ileri süren davacı, kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı şirketler ise arabuluculuk anlaşmasının geçerli olduğunu, davacının hukuki menfaati bulunmadığını ve bazı alacakların ödendiğini savunmuştur. Özellikle davalı … Şirketi, davacının dava dışı … geçen çalışma süresinden sorumlu olmadığını belirtmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, arabuluculuk tutanağının geçersizliğine hükmetmiş ve şirketler arasında “organik bağ” bulunduğu gerekçesiyle davalı …’nın davacının tüm hizmet süresinden sorumlu olduğuna karar vererek alacak taleplerini kısmen kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı yerinde bularak istinaf başvurularını reddetmiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki temyiz itirazlarını değerlendirerek Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur. Yargıtay’ın bozma gerekçesi, özellikle işverenlerin müteselsil sorumluluğuna ilişkin önemli bir ilkeyi netleştirmektedir.
Yargıtay kararına göre, “organik bağ” tek başına işverenlerin müteselsil sorumluluğu için yeterli bir sebep değildir. Aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi kural olarak mümkün değildir. İşçilik alacaklarının belirlenmesinde, şirketler/işverenler arasında;
- İşyeri devri,
- İş sözleşmesi devri,
- Asıl işveren alt işveren ilişkisi,
- Birlikte istihdam
olgularının somut olarak belirlenmesi gerekmektedir. Yalnızca tüzel kişiler arasında organik bağ bulunması, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli görülmemiştir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi’nin şirketler arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davalı …’yı, davacının dava dışı … geçen çalışmalarından sorumlu tutması hatalı bulunmuştur. Dava dilekçesinde … ile … Şirketi arasında organik bağ bulunduğu iddiası dahi bulunmadığı ve yukarıda sayılan hukuki ilişkilerden herhangi birinin ispatlanamadığı göz önüne alınarak, davalı …’nın dava dışı şirketteki çalışma dönemlerinden kaynaklanan işçilik alacaklarından sorumluluğu olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay, davalı …’nın sorumluluğunun sadece davacının kendi bünyesinde sigortalı olarak çalıştığı dönemlerle sınırlı tutulması gerektiğini belirtmiş ve dosyanın bu kapsamda yeniden değerlendirilmesi için İlk Derece Mahkemesi’ne geri göndermiştir.
Yorum
Yargıtay’ın bu kararı, iş hukuku pratiği açısından iki temel konuda önemli sonuçlar doğurmaktadır:
- Arabuluculuk Anlaşma Tutanaklarının Hukuki Niteliği: Kararın ‘karşı oy’ yazısında, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/5. maddesindeki “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” hükmü üzerinde durulmuştur. Karşı oy, arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali iddiasının (sahtecilik, irade fesadı veya usulsüzlük nedeniyle) ancak müstakil bir dava ile ileri sürülebileceğini ve bu iptal kararının kesinleşmesinden sonra esas alacak davasının açılabileceğini savunmaktadır. Çoğunluk kararı bu konuda net bir gerekçe sunmasa da, ilk derece mahkemesinin arabuluculuk tutanağının iptaline karar vermesini hukuka uygun kabul etmesi, bu tür bir iddianın mevcut davada ön sorun olarak değerlendirilebileceğine işaret etmektedir. Ancak karşı oy, kanun koyucunun iradesinin bu tür bir yorumu engellediğini ve iptal davasının müstakil olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu durum, arabuluculuk sonrası hukuki süreçlerdeki belirsizliği ve farklı yorumları gözler önüne sermektedir.
- İşverenlerin Müteselsil Sorumluluğu: Yargıtay, özellikle holding veya grup şirketleri bünyesindeki işverenler için ‘organik bağ’ kavramının müteselsil sorumluluk yaratmada tek başına yeterli olmadığını açıkça belirtmiştir. Bu karar, işverenler için sorumluluk sınırlarının daha net çizilmesi açısından önemlidir. İşçilik alacaklarından birlikte sorumluluk için işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren-alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam gibi somut hukuki olguların varlığı aranacaktır. Bu durum, şirketlerin kurumsal yapılarını ve işçi çalıştırma modellerini gözden geçirmeleri gerektiğini göstermektedir. İşçiler açısından ise, hangi işverenin hangi döneme ilişkin alacaklarından sorumlu olduğunu belirlemek adına titiz bir hukuki analiz yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, iş hukuku alanındaki güncel gelişmeleri yakından takip etmekte ve müvekkillerimize en doğru hukuki danışmanlık ve temsil hizmetini sunmaktayız. Arabuluculuk süreçlerinden işveren-işçi ilişkilerindeki müteselsil sorumluluk hallerine kadar geniş bir yelpazede uzman ekibimizle yanınızdayız. Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Karar Künyesi
- Yargıtay: 9. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2025/6197
- Karar No: 2025/7421
- Karar Tarihi: 06.10.2025
- Bölge Adliye Mahkemesi: Bursa BAM 9. Hukuk Dairesi (2024/2437 E., 2025/1400 K.)
- İlk Derece Mahkemesi: Bursa 12. İş Mahkemesi (2020/605 E., 2024/178 K.)
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Şirketler arasındaki organik bağ işçi alacaklarından sorumluluk için yeterli midir?
Hayır, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin güncel kararına göre, şirketler arasında sadece organik bağın bulunması müteselsil sorumluluk için yeterli değildir; işyeri devri veya asıl-alt işveren ilişkisi gibi somut olgular aranmaktadır.
-
Geçerli bir arabuluculuk tutanağına rağmen işçilik alacağı davası açılabilir mi?
Normal şartlarda arabuluculukta anlaşılan hususlar dava konusu edilemez. Ancak irade fesadı, sahtecilik veya usulsüzlük iddiaları varsa, bu durumun ispatlanması veya iptal davası açılması gerekmektedir.
-
Grup şirketlerinde çalışan bir işçi tüm süresi için son şirketi sorumlu tutabilir mi?
Eğer şirketler arasında iş sözleşmesi devri veya birlikte istihdam gibi hukuki bir bağ ispatlanamazsa, işçi sadece ilgili şirkette çalıştığı süreler için o işvereni sorumlu tutabilir.

