AYM’ye Başvurdunuz, Süreç Uzadı: Tazminat Hakkınız Zamanaşımına Uğrar mı?
İşten haksız çıkarıldınız, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdunuz ve haklı bulundunuz ama yeniden yargılama sürerken zamanaşımı süresi doldu diye endişeleniyorsanız bu karar tam size göre. Yargıtay, bireysel başvuru sürecinde geçen sürenin zamanaşımına sayılamayacağını açıkça ortaya koydu. Yani AYM’nin verdiği hak ihlali kararı, usuli bir engelle boşa çıkmayacak.
AYM’ye bireysel başvuru sürecinde geçen zaman, tazminat alacaklarınızın zamanaşımı süresine dahil edilemez. Bu durum yeniden yargılamada mutlaka gündeme getirilmelidir.
Olayın Özeti
1998 yılında işe başlayan bir işçi, 2017 yılında şirket içi sorunları dile getiren bir e-posta göndermesi nedeniyle işten çıkarılmıştı. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi bu e-postayı hakaret sayarak feshi haklı bulmuş, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini reddetmişti. İşçi bunun üzerine ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. AYM 17.07.2024 tarihinde ihlal kararı verdi ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.
Yeniden yapılan yargılamada ilk derece mahkemesi feshin haksız olduğunu kabul etti. Ancak işçinin ıslah dilekçesiyle artırdığı tazminat miktarlarını zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddetti, sadece dava dilekçesindeki ilk miktarlar üzerinden karar verdi. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı onadı. Böylece işçi, AYM’den haklı çıkmasına rağmen alacaklarının bir kısmına ulaşamama riskiyle karşı karşıya kaldı.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kıdem ve ihbar tazminatlarının beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu hatırlattı. Ancak hukukumuzda önemli bir ilke var: zamanaşımı, harekete geçme imkanı olmayan kişinin aleyhine işlemez. Yargıtay, işçinin AYM’ye başvurduğu tarihten ihlal kararı sonrası yeniden yargılamaya başlandığı tarihe kadar geçen sürenin zamanaşımı hesabına dahil edilemeyeceğine karar verdi. Çünkü bu süre boyunca işçinin alacaklarını talep etme imkanı fiilen engellenmişti.
Fesih tarihi, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi, arabuluculuk süreci, COVID-19 döneminde duran süreler ve ıslah dilekçesinin verildiği tarih birlikte değerlendirildiğinde, tazminat taleplerinin zamanaşımına uğramadığı sonucuna varıldı. Bu nedenle ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin ıslah ile artırılan miktarları zamanaşımı gerekçesiyle reddetmesi hatalı bulundu. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece mahkemesi kararını bozarak tazminatların ıslah dilekçesindeki artırılan miktarlar üzerinden hükme bağlanması gerektiğini belirtti.
Zamanaşımının durması halleri, Türk Borçlar Kanunu m.153 hükmünde düzenlenir; alacaklının hakkını takip etmesini engelleyen bir sebep varsa, bu engel ortadan kalkana kadar zamanaşımı işlemez.
Kıdem ve ihbar tazminatında zamanaşımı süresi beş yıl olarak uygulanır. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru süreci genellikle bir yıl ila iki yıl sürer; COVID-19 döneminde duran süreler ise yaklaşık iki ay ila üç ay arasında değişmiştir.
Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
Bu karar, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurunun sadece kağıt üzerinde kalan bir hak olmadığını, somut sonuçlar doğurması gerektiğini gösteriyor. Eğer AYM’ye başvurdunuz ve ihlal kararı çıktıysa, bu süreçte geçen zaman aleyhinize zamanaşımı süresine sayılamaz. Yeniden yargılama sürecinde karşınıza zamanaşımı def’i çıkarsa, bu Yargıtay kararına dayanarak itiraz edebilirsiniz. İş hukukunda zamanaşımı hesaplamaları ve AYM kararlarının etkileşimi karmaşık olabildiğinden, böyle bir süreçteyseniz mutlaka uzman bir avukattan destek almanızı öneririz.
Bireysel Başvuru Süresi Sayılmaz
AYM’ye başvuru ile yeniden yargılamanın başladığı tarih arasında geçen süre, zamanaşımı hesabına dahil edilmez.
Islah Dilekçesi de Korunur
AYM ihlal kararı sonrası yapılan yeniden yargılamada, ıslah ile artırılan tazminat miktarları da zamanaşımından etkilenmez.
Hak İhlali Kararı Sonuç Doğurmalı
Yargıtay’a göre AYM’nin ihlal kararı, usuli engellerle boşa çıkarılamaz; aksi halde yeni bir mağduriyet doğar.
Karar Künyesi
| Daire | Esas No | Karar No | Tarih | Konu |
|---|---|---|---|---|
| Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | 2025/6650 | 2025/9689 | 09.12.2025 | AYM’ye bireysel başvuru sonrası yeniden yargılamada zamanaşımı süresinin hesabı |
İş Hukuku ve Zamanaşımı Konusunda Hukuki Destek Alın
AYM kararı sonrası yeniden yargılama sürecinde haklarınızı korumak için Sen Türkyılmaz Hukuk Bürosu yanınızda.
WhatsApp’tan yazınHemen İletişime GeçinSIKÇA SORULAN SORULAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi (AYM) ihlal kararlarının ardından yapılan yeniden yargılamalarda işçilik alacakları zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasına ve ıslah dilekçelerine yönelik verdiği emsal karara dair merak edilenler:
-
Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru süreci, işçilik alacaklarındaki zamanaşımını durdurur mu?
Evet, durdurur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin emsal kararına göre, işçinin AYM’ye bireysel başvuruda bulunduğu tarih ile AYM’nin hak ihlali kararı vermesinin ardından yeniden yargılamaya başlandığı tarih arasında geçen süre zamanaşımı hesabına dahil edilemez. Hukukta genel bir ilke olarak zamanaşımı, dava açma veya istemde bulunma imkanı fiilen engellenen kişinin aleyhine işlemez.
-
AYM ihlal kararı sonrası yeniden yapılan yargılamada tazminat miktarını ıslah ile artırmak mümkün müdür?
Mümkündür. İlk derece mahkemesi, AYM’nin ihlal kararı doğrultusunda feshin haksızlığına hükmettiğinde, dava aşamasında sunulan ıslah dilekçesine karşı işverenin ileri sürdüğü zamanaşımı def’ini (itirazını) doğrudan kabul edemez. AYM’de geçen süreler ayıklandığında 5 yıllık yasal zamanaşımı süresi dolmamışsa, ıslah edilen yüksek miktarlar üzerinden tazminata hükmedilmesi gerekir.
-
Nazilli İş Mahkemesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi işçinin talebini neden kısmen reddetmiştir?
İlk Derece Mahkemesi, AYM’nin ihlal kararına uyarak feshin haksız olduğunu kabul etmiştir. Ancak işçinin yargılama sırasında sunduğu ıslah dilekçesiyle artırdığı tazminat tutarlarının fesih tarihinden itibaren 5 yıl geçtiği gerekçesiyle zamanaşımına uğradığını savunmuş ve sadece ilk dava dilekçesindeki miktarları kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu hatalı yaklaşımı onamıştır.
-
Emsal karara konu olan iş davasında feshin gerekçesi ve AYM’nin tespiti nedir?
İşçi, 1998’de girdiği işten 2017 yılında şirket içi sorunları dile getiren bir e-posta gönderdiği için ‘hakaret’ iddiasıyla tazminatsız atılmıştır. Yerel mahkemeler feshi haklı bulsa da, AYM 17.07.2024 tarihli kararında işçinin e-posta göndermesinin ‘ifade özgürlüğü’ kapsamında olduğunu ve bu hakkın ihlal edildiğini saptayarak yeniden yargılama kararı vermiştir.
-
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bu bozma kararının iş hukuku pratiği açısından önemi nedir?
Bu karar, AYM bireysel başvuru yolunun kağıt üzerinde kalmamasını ve pratik bir sonuç doğurmasını sağlayan tarihi bir güvencedir. Hak ihlaline uğrayan işçinin yasal süreçlerin uzunluğu (AYM inceleme süresi vb.) nedeniyle bir de usuli zamanaşımı engeliyle cezalandırılmasını önlemiş; arabuluculuk, salgın hastalık durma süreleri ve AYM süreçlerinin zamanaşımını keseceğini tescillemiştir.

