Geçmişteki Vergi/Oda Kaydımla Geriye Dönük Bağ-Kur (SGK) Kaydı Yaptırabilir Miyim?

Geçmişteki Vergi/Oda Kaydımla Geriye Dönük Bağ-Kur (SGK) Kaydı Yaptırabilir Miyim?

Geçmişte vergi mükellefiyseniz veya bir odaya kayıtlıysanız ama bu dönem için Bağ-Kur kaydınız yoksa, geriye dönük olarak bu kaydı yaptırmanız mümkün olabilir. Bu, emeklilik hesabınızı doğrudan etkileyen önemli bir fırsat.

Geriye dönük tescil ve borçlanma dönemlerinin nasıl belirlendiğini, kurumun hatalı prim tahsilatlarında iyi niyet kuralının nasıl işlediğini ve “bir günlük” tespit davasının mümkün olup olmadığını anlatıyoruz.

Geriye Dönük Bağ-Kur Tescilinin Hukuki Altyapısı: Hizmet Tespiti Davası Açılabilir Mi?

Sosyal güvenlik hukukunda en sık düşülen yanılgı, işçi statüsünde (4/1-a) çalışanların açabildiği “Hizmet Tespiti Davası”nın, esnaf ve sanatkârlar (4/1-b / Bağ-Kur) tarafından da aynı kolaylıkla açılabileceğinin sanılmasıdır. İşçi (SSK’lı) olarak çalışan bir kişi, sigortasız çalıştırıldığı yılları şahitler ve belgelerle ispatlayarak 5 yıl içinde hizmet tespiti davası açabilirken; Bağ-Kur sigortalılığında durum tamamen farklıdır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘na ve mülga 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’na göre, Esnaf Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin geçmişe yönelik tespitine (dava yoluyla tesciline) imkân veren genel bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.

Kanun koyucu, kendi nam ve hesabına çalışanların kayıt ve tescillerini bizzat kendilerinin veya ilgili meslek odalarının süresi içinde yapmasını emretmiş; bu süreler kaçırıldığında ise geriye dönük tescili sadece “özel yasal düzenlemeler (geçici maddeler)” ile belirli periyotlar dâhilinde bir hak (borçlanma hakkı) olarak sunmuştur.

Bu geçici maddelerdeki süreleri kaçıranların, sırf “vergi kaydım vardı” diyerek genel mahkemelerde dava açıp o günleri geri kazanması hukuken kural olarak mümkün değildir. Bu teknik ayrımın detayları için Sosyal Güvenlik Hukuku sayfamızı mutlaka incelemelisiniz.

Yasal Düzenlemelere Göre Geriye Dönük Tescil ve Borçlanma Dönemleri

Geriye dönük Bağ-Kur kaydı yaptırıp yaptıramayacağınız, vergi veya oda kaydınızın hangi yıllara ait olduğuna ve o yıllarda yürürlükte olan kanunların size tanıdığı hakları süresinde kullanıp kullanmadığınıza göre belirlenir. Yargıtay’ın ve Kanunların çizdiği dönemler şu şekildedir:

1. 20 Nisan 1982 Öncesi Dönem

1479 sayılı Kanun’da 14.04.1982 tarih ve 2654 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler öncesinde, bağımsız çalışanların meslek kuruluşlarına (odalara) kayıt yaptırarak çalışmaya başlamaları sigortalı sayılmaları için yeterliydi.

Kazanılmış Hakların KorunmasıEğer 20.04.1982 tarihinden önce tesciliniz yapılmış, prim ödemeniz bulunuyor ve kendi namınıza çalışmanız devam ediyorsa bu haklarınız korunur.
Ek Geçici 12 ve 13. Maddeler20.04.1982 tarihinden önce Kuruma giriş bildirgesi verilmiş veya prim ödenmiş olmasına rağmen SGK tarafından uyuşmazlık çıkarılıyorsa, bu durumdaki kişiler zaman aşımı sürelerine tabi olmaksızın sigortalılıklarının tespitini dava edebilirler. Ancak hiçbir tescil ve prim ödemesi yoksa, geçmişe dönük borçlanma başvurusu da yapılmamışsa dava yoluyla bu hak elde edilemez.

2. 20 Nisan 1982 – 4 Ekim 2000 Arası Dönem (Geçici 18. Madde Engeli)

Uygulamada en çok mağduriyetin yaşandığı dönemdir. 14.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, vergi kaydı veya esnaf odası/sicil kayıtları sigortalılık için yeterli görülmüştür. Ancak kanun koyucu bu döneme ait eski kayıtların sonsuza dek askıda kalmasını engellemek için 4956 sayılı Kanun’la 1479 sayılı Kanun’a Geçici 18. Madde’yi eklemiştir.

Bu maddeye göre; 04.10.2000 tarihine kadar sigortalılık niteliği taşıdıkları hâlde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların sigortalılık hakları, doğrudan 04.10.2000 tarihinden itibaren başlatılmıştır.

Borçlanma ŞartıKanun koyucu, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren bu maddeyle esnafa 6 aylık (05.02.2004 tarihine kadar) bir süre tanımıştır. “Gel, 1982-2000 yılları arasındaki vergi kayıtlarını borçlanarak öde, ben o günleri sana vereyim” demiştir.
Süreyi KaçıranlarEğer bu 6 aylık yasal süre içinde SGK’ya başvurup borçlanma (ihya) yapılmadıysa, 04.10.2000 öncesine dair vergi/oda kayıtlarına dayanılarak geriye dönük Bağ-Kur tescil davası açılamaz.

3. 4 Ekim 2000 – 1 Ekim 2008 Arası Dönem (Geçici 8. Madde)

5510 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önceki son kısıtlamadır. 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca; sigortalılık niteliği taşıdıkları hâlde bu Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılığı 01.10.2008 tarihinden itibaren başlar.

6 Aylık Borçlanma FırsatıYine kanun koyucu, 01.10.2008 tarihi ile 01.04.2009 tarihleri arasında 6 aylık bir başvuru süresi tanımış ve 04.10.2000 ile 01.10.2008 yılları arasındaki vergi mükellefiyet süreleri için borçlanma imkânı vermiştir.
SonuçBu süre içinde başvuru yapıp hesaplanan tutarı (tebliğden itibaren 6 ay içinde) ödeyenlerin günleri kurtarılmıştır. Süresi içinde talep etmeyen veya eksik ödeyenlerin sigortalılığı ise kesin olarak 01.10.2008’de başlatılır, geçmişe dönük vergi kaydıyla hak iddia edilemez.
Kendi Dosyanız İçin

Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.

Kurumun Hatalı Prim Tahsilatı ve İyi Niyet İstisnası (MK Madde 2)

Yukarıda anlattığımız Geçici 18. ve Geçici 8. maddeler gereğince süreleri kaçıranların hiçbir şansı yokmuş gibi görünse de, hukukun koruduğu büyük bir istisna mevcuttur: “İyi Niyet Kuralları Çerçevesinde Yapılan Prim Ödemeleri.”

Eğer zorunlu sigortalılık tesciliniz (kaydınız) bulunmadığı hâlde veya kayıt tarihinizden önceki dönemlere ait olduğu hâlde, SGK sizden geçmişe yönelik olarak icra tehdidiyle, prim affı/yapılandırma kanunlarıyla (örneğin 3780 veya 4247 sayılı Kanunlar kapsamında) bir prim tahsilatı yapmışsa durum değişir.

Yargıtay içtihatlarına göre; Sosyal Güvenlik Kurumunun, tescili olmayan bir kişiden yıllarca prim toplaması, parayı kasasında uzun süre nemalandırması ve emeklilik vakti geldiğinde “Senin aslında kaydın yokmuş, ödediğin primler geçersizdir” demesi Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki (Dürüstlük Kuralı / İyi Niyet) ilkesiyle bağdaşmaz.

Bu durumda, şayet o boşluk dönemlerine ilişkin olarak Kuruma ödediğiniz prim dekontlarınız (veya vergi, ürün tevkifatı kesintileriniz) varsa, mahkeme bu prim ödemelerinin kapsadığı süreyi “isteğe bağlı sigortalılık” veya duruma göre zorunlu sigortalılık süresi olarak kabul ederek geriye dönük tescilinizi (dava yoluyla) yapmaktadır. Bu nedenle, prim ödeme geçmişinizin uzman bir avukat tarafından aktüeryal olarak incelenmesi büyük önem taşır.

Oda ve Sicil Kayıtlarındaki Usulsüzlüklerin Düzeltilmesi (Geçici 54. Madde)

Geriye dönük Bağ-Kur davalarında karşılaşılan bir diğer yaygın sorun ise, SGK’nın “Esnaf sicil ve oda kaydın var ama bu kayıtlar zamanında usulüne uygun tutulmamış (usulsüzlük var)” diyerek sigortalılığı toptan iptal etmesidir.

Kanun koyucu bu mağduriyeti gidermek için 6552 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna Geçici 54. Maddeyi eklemiştir. İlgili düzenlemeye göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına kayıtlı olup da Kuruma tescili yapılan ancak sonradan üye kayıtlarının mevzuata uygun yapılmadığı (sahte olmamak şartıyla usulsüz olduğu) anlaşılan kişilerin, 22.03.1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve cezalarını 31.12.2013 tarihine kadar ödemiş olmaları şartıyla, iptal edilen sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli (sahih) kabul edilmiştir.

Eğer ödemeler zamanında yapılmışsa, Kurumun “usulsüz kayıt” bahanesiyle günlerinizi silme işlemi İş Mahkemelerinde açılacak dava ile iptal edilebilmektedir.

“Bir Günlük” Bağ-Kur Tespiti Davası Açılabilir Mi?

SSK’lı (4/1-a) işçiler, sigorta başlangıç tarihlerini geriye çekebilmek (ve böylece daha erken emekli olabilmek) için mahkemelerde sıklıkla “Bir Günlük Hizmet Tespiti (Sigorta Başlangıcı Tespiti) Davası” açarlar. Bu, SSK sisteminde çok faydalı bir yoldur.

Ancak aynı strateji Bağ-Kur’da (4/1-b) ve Tarım Bağ-Kur’unda işe yaramaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (Örn: 31.5.2017 tarih, 2015/21-840 Esas, 2017/1042 Karar) yerleşik içtihatlarına göre; 1479 ve 2926 sayılı kanunlar kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanmak için “sigortalılık süresinin başlangıcı” değil, “primi ödenmiş gün sayısı” esastır.

Bu nedenle, bir Bağ-Kur’lunun mahkemeden “Benim sigorta başlangıcımın şu tarih olduğunun, 1 gün süreyle tespitine” şeklinde karar almasının emekliliğine (prim gününe) doğrudan bir katkısı olmayacağından, bu davanın açılmasında “hukuki yarar” bulunmamaktadır ve dava usulden reddedilir. Bağ-Kur davalarında hedef daima “kapsamlı prim ödeme günlerinin ihya edilmesi ve borçlanma/ödeme eylemlerinin geçerliliği” olmalıdır.

Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç

Geçmiş vergi mükellefiyetinize veya esnaf odası kaydınıza dayanarak geriye dönük Bağ-Kur tescili yaptırmak basit bir dilekçe işi değil. 2000 yılı ve 2008 yılı milatları ile Kurumun uyguladığı hak düşürücü süreler dikkat gerektiriyor.

Ama süreyi kaçırdığınızı düşündüğünüz dönemde bile küçük bir prim tevkifatı, vergi affı kapsamında yapılan bir ödeme veya Kurumun yıllarca ses çıkarmadan tahsil ettiği primler süreyi yeniden değerlendirmenizi sağlayabilir.

Geriye dönük Bağ-Kur tespitinde belirleyici olan beyan değil, o dönemde var olan resmî kayıttır. Vergi mükellefiyeti kaydı, esnaf ve sanatkârlar odası ya da ticaret odası kaydı, ticaret sicil kaydı ve varsa işyeri ruhsatı bu tespitin dayanağını oluşturur. Kurum bu kayıtlar üzerinden sigortalılığın hangi tarihte başladığını belirler ve tescil işlemini yapar.

Tespitin doğal sonucu, o döneme ait primlerin gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte ödenmesidir; yani geriye dönük kayıt bir hak kazanımı olduğu kadar bir borç yükümlülüğü de doğurur. 5510 sayılı Kanun’un 26. maddesi, kendi nam ve hesabına çalışan sigortalılara malullük aylığı bağlanabilmesi için genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borcun ödenmiş olmasını zorunlu tutar. Benzer şart 19. maddede sürekli iş göremezlik geliri için de aranır.

Bu yüzden tescil öncesinde toplam prim borcunun hesaplatılması gerçekçi bir karar vermenizi sağlar. Tarım Bağ-Kur sigortalılığı ve borçlanmayı ayrı bir yazıda ele aldık. Sosyal Güvenlik Hukuku alanındaki deneyimimizle, kayıtlarınızın hangi tarihe kadar geriye gittiğini ve doğacak prim yükünü birlikte hesaplamak için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Geçmiş dönemlerde vergi levham veya oda kaydım olmasına rağmen Bağ-Kur tescili yaptırmadıysam dava açarak o günleri kurtarabilir miyim?

    Kural olarak sadece vergi veya oda kaydına dayanarak geriye dönük Bağ-Kur tescil davası açılması mümkün değildir. Kanun koyucu 2000 ve 2008 yıllarında çıkardığı geçici maddelerle esnafa borçlanma süreleri tanımış; bu sürelerde kuruma başvurmayanların geçmiş sürelerini dava yoluyla tescil ettirme hakkını kapatmıştır. Ancak prim ödeme veya tevkifat gibi istisnalar varsa durum değişebilir.

  • 4 Ekim 2000 öncesine ait vergi kayıtlarımı borçlanarak emekliliğime saydırmamın yasal bir yolu var mıdır?

    1479 sayılı Kanun’un Geçici 18. maddesi uyarınca, 04.10.2000 tarihine kadar tescil yaptırmayanların sigortalılığı bu tarihten itibaren başlatılmıştır. Bu dönemi borçlanmak için kanunun tanıdığı 6 aylık yasal süre (05.02.2004 tarihine kadar) kaçırıldıysa, geçmiş vergi kayıtlarına dayanılarak geriye dönük tescil yapılması yasa gereği engellenmiştir.

  • Bağ-Kur tescilim olmamasına rağmen geçmişte SGK benden prim tahsil ettiyse bu durum davayı nasıl etkiler?

    Bu durum davanın kazanılmasını sağlayan en önemli iyi niyet istisnasıdır. Yargıtay içtihatlarına göre, tescili olmayan bir esnaftan SGK’nın prim tahakkuk ettirip tahsil etmesi ve bu parayı kasasında tutması Medeni Kanun m. 2 dürüstlük kuralına aykırıdır. Bu durumda ödenen primlerin kapsadığı süreler mahkeme kararıyla sigortalılık süresi olarak tescil edilir.

  • SGK esnaf odası ve sicil kayıtlarımın zamanında usulsüz tutulduğunu söyleyerek günlerimi silerse ne yapmalıyım?

    5510 sayılı Kanun’un Geçici 54. maddesi bu mağduriyeti gidermek için getirilmiştir. Sahte olmamak kaydıyla, oda ve sicil kayıtlarında usulsüzlük olan esnafların 22.03.1985 sonrası dönemlere ait prim ve gecikme zamlarını 31.12.2013 tarihine kadar ödemiş olmaları şartıyla, Kurumun sigortalılık iptal işlemleri İş Mahkemesinde açılacak dava ile iptal ettirilebilir.

  • İşçiler gibi Bağ-Kur kapsamında da emekliliği öne çekmek için “Bir Günlük Hizmet Tespiti Davası” açılabilir mi?

    Hayır, açılamaz. SSK (4/1-a) sisteminde sigorta başlangıç tarihi hayati önem taşırken, Bağ-Kur (4/1-b) rejiminde emeklilik için “primi ödenmiş gün sayısı” esas alınır. Bu nedenle Yargıtay, bir günlük Bağ-Kur tescili istemli davalarda hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davaların usulden reddine hükmetmektedir.

  • Geriye dönük Tarım Bağ-Kur tescilinde ürün bedellerinden yapılan kesintiler (tevkifat) ispat aracı mıdır?

    Evet, çok güçlü bir ispat aracıdır. Çiftçilerin sattığı ürün bedellerinden (şeker pancarı, tütün, pamuk vb.) bakiye kamu kurumları veya kooperatiflerce yapılan yasal tevkifat kesintileri, Kurumca prim tahsilatı yapıldığı anlamına gelir ve tescil olmasa dahi Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davalarında kesin delil kabul edilir.

  • Geçmiş yıllara ait Bağ-Kur sürelerinin ihyası ve borçlanma uyuşmazlıklarında görevli mahkeme neresidir?

    Sosyal güvenlik mevzuatından, sigortalılık sürelerinin ihyasından ve Kurum işlemlerinin iptalinden doğan tüm yasal uyuşmazlıklarda görevli mahkeme mutlak surette İş Mahkemeleridir. Dava, ödeme emrini veya iptal işlemini gerçekleştiren alacaklı SGK merkez müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır.

İLGİLİ YAZILAR