İtirazın Kaldırılması mı, İtirazın İptali mi? Hangisi Daha Avantajlı?
İcra takibinize itiraz edildiğinde önünüzde iki yol var: itirazın iptali davası veya itirazın kesin kaldırılması. Yanlış yolu seçmek, elinizde güçlü bir belge olsa bile davanızı kaybetmenize yol açabilir.
Aşağıda İİK madde 68 kapsamında hangi belgelerin itirazın kesin kaldırılmasını sağladığını ve elinizdeki belgeye göre hangi yolun daha avantajlı olduğunu anlatıyoruz.
İcra Takibinin Durması ve Alacaklının Hukuki Yol Ayrımı
İlamsız icra takiplerinde, borçluya gönderilen ödeme emrine yasal 7 günlük süre içinde itiraz edilmesi halinde, icra takibi hiçbir mahkeme kararına gerek kalmaksızın kendiliğinden durur. Takibin durmasıyla birlikte, alacaklı artık borçlunun malvarlığı üzerinde haciz veya satış gibi cebri icra işlemlerini talep edemez.
Duran takibi devam ettirebilmek ve borçlunun itirazını hükümden düşürebilmek için İcra Hukuku sistemimiz alacaklıya iki temel dava yolu sunmuştur: “İtirazın İptali” ve “İtirazın Kesin Kaldırılması”. Ancak bu iki yol, yargılama usulü, aranan delil türleri, mahkemenin yetkisi ve dava açma süreleri bakımından birbirinden tamamen farklıdır.
Eğer alacaklının elinde İİK madde 68’de özel olarak sayılan nitelikli belgelerden biri varsa, alacaklı bu iki yoldan birini seçmek konusunda mutlak bir “seçim hakkına” sahiptir. Ancak bir yola başvurulduğunda, o dava derdest (görülmekte) iken diğer yola başvurulamaz. Bu nedenle en baştan doğru kararı vermek büyük önem taşır.
İtirazın İptali Davası: Kapsamlı ve Genel Yargılama Yolu
İtirazın İptali Davaları, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen ve genel mahkemelerde (Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, İş veya Tüketici Mahkemesi gibi) görülen kapsamlı bir eda davasıdır.
Bu davanın temel özellikleri şunlardır:
| Dava Açma Süresi | Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren tam bir yıl içinde bu davayı açmak zorundadır. Bir yıl içinde bu dava açılmazsa, yapılmış olan ilamsız icra takibi düşer. |
| Yargılama Usulü | İtirazın iptali davasında genel ispat kuralları geçerlidir. Alacaklı, alacağının varlığını sadece yazılı belgelerle değil; şahit, bilirkişi incelemesi, yemin, ticari defterler ve keşif gibi her türlü yasal delille ispatlayabilir. |
| Dezavantajı | Genel mahkemelerde görüldüğü ve geniş bir ispat imkanı tanıdığı için, yargılama süreci oldukça uzundur. Dosyanın bilirkişiye gitmesi, şahitlerin dinlenmesi ve itiraz süreçleri yıllar alabilir. |
Alacağınızın varlığını ispatlayan güçlü, kesin ve İİK m.68’de sayılan özel bir yazılı belgeniz yoksa (örneğin sadece sözlü bir anlaşmaya, teslim fişi olmayan bir faturaya veya tanık beyanlarına dayanıyorsanız) başvurabileceğiniz tek yol itirazın iptali davasıdır.
İtirazın Kesin Kaldırılması: Hızlı ve Sınırlı İnceleme Yolu
İtirazın kesin kaldırılması kurumu ise, İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde düzenlenmiş, alacaklıyı uzun süren mahkeme koridorlarından kurtarmayı hedefleyen çok daha hızlı ve etkili bir yoldur. Ancak bu yola başvurabilmenin çok katı şekil şartları vardır.
Bu yolun temel özellikleri şunlardır:
| Dava Açma Süresi | Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını istemek zorundadır. Altı ay geçirildikten sonra bu yola başvurulamaz, yeniden ilamsız takip de yapılamaz. |
| Görevli Mahkeme | Bu talep, genel mahkemelere değil, doğrudan takibin yapıldığı yerdeki İcra Mahkemesi’ne (İcra Hukuk Mahkemesi) yapılır. İcra mahkemesindeki işler ivedi işlerden sayılır ve basit yargılama usulü ile çok hızlı bir şekilde karara bağlanır. |
| Sınırlı İnceleme (Dar Yetki) | İcra mahkemesi, borcun esasına girip uzun uzadıya şahit dinlemez veya yemin teklif edemez. Sadece önüne konulan belgeler üzerinden dar yetkili bir inceleme yapar. |
İİK Madde 68 Kapsamında İtirazın Kesin Kaldırılmasını Sağlayan “Sihirli” Belgeler Nelerdir?
Elinizdeki belgenin itirazın kaldırılması yoluna uygun olup olmadığı, sürecin kaderini belirler. İİK madde 68’e göre, icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilmek için alacağın şu belgelerden birine dayanması zorunludur:
| İmzası İkrar Edilmiş (Kabul Edilmiş) Adi Senetler | Borçlunun imzasını inkar etmediği borç ikrarını içeren adi sözleşmeler, taahhütnameler veya senetler. |
| Noterlikçe Tasdik Edilen Borç İkrarını İçeren Senetler | Noter huzurunda düzenlenmiş veya imzası onaylanmış borç senetleri. |
| Resmî Dairelerin veya Yetkili Makamların Verdikleri Makbuz veya Belgeler | Devlet kurumlarınca yetkileri dahilinde usulüne uygun verilmiş belgeler. |
| Kredi Kurumlarının Hesap Özetleri | Bankaların kullandırdığı kredilere ilişkin süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri, ihtarnameler ve kredi sözleşmeleri de kanunen bu belgelerden sayılır (İİK 68/b). |
Eğer alacağınız bu belgelerden birine müstenit (dayalı) ise ve borçlu, borcu ödediğini veya mühlet verildiğini yine aynı kuvvette resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatlayamazsa, icra mahkemesi borçlunun itirazını kesin olarak kaldırır. Borçlunun sırf zaman kazanmak için yapacağı soyut itirazlar bu mahkemede dinlenmez.
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
Elinizde İmzalı Bir Sözleşme Varsa Hangisi Daha Avantajlı?
Varsayalım ki elinizde borçlunun imzasını taşıyan bir alım-satım sözleşmesi, bir borç protokolü veya bir mutabakatname var. Borçlu da icra dairesinde borca itiraz etti. Bu senaryoda İtirazın Kesin Kaldırılması yolu, İtirazın İptali davasına göre tartışmasız biçimde çok daha avantajlıdır.
Çünkü:
- Hız: İcra mahkemesi basit yargılama usulü ile çalıştığı ve tanık gibi uzayan delil süreçleri olmadığı için, karar aylar içinde çıkar. İtirazın iptali ise yıllar sürebilir.
- Yargılama Gideri: Genel mahkemelerdeki nispi harçlar ve uzun bilirkişi/keşif süreçlerine kıyasla, icra mahkemesi süreçleri çok daha az masraflıdır.
- Hemen Haciz İmkanı: İcra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verdiği anda (karar istinaf edilse bile) haciz aşamasına derhal geçilebilir. (Ancak borçlu teminat gösterirse icrayı durdurabilir).
Ancak Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Bir Husus (İmzaya İtiraz – Geçici Kaldırma): Elinizdeki belge noter onaylı değil de “adi bir sözleşme” ise ve borçlu icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde kurnazlık yapıp altındaki “imzayı” açıkça inkar etmişse (reddetmişse), bu durumda İcra Mahkemesinden “İtirazın Geçici Olarak Kaldırılması” talep edilir (İİK 68/a).
Bu durumda mahkeme, bilirkişi marifetiyle imza incelemesi (kriminal inceleme) yapar. Eğer imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa, borçlu sadece itirazın iptal edilmesiyle kalmaz, aynı zamanda senede dayanan alacağın %10’u oranında ekstra para cezasına çarptırılır. Borçlunun duruşmaya mazeretsiz gelmemesi halinde de doğrudan itiraz geçici kaldırılır ve %10 ceza kesilir.
Eğer elinizdeki belge İİK 68’de sayılan kesin nitelikte belgelerden biri değilse (örneğin sadece cari hesap ekstresi veya teslim fişi eksik bir faturaysa), icra mahkemesine başvurmak felaketle sonuçlanabilir. Çünkü icra mahkemesi alacağın varlığını detaylı araştıramaz ve belgeniz zayıfsa “itirazın kaldırılması talebini reddeder”. Üstelik bu ret kararı üzerine, talep etmişse borçlu lehine aleyhinize %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilebilir. Bu yüzden belgenin niteliğini doğru tahlil etmek, hukuki sürecin kalbidir.
Yargıtay Kararları Işığında Likit Alacak ve %20 İcra İnkar Tazminatı
Gerek itirazın iptali davasında gerekse itirazın kaldırılması yolunda, alacaklının en büyük yasal güvencesi borçluyu %20 İcra İnkar Tazminatına mahkum ettirebilmektir. İcra ve İflas Kanunu uyarınca, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi halinde, borçlu hükmolunan miktarın en az %20’si oranında tazminat öder.
Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bu tazminata hükmedilebilmesinin en hayati koşulu alacağın “Likit (Belirlenebilir/Muayyen)” olmasıdır.
Yargıtay kararlarına göre likit alacak kavramı şu şekilde tarif edilmiştir: “Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması, ya da borçlusu tarafından bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir.”.
Eğer elinizde bir sözleşme, protokol veya banka kredi sözleşmesi varsa, Yargıtay bu alacakları tartışmasız olarak likit kabul etmektedir. Emsal bir Yargıtay kararında: “Takip konusu yapılan alacak, taraflar arasında düzenlenen protokol ve ek protokole göre hesap edilebilir belli ve likittir. Bu durumda, İcra İflas Kanunun 67/2 maddesi gereğince icra inkar tazminatına hükmedilmelidir.” şeklinde hüküm kurulmuştur. Aynı şekilde kredi sözleşmelerine kefaletten doğan alacaklar da Yargıtay tarafından likit alacak olarak değerlendirilmiş ve %20 tazminata tabi tutulmuştur.
Dolayısıyla, elinde sözleşme veya senet olan bir alacaklı; hem icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını isteyerek zaman kazanabilir hem de alacağı baştan belirli (likit) olduğu için borçluyu %20 inkar tazminatına mahkum ettirerek enflasyon ve gecikme zararlarını telafi edebilir.
| Yol | Süre | Merci | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Ödeme emrine itiraz | 7 gün | İcra dairesi | İİK m.62 |
| Gecikmiş itiraz | Engelin kalktığı günden 3 gün | İcra mahkemesi | İİK m.65 |
| İtirazın kaldırılması | 6 ay | İcra mahkemesi | İİK m.68 |
| İtirazın iptali davası | 1 yıl | Genel mahkeme | İİK m.67 |
| İcra inkar tazminatı | Hükmolunan meblağın en az %20’si | Mahkeme | İİK m.67 |
| İhtiyati haczin infazı | Karardan itibaren 10 gün | İcra dairesi | İİK m.261 |
İtirazın kaldırılması için altı ay içinde başvurulmazsa yeniden ilamsız takip yapılamaz (İİK m.68).
İcra Sürecinin Hassasiyeti ve Uzman Avukat Değerlendirmesi
İtirazın kaldırılması mı yoksa itirazın iptali mi açacağınızı doğru seçmek önemli. Geçerli bir protokolünüz varken 6 aylık itirazın kaldırılması süresini kaçırıp mecburen 1 yıllık itirazın iptali davasına geçmek, veya yeterli belgeniz olmadan İcra Mahkemesine başvurup davayı kaybedip yüzde 20 tazminat ödemek sık karşılaşılan mağduriyetler.
Temerrüt faizinin başlangıç tarihinin doğru hesaplanması ve likit alacak savunmasının doğru sunulması da önemli.
Hangi dava yolunu seçeceğinizden emin değilseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Borçlu icra takibime itiraz ettiğinde önümdeki yasal seçenekler (hukuki yollar) nelerdir?
Borçlunun yasal 7 günlük süre içinde itiraz etmesiyle ilamsız icra takibiniz kendiliğinden durur. Takibi yeniden canlandırmak için önünüzde iki yasal seçenek vardır: Genel mahkemelerde açılacak “İtirazın İptali Davası” veya elinizde kanunun aradığı nitelikli belgeler varsa İcra Mahkemesi’nden istenecek “İtirazın Kaldırılması” yolu.
-
İtirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması yolu arasındaki en temel farklar nelerdir?
İtirazın iptali genel mahkemelerde açılır, 1 yıllık yasal dava açma süresi vardır ve şahit, yemin dahil her türlü delille borç ispatlanabilir; ancak yargılama yıllar sürebilir. İtirazın kaldırılması ise 6 aylık süreye tabidir, doğrudan İcra Mahkemesi’nde açılır ve sadece kanunun (İİK md. 68) saydığı çok güçlü yazılı belgeler üzerinden sadece birkaç ay içinde hızlıca karara bağlanır.
-
Elimde borçlunun imzasını taşıyan yazılı bir sözleşme veya protokol varsa hangi yolu seçmeliyim?
Elinizde imzalı bir sözleşme, protokol veya taahhütname varsa kesinlikle “İtirazın Kaldırılması” yolunu seçmek çok daha avantajlıdır. İcra Mahkemesi borcun esasına girip uzun uzadıya yargılama yapmadığı ve şahit dinlemediği için davanız çok hızlı (birkaç ay içinde) sonuçlanır, masrafları daha azdır ve karar çıkar çıkmaz hemen haciz aşamasına geçebilirsiniz.
-
Borçlu icra dairesine verdiği dilekçede sözleşme altındaki “imzayı” inkar ederse süreç nasıl ilerler?
Borçlu adi sözleşmedeki imzayı reddettiyse İcra Mahkemesi’nden “İtirazın Geçici Kaldırılması” kararı istenir. Mahkeme bilirkişi marifetiyle kriminal imza incelemesi yapar; imzanın borçluya ait olduğu kesinleşirse borçlunun itirazı kaldırılmakla kalmaz, borçlu ayrıca senede dayanan alacağın %10’u oranında ekstra icra para cezasına çarptırılır.
-
Elimde güçlü bir yazılı belge (sözleşme/senet) yoksa İcra Mahkemesi’ne başvurabilir miyim?
Hayır, elinizde İİK m. 68’de sayılan nitelikte imzalardan biri (noter senedi, imzası kabul edilmiş adi sözleşme vb.) yoksa doğrudan İcra Mahkemesi’ne gitmek felaketle sonuçlanabilir. Mahkeme sınırlı yetkili olduğundan belgeniz yetersiz gelirse talebinizi reddeder ve haksız çıktığınız için borçlu lehine aleyhinize %20’den az olmamak üzere tazminata hükmeder. Bu durumda tek seçeneğiniz genel mahkemede itirazın iptali davası açmaktır.
-
Sözleşmeye dayalı icra takibinde borçluyu %20 icra inkar tazminatına mahkum etmenin şartı nedir?
En temel şart alacağın “likit” (belirlenebilir) olmasıdır. Yargıtay içtihatlarına göre taraflar arasında düzenlenen yazılı sözleşme, protokol, bono veya banka kredisi gibi borç miktarı net, sabit ve borçlu tarafından kolayca hesaplanabilir durumda olan alacaklar likit kabul edilir. Davayı kazandığınızda borçlu haksız çıktığı için otomatik olarak %20 tazminat öder.
-
Borçlunun itiraz ettiği icra takibi için duran süreci canlandırma süreleri ne zaman başlar?
Dava açma süreleri (itirazın kaldırılması için 6 ay, itirazın iptali davası için 1 yıl), borçlunun yaptığı itiraz dilekçesinin icra dairesi aracılığıyla size resmi olarak tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Bu süreler yasal hak düşürücü süreler olduğu için 1 gün bile geçirilirse icra takibiniz tamamen düşer.





