Yargıtay: FETÖ/PDY Üyeliği İçin Nihai Amaç Bilgisi Şartı
Giriş ve Olayın Özeti
Türkiye”de hukuk gündemini meşgul eden ve özellikle terör örgütü üyeliği suçlamalarına ilişkin içtihatların gelişiminde kritik öneme sahip Yargıtay kararları, uygulamayı şekillendirmeye devam etmektedir. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, hukuki gelişmeleri yakından takip ederek müvekkillerimizi en doğru şekilde bilgilendirmeyi görev ediniyoruz. Bu bağlamda, Yargıtay 3. Ceza Dairesi”nin 2022/33073 Esas, 2025/27334 Karar sayılı yakın tarihli kararı, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunun unsurları ve delil değerlendirmesi açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Söz konusu karar, Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi”nin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verdiği mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesi üzerine temyiz incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına hükmetmiştir. Karar, örgüt üyeliği için aranan organik bağ ve örgütün nihai amacını bilme şartlarına ilişkin emsal niteliğinde değerlendirmeler içermektedir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, kararında öncelikle örgüt üyeliği kavramının temel hukuki niteliklerini detaylı bir şekilde açıklamıştır. Buna göre, örgüt üyesi; örgütün amacını benimseyen, hiyerarşik yapısına dahil olan, verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması silahlı örgüte üyelik suçunun temel şartları olarak vurgulanmıştır. Ancak, örgüt üyeleri tarafından işlenebilen nitelikteki suçların varlığı durumunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk aranmayabileceği de belirtilmiştir. Önemli bir ayrım olarak, örgüte sadece sempati duymanın, amaçlarını benimsemenin veya yayınlarını bulundurmanın örgüt üyeliği için yeterli olmadığına dikkat çekilmiştir. Üyeliğin oluşabilmesi için kişinin, örgütün suç işleme amacıyla kurulduğunu bilerek ve isteyerek katılması, yani “suç işleme amacı” saikiyle hareket etmesi gerekmektedir.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince FETÖ/PDY üyeliğinden mahkumiyet kararı verilmişken, Yargıtay bu kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde, FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak algılanması gerçeğine vurgu yapılmıştır. Sanığın, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katmanlarla irtibatlı olduğu anlaşılsa da, örgütün nihai amacını bildiği yönünde yeterli delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanığın gizli haberleşme programlarını kullanmaması, kod adının olmaması ve kamuoyunca bilinen operasyonel eylemlerden sonra örgütsel faaliyetinin tespit edilememesi gibi hususlar dikkate alınmıştır. Yargıtay, operasyonel eylemlerden önceki döneme ilişkin bağlantının, sanığın örgütün nihai amacını bilerek organik bağ kurduğunu ve hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetler bulunmadığına hükmetmiştir. Bu nedenle, “her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil” mevcut olmadığı gerekçesiyle, sanık hakkında beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir.
Yorum
Yargıtay”ın bu kararı, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunun ispatı konusunda ne denli titiz bir delil değerlendirmesi yapılması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle FETÖ/PDY gibi, başlangıçta toplumun geniş kesimlerince masumane bir sivil toplum kuruluşu veya eğitim hareketi olarak algılanan örgütlenmeler söz konusu olduğunda, kişilerin örgütün nihai amacını bilerek ve isteyerek organik bağ kurup kurmadığı hususu büyük önem taşımaktadır. Karar, yalnızca örgüte sempati duymanın, belirli katmanlarıyla temas etmenin veya operasyonel nitelikte olmayan faaliyetlerde bulunmanın örgüt üyeliği için yeterli olmadığını net bir şekilde belirtmektedir. Bir kişinin terör örgütü üyeliğiyle cezalandırılabilmesi için, örgütün suç işleme amacını bildiği, bu amaca yönelik iradesini örgüte teslim ettiği ve örgütün hiyerarşik yapısına dahil olarak somut faaliyetlerde bulunduğu hususunun “her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle” kanıtlanması gerektiğinin altı çizilmiştir. Bu karar, lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi prensipleri açısından da önemli bir güvence sunmakta, ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanışına ışık tutmaktadır. Hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma hakkı ilkeleri çerçevesinde, somut olayın özelliklerine göre delillerin dikkatle incelenmesi ve yorumlanması gerektiğini vurgulamaktadır.
Karar Künyesi
Yargıtay: 3. Ceza Dairesi
Esas Numarası: 2022/33073
Karar Numarası: 2025/27334
Karar Tarihi: 02.12.2025
Suç: Silahlı terör örgütüne üye olma
İlk Derece Mahkemesi: Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi (2018/388 E., 2019/488 K.)
Bölge Adliye Mahkemesi: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (2020/495 E., 2021/605 K.)
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Bir örgüte sempati duymak veya yayınlarını bulundurmak tek başına terör örgütü üyeliği suçunu oluşturur mu?
Hayır, oluşturmaz. Yargıtay’ın yerleşik ve en son kararlarına göre, bir örgüte sadece sempati duymak, amaçlarını benimsemek veya yayınlarını evinde bulundurmak ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçunun oluşması için yasal olarak yeterli değildir. Ceza verilebilmesi için somut örgütsel eylemler aranır.
-
Yargıtay kararlarında geçen ‘organik bağ’ ile ‘süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk’ kriterleri ne anlama gelir?
Örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için sanığın, iradesini örgüt hiyerarşisine teslim ederek onun emir ve talimatlarına göre hareket etmesi gerekir. Bu bağın kurulup kurulmadığı ise sanığın eylemlerinin zaman içindeki sürekliliğine, faaliyetlerinin çeşitliliğine ve örgütsel hayatının yoğunluğuna bakılarak mahkemece değerlendirilir.
-
FETÖ/PDY davalarında örgütün nihai (gerçek) amacını bilmeme savunması beraat gerekçesi olabilir mi?
Evet, olabilir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi emsal kararında, bu yapının başlangıçta bir eğitim ve ahlak hareketi olarak algılanmasını gözetmiştir. Sanığın gizli haberleşme programı (ByLock vb.) kullanmaması, kod adının olmaması ve operasyonel süreçlerden sonra bağını kesmesi durumunda, örgütün gerçek suç amacını bildiğine dair kesin delil yoksa beraat kararı verilmesi gerekir.
-
Örgütün meşruiyet vitrini (okul, dernek, sendika vb.) ile geçmişte temas kuran herkes cezalandırılır mı?
Hayır, cezalandırılmaz. Örgütün illegal ve suç işleyen yapısı açığa çıkmadan önceki dönemde, sadece yasal görünen okul, dershane, sendika veya dernek gibi kurumlarıyla temas kurmuş olmak, kişinin doğrudan suç işleme saikiyle hareket ettiğini göstermez. Bu yüzeysel temaslar üyelik cezası için tek başına delil kabul edilemez.
-
Örgüt üyeliği davalarında ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi nasıl uygulanır?
Ceza yargılamasının en temel kurallarından biri olan bu ilkeye göre, sanığın terör örgütünün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dahil olduğu hususunda mahkemede en ufak bir şüphe kalmışsa, yani iddialar her türlü şüpheden uzak kesin delillerle kanıtlanamıyorsa, mahkumiyet kararı verilemez; sanığın beraatine hükmedilir.
