Asıl İşveren (Müteahhit) Alt İşverenin (Taşeronun) SGK Borcundan Sorumlu Mu?
Taşeron firmanızın SGK borcu biriktiğinde, bu borcun bir gün sizin kapınıza da dayanabileceğini bilmek işinizi daha dikkatli yönetmenizi sağlayabilir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulma şartlarını, alt işverenin SGK borcundan asıl işverenin sorumluluğunu ve iş kazası rücu davalarındaki sorumluluk paylaşımını anlatıyoruz.
Asıl İşveren ve Alt İşveren (Taşeron) İlişkisinin Hukuki Temeli
Sosyal Güvenlik Hukukunda “işveren” sıfatı, hizmet akdi (iş sözleşmesi) ile bir veya birden fazla kişiyi çalıştıran gerçek veya tüzel kişileri ifade eder. Ancak ekonomik hayatın gereklilikleri, bir işyerinde birden fazla işverenin aynı anda faaliyet göstermesini zorunlu kılmıştır. Halk arasında “Müteahhit – Taşeron” olarak bilinen ilişkinin hukuki karşılığı mevzuatımızda “Asıl İşveren – Alt İşveren” ilişkisidir.
Bu ilişkinin temel dayanağı ve sorumluluk sınırı, çalışma hayatımızın anayasası olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘nun 12. maddesinin son fıkrasında son derece kesin bir dille hükme bağlanmıştır.
İlgili kanun maddesine göre: “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir. Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur.”.
Kanun koyucu bu hükümle, asıl işverenin “İşçiyi ben almadım, SGK bildirimini ben yapmadım” diyerek sorumluluktan kaçmasının önüne geçmiştir. 5510 sayılı Kanun’un 11/6. maddesi gereğince de alt işveren, asıl işverenin işyerinde çalıştırdığı sigortalıları, Kurumdan alacağı özel bir numara (aracı numarası/alt işveren kodu) ile doğrudan asıl işverenin kayıtlı olduğu dosya üzerinden bildirir. Bu durum, SGK sisteminde iki firmanın kaderini birbirine bağlar. Konunun genel yasal teorisi hakkında daha geniş bilgi için Sosyal Güvenlik Hukuku sayfamızı mutlaka incelemelisiniz.
Asıl İşveren – Alt İşveren İlişkisinin Kurulma Şartları Nelerdir?
Hukuken bir “Asıl İşveren – Alt İşveren” ilişkisinden ve dolayısıyla müteselsil sorumluluktan bahsedebilmek için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan “Alt İşverenlik Yönetmeliği“nin 4. maddesinde belirtilen katı şartların tümünün bir arada gerçekleşmesi zorunludur. Eğer bu şartlardan biri eksikse, ortada bir asıl-alt işveren ilişkisi değil, “iki bağımsız işveren” vardır ve herkes sadece kendi borcundan sorumlu olur.
Bir ilişkinin hukuken alt işverenlik sayılabilmesi için şu şartlar aranır:
| Asıl İşverenin İşçisi Olmalı | Asıl işverenin o işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde bizzat çalıştırdığı kendi işçileri de bulunmalıdır. Eğer müteahhit, sahada hiçbir işçi çalıştırmayıp tüm işi bölerek başkalarına vermişse, o kişi asıl işveren değil, işverene vekâlet eden veya anahtar teslim iş veren kişi konumuna düşebilir. |
| İş, Yardımcı veya Uzmanlık Gerektiren Bir İş Olmalı | Alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin “yardımcı işlerinden” (yemek, güvenlik, temizlik gibi) olmalıdır. Eğer asıl işin bir parçası bölünerek alt işverene veriliyorsa, bu işin mutlaka işletmenin ve işin gereği ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren” bir iş (örneğin devasa bir inşaattaki özel asansör veya otomasyon sistemleri) olması şarttır. |
| Sadece O İşyerinde Çalışma | Alt işveren, üstlendiği iş için görevlendirdiği işçilerini “sadece o işyerinde” aldığı işte çalıştırmalıdır. İşçi sabah sizin şantiyenizde, öğleden sonra başka şantiyede çalışıyorsa hukuki bağ kopar. |
| İşin Bağımlılığı | Alt işverene verilen iş, asıl işe bağımlı olmalı ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam etmelidir. |
| Önceki İşçi Yasağı (Muvazaa Engeli) | Alt işveren, daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmamalıdır (Şirket hissedarlığı istisnası hariç). Bu kural, asıl işverenin kendi işçisini kâğıt üzerinde “taşeron” gibi gösterip maliyetten ve kıdem tazminatından kaçmasını (muvazaa/danışıklı dövüş) engellemek için getirilmiştir. |
Alt İşverenin SGK Prim Borçlarından Asıl İşverenin (Müteahhidin) Sorumluluğu
Bir inşaat, tekstil veya güvenlik sektöründe faaliyet gösteriyor olabilirsiniz. Taşeron firmanız, hak edişlerini sizden tıkır tıkır almasına rağmen, çalıştırdığı işçilerin SGK primlerini ödememiş, eksik yatırmış veya kayıt dışı (kaçak) işçi çalıştırmış olabilir.
5510 sayılı Kanun’un 12/son maddesi gereğince, asıl işveren, alt işverenin Kuruma karşı olan tüm yükümlülüklerinden (prim borçları, gecikme zamları, gecikme cezaları ve hatta idari para cezaları) “müştereken ve müteselsilen” sorumludur.
Müşterek ve Müteselsil Sorumluluk Ne Demektir? SGK, taşeronun ödemediği prim borcunu tahsil etmek için önce taşerona gitmek, onun iflas etmesini beklemek veya mallarını haczettikten sonra kalan borç için size gelmek zorunda değildir. Kurum, alacağının tamamını doğrudan ve aynı anda asıl işverenden (müteahhitten) talep edebilir. Sizin “Aramızdaki sözleşmede ‘SGK borçları taşerona aittir’ yazıyor” şeklindeki savunmanız Kurum nezdinde tamamen geçersizdir.
Zira 5510 sayılı Kanun’un 92. maddesi; “Bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümler geçersizdir” der. Siz SGK’ya bu parayı ödemek zorunda kalırsınız; sonrasında kendi aranızdaki sözleşmeye dayanarak taşerona (eğer firmayı yerinde bulabilirseniz) rücu davası açabilirsiniz.
İhale Makamlarının ve Kamu Kurumlarının Sorumluluğu (Hakediş Kesintileri)
Müteahhit firmaları en çok zorlayan konulardan biri de kamu ihaleleridir. 5510 sayılı Kanun’un 90. maddesine göre; kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar ve bankalar, ihale yolu ile yaptırdıkları işleri 15 gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
İşverenlerin (ve taşeronların) hakedişleri, Kuruma idari para cezası, prim ve prime ilişkin borçlarının olmaması kaydıyla ödenir. Kesin teminatların iadesi de ancak Kuruma borç bulunmadığının (ilişiksizlik belgesi) tespiti ile mümkündür. Eğer alt işvereninizin (taşeronunuzun) SGK prim borcu varsa, ihale makamı (örneğin TOKİ veya Karayolları) sizin hakedişinizden bu parayı doğrudan kesecek veya hakedişinize bloke koyacaktır. Bu nedenle müteahhitlerin, taşeronlarına hakediş ödemesi yapmadan önce mutlaka SGK borcu olup olmadığını sorgulaması büyük önem taşır.
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
İş Kazası ve Rücu Davalarında Asıl İşveren – Alt İşveren Sorumluluğu
Prim borçları bir şekilde ödenebilir; ancak taşeronun işçisinin şantiyede ağır yaralanması veya ölmesiyle sonuçlanan bir “İş Kazası”, asıl işvereni milyonlarca liralık devasa rücu davalarıyla karşı karşıya bırakarak şirketin iflasına yol açabilir.
SGK, iş kazası sonucu sakat kalan işçiye veya ölen işçinin ailesine ömür boyu maaş (sürekli iş göremezlik veya ölüm geliri) bağlar. Ardından 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi gereğince, bağlanan bu gelirin “İlk Peşin Sermaye Değerini” ve yapılan tedavi masraflarını kusurlu işverenden tek seferde geri ister (Rücu Davası).
İşte taşeronun (alt işverenin) çalışanı kaza geçirdiğinde, asıl işverenin sorumluluk kalkanı şu kurallara tabidir:
| Birlikte Sorumluluk | Sigortalı, alt işverenin aracılığı ile işe girmiş ve sözleşmeyi onunla yapmış olsa da, asıl işveren, Kuruma karşı alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. |
| Sorumluluğun Sınırı (Kusur Oranı) | Asıl işverenin sorumlu tutulabilmesi için olayda bizzat kendi fiili kusurunun bulunmasına gerek yoktur. Alt işverenin kusurlu bulunması yeterlidir. Ancak asıl işverenin 12. maddeye dayalı sorumluluğu, alt işverenin kusuru ve sorumluluğunun miktarı ile sınırlıdır. Yani asıl işveren, alt işverenin kusur oranında sorumludur. |
| Kurtuluş İhtimali | Şayet mahkemece atanan İSG bilirkişi heyeti, alt işverenin olayda %0 kusurlu olduğunu (örneğin olayın tamamen kaçınılmazlık veya işçinin %100 kendi kusuru olduğunu) tespit ederse, alt işveren sorumlu tutulamayacağı için, asıl işveren de otomatik olarak sorumluluktan kurtulur. Asıl işveren, rücu davasında alt işverene ait tüm yasal savunmaları ve defileri (zamanaşımı vb.) ileri sürebilir. |
(Not: Eğer sigortasız/kaçak bir taşeron işçisi kaza geçirirse, 5510 s. Kanun m. 23 gereği “Kusursuz Sorumluluk” devreye girer. SGK, kazada %0 kusurunuz olsa bile, sırf işçi sigortasız diye trilyonluk faturayı hem taşerona hem de asıl işveren olarak size keser.)
Yargıtay Kararları Işığında Asıl ve Alt İşveren Sorumluluğunun Sınırları
Üst derece mahkemesi olan Yargıtay’ın bu konudaki emsal içtihatları, müteahhitleri haksız SGK davalarından kurtaracak altın değerinde kriterler barındırır. Yüklediğimiz hukuki kaynaklarda da vurgulandığı üzere, Yargıtay’ın en kritik yaklaşımı “Anahtar Teslimi İş” kavramıdır.
Bir işin bir bölümü değil de, bütünüyle “anahtar teslimi” olarak bir başka müteahhide verilmesi durumunda ortada bir “asıl işveren – alt işveren” ilişkisi kurulmaz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin çok önemli bir içtihat değişikliğine göre; yapı kooperatifleri veya dev inşaat firmaları, işi anahtar teslimi ile vermişse “asıl işveren” sayılamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (Örn: 5.5.2004 tarih, 2004/233-262 Karar) yerleşik içtihadına göre; 5510 (eski 506) sayılı Kanun anlamında bir kişiden alt işveren (taşeron/aracı) olarak söz edebilmek için, alınan işin, asıl işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi ya da yardımcı işler kapsamında bulunması gerekir.
Eğer asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre tamamen “ayrı ve bağımsız bir nitelik taşıyorsa”, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu durumda asıl işveren-alt işveren bağı kopar ve müteahhit, diğer firmanın SGK prim borcundan veya iş kazasından sorumlu tutulamaz.
Bunun tespiti; sözleşmelerin niteliği, sahadaki üretim sürecine dâhil olma biçimi ve işçilerin kimden emir ve talimat aldığı gibi derinlemesine bir hukuki analizi gerektirir.
Uzman Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç
Taşeron kullanan bir müteahhit olarak, alt işverenin SGK borçlarından ve iş kazalarından müşterek ve müteselsil sorumlu tutulabilirsiniz. Sözleşmemiz var, ceza ona kesilir rahatlığı yeterli bir savunma değil.
Alt işverenlik sözleşmesinin SGK mevzuatındaki anahtar teslim iş veya bağımsız işveren kriterlerine uygun, muvazaadan uzak hazırlanması ve rücu davasında husumetin doğru yöneltilmesi, İSG bilirkişi raporundaki taşeron kusur oranına itiraz edilmesi önemli.
Asıl işverenin alt işverenin SGK borcundan sorumluluğu, işçiyi korumak için kurulmuş bir güvencedir ve sözleşmeyle ortadan kaldırılamaz. İş Kanunu’nun 2. maddesi, asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olduğunu söyler. Sosyal güvenlik tarafında ise 5510 sayılı Kanun’un 12. maddesi aynı çizgide, asıl işvereni alt işverenin Kuruma olan yükümlülüklerinden birlikte sorumlu tutar.
Aranızda imzalanan ve alt işvereni tek başına sorumlu kılan sözleşme hükümleri yalnızca iç ilişkide, yani rücu bakımından sonuç doğurur; Kuruma ya da işçiye karşı ileri sürülemez. Bu yüzden asıl işveren için tek gerçek koruma, alt işverenin prim ödemelerini hakediş ödemelerinden önce fiilen denetlemektir. Yönetici ve ortakların şahsi sorumluluğunu ayrı bir yazıda ele aldık. Sosyal Güvenlik Hukuku alanındaki deneyimimizle, taşeron ilişkisinden doğan sorumluluğunuzu değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Asıl işveren (müteahhit) taşeronun (alt işverenin) SGK prim borçlarından hukuken sorumlu mudur?
Evet, sorumludur. 5510 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin o işyerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle doğan tüm prim borçlarından, gecikme zamlarından ve idari para cezalarından alt işveren ile birlikte “müştereken ve müteselsilen” sorumludur. Sözleşmeye aksine konulan maddeler SGK nezdinde geçersizdir.
-
Taşeronun SGK prim borcu yüzünden müteahhidin resmi hakedişine ve teminatına el konulabilir mi?
Evet, konulabilir. 5510 sayılı Kanun’un 90. maddesi uyarınca kamu idareleri ve bankalar ihale yoluyla yaptırdıkları işlerde hakediş ödemesi yapmadan önce borç sorgulaması yapar. Alt işverenin (taşeronun) Kuruma prim borcu bulunması halinde ihale makamı asıl işverenin (müteahhidin) hakedişinden bu borcu doğrudan keser veya bloke koyar.
-
Taşeron işçisinin geçirdiği iş kazasından dolayı SGK’nın açacağı rücu davasında müteahhidin sorumluluk sınırı nedir?
İş kazası rücu davalarında asıl işveren, alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Ancak asıl işverenin bu maddedeki yasal sorumluluğu, alt işverenin (taşeronun) kusur oranı ve sorumluluk miktarı ile sınırlıdır. Taşeronun olayda hiçbir kusurunun bulunmadığı (örn: %100 işçi kusuru) saptanırsa müteahhit de sorumluluktan kurtulur.
-
Bir işin bütünüyle “Anahtar Teslimi” olarak verilmesi durumunda asıl-alt işveren sorumluluğu kurulur mu?
Hayır, kurulmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bir işin bir bölümü veya yardımcı uzantısı değil de projenin bütünüyle “anahtar teslimi” sözleşmesiyle bağımsız bir şirkete devredilmesi halinde, işi veren kişi ya da kurum “asıl işveren” sayılamaz. Bu durumda iki bağımsız işveren söz konusu olduğundan müteselsil sorumluluk doğmaz.
-
Hukuken geçerli bir alt işverenlik (taşeronluk) ilişkisinden bahsedebilmek için aranan temel şartlar nelerdir?
Hukuken taşeronluk ilişkisi için; asıl işverenin o işyerinde bizzat kendi işçilerini de çalıştırıyor olması, alt işverene verilen işin yardımcı işlerden olması unionya asıl işin uzmanlık/teknoloji gerektiren bir bölümü olması, taşeron işçilerinin sadece o şantiyede çalışması ve taşeronun eski bir işçi olmaması (muvazaa engeli) şarttır.
-
Taşeronun sigortasız (kaçak) işçi çalıştırması durumunda meydana gelen iş kazasından müteahhit nasıl etkilenir?
Taşeronun sigortasız işçi çalıştırması durumunda 5510 sayılı Kanun m. 23 gereğince ağır bir “kusursuz sorumluluk” yaptırımı doğar. Kazada işverenin ve müteahhidin %0 (sıfır) kusuru olsa dahi, işçi sigortasız olduğu için SGK bağladığı kaza maaşının tüm peşin sermaye değerini ve tedavi masraflarını müteselsilen müteahhitten de tahsil eder.
-
Alt işverenin borçları nedeniyle asıl işverene yöneltilecek SGK rücu davalarında zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Alt işveren işlemlerinden veya iş kazalarından kaynaklanan SGK rücu davaları, 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi uyarınca 10 (on) yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre; bağlanan gelirler yönünden Kurumun geliri onayladığı (tahsis) tarihinde, hastane tedavi ve ilaç masrafları yönünden ise Kurumca fiili ödemenin yapıldığı tarihte başlar.




