İcra İnkar Tazminatı Nedir? Tazminat Hangi Durumlarda Ödenir?

İcra İnkar Tazminatı Nedir? Yüzde 20 Tazminat Hangi Durumlarda Ödenir?

Borçlu, gerçekte borcu olduğu halde haksız yere icra takibine itiraz ettiyse, kazandığınız davada ayrıca yüzde 20 icra inkar tazminatı da talep edebilirsiniz.

%20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartlarını, “likit alacak” kavramının ne anlama geldiğini ve borçlu dava sırasında öderse tazminatın düşüp düşmediğini anlatıyoruz.

İcra İnkar Tazminatı Nedir ve Hukuki Dayanağı Neresidir?

İcra inkar tazminatı, yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu (İİK) Madde 67’de düzenlenen “İtirazın İptali Davası”ndan alan, borçluyu haksız itirazından dolayı cezalandırmayı ve alacaklının gecikmeden doğan zararını telafi etmeyi amaçlayan bir hukuki yaptırımdır.

Bir ilamsız icra takibi başlatıldığında, borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. İtiraz üzerine icra takibi kendiliğinden durur. Alacaklı, duran takibi devam ettirebilmek için itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemelerde (Asliye Hukuk, Ticaret, İş veya Tüketici Mahkemesi vb.) itirazın iptali davası açmak zorundadır.

İşte icra inkar tazminatı, ancak ve yalnız bu bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olan itirazın iptali davasında talep edilebilir ve hüküm altına alınabilir.

Eğer mahkeme, yapacağı yargılama sonucunda alacaklıyı haklı bulur ve borçlunun itirazının haksız olduğuna kanaat getirirse, davanın kabulü ile birlikte borçlunun itirazının iptaline karar verir. Bununla da kalmaz; şartları oluşmuşsa borçluyu, hükmolunan asıl alacak meblağının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum eder.

İcra Hukuku pratiğinde bu davanın ve tazminat talebinin reddedilmemesi için kanunun aradığı çok hassas şartların eksiksiz bir şekilde bir arada bulunması şarttır.

%20 İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesinin Şartları

Yerleşik Yargıtay içtihatları ve Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, bir alacaklı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için aşağıdaki usuli ve maddi şartların tamamının bir arada gerçekleşmesi zorunludur:

Geçerli Bir İlamsız İcra Takibi OlmalıdırOrtada, alacaklı tarafından usulüne uygun ve yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.
Süresinde Yapılmış Geçerli Bir İtiraz OlmalıdırBorçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süresi (kural olarak 7 gün) içinde icra dairesine itiraz etmiş ve takibi durdurmuş olmalıdır. Borçlu süresi içinde itiraz etmemişse ve takip zaten kesinleşmişse, alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı yoktur.
1 Yıllık Hak Düşürücü Sürede Dava AçılmalıdırAlacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren tam 1 yıl içinde görevli ve yetkili mahkemede itirazın iptali davasını açmış olmalıdır.
Alacaklı Tazminatı Açıkça Talep EtmelidirHâkim, taleple bağlılık ilkesi gereği kendiliğinden (re’sen) icra inkar tazminatına hükmedemez. Alacaklının dava dilekçesinde bu tazminatı açıkça talep etmiş olması şarttır.
Borçlunun İtirazı Haksız BulunmalıdırYapılan yargılama sonucunda borçlunun borçlu olduğu tespit edilmeli ve borçlunun takibe yaptığı itiraz mahkemece haksız bulunmalıdır.
Alacak “Likit” (Belirli/Hesaplanabilir) Olmalıdırİcra inkar tazminatının en hayati şartı budur. Takip konusu alacağın miktarının borçlu tarafından biliniyor veya belirlenebilecek durumda (likit) olması zorunludur.

Borçlunun “Kötü Niyetli” Olması Şart Mıdır?

İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için kural olarak borçlunun itirazında kötü niyetli olması aranmaz; sadece haksız çıkması ve alacağın likit olması yeterlidir. Ancak İİK madde 67/3 uyarınca bu kuralın çok önemli bir istisnası vardır: İtiraz eden kişi bir veli, vasi veya mirasçı ise, bu kişiler hakkında tazminata hükmolunması itirazda kötü niyetli olduklarının ispatlanmasına bağlıdır.

Mirasçı durumunda bulunan bir borçlunun, sırf murisinin (ölenin) imzasını veya borcunu bilmediği için itiraz etmiş olması onun kötü niyetli olduğunu kanıtlamaya yetmez ve aleyhine tazminata hükmedilmez.

En Kritik Şart: “Likit Alacak” Nedir? Hangi Alacaklar Likit Sayılır?

Hukuk davalarında icra inkar tazminatı taleplerinin reddedilmesinin en büyük sebebi, alacağın “likit” olarak değerlendirilmemesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre bir alacağın likit (belirli) sayılabilmesi için; alacağın gerçek miktarının belli olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi ya da bilinebilecek bir durumda bulunması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak var demektir ve borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumdadır.

Eğer alacağın miktarı mahkeme aşamasında yapılacak detaylı bir tahkikatla, kusur oranlarının tespitiyle veya kapsamlı bir bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacaksa (örneğin trafik kazası tazminatı), bu alacak likit sayılmaz ve borçlu aleyhine %20 tazminata hükmedilemez.

Yabancı Para Alacaklarında Tazminat Hesaplaması

İcra inkar tazminatına; takip konusu alacağın yabancı para olması halinde doğrudan döviz üzerinden hükmedilemez. Tazminat, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının takip tarihindeki döviz kurlarına göre belirlenecek Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplanır.

Dava Aşamasında Kısmi Kabul ve İcra İnkar Tazminatı

Mahkeme davanın tamamını değil de bir kısmını kabul ederse ne olur? Yargıtay kararlarına göre, alacak likit olduğu takdirde, mahkemece borçlunun itirazının kısmen kabulüne karar verilse bile, alacaklı yararına mahkemece “kabul edilen (borçlunun haksız çıktığı) kısım” üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. Ancak tazminat sadece asıl alacak üzerinden verilir; işlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuken mümkün değildir.

Kendi Dosyanız İçin

Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.

Yargıtay Kararları Işığında Likit Alacak ve İcra İnkar Tazminatı Yaklaşımı

Likit alacak kavramının sınırları, tamamen Yargıtay’ın emsal kararlarıyla şekillenmiştir. Türkyılmaz Hukuk olarak takip ettiğimiz dosyalarda ve güncel Yargıtay içtihatlarında hangi alacak kalemlerinin likit sayılıp sayılmadığını şu şekilde özetleyebiliriz:

1. Fatura, Sözleşme ve Cari Hesaba Dayalı Ticari Alacaklar (Likit)

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarına göre ticari satımdan kaynaklanan faturaya dayalı satış bedeli (semen), borçlu tarafından bilinen ve hesap edilebilen bir bedel olduğu için likit kabul edilir. Aynı şekilde, taraflar arasında düzenlenen bir protokole, ek protokollere veya bir genel kredi sözleşmesine (örneğin kefalet sözleşmesine) dayanan banka alacakları da açıkça hesap edilebilir olduğu için likittir ve %20 inkar tazminatına tabidir.

2. Çek, Senet ve Kambiyo Evrakından Doğan Alacaklar (Likit)

Kambiyo senetleri (çek, bono/senet, poliçe) doğası gereği rakamsal bir kesinlik ifade ederler. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin (Örn: 2002/8785 E. – 2003/11343 K.) kararlarına göre; verilen bir çek bedelinden kalan bakiye alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takiplerde, alacak açıkça belli ve hesap edilebilir (likit) durumda olduğundan, itirazında haksız çıkan borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmelidir.

3. İşçi Alacakları (Kısmen Likit, Kısmen Değil)

İş hukuku uyuşmazlıklarında Yargıtay ikili bir ayrıma gitmiştir:

Ücret ve İzin Alacakları (Likit)İşçinin aylık maaş alacağı veya iş sözleşmesinde açıkça kararlaştırılan yıllık izin ücreti alacakları, işveren tarafından bilinen ve kayıtlara dayalı hesap unsurları olduğu için likit kabul edilir ve icra inkar tazminatına hükmedilir.
Kıdem ve İhbar Tazminatı (Kural Olarak Likit Değil)İşçinin işten çıkış şekli (haklı fesih olup olmadığı), kusur durumu ve kıdeminin belirlenmesi mahkemede detaylı bir yargılamayı ve tanık dinlenmesini gerektiriyorsa hak tartışmalı demektir. Yargıtay, hakkın tartışmalı olduğu bu gibi hallerde (kıdem tazminatı vb.) alacağı likit kabul etmemekte ve icra inkar tazminatı taleplerini reddetmektedir.

4. Haksız Fiilden (Örneğin Kazadan) Doğan Tazminatlar

Kural olarak haksız fiilden (örneğin bir trafik kazası, haksız el atma veya iş kazası) doğan tazminat alacakları likit değildir. Çünkü zararın kapsamı ve tarafların kusur oranları ancak mahkemece yapılacak yargılama, keşif ve bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkar.

Ancak İstisna: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (2013/488 E. – 2014/48 K.) kararına göre; haksız fiilden doğan bir zarar sonrasında taraflar bir araya gelip bir ibraname veya mutabakatname imzalayarak ödenecek rakamı kendi aralarında kesin olarak belirlemişlerse, alacak o mutabakat tarihinde “likit” hale gelmiş olur. Bu durumda başlatılan takibe itiraz edilirse %20 icra inkar tazminatı verilir.

Borçlu Dava Aşamasında Borcu Öderse Tazminat Düşer Mi?

Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız durumlardan biri de, borçlunun icra dairesinde takibe haksız yere itiraz edip takibi durdurduktan sonra, alacaklının itirazın iptali davası açması üzerine (dava devam ederken) borcu icra dosyasına ödemesidir. Bu durumda borçlu “Ben parayı ödedim, dava bitsin, tazminat da ödemeyeyim” diyemez.

Borçlu itirazın iptali davası devam ederken takibe konu borcu öderse, mahkemece “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulur. Ancak, takip konusu alacak likit ise ve alacaklı davasında “icra inkar tazminatı talebinden vazgeçmediğini” beyan ederse, mahkeme davanın açıldığı tarih itibariyle borçlunun itirazında haksız olduğunu tespit ederek, ödenmiş olan asıl alacak üzerinden alacaklı lehine %20 icra inkar tazminatına ve yargılama giderlerine (vekalet ücreti dahil) hükmetmek zorundadır.

Kötü Niyet Tazminatı ile İcra İnkar Tazminatı Arasındaki Fark

Madalyonun diğer yüzünde ise borçluyu koruyan “Kötü Niyet Tazminatı” yer alır. İİK madde 67/2 uyarınca, itirazın iptali davası borçlu lehine sonuçlanırsa (yani mahkeme borçlunun haklı olduğuna, böyle bir borcun bulunmadığına karar verirse) ve alacaklının bu icra takibini başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanırsa, bu kez alacaklı, borçluya %20’den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilir.

İcra inkar tazminatından farklı olarak, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının sadece haksız çıkması yetmez; alacağı olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde takibe giriştiğinin (kötü niyetinin) açıkça kanıtlanması veya dosya kapsamından anlaşılması gerekir.

Gerçek Bir Dosyada Likit Alacak Değerlendirmesi

Likit alacak tartışmasının kâğıt üzerinde nasıl sonuçlandığını görmek için Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2025/6796 esas, 2026/4116 karar sayılı kararına bakmak yeterli. Dosyada bir banka, genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olan kişiler hakkında icra takibi başlatmış, borca itiraz üzerine takip durunca itirazın iptali davası açıp yüzde yirmi oranında icra inkar tazminatı talep etmişti.

Mahkeme alacağı bilirkişi incelemesiyle kefiller yönünden ayrı ayrı belirledi: bir davalı için 1.025.460,76 TL, diğeri için 1.262.658,65 TL. Kararda bilirkişi raporunun açık ve denetime elverişli olduğu, kredi genel sözleşmesi hükümlerine uygun bulunduğu, esas alınan temerrüt tarihlerinde ve faiz oranında hukuka aykırılık olmadığı saptandı. Bu tespitlerin ardından alacağın likit olduğu ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldı.

Buradan çıkan pratik ölçü şudur: alacağın tutarını bulmak için bilirkişi incelemesi yapılmış olması, o alacağı likit olmaktan çıkarmaz. Belirleyici olan, miktarın hâkimin takdirine değil sözleşme hükümlerine ve hesap kayıtlarına dayanarak hesaplanabilmesidir. Kredi sözleşmeleri, cari hesap ekstreleri, faturalar, çek ve senetler bu nedenle çoğunlukla likit kabul edilir.

Aynı dosyada dikkat çeken bir ayrıntı daha var: davacı banka, dava sırasında verdiği dilekçeyle talebini 1.285.642,67 TL’ye çıkarmıştı. Burada İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin son fıkrası devreye girer; bu fıkra, icra inkar tazminatının tespitinde takip talebindeki ya da davadaki talebin esas alınacağını söyler. Yani tazminat, sonradan yapılan artırmalar üzerinden değil, dosyanın dayandığı asıl talep üzerinden hesaplanır.

Avukat Değerlendirmesi: İtirazın İptali Davalarında Stratejik Önem

Yüzde 20 icra inkar tazminatı, alacağını haksız itirazlarla geciktirilen alacaklılar için güçlü bir hak. Ama bu tazminatın alınabilmesi, dava dilekçesindeki taleplerin doğru yazılmasına, 1 yıllık hak düşürücü süreye uyulmasına ve alacağın likit olduğunun mahkemeye doğru şekilde anlatılmasına bağlı.

Aynı şekilde haksız bir takiple karşılaşan borçlular da alacaklının kötü niyetini ispatlayarak yüzde 20 tazminat talep edebiliyor; küçük bir usul hatası bu hakkı kaybettirebiliyor.

İcra inkar tazminatının oranı 2012 yılında 6352 sayılı Kanunla yüzde kırktan yüzde yirmiye indirildi ve bugün İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygulanıyor. Aynı maddenin son fıkrasına göre tazminatın hesabında takip talebindeki ya da davadaki talep esas alınır, sonradan yapılan artırmalar dikkate alınmaz.

Kambiyo takiplerinde de benzer bir yaptırım var: 169/a maddesi uyarınca borçlunun itirazı esastan kabul edilirse kötü niyetli veya ağır kusurlu alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Ayrıca senetteki imzasını haksız yere inkâr eden taraf, alacağın yüzde onu oranında para cezası öder. İcra Hukuku alanındaki deneyimimizle, alacağınızın likit sayılıp sayılmayacağını ve tazminat talebinizin hangi tutar üzerinden kurulacağını değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • İcra İnkar Tazminatı tam olarak ne işe yarar, neden var?

    İcra inkar tazminatı, alacağınızın haksız yere itiraz edilip icra takibinizin durması durumunda, borçluyu cezalandırarak sizi koruyan ve alacağınızın en az %20’si kadar ek bir ödeme almanızı sağlayan önemli bir yasal haktır. Bu sayede, borçlunun sırf zaman kazanmak için itiraz etmesinin önüne geçilir ve tahsilat süreciniz hızlanır.

  • Yüzde 20 icra inkar tazminatını alabilmek için hangi şartları taşımam gerekiyor?

    Bu tazminatı alabilmeniz için usulüne uygun bir icra takibi başlatılmış, borçlu süresinde itiraz etmiş, siz de bir yıl içinde itirazın iptali davası açmış ve dava dilekçenizde tazminatı açıkça talep etmiş olmalısınız. En önemlisi, mahkeme borçlunun itirazını haksız bulmalı ve alacağınız “likit” yani belirli veya hesaplanabilir nitelikte olmalıdır.

  • “Likit alacak” ne demek oluyor, benim alacağımın likit olup olmadığını nasıl anlarım?

    Likit alacak, miktarının net olarak belli olduğu veya borçlu tarafından kolayca hesaplanabildiği alacaklardır. Eğer alacağın miktarı mahkemede uzun bir araştırma, bilirkişi incelemesi veya kusur tespitiyle ortaya çıkacaksa, o alacak likit sayılmaz.

  • Borçlu haksız yere itiraz ettiğinde, bu tazminatı ödemesi için illa da kötü niyetli mi olması lazım?

    Kural olarak borçlunun kötü niyetli olması şart değildir; itirazında haksız çıkması ve alacağın likit olması yeterlidir. Ancak, itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, tazminata hükmedilmesi için kötü niyetli olduklarının ispatlanması gerekir.

  • Fatura, senet gibi ticari alacaklarımda veya işçilik alacaklarımda da bu tazminatı talep edebilir miyim?

    Evet, fatura, sözleşme, çek veya senet gibi ticari alacaklar genellikle likit kabul edildiğinden bu tazminatı alabilirsiniz. İşçilik alacaklarından ise sadece maaş veya belirli izin ücretleri gibi kalemler likit sayılırken, kıdem veya ihbar tazminatı gibi mahkeme kararına bağlı olanlar genellikle likit kabul edilmez.

  • Dava devam ederken borçlu borcunu öderse, icra inkar tazminatı alma hakkım düşer mi?

    Hayır, borçlu dava açıldıktan sonra borcunu ödese bile, eğer sizin alacağınız likit ise ve dava dilekçenizde tazminatı talep ettiyseniz, mahkeme yine de %20 icra inkar tazminatına hükmeder. Borcun ödenmesi sadece ana dava konusunu ortadan kaldırır, tazminat hakkınız devam eder.

  • Eğer ben haksız yere icra takibi başlattıysam, borçlu da bana karşı bir tazminat talep edebilir mi?

    Evet, madalyonun diğer yüzünde “Kötü Niyet Tazminatı” bulunur. Eğer başlattığınız icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunuz kanıtlanırsa, borçlu da size karşı %20’den az olmamak üzere bu tazminatı talep edebilir.

İLGİLİ YAZILAR