Sadece Yetkili İcra Dairesine İtiraz Edilirse İtirazın İptali Davası Açılır Mı?
Borçlu, sadece icra dairesinin yetkisine itiraz edip borcu inkar etmediyse, bu durumda itirazın iptali davası açıp açamayacağınız merak edilen bir konu. İki tür itirazın hukuki sonucu birbirinden tamamen farklı.
Hem yetkiye hem borca birlikte itiraz edilirse sürecin nasıl değiştiğini, Yargıtay’ın yetki itirazını nasıl değerlendirdiğini ve bu ayrımı gözden kaçırmanın size nasıl bir usul hatasına mal olabileceğini anlatıyoruz.
İlamsız İcra Takiplerinde Yetki Kuralları ve İtirazın Hukuki Niteliği
Alacağınızı tahsil etmek için başlattığınız ilamsız icra takibinde, icra müdürlüğü borçluya bir ödeme emri (Örnek No: 7) gönderir. Hukuk sistemimize göre borçlu, bu ödeme emrini tebliğ aldığı tarihten itibaren 7 (yedi) gün içinde icra dairesine başvurarak itiraz edebilir. Borçlunun bu itirazı; borcun tamamına, bir kısmına, faiz oranına, senet altındaki imzaya olabileceği gibi, doğrudan icra dairesinin “yetkisine” de yönelik olabilir.
İcra ve İflas Kanunu (İİK) madde 50 uyarınca, ilamsız icra takiplerinde yetkili icra dairesinin belirlenmesinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanır. Bu kurallara göre;
| Genel Yetkili İcra Dairesi | HMK madde 6 gereğince, borçlunun yerleşim yerindeki (ikametgahındaki) icra dairesidir. |
| Sözleşmeden Doğan Para Borçlarında Yetki | HMK madde 10 uyarınca, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Eğer sözleşmede aksine bir şart yoksa, para borçları “götürülecek borçlardan” olduğundan, alacaklının kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip başlatma hakkı vardır. |
Borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrinde icra dairesinin yetkisiz olduğunu düşünüyorsa (örneğin; “Ben Ankara’da yaşıyorum, sözleşme de yok, alacaklı neden İstanbul’da takip başlatmış” diyerek), yasal 7 günlük süre içinde “Yetki İtirazında” bulunabilir. Geçerli bir yetki itirazı, tıpkı borca itiraz gibi icra takibini anında durdurur.
Sadece Yetki İtirazı Halinde İtirazın İptali Davası Açılabilir Mi?
İşte icra hukukunun en çok hata yapılan ve teknik bilgi gerektiren kilit noktası burasıdır: Eğer borçlu, icra dairesine verdiği dilekçede borcun esasına (borçlu olduğuna, miktara veya faize) hiçbir itirazda bulunmayıp SADECE takibin yapıldığı yer icra dairesinin yetkisine itiraz etmişse, bu itirazı hükümden düşürmek için “İtirazın İptali Davası” AÇILAMAZ!
İtirazın İptali Davaları, yapıları gereği genel mahkemelerde (Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, İş veya Tüketici Mahkemeleri) görülen ve borcun maddi hukuk bakımından gerçekten var olup olmadığını (esası) inceleyen davalardır. Oysa borçlu “sadece yetkiye” itiraz ettiğinde, hukuken borcu zımnen (örtülü olarak) kabul etmiş sayılır.
Ortada “borcun varlığına” dair bir uyuşmazlık kalmamıştır; tek uyuşmazlık, bu borcun hangi şehirdeki icra dairesi tarafından tahsil edileceğidir. Genel mahkemeler, sadece bir icra dairesinin yetkili olup olmadığını tespit etmek için iptal davası yürütemezler.
Sadece Yetki İtirazı Varsa Hangi Yola Başvurulmalıdır?
İcra ve İflas Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları bu durumun çözümünü net bir şekilde belirlemiştir:
- Borçlu sadece yetkiye itiraz etmişse, bu yetki itirazının kaldırılması için alacaklı tarafından doğrudan İcra Mahkemesi’ne (İcra Hukuk Mahkemesi) başvurulması zorunludur.
- İİK madde 50’nin ikinci fıkrası uyarınca icra mahkemesi, alacaklının “yetki itirazının kaldırılması” talebini inceler ve önce yetki meselesini tetkik ederek kesin surette karara bağlar.
- Eğer icra mahkemesi sizin (alacaklının) haklı olduğunuza ve icra dairesinin yetkili olduğuna karar verirse, yetki itirazı kesin olarak kaldırılır.
- En Büyük Avantaj: Borçlu sadece yetkiye itiraz edip borca itiraz etmediği için, icra mahkemesinin bu kararıyla birlikte icra takibiniz doğrudan kesinleşir. Artık borcun esası için yıllarca dava beklemenize gerek kalmaz, derhal borçlunun mallarına, banka hesaplarına ve araçlarına haciz koyma aşamasına geçebilirsiniz.
Eğer bu kuralı bilmeyen bir kişi veya vekil, sadece yetki itirazı olan bir dosyada gidip Asliye Ticaret veya Asliye Hukuk Mahkemesinde “İtirazın İptali Davası” açarsa; mahkeme “Dava şartı yokluğu ve hukuki yarar bulunmaması” sebebiyle davayı usulden reddedecek, aylarınız boşa gidecek ve üstüne karşı tarafa (borçluya) yüklü miktarda vekalet ücreti ödemek zorunda kalacaksınız.
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
Hem Yetkiye Hem Borca Birlikte İtiraz Edilirse Süreç Nasıl İşler?
Borçlular genellikle yetki itirazını tek başına yapmazlar; “Öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz ediyorum, ayrıca böyle bir borcum da yoktur” diyerek hem yetkiye hem de esasa (borca) itiraz ederler. Bu senaryoda hukuki yol haritası tamamen değişir.
Borçlu yetki itirazı ile birlikte borca da itiraz etmişse, alacaklının elindeki belgelerin gücüne göre önünde iki seçenek belirir:
- İtirazın Kesin Kaldırılması (İcra Mahkemesi): Eğer alacaklının elinde İİK m. 68’de sayılan (imzası borçlu tarafından ikrar edilmiş bir senet, noter tasdikli sözleşme, resmi makbuz vb.) kesin ve güçlü belgeler varsa, alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak hem yetki itirazının hem de borca itirazın kesin olarak kaldırılmasını isteyebilir.
- İtirazın İptali Davası (Genel Mahkemeler): Eğer alacaklının elinde İİK m. 68’de yazılı bu nitelikli belgelerden biri yoksa (örneğin sadece faturaya, teslim fişine, cari hesaba veya şahit beyanlarına dayanıyorsa), alacaklı icra mahkemesine gidemez. Bu durumda alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemelerde (Ticaret, Tüketici, Asliye Hukuk vb.) İtirazın İptali Davası açmak zorundadır.
Mahkemenin Yetki İtirazını Öncelikli Olarak İnceleme Zorunluluğu
İtirazın iptali davası açtığınızda, mahkemenin izleyeceği usul Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla katı bir şekilde kurallara bağlanmıştır. Davalı (borçlu), icra dairesinde yetki itirazında bulunmuşsa, itirazın iptali davasını gören mahkeme, borcun esasına girmeden önce mutlaka icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemek zorundadır.
Bu incelemenin özellikleri şunlardır:
| Mahkemenin Kendi Yetkisi Önemli Değildir | İtirazın iptali davasında davalı, mahkemenin yetkisine itiraz etmiş olsun veya olmasın, hakim öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. |
| Geçersiz Takip Kuralı | Eğer mahkeme, icra takibinin başlatıldığı icra dairesinin gerçekten “yetkisiz” olduğuna karar verirse, hukuken ortada usulüne uygun başlatılmış “geçerli bir takip” yok demektir. Geçersiz takibe dayalı olarak itirazın iptali davası açılamayacağı için, mahkeme davanın reddine karar verir. (HGK 13/11/2013 tarihli ve 2013/10-395 E. 2013/1568 K. sayılı kararı). |
| Borçlunun Kurnazlığına Dikkat | Davalı borçlu, icra dairesine gidip sadece borca itiraz etmiş ve icra dairesinin yetkisine itiraz etmemişse, kanunen icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Ancak Yargıtay kararlarına göre bu kabul, itirazın iptali davasının görüleceği genel mahkemenin yetkisini de kabul ettiği anlamına gelmez. İcra dairesinin yetkisine itiraz etmeyen borçlu, mahkeme aşamasında “Bu mahkeme yetkisizdir” diyebilir. |
Yargıtay Kararları Işığında Yetki İtirazının Değerlendirilmesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) ve ilgili hukuk daireleri, icra dairesinin yetkisi ile mahkemenin yetkisi arasındaki ilişkiyi ve itirazın iptali davalarının sınırlarını sayısız emsal kararla çizmiştir.
Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre; “İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır.” (Yargıtay HGK 28/03/2001 tarih, 2001/19-267 E., 2001/311 K. ile Yargıtay HGK 20/03/2002 tarih, 2002/13-241 E., 2002/208 K.).
Bu emsal kararlar, icra takibinin başlatıldığı ilk adımın (icra dairesinin seçiminin) ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Şayet baştan yanlış icra dairesinde takip açarsanız ve borçlu buna süresinde yetki yönünden itiraz ederse, sonrasında açacağınız itirazın iptali davası “geçersiz takip” gerekçesiyle reddedilecektir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 17/11/2015 tarihli kararında da açıkça vurgulandığı üzere; “Mahkemenin yargı çevresinde yapılmış geçerli bir takip yoksa, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur”.
Bu durum alacaklı için büyük bir yıkım demektir; çünkü yetkisiz icra dairesinde açılan takip iptal edilecek, alacaklı yetkili icra dairesinde yeniden harç ödeyerek yeni bir takip başlatmak zorunda kalacak ve aradan geçen zamanda borçlu malvarlığını kaçırma fırsatı bulacaktır.
İcra Süreçlerinde Usul Hatalarının Bedeli ve Avukat Değerlendirmesi
Borçlunun dilekçesinde sadece yetkiye itiraz ediyorum yazıyorsa bu sizin için aslında bir avantaj. Böyle bir durumda itirazın iptali davası değil, İcra Mahkemesine yapılacak itirazın kaldırılması başvurusu doğru yol.
Borca itiraz edilmediği ve yetki itirazının da haksız olduğu ispatlanırsa, yıllar sürecek bir davaya gerek kalmadan doğrudan haciz aşamasına geçilebiliyor.
Yalnızca yetkiye itiraz edilmesi, borca itiraz edilmediği anlamına gelir ve bu ayrım izleyeceğiniz yolu tamamen değiştirir. Borca itiraz edilmediği için ortada iptal edilecek bir borç itirazı yoktur; dolayısıyla itirazın iptali davası açmanıza gerek kalmaz. Yapılması gereken, yetki itirazının kaldırılmasını icra mahkemesinden istemektir. Bu inceleme dosya üzerinden yapılır ve mahkeme yetkili icra dairesini belirler; yetkili görülen icra dairesinde takibe kaldığı yerden devam edilir ve yeniden ödeme emri tebliğine gerek kalmaz.
Borçlu hem yetkiye hem borca itiraz etmişse durum farklıdır; bu hâlde önce yetki itirazı çözülür, ardından borca itiraz için 67. maddedeki bir yıllık süre içinde itirazın iptali davası açılır ya da elinizde 68. maddedeki belgelerden biri varsa altı ay içinde itirazın kaldırılması istenir.
Bu nedenle itiraz dilekçesini dikkatle okuyup neye itiraz edildiğini tespit etmek ilk iştir. İtirazın kaldırılması ile iptali arasındaki farkı ayrı bir yazıda ele aldık. İtirazın İptali Davaları alanındaki deneyimimizle, itirazın kapsamını belirleyip doğru yolu seçmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Borçlu icra takibine karşı borcu inkar etmeyip SADECE yetki itirazında bulunursa ne yapmalıyım?
Borçlu sadece yetki itirazında bulunup borca itiraz etmediğinde borcu hukuken örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Bu durumda genel mahkemelerde (Asliye Hukuk, Asliye Ticaret vb.) yıllar sürecek bir İtirazın İptali Davası AÇILAMAZ. Alacaklı olarak doğrudan İcra Mahkemesi’ne başvurarak “Yetki İtirazının Kaldırılması” talep edilmelidir. Mahkeme yetki itirazını kaldırdığı an icra takibiniz doğrudan kesinleşir ve derhal haciz aşamasına geçebilirsiniz.
-
Sadece yetki itirazı olan dosyada yanlışlıkla İtirazın İptali Davası açarsam ne olur?
Bu durum çok ağır bir usul hatasıdır. Genel mahkeme, ortada maddi hukuk anlamında “borcun varlığına” dair bir uyuşmazlık bulunmadığı ve sadece icra dairesinin coğrafi yetkisinin tartışmalı olduğu gerekçesiyle davanızı “hukuki yarar ve dava şartı yokluğu” nedeniyle esasa girmeden doğrudan reddeder. Bu durumda aylarınız boşa gideceği gibi borçluya yüklü bir avukatlık vekalet ücreti ve mahkeme masrafı ödemek zorunda kalırsınız.
-
Borçlu icra takibine karşı HEM yetkiye HEM de borca birlikte itiraz ettiyse hukuki süreç nasıl işler?
Borçlu hem yetki hem borç itirazını aynı anda yaptıysa takibiniz durur. Elinizde İİK m. 68 anlamında güçlü yazılı belgeler (noter senedi, imzası kabul edilmiş adi sözleşme vb.) varsa İcra Mahkemesi’nde “İtirazın Kaldırılması” davası açabilirsiniz. Elinizde bu belgeler yoksa (fatura, cari hesap veya şahit beyanına dayanıyorsanız) 1 yıl içinde genel mahkemede “İtirazın İptali Davası” açmanız zorunludur.
-
Hem yetki hem borç itirazı olan dosyada açılan İtirazın İptali Davası’nda mahkeme neyi inceler?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, itirazın iptali davasını gören genel mahkeme, borcun esasına ve haklılığınıza bakmadan önce MUTLAKA icra takibinin başlatıldığı icra dairesinin yetkili olup olmadığını öncelikli olarak incelemek zorundadır. Mahkemenin kendi yetkisine itiraz edilip edilmemesi bu kuralı değiştirmez.
-
Mahkeme icra dairesinin yetkisiz olduğuna karar verirse davanın kaderi ne olur?
Eğer davanızı gören mahkeme icra takibini başlattığınız icra dairesinin yetkisiz olduğuna kanaat getirirse, hukuken usulüne uygun başlatılmış “geçerli bir icra takibi” bulunmadığı gerekçesiyle davanızı doğrudan reddeder. Bu durumda takibiniz düşer, harçlarınız yanar ve yetkili icra dairesinde sıfırdan, yeniden harç ödeyerek yeni bir icra takibi başlatmak zorunda kalırsınız.
-
Sözleşmeden doğan para alacaklarında icra takibi hangi şehirdeki icra dairesinde başlatılmalıdır?
İcra hukukunda genel yetkili yer borçlunun yerleşim yeridir. Ancak HMK m. 10 uyarınca sözleşmeden doğan para borçları “götürülecek borç” niteliğinde olduğundan, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa alacaklının kendi yerleşim yerindeki (ikametgahındaki) icra dairesi de tam yetkilidir. Dolayısıyla kiralayan veya sözleşme alacaklısı kendi şehrinde güvenle icra takibi başlatabilir.
-
Borçlu icra dairesine sadece borca itiraz edip yetki itirazı yapmadıysa, mahkemede yetki itirazı yapabilir mi?
Evet, yapabilir. İcra dairesine yetki itirazında bulunmayan borçlu, icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır ve icra dairesinin yetkisi kesinleşir. Ancak Yargıtay içtihatlarına göre icra dairesinin yetkisini kabul etmek, itirazın iptali davasının açılacağı mahkemenin yetkisini de kabul etmek anlamına gelmez. Borçlu, genel mahkemedeki davanın ilk duruşmasında mahkemenin yetkisiz olduğunu ileri sürme hakkına sahiptir.








